Yaşadıklarımdan neler öğrendim?

Aylin LİVANELİ

Çığır Oğuz adlı okur, çok güzel bir yazı göndermiş. İnsanın değişik yaşlarda neler öğrendiğini anlatan bu yazıya birlikte bir göz atalım istedim.

YAŞ 5: Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu,

YAŞ 9: Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini,

YAŞ 16: Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun, bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu,

YAŞ 17: Annemle babamın elele tutuşmalarının ve öpüşmelerinin beni daima mutlu ettiğini

YAŞ 18: Bazen hayvanların kalbimi insanlardan daha çok ısıttığını,

YAŞ 21: İlk gençlik yıllarımın keder, şaşkınlık, ıstırap ve aşktan ibaret olduğunu,

YAŞ 28: Aşkın kalbimi kırabileceğini ama buna değer olduğunu,

YAŞ 31: Bir arkadaşı kaybetmenin en kestirme yolunun ona borç para vermek olduğunu,

YAŞ 33: Önemli olanın başkalarının benim için ne düşündüğü değil, benim kendi hakkımda ne düşündüğüm olduğunu,

YAŞ 35: Eşimin beni hálá sevdiğini, tabakta iki elma kaldığında küçüğünü almasından anlayabileceğimi,

YAŞ 36: Bir insanın kendine olan güveninin, başarısını büyük oranda etkilediğini,

YAŞ 40: Annemin beni görmekten her seferinde sonsuz mutluluk duyduğunu,

YAŞ 41: Yalnızca minik bir kart göndererek bile birinin hayatını aydınlatabileceğimi,

YAŞ 45: Herhangi bir işi yaptığımdan daha iyi yapmaya çalıştığımda, o işin yaratıcılığa dönüştüğünü,

YAŞ 57: Sevgi evde üretilmemişse, başka yerde öğrenmenin çok güç olabileceğini,

YAŞ 63: İnsanların bana izin verdiğim biçimde davrandıklarını,

YAŞ 66: Küçük kararları aklımla, büyük kararları ise kalbimle almam gerektiğini,

YAŞ 71: Mutluluğun parfüm gibi olduğunu, kendime bulaştırmadan başkalarına veremeyeceğimi,

YAŞ 78: İyi kalpli ve sevecen olmanın, mükemmel olmaktan daha iyi olduğunu,

YAŞ 83: Sancılar içinde kıvransam bile başkalarına başağrısı olmamam gerektiğini,

YAŞ 92: Kiminle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar olduğunu,

YAŞ 93: Öğrenmem gereken daha birçok şey olduğunu

öğrendim.

Bilmecenin cevabı

Böyle olacağını bilmem gerekirdi.

Mahvoldum. Geçen hafta bir bilmece verip doğru cevabı bilenler bana göndersin demiştim ya, göndermişler.

Cevapların çoğu doğru.

Bu iyi de, bir de cevabın arkasına eklemişler: ‘‘Sen de bunu çöz de görelim!’’ diye.

- Teker teker gelin lütfen. Ben bir kişiyim, siz kaç kişi?

- Hadi bakalım Aylin, şimdi işin yoksa otur, bütün hafta bilmece çöz.

Doğru cevabı vermeden önce geçen haftaki bilmeceyi tekrarlayalım:

7 adet pinpon topunuz var.

6 tanesi aynı ağırlıkta, diğeri daha ağır.

Bir tartıyı en fazla 2 kez kullanarak ağır olan topu nasıl bulursunuz?

Maalesef cevap, ‘‘pinpon toplarını yere atarım, en az seken hangisiyse ağır olan top odur’’ değil.

Doğru cevap: 1. Terazinin her iki tarafına üçer top konur. Her iki tarafta da dengedeyse, terazide olmayan top ağırdır.

2. Denge bozulur, bir taraf ağır gelirse, ağır top o taraftadır.

3. Ağır olan taraftaki üç toptan ikisi alınır, biri bir tarafa, diğeri öbür tarafa yerleştirilir.

Her iki taraf dengedeyse, terazide olmayan top ağırdır.

4. Bir taraf ağır gelirse, ağır top bulunmuştur.

Birçok okuyucu bilmeceyi, başlangıçta topları teraziye ikişer ikişer koyarak bulmuş. Bu yöntemin sonucu da doğru. Ama daha kestirme ve basit olduğundan, Goldman & Saks yetkilileri, yukarıdaki yöntemi tercih ediyorlar.

Hüseyin Özcan adlı okur, her iki yöntemi de yazıp göndermiş ve yukarıdaki (üç top) yöntemin, risk alabilen bir yöneticinin izleyeceği yöntem olduğunu ve büyük şirketlerin böyle yöneticileri tercih ettiğini, diğer yöntemin ise daha emin ve dolambaçlı olduğunu belirtmiş. (Hüseyin Bey mesleğini yazmamış.)

