Şöhrete değil başarıya kilitlendiler

Yapımcılığını ANS’nin üstlendiği, Kanal D’nin sevilen dizisi ‘Gümüş’le oyunculukta kendilerini ispatlayan Songül Öden ve Kıvanç Tatlıtuğ ile Point Otel’de bir araya geldik. Dizide iyi birer partner olduklarını düşünen ikili, ortak amaçlarının, şöhretten çok, başarılı ve iyi birer oyuncu olabilmek olduğunu söylüyor.

- Oyuncuk sizin için nasıl başladı?

S. Ö.:
Ankara Tarih ve Tiyatro bölümünden 1999’da mezun oldum. Oyuncu olmaya karar verdim ve bir sene Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda, üç sene de Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nda görev aldım. İstanbul’da Atilla İlhan’ın şiirlerinden Enver Aysever’le oyunlaştırdığımız iki kişilik bir oyunda çalıştık. Ankara Sanat Tiyatrosu’nda kursiyerlik yaptım. Ankara’da okula gitmeden önce konservatuarda şan okudum.

K. T.: Amerika’da ‘Green Card’ dizisinin çekimleri yapılıyordu. Kanalla yapımcı arasında anlaşmasızlık oldu. Daha sonra çekimleri iptal oldu. Bende kalktım Türkiye’ye geldim. O dönemde çok fazla senaryo gelmişti elime ben de aralarında bir seçim yaptım ve Gümüş’le başlamış oldum.

- Gümüş dizisinin hikáyesinde sizi etkileyen ne oldu?

K. T.:
Gümüş’ün senaryosu beni çok etkiledi. Birçok senaryo geldi elime fakat kendime çok yakın hissettiğim karakterler yoktu. Gümüş’teki Mehmet karakteri bana yakın geldiği için kabul ettim. Ondan önce iki ay Okan Bayülgen’den ders almıştım. Uzun zamandır da Laçin Ceylan’dan ders alıyorum.

S. Ö.:Gümüş klişe bir konuyu işliyor. Fakat klişe demek olumsuz değil benim için. Hatta daha zordur klişeyi oynamak. Kesinlikle bu günü anlatan bir konusu var. Dizide, görücü usûlü bir evlilik var ama bu kız açısından değil, erkek için çok kötü. Kız aşık zaten. Erkekse istemediği biriyle evleniyor. Anadolulu bir kız. Rolü ele alırken gerçeğe yakın olmasına çok dikkat ettim.

- Oynadığınız karakterler ile aranızda benzerlikler var mı?

S. Ö.:
Benzer yanları var ama bunları ben söyleyemem ki. Aslında kendimi oynuyorum. Normal hayatımda da terbiyeliyim ve Gümüş de öyle.

K. T.:Var... Aileme çok bağlıyım mesela ben, Mehmet de öyle. Görücü usûlüyle evlendiği halde, anlamaya çalışırken aşık oluyor ve bağlanıyor. Benim de sahiplenici ruhum var.

- Dizideki sahnelerde zor anlar yaşıyor musunuz?

S. Ö.:
İlk başta çok korktum. Bir aşk öyküsüne dönüşecekti ve karşındaki kişinin kim olduğu gerçek çok önemliydi. İlk üç bölüm oynamadım ve hep gözlemliyordum. Ama çok iyi partner olduk. Ortak bir dille konuştuğumuzu düşünüyorum. Çekimler sırasında hiç rahatsızlık çekmiyorum.

K. T.: Ders almaya başladığımda, karşımda oynayacağım partnerimi çok merak ediyordum. Çekimlerde birbirimizi izliyorduk. Çekim aralarında sadece oturup sohbet ediyorduk. Rolün gelişimiyle biz de yakınlaşmaya başladık. Ben Songül’den çok iyi elektrik alıyorum, o yüzden çok mutluyum. Elektrik almadığım biriyle aşk dizisinde oynamazdım.

‘Kurtlar Vadisi karşınızdayken bu iş olmaz dediler ama başardık’

- Kurtlar Vadisi gibi çok izlenen bir diziyle aynı anda yayınlanıyor Gümüş. Ama buna rağmen iyi bir reyting alıyorsunuz...

S. Ö.:
Ben kalkıp iddialı bir şey söyleyemem bu konu hakkında. Bir dizi yaptık, tutabilirdi de tutmayabilirdi de. İnsanlar da sevdiler tesadüfen bu hikáyeyi. Kıvanç’a ve bana inandılar. Kurtlar Vadisi de üç senedir oynuyor ve kitlesi belli. Bize olmaz bu iş, karşınızda Kurtlar Vadisi var dediler ama başarılı olduk ve dizimiz tuttu.

K. T.:Potansiyeli olan bir dizi. Bu proje hayata geçtikten sonra karşımızdaki diziyi geçeceğiz. Ben öncelikle dizinin başarılı olmasını istiyordum. Bizim yarışımız kendi dizimizle. Kendi eksiklerimizi kapatmamız gerekiyor. Küçük detaylara önem vermemiz gerekiyor. Biz diziyi iyi bir konuma getirdik.

- Oyunculukta sınırlarınız var mı