Taşıyıcı anne kasabası

Güncelleme Tarihi:

Taşıyıcı anne kasabası
Oluşturulma Tarihi: Ocak 20, 2008 00:00

Hindistan’ın mandrası olarak biliniyordu Anand. Ahmedabad’a bağlı 150 bin kişinin yaşadığı, sokaklarında ineklerin dolaştığı, kaldırımlarında aile boyu dilencilerin konakladığı fakir bir kasaba. Ama şimdi Hint gazeteleri Anand için süt merkezi değil, "Dünyanın Beşiği" deyimini kullanıyor. Çünkü kasabanın merkezindeki iki katlı Akanksha Kliniği’ne dünyanın her yerinden çiftler gelip çocuk sahibi oluyor. Nasıl mı?

Taşıyıcı anneler aracılığıyla. Kliniğin başındaki jinekolog Dr. Nayna Patel (47), Anand’ı taşıyıcı anne kasabasına dönüştüren kişi. 2004’te Hintli bir kadının, kızının çocuğunu, yani torununu doğurtmasıyla dünyada ün saldı. O günden beri fakir Hintli kadınlar taşıyıcı anne olmak için, her yolu deneyip çocuk sahibi olamamış çiftler de bir bebek için ona geliyor. "Dünyanın Beşiği"nin mimari Dr. Patel ile Anand kasabasında yarattığı bu değişimi konuştuk.

Hindistan’da taşıyıcı annelik ciddi bir ihracat kalemi. Rahim kiralama da denilen bu işten yılda yaklaşık 445 milyon dolar kazanıyor Hindistan. Anand’ın dışında da birçok başka klinik taşıyıcı annelik yöntemini kullanıyor. Hatta Bandra’daki bir klinik, eşcinsel çiftlerin taşıyıcı anneler aracılığıyla çocuk sahibi olmasını sağlıyor. Çünkü Hindistan’da 2002’de yasallaşan bu iş bürokratik açıdan çok kolay, üstelik maliyeti de çok düşük. ABD’de taşıyıcı anneden çocuk yapmak isteyen bir çift 100 bin doları gözden çıkarırken, Anand’da sadece 10 bin dolar ödüyor. Tek yapması gereken de Hintli taşıyıcı anneye doğumdan sonra bebeği vereceğine dair bir kontrat imzalatmak.

Dünyanın Beşiği adı takılan Anand’daki Akanksha Kliniği, 2004’ten beri taşıyıcı annelik üstüne çalışıyor. Şimdiye kadar taşıyıcı anneden 45 çocuk dünyaya gelmiş bu klinikte. Şu anda da 45 taşıyıcı anne hamile.

EVLİ VE ÇOCUKLU OLMALI

Dr. Patel’in taşıyıcı annelerle ilgili çalışmalar yaptığı Anand’ın çevresinde yaşayan köylerde ağızdan ağıza yayıldı. Bu nedenle Dr. Patel taşıyıcı anne bulmakta hiç zorlanmıyor. Kadınlar kendileri başvuruyor. Şu anda 150-200 civarında taşıyıcı anne adayı var. Fakat taşıyıcı anne olmak öyle kolay değil. Bazı koşullar var: Daha önce çocuk doğurmuş, evli bir kadın olmalı. Eğer dul kalmışsa ya da boşanmışsa, o zaman ailesiyle birlikte yaşamalı. Ya da ona bakabilecek bir kardeşi yanında olmalı. Çünkü hem hamilelik döneminde hem de doğumdan sonra maddi manevi desteğe ihtiyacı var. Tek başına yaşayan bir kadının başvurusu kabul edilmiyor. Bir de 45 yaşını geçmemiş ve daha önce ikiden fazla sezaryen yaptırmamış olmalı. Ama sayısız normal doğum yapmış olabilir. Bu kriterlere uyanlara testler uygulanıyor, hamile kalmaya tıbbi açıdan uygun olanlar kaydedilıyor.

Dr. Patel’e göre, kocalar bu işe tam destek veriyor çünkü süreç onlara bütün ayrıntılarıyla anlatılıyor. "Çocuk yapamayan çiftler için acayip üzülüyorlar. Eşleri kendi çocuklarına hamile kalsa bu kadar özen göstermezler. Başkasının emaneti diye düşünüp eşlerine özel ilgi gösteriyorlar."

PRENSİPLERİM VAR

Çocuk isteyen çift için de kriterler var. Önce gerçekten taşıyıcı anneye ihtiyaç duyup duymadıklarını öğrenmek için tıbbi testler yapılıyor. Dr. Patel ancak, gerçekten çocuk sahibi olamayanları kabul ediyor: "Çünkü çağımızda aynı anda her şeye sahip olmak isteyen kadınlar var. İşlerinden kafalarını kaldırıp hamile kalmak yerine taşıyıcı anneyle çocuk sahibi olmayı tercih edebiliyorlar. Bunu kabul edemem."