Gelen mesajların çokluğundan, mailboksum dolduğu için bazıları sanırım geri gitmiş ya da elime ulaşamamış. Bundan dolayı üzgünüm.

Bana ulaşarak, doğru cevapları veren ilk isimler şunlar:

Önder Eren, Burçak Erbil, Elif Gazel, İlhami Seven, Gizem Turan, Devrim ve Yiğit Şahinbeyoğlu, Birol Kalpaklı, Hülya Kökdemir, Evren Tuğtaş, Dilek Atik, Dilde Mahalli, Cem Erman, Emrah Aslan, Gonca Solmaz, Melih Taze, Fuat Demer, Aslı Gürkan, Cem Gedikoğlu, Cemal Soysal, Müge Kaysalıoğlu, Ebattal, Ayşe Özgür, İpek Yassa, Celal Dinçel, Sadık Akdağ, Leyla Sayın, Hakan Demirhan, Yavuz Otar, Volkan Gür, Cancer, Güngör Akyıldız, Şebnem Bulut, Metehan Haspolat, Ömer Çakmak, Gün Pulhan, Pınar Anteplioğlu, Fatih Adalı, Mine Karahan Gürünlü, Fikret Çevik, Osman Turhan, Şebnem Yalçıntaş, Cem Karako, Turgut Tulunay, Baha Karabulut, Ebru ve Cenk Borluk, Murat Arat, Türkán Taşçıoğlu, Yavuz Otar, Osman Koç, Suphi Toplu, İlhami Seven, Metin Çelikmez, Metin Genç, Gül Kaya, Enver Tatlıcıoğlu, Stansmile, Serkan Akın, Bülent Erkmen, Taylan Yapıcı, Cem Sürmen, Cecil Uzel, Alp Akgül, Çağla Çavuşoğlu, Bedaia Akyar, İdil İman, Yasemin Yalçınkaya, Hakan Kutlualp, Hande Duru, Onur Çelikel, Hüseyin Özcan, Burak Bilgici, Serkan Öztürk, Aydan, Ali Yıldırım, Derya Alsancak, Mehmet Atilla, Selin Bilgin, Serdar Kaya, Fatih Kürşat Cansu, Nilüfer Yıldırım, Nuran Kahya, Halit Alhan, Özen Yeniçeri, Alp Kırmaz, Önder Cırık, Cansel Turgut, Mahmoud El Hassan, Hasan Ali Gözeri, İlnarak, Alp Sanlı, Selda Akdeniz, Hayrullah Kostereli, Oğuz Karakaş, Bertan Gürol, Doruk Merdol, Fatma Reyhan Abar, Hatice-İnanç Erol, Koray Mutlu, Ergun Türeoğlu, Mustafa Varank, Kaan Tuna, Ümit Güney, Erol Geçgel, Hasan Erer, H.İbrahim Özyürek, Ömer Üresin, Kavacık'tan Murat, Bülent Perü, Oğuzhan Andiç, Metin Tüzün, Çapkın Murat, Aynur Devlet.

TEBRİKLER

Bir bu kadar da diğer yöntemi takip ederek doğru cevabı bilen var ama onların da isimlerini sıralamaya kalkarsam, köşemi aşmak zorunda kalırım, buna da patronumun izin vereceğini pek sanmıyorum. Geçerli yöntem olarak üçlü top yöntemini kabul ettiğimizden, bilmeceyi o şekilde çözenlerin isimlerini yazdım.

Bana mesaj gönderen ve faks çeken okuyucuların bazıları, üniversite mezunu olduklarını, birkaç lisan bildiklerini ve bilmeceyi kolaylıkla çözdüklerini ama hálá işsiz olduklarını söylüyorlar.

Çünkü, bir okurun deyimiyle, bizde de işe alınmak için başvuran adaylara sorular soruluyor ama bu sorular daha çok ‘‘Dayın var mı?’’ şeklinde oluyor.

AÇIKLAMA

Geçen haftaki bilmece yazısında ‘‘mülakat’’ yerine İngilizce ‘‘interview’’ kelimesini kullanmamı yadırgamış bir okur. Mümkün olduğu kadar yazılarımda eski kelimelere yer vermemeye çalışıyorum.

‘‘Mülakat’’ da çok eski bir kelime olduğundan, şu anda konuşma dilimizde daha geçerli olan ‘‘interview’’ kelimesini tercih ettim.

Umarım bu eski kelimelerin yeni Türkçeleri çıkar, biz de İngilizce ya da Fransızcalarını kullanmaktan vazgeçeriz.

Haberle ilgili daha fazlası: