GeriKelebek Uçuşan bir koleksiyon yaptı kendine de kanat taktı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Uçuşan bir koleksiyon yaptı kendine de kanat taktı

Uçuşan bir koleksiyon yaptı kendine de kanat taktı
refid:18208424 ilişkili resim dosyası
Abone Olgoogle-news

Bir moda tasarımcısı düşünün... Sıraselviler’deki atölyesi 21 yıldır tıkır tıkır işlesin, her sezon yepyeni koleksiyonlar yapsın ama o toplasanız basına 10 kere ya çıksın ya çıkmasın. Figen Özdenak çok enteresan bir kadın.

Tansu Çiller’i ve Emine Erdoğan’ı giydirdiği dönemde bir-iki yere konuştu ama sonra sustu, sadece işini yaptı, sadık müşterilerini mutlu etti ve bununla yetindi. Ama 2011, onun için farklı bir yıl. Sanki ikinci baharı. Renk ve dekolteyle barıştı. Yaz için uçuşan ve tiril tiril tasarımlardan oluşan ‘Uçanlar’ adlı bir koleksiyon yaptı. Bu vesileyle kendine de kanat taktı. İş Kule ve W Otel’den sonra dört mağaza daha açıyor ve artık konuşuyor

“Gönlümün ve ruhumun istediği kıyafetleri, hiçbir yerde bulamıyordum”... Figen Özdenak moda dünyasına girişini bu tek cümleyle özetliyor. Önce kendisi, sonra yakın çevresi için tasarım yapmaya başladı. Ama sonra işler ummadığı kadar büyüdü. Bir gelen bir daha geldi. Gelirken yanında eşini dostunu da getirdi. İsmi kulaktan kulağa yayıldı. Çünkü piyasadakilerden farklıydı, modanın dediğinin tersini yapıyor, müşterilerini şaşırtmasını biliyordu.
Çıkış noktası ceket ve pantolondu. O yıllarda pantolon giyen kadın pek azdı. “Ben Türk kadınına pantolon giydireceğim” dedi ve dediğini yaptı. Hatta Türkiye’nin ilk kadın başbakanına bile pantolon giydirdi. Tansu Çiller o pantolonla siyaset sahnesinde dikkat çekti.  Figen Özdenak hayatımıza da böylece girdi. Onu Tansu Çiller’in modacısı olarak tanıdık. O günleri şöyle anlatıyor: “Tansu Çiller için tasarım yapmak ilk zamanlarda benim için görevdi. Sonra gönlüm onu çok sevdi. Arkadaş olduk. Yakınlaştıkça olay çok değişti. Daha keyifli çalışmaya başladık.”

14 YIL ORTADAN KAYBOLDU

Tansu Çiller’i sevdi sevmesine de, Tansu Çiller’in modacısı olmayı sevmedi: “Başbakanla çalıştığım için suyun akışını kontrol edemedim. Oysa ki, ben bu kadar çok tanınmak istemiyordum. Özel hayatım özel olmalıydı” diyor.
Tansu Çiller’in başbakanlığı sona erince Figen Özdenak tekrar saklandı. Nereden baksanız 14 yıldır ortalarda yok. Şöhretin çok da iyi bir şey olmadığını düşünüyor: “Gökmen ve Yasin Özdenak’ın kardeşiyim. Benim beynimdeki kaset, şöhretin iyi bir şey olmadığını hatırlıyor. Bu işe başladığım ilk günden beri çok büyümek istemiyorum. Tasarım benim için bir hobi. Atölyem evim gibi. Para kazanmak gibi bir endişem hiç olmadı. Çünkü paradan daha değerli şeylerin olduğunu biliyorum. Her gün bireysel gelişimim için çabalıyorum. Bazen sokakta benim giysilerimi giyen hanımlarla karşılaşıyorum. “Nereden aldınız?” diye soruyorum. Bana dükkanımı tarif ediyor, adımı söylüyor ama beni tanımıyor. “O benim” diyemiyorum. Benim demekten hoşlanmıyorum. Galiba egom çok düşük.”
Peki şimdi ne oldu da bu röportajı veriyor? Figen Özdenak artık tasarımlarına haksızlık ettiğini düşünüyor: “Ben değil de kıyafetlerim tanınmayı hak ediyor” diyor. Tasarım yaparken yaşamdan etkileniyor. Kadınları iyi analiz ediyor. Onları rahat ettirmenin farklı yollarını arıyor ve yaptığı koleksiyonun yüzde doksanını satıyor. İlk mağazasını 10 sene önce İş Kuleler’de açtı. İkincisini de W Otel’in içinde. İkisi de tıkır tıkır işliyor. Yakında dört yeni mağaza birden geliyor.

ARTIK DERİN DERİN NEFES ALIYORUM

Figen Özdenak ‘neden şimdi’yi anlatmaya devam ediyor: “Geçen iki yıl boyunca enteresan bir arınma dönemi geçirdim. Arındım, değiştim, dönüştüm. Tüm bunları doğru nefes almayı öğrenerek çözdüm. Artık farklı bir Figen Özdenak var. Derin derin nefes alıyorum, resmen uçuyorum. Uçan bir koleksiyon yaptım ve kendime de kanat taktım. Renklerle barıştım. Sadece siyah beyazla olmadığını insanın ara tonlara da ihtiyaç duyduğunu anladım. Daha neşeli ve pozitif bir bakış açım var artık. Öyle bir ruh değişimi yaşadım ki, 110 parçalık bir koleksiyon ortaya çıktı. Üç-dört renk üst üste giyilen şifonlar, çok iddialı. Dekolteyle de barıştım artık. Kapatmaya karşıyım. Kapalı kapıları açmak gerek. Ancak o zaman özgürleşebiliriz. Daha az ciddi şeyler tasarladım bu yaz. Ciddiyetin ne önemi var bu çağda? Bence çok ‘out’ bir algı. Her şeye neşeyle bakmak, dalga geçmek ve espri üretmek ‘in’.”

POLİTİKACILARI BIRAKTIM SINIRLARIMI AŞTIM

Politikayla hiç ilgim yok artık. O öyle bir furyaydı, geçti. Belki politikacılardan uzaklaşabildiğim için de bu kadar özgürleştim. Arzu ettiğimi yapabilme özgürlüğüne kavuştum. Çünkü politika gri yüzüyle insanı sınırlandırıyor. Benim sınırlarımı Türkiye’ye gelen yabancı markalar da belirledi açıkçası. Bizler çok büyük balıkların olduğu bir denizde hayatta kalmaya çalışıyoruz artık. Farklı ve özgün şeyler yapmak zorundayız. Sınırları sevmiyorum. Kadını çok rahat ve özgür bırakmak gerek. Onun kendi yaratıcılığını devreye sokmasına kıyafeti bir kemer, bir takı ya da üzerine başka bir şey giyerek farklılaştırmasına izin vermek gerek.

ÇOK YOLLAR YÜRÜMÜŞ KADINLAR İÇİN

Çok sadık sezon müşterilerim hâlâ var. Geliyorlar birlikte gardırop yapıyoruz. Beden sınırlamam asla yok. İddia ediyorum tasarladığım elbise 36 beden üzerinde de 44 beden üzerinde de aynı güzellikte duruyor. Yeter ki, kadın taşımasını bilsin. Yola yeni çıkmış değil de, zaten çok yollar yürümüş kadınlar için üretim  yapıyorum. Stil sahibi olmak sadece giysiyle olmuyor. Yaşadığınız mekandan kullandığınız arabaya her şeyinize yansıyor. Ben stil sahibi olmayı çok önemsiyorum çünkü ancak o zaman kendinizi ifade edebiliyorsunuz.

Los Angeles’ta sizin için alışveriş yapan biri var

Liliabella.com sadece bir alışveriş sitesi olarak görünebilir. Ama üye olup sayfalar arasında gezindikçe orada sizi düşünen biri olduğunu hissediyorsunuz. O kişinin ismi Seren Gülen. Geçmişte New York ve Los Angeles’ta pek çok markanın satın almasında çalışan Gülen, orada yaşıyor, moda tasarım mezunu. Tory Burch, Michael Kors, Ralph Lauren, Coach, American Apparel, Victoria’s Secret, DKNY ve Calvin Klein gibi markalardan sizin için ürün seçiyor, gelecek vaat eden genç tasarımcıları tanıştırıyor. Kadın, erkek, çocuk ürünleri ve ev aksesuvarlarına yer veren sitesinde herbir parçayı tek tek seçiyor