Dr. Patel, taşıyıcı anneyle çocuk sahibi olma sürecini de şöyle anlatıyor: "Önce kadının adet dönemiyle taşıyıcı annenin adet dönemini senkronize etmek için ilaca başlatıyorum. Bu gerçekleştiğinde yani onlara verdiğim doğum kontrol hapının son gününde çiftler Hindistan’a geliyor. İlk gün taşıyıcı anneyle tanışıyorlar. İkinci gün hormon iğnelerine başlıyorum. Yumurtanın alınması, laboratuar ortamında spermle birleşmesi ve daha sonra taşıyıcı annenin rahmine yerleştirilmesi işlemleri sırasında Hindistan’da kalıyorlar. Bütün bunlar 16-17 gün sürüyor."

Bu süre içinde çiftler Anand’daki tek otelde kalıyor, daha sonra ülkelerine dönüyorlar. Klinik, bebekle ilgili her testten sonra onlara e-mail yoluyla bilgi veriyor. Çift isterse doğrudan taşıyıcı anneyi de telefonla arayabiliyor. En son doğum sırasında tekrar Hindistan’a geliyorlar.

EV ALIYORLAR

Çocuk sahibi olmak isteyen çift, kliniğe sadece ilaç ve işlemlerin parasını veriyor, geri kalan doğrudan taşıyıcı anneye gidiyor. Yolculuklar hariç, maliyetin toplam 10 bin dolara vardığını söylüyor. Taşıyıcı annenin kazandığı paraya gelince, kurallar şöyle: Eğer ikinci aya kadar bir komplikasyon olur da bebek ölürse, çiftler taşıyıcıya gönüllerinden ne koparsa onu veriyor. Yok her şey yolundaysa, üçüncü ayda 600 dolar, altıncı ayda 600 dolar, doğumdan hemen önce 6 bin dolar ve doğumdan sonraki bir ay da çalışamayacağı için 650 dolar ödüyorlar. Yani taşıyıcı annenin aldığı toplam para yaklaşık 6500-7 bin doları buluyor.

Taşıyıcı annelerin yüzde yetmişi bu işe ev almak için giriyor. 6.5-7 bin dolar, Anand’da bir ev almak için yeterli. Bir kısmı parayı bankaya yatırıp kendi çocuklarının eğitimi için biriktiriyor. Dr. Patel, "Birkaç taşıyıcı anne de ailesinden birinin, genellikle kocasının sağlık problemi için harcamıştı kazandığı bu parayı. Kendi keyfi için kullanan yok anlayacağınız" diyor.

Anand’da bugüne kadar çocuğu doğurduktan sonra vermek istemeyen, çocuğu sahiplenen anne olmamış. Zaten taşıyıcı annelerin kendi yumurtalarını vermeleri de yasak. Yani çocukla tek ilişkileri, onu 9 ay taşımakla sınırlı. Ancak bir çocuğu 9 ay karnında taşımak, bir kadının onu sahiplenmesini sağladığından, Dr. Patel hamilelik boyunca sürekli psikolojik telkinde bulunduklarını anlatıyor: "Örneğin her ultrason seansı sırasında, bak bu onların bebeği, ne kadar da onlara benziyor, gibi şeyler söylüyoruz. Onların, bebeği sadece 9 aylığına bedenlerinde misafir ettiğini vurguluyoruz. Şu ana kadar hiçbir sorun yaşamadık."

TÜRKİYE’DEN BİR ÇİFT BAŞVURDU

Kliniğimize başvuran müşterilerin yüzde 20’si dünyanın çeşitli yerlerinden geliyor: Kanada, ABD, Afrika ülkeleri, Avustralya, Japonya, Almanya, İngiltere, Yunanistan. Bugüne kadar Türkiye’den sadece bir çift geldi, ama taşıyıcı anne hamile kalamadı. O yüzden önümüzdeki günlerde tekrar gelecekler, yeniden deneyeceğiz.

BİR AŞÇI, 3 HİZMETÇİ BİR İNGİLİZCE ÖĞRETMENLERİ VAR

Taşıyıcı anneler, isterse evlerinde kalıyor, isterse Akansha Kliniği’nin onlara tahsis ettiği iki bungalovdan birinde. Her bungalov 15-20 kadını barındırabiliyor. Kocaları ve çocukları onları istedikleri zaman bu bungalovlarda ziyaret edebiliyor. Kendi evlerinde kalmak istememelerinin en önemli nedeni konu-komşuya dert anlatmanın zor olması. Seks yapmadan çocuk sahibi olunabileceğini anlatmaktansa, çocuk kocamdan diyorlar, sonra da doğumda öldü diye kestirip atıyorlar. 9 ay boyunca da ortada görünmüyorlar. Bungalovlarda bir aşçı ve 3 hizmetçileri var. Her gün düzenli ve sağlıklı yemekler servis ediliyor. Canları sıkılmasın diye bir televizyonları ve telefonları var. Ayrıca her gün bir öğretmen gelip İngilizce ve bilgisayar öğretiyor. Bu sayede çiftlerle iletişim kurup e-postalarla bebeğin durumunu bildirebiliyorlar.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!