Türkiye’de haber kanalı enflasyonu yaÅŸanıyor

Güncelleme Tarihi:

Türkiye’de haber kanalı enflasyonu yaşanıyor
Oluşturulma Tarihi: Kasım 01, 2004 00:00

Karne heyecanı yaÅŸayan öğrenciler gibi her sabah reyting raporlarını beklediÄŸini belirten Kanal D Genel Yayın Yönetmeni Murat Saygı ile kapsamlı bir televizyon söyleÅŸisi yaptık. Saygı, ödenmeyen devlet kredilerinin yol açtığı haksız rekabeti, Türk kanallarının neden Avrupa’dakilerden daha dinamik olduÄŸunu ve prime-time psikolojisini tüm ayrıntılarıyla anlattı. BaÅŸarısının sırrını ise dürüstlüğüne baÄŸladı.Yaptığınız iÅŸte baÅŸrolü stres oynuyor deÄŸil mi? Televizyon yöneticisiyseniz, hayatınızın 24 saatini bu iÅŸe adamak zorundasınız. Her sabah reyting ölçümlerine bakarken kendinizi karne alan öğrenciler gibi hissediyorsunuz. Egosu yüksek yapımcı ve sanatçılarla girdiÄŸiniz psikolojik savaÅŸlar, kurumun sahibine karşı olan mali sorumluluk stresi de beraberinde getiriyor. Asıl iÅŸimiz ise herkesin evde yemeÄŸe oturduÄŸu prime-time’da baÅŸlıyor. Prime-time’ı bir elinizde cep telefonu diÄŸer elinizde uzaktan kumandayla takip etmek zorunda kalıyorsunuz. Tabii yayın politikanıza getirilen eleÅŸtiriler, yaÅŸadığınız teknik aksaklıklar vs... Kısacası bizim iÅŸte stres hiç eksik olmaz.-Televizyoncular sürekli eleÅŸtirilir. Genel sorunu özetleyin de rahatlayalım.Türk toplumunda her ÅŸey çok çabuk tüketiliyor. Amerika’da Çarkıfelek 30 yıldır devam ediyor, diziler yıllarca sürüyor. Bizde bir dizi 30 bölüm gitse büyük baÅŸarı kabul ediliyor. Ekonomik ve kültürel yelpazenin çok geniÅŸ olduÄŸu toplumlarda ortak beÄŸeniyi bulmak çok zor. Ä°stanbul’da normal karşılanan bir yaÅŸam biçimi DoÄŸu’da büyük bir töre sorununa dönüşebiliyor. Didaktik olsanız halk anlamıyor. AÄŸalı dizi yapılsa metropollerde yaÅŸayanlar, ‘Nedir bu köylü dizilerden çektiÄŸimiz’ gibilerden eleÅŸtirilerde bulunuyorlar. Yani Türkiye’de ortak payda da buluÅŸmak çok zor. - NTV’de cumartesi günleri 9 saati aÅŸan canlı spor yayınları ekrana geliyor, CNN TÃœRK, dansözlü talk-show programı yayınlamaya baÅŸladı. Yeni rakipleriniz haber kanalları galiba.Açıkçası Türkiye’de haber kanallarını her dakika izlettirecek haber malzemesi yok. Bazen bombalı saldırı gibi büyük terör olayları yaÅŸanıyor. Ama bu olaylara ulusal kanallar da aynı ciddiyetle yaklaşıyor. Ama her ÅŸeyde olduÄŸu gibi, Türkiye’de haber kanalı enflasyonu da yaÅŸanıyor. Hepsinden önemlisi haber kanalını destekleyecek ne reklam ne de izleyici pazarı var. Bu nedenle haber kanalları da reyting savaşında farklı alanlara kaymaya baÅŸladı. TRAJÄ°K BÄ°R DURUM VAR- Bizden daha fazla ulusal kanala sahip olan bir ülke var mı?Elbette yok. Türkiye’de tam 16 ulusal kanal var. Bu rakam gerçekten çok fazla. Kanal sayısını diÄŸer ülkelerle karşılaÅŸtırdığımızda durum daha da trajik bir hal alıyor. ÖrneÄŸin Ä°talya’da üç ulusal ve üç özel kanal var. Yunanistan’a bakıyorsun yine üç ya da dört tane ulusal kanal var. Ä°ÅŸin garibi bu ülkelerdeki reklam pazarı Türkiye’nin 10 katı daha fazla.- Bu kadar kanal nasıl ayakta duruyor. Sayı nasıl azalacak?Türkiye’de televizyonlar ana iÅŸi medya olmayan kuruluÅŸların elinde olduÄŸu sürece kanalların sayısında azalma olmaz. Söz konusu ÅŸirketler, medya organlarını faaliyet gösterdikleri diÄŸer yan kuruluÅŸlarla destekliyor. Reklam almayan bir kanal sürekli süspanse edilince baÅŸka amaçlar için elde tutulduÄŸu daha da netleÅŸiyor. Frekans ihalesi yapılmadığı sürece bu kanal enflasyonu devam eder.- Televizyon dünyasında yaÅŸanan rekabet açısından hangi ülkeye daha çok benziyoruz?Rekabet açısından Türkiye’yi benzeteceÄŸim ülke yok. Çünkü hiçbir ülkenin bizim kadar ulusal kanalı yok. Yurtdışında birçok ülkede köşeler paylaşılmıştır, kanal sayısı bellidir. Bizdeki gibi boÄŸazkesen bir rekabet ortamı hiçbir ülkede yok. - Bu durum haksız rekabete de neden oluyor deÄŸil mi?Nereden geldiÄŸi belli olmayan paralarla astronomik transferler yapıp dizi fiyatlarını yükseltiyorlar. Çünkü bu iÅŸten para kazanmak gibi bir dertleri yok. BaÅŸka amaçlar için bu kanaları ellerinde tutuyorlar. RTÃœK, TV kanallarının asıl sahiplerinin kimler olduÄŸunu açıklama yönünde deÄŸiÅŸtirildi. DoÄŸan Grubu dışında, hiçbir televizyon kuruluÅŸunun patronu hala gerçek deÄŸil. Bazı kanallar kapıcı ya da çaycıların üzerine kayıtlı. Kanalların kime ait olduÄŸu belli. Niye kimse çıkıp ‘Sen kimsin? Kim verdi sana bu parayı?’ diye sormuyor. Sorsalar o çaycı parayı patronun verdiÄŸini söyleyecek. Bu durumdan bile devlet para kazanabilir. Ortada vergisi ödenmesi gereken ticari bir para alışveriÅŸi söz konusu.- Kafa karıştırıcı iliÅŸkiler söz konusu galiba.Sürekli bir belirsizlik ortamı yaratılıyor. RTÃœK’e yapılacak ödemeler bile araya ÅŸirketler konularak engelleniyor. O kadar garip iliÅŸkiler söz konusu ki, geçmiÅŸ senelere baksanız devletten destek bulmak için kredi peÅŸinde koÅŸan, devletten aldığı krediyi geri ödemeyen o kadar çok medya patronu var ki. Geri ödenmeyen her kredi aslında bize karşı kullanılan haksız rekabet unsuru. Åžimdi düşünün televizyonun bir tanesi 100 milyon dolara bir kredi alıyor, bir kuruÅŸ geri ödemiyor. Ve 100 milyon doları maliyetleri artırarak hatta programlarımızı transfer ederek bize karşı kullanıyor. TRT HAKSIZ REKABET YARATIYOR- Son dönemde TRT’nin özel kanallarda girdiÄŸi büyük rekabeti nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?TRT gibi bir kurumun sosyal misyonunu koruyabilmek için izlenmek adına rekabete girmesini bir noktaya kadar anlamak mümkün. Ama devletin her kurumu gibi TRT de rasyonel çalışmalı. Normal bir ulusal kanal 400 kiÅŸiyle iÅŸlerken TRT’de neden 8 bini aÅŸkın insan çalışıyor. Bu 8 bin kiÅŸinin parasının ödenmesi için elektrikten, telefondan ve daha birçok yerden kesinti yapılıyor. Reyting savaşına girmeleri devleti ilgilendiren bir yayın politikası. Ama önemli olan haksız rekabeti ortadan kaldırmak. Demin saydığım kesintilerden trilyonlar elde ediliyor. BBC örneÄŸinde olduÄŸu gibi TRT’de sadece reklam geliriyle geçinmeli.- Yabancı kanalları izlerken insan sıkıntıdan patlıyor. Bizimkiler daha dinamik deÄŸil mi?Dinamik olmaya mecburuz da ondan. Türkiye’de sürekli kendini kollaman lazım. Rekabet kaliteyi artırıyor. Türkiye o kadar genç nüfuslu bir ülke ki, tempoyu biraz düşürseniz kimse sizi izlemez.- Geçen sene aÄŸalı diziler popülerdi, ÅŸimdi de dini mesajlı dramalar. Bu trendleri toplum mu, yoksa yapımcıları mı belirliyor?Bunlar genelde deneme yanılma yoluyla ortaya çıkan, belli sosyal matematiÄŸi olan trendler. Türkiye’deki siyasi deÄŸiÅŸimle beraber dikkat ederseniz aÄŸa dizilerine ilgi artmıştı. Åžimdi ise daha çok ‘İyilik yapan iyilik bulur’ tarzı dini deÄŸerler sunan programlar öne çıktı. Ä°nsanların mistik inanışları ya da siyasi iktidarın hissedilmesi bu trendleri ortaya çıkıyor.- Gazetelerin gündemiyle ana haber bülteni hazırlayanlar var. Nerede haber televizyonculuÄŸu?Ana haber bültenlerinin görevi ülkenin gündemindeki haberleri gün içersinde toplayıp akÅŸam izleyiciye sunmaktır. Dolayısıyla gazetelerdeki haberlerle oluÅŸan gündemi de takip etmek zorundayız. Habercilik ya da haber televizyonculuÄŸu çok tartışılan kavramlar. Ama bir tren kazasına canlı yayınla baÄŸlanan bir televizyon kanalının önüne hiçbir yazılı basının geçemeyeceÄŸini de unutmayalım. - Haziran Gecesi için bölüm başına 175 milyar lira ödeniyor. Neden bu kadar astronomik rakamlar telaffuz ediliyor?Öncelikle ÅŸunu belirteyim üç büyük kanal içinde en düşük maliyetle çalışan Kanal D’dir. Bizim birim maliyetlerimiz 100 ile 175 milyar arasında deÄŸiÅŸir. Ama bu diÄŸer iki kanalda 300 hatta 350 milyara kadar yükseliyor. Program yapımcılar genelde yüzde 10 ya da 15 kar payıyla çalışıyor. Esas parayı sanatçılar kazanıyor.- Hülya AvÅŸar ve Mehmet Ali Erbil ile niye devam etmediniz?Bir projeyi devam etmek için gelir, gider ve reyting üçgenini saÄŸlıklı kurmak gerekiyor. Bazen bir sanatçı ya da ÅŸirket çok para ister ve sizde devam etmezsiniz. Bir de ÅŸu durum var. Türkiye’de starlar çok çabuk tüketiliyor. O kadar çok özel hayatları deÅŸifre ediliyor ki, bazen oynadıkları rollerde inandırıcılıklarını kaybediyorlar. Bazen de bir sanatçı, hem sunuculuk hem dizi oyunculuÄŸu hem de talk-show programı yapıyor ve bu programların birçoÄŸu aynı kanalda olunca ister istemez izleyicilerde bıkkınlık yaratıyor. Geçen sene reklam yoÄŸunluÄŸu fazlaydı. Hülya AvÅŸar’ın programı geç saatlere kayıyordu. Bu durumdan hem seyirci hem sanatçı hem de biz memnun kalmayınca devam etmeme kararı aldık.- Televizyonculukta yanıldığınız projeler hangileri? Bu arada Okan Bayülgen’in ‘Size Baba Diyebilir miyim’ niye tutmadı?Hayal kırıklığı özellikle dizilerde oluyor. ‘Ben bu iÅŸi çok iyi biliyorum, yaptığım her ÅŸey tutar’ diyen birisi olsanız kanalınızı buradan deÄŸil Miami’den yönetirdiniz. Dolayısıyla senaryosu, oyuncu kadrosuyla yüzde yüz tutar dediÄŸiniz yapımlarda bazen baÅŸarıyı yakalayamadığınız oluyor. Çünkü yüzde 30’luk bilinmeyen bir beÄŸeni oranı var. Bence Okan’ın dizisi daha iyi gitmeliydi. MAFYA DÄ°ZÄ°LERÄ° UYGUN SAATTE YAYINLANMALI- Yeni baÅŸlayan dizileri deÄŸerlendirir misiniz? Bu dönem baÅŸlayan dizilerden sadece ‘Çemberimde Gül Oya’, ‘Haziran Gecesi’ ve ‘Aliye’ patladı. Bunların dışında yeni baÅŸlayıp hit olan dizi yok. Yani yeni baÅŸlayanlarda tutturma oranı en yüksek kanal biziz. ‘Omuz Omuza’da iyi gidiyor. ‘Kurtlar Vadisi’ aldığı anormal reyting dengeleri bozuyor gibi gözüküyor, ama bir dizi ile bir kanal kurtulmaz. - Mafya dizilerinin topulumu kötü yönde etkilediÄŸine inanıyor musunuz?Memlekette mafya temizlenirken mafya dizilerinde artış yaÅŸanması büyük bir çeliÅŸki. Bir ülkede tabii ki, mafya dizisi olacak ama uygun saatte yayınlanmak ÅŸartıyla. Mafya dizilerinin 20.30’larda yayına girmesi biraz tuhaf. Bu dizileri çocukların uyuduktan sonra saat 22.00’de yayına soksanız eleÅŸtirilerden kurtulursunuz. Bu dizileri ilkokul çağındaki çocukların izlememesi gerekiyor.Gerçek eÄŸitimi pres atölyesinde aldım- Bu yoÄŸun tempo içinde hayatı ertelediÄŸinizi düşünüyor musunuz?Hayatı ertelediÄŸimi hobilerimden uzaklaÅŸtığım anlarda düşünüyorum. ÖrneÄŸin artık kitap yerine bol bol senaryo okuyorum. - BaÅŸarınızın sırrını bir de sizden dinleyelim?BaÅŸarının sihirli bir formülü yok. Çok çalışmak, sabırlı olmak, kendine güvenmek, iyi bir kariyer planlaması yapmak ve dürüst olmanın baÅŸarıyı beraberinde getirdiÄŸine inanıyorum. Koç Holding’de çalışmanın çok faydasını gördüm. Ä°lk ve orta kademeli yöneticilik açısından iyi bir okuldu orası. Ama asıl tecrübe ve eÄŸitimi üniversitede makine mühendisliÄŸi bölümünde metod servisi yerine atölye bölümünü isteyerek yaptığımı düşünüyorum. 400 tane sanat okulu mezunu çocukla birlikte bir sene kadar vardiyalı çalıştım. Gece yarısı prese eline kaptıran, kızlarla kavga eden, içkili okula gelen gençlerle çalışmam hayat tecrübesi açısından benim için büyük bir ÅŸanstı. - Peki ya iktidar hırsı?Bu makamın gelip geçici olduÄŸunu düşünüyorum. Åžu anda gördüğüm itibarın da bulunduÄŸum mevki ile alakalı olduÄŸunu çok iyi biliyorum ve yarın bu iÅŸi bırakacakmış gibi yaşıyorum. Buraya çok çalışarak ve dürüstlükten ödün vermeyerek geldiÄŸime inanıyorum. Ancak kendim hata yaparsam, saÄŸlık sorunu yaÅŸarsam ya da patronum benimle çalışmak istemezse iÅŸimden ayrılmak zorunda kalırım. - Medya savaÅŸlarında dürüst kalmak zor deÄŸil mi?Zaman zaman çalıştığım gruplar, yanlış bir tabir olduÄŸunu düşündüğüm ‘medya savaÅŸları’na karıştı. Ama biz patronun talimatı doÄŸrultusunda asla inanmadığımız bir mücadelenin içine girmedik. ÖrneÄŸin bir dönem Show TV’de çalışıyordum ve CINE5’e yapılanların haksızlık olduÄŸunu düşünüyordum. Ve bu haksızlığı iÅŸleyen haberler yaptık. Açıkçası bu iÅŸ bir takımın formasını giymeye benziyor. Bir futbolcu gibi transfer olduÄŸunuz takım için ter dökersiniz. Tabii bu durum patronun kölesi olmak ya da etik olmayan iÅŸlere imza atmak anlamına gelmemeli.Â
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!