-  Tutkusunu işi haline getirmiş şanslı kadınlardansınız sanırım?
- Kesinlikle. Modayı çok büyük bir merakla izliyorum, sürekli yeni tasarımcıları, markaları araştırıyorum. Her ne kadar birçok büyük marka köklerine dönüp, geleneksel ürünlerini güncelliyorsa da, bu vizyonu inovatif yaklaşımlarla buluşturabilen markalar dikkatimin odak noktasında. Hepimize heyecan veren dünyaca ünlü markaların yanı sıra hiç bilinmedik, belki de kıyıda köşede kalmış bir tasarımcının gerçekten değerli olduğuna inandığım ürünlerini keşfetmek büyük bir heyecan.
- Los Angeles’ın önemi nedir peki?
- Los Angeles ve New York’un çok heyecan verici olduğunu düşünüyorum. Çünkü her an yeni bir tasarımcı ve bir marka öne çıkabiliyor. Her iki şehirde de alışveriş ve birbirinden oldukça farklı olsa da stil sahibi olabilmek lokaller için büyük önem taşıyor. Bu şehirler, yaşadığım ve alışveriş güdülerimi en çok tetikleyen şehirler. Çok fazla seyahat edip farklı yerlerden beslenmeye çalışıyorum. Tabii ki Londra, Paris ve Milano birbirinden farklı stilleri ve markalarıyla her zaman önemini koruyor. Ancak son yıllarda Kuzey Avrupa ülkelerini yakından takip ediyorum. Lilabella.com için çok uzun vadeli bir stratejik planlama yaptık.
- Los Angeles’a sizi hangi rüzgarlar attı?
-  İlk önce tasarım okumak için geldim, sonra da yaşamaya karar verdim. Los Angeles ve New York’ta birçok farklı markanın tasarım ve satın alma bölümlerinde görev aldım. Şimdi de 2000’den beri, Amerika’da biriktirdiğim deneyimi Lilabella.com aracılığıyla ülkeme yansıtmak istiyorum.
-  En yakın arkadaşım gibi ürün seçip, siteye koymayı nasıl becerebiliyorsunuz? 
- İlk yola çıktığımızda karar verdiğimiz en önemli nokta, üyelerimizle birebir iletişimdi. Hatta geçtiğimiz yıl sitenin ismi bile daha belli olmadan, ilk toplantımızdaki gündem konumuz açacağımız site ve üyeleri arasında bir arkadaşlık ilişkisi yaratabilmekti. Lilabella.com olarak butik bir site yapılandırmayı amaçladık. Bu site gerçekten de üyelerinden gelen her yorumu, öneriyi dikkate alacak ve samimi olacak. Klişelerden uzak durmak ve sunduklarımız kadar üyelerimizin bizi yönlendirmesini isitiyoruz. Örneğin geçen hafta Tory Burch butiğimiz açılmıştı fakat ilk etapta artık markanın ikon ürünü haline gelen Reva balerin ayakkabıları koymamıştık. Bir üyemizden bu ayakkabıların satılması için gelen talebi anında değerlendirdik ve işlemleri başlattık.
- Üyelerinizin ne istediğini nasıl biliyorsunuz?
- İlk günden beri de tüm alışveriş yapan üyelerimizi renk, beden ve marka gibi tercihleri konusunda takip ediyoruz. Tüm bu bilgiler ve üzerine ekleneceklerle onların stiline uyacağına inandığımız ürünleri herkesten önce onlarla buluşturma ayrıcalığını da sunacağız. 2005’te Amerika’da tüketici trendleriyle ilgili yayınlanan ve kesip sakladığım bir makale elime geçti. Altı yıl içinde tüketicilerin ürüne bakış açısında ne kadar çok şeyin değiştiğini bana net olarak özetledi. Internetle birlikte artık herkes her ürüne çok rahat bir şekilde ulaşabiliyor. Bu da markalara sadakatin azalmasına neden oluyor. Öyle ki, Amerika e-ticaret konusunda en tecrübeli ülkeyken bile web dünyasında her an farklı bir markaya, siteye geçiş yaşanıyor. Lüksün de son birkaç sene içinde dinamikleri fazlasıyla değişti. Artık exlucive ürünlerden ziyade bireysellik ön planda.
- Ulaşım ve kargo gibi sorunlar yaşanıyor mu? Kaç günden teslim edebiliyorsunuz siparişleri?
- Bu konuya çok dikkat ediyoruz, ürüleriniz iki-yedi gün arasında, özel Lilabella kutuları içinde teslim edilmiş oluyor. Şu ana kadar hiçbir problem yaşamadık. Ayrıca eğer bir doğumgünü ve yıldönümü hediyesi gönderiyorsanız, bu bilgiyi paylaşmanız durumunda sizin özel notunuzla ulaşımı sağlanıyor.

KULLANMAYACAĞIMIZ ÜRÜNE SİTEDE YER VERMİYORUZ

- Şimdiye kadar en çok ne sattınız?
- Coach çantalara, özellikle de clutch’lara ciddi bir ilgi oldu. American Apparel özellikle genç ve sokak modasını takip edenlerin beğendiği cool bir marka. İlk etapta Türk tüketicisinin yakından tanıdığı Ralph Lauren, Victoria’s Secret, Tory Burch ve Lucky gibi markalara odaklandığımız için hepsi çok başarılı oldu.
- Türk kadınının hangi kategoriye ilgisi fazla?
- Bikinler çok büyük ilgi gördü. . Sonuçta Türkiye’de herhangi bir mağazadan bulunamayacak ve plajlarda kimseyle aynı modeli giyme ihtimali olmayan modeller doğal olarak, satışa sunulduğu dakika satılmaya başladı. Ayrıca çanta da gerçek bir tutku nesnesi.   Çantalar gibi heyecan yaratıyor.
- Kaç kategoride ürün var?
- Kesinlikle sınır yok. Lilabella.com’da bir gün etek satılırken, bir gün çok özel bir tasarımcının aydınlatmasını görecek, birgün çizme alırken birgün resimlerini tanıtmak isteyen genç bir ressamın işlerine sahip olabileceksiniz. Alanında çok deneyimli arkadaşlarım var. Amacımız kendi yolculuklarımızda beğendiğimiz, o üründen aldığımız keyfi ya da heyecanı üyelerimizle paylaşabileceğimiz pek çok ürünü bir araya getirmek. Ancak bir kararımız var ki, ekibimizin kullanmayacağı hiçbir ürüne sitemizde yer vermeyeceğiz.
- En çok nereden sipariş alıyorsunuz?
- Üyelerimizin yüzde 94’ü İstanbul’dan, dolayısıyla da en çok sipariş veren şehir.
- Hangi bedene talep var en çok?
- Kesinlikle medium beden öne çıkıyor.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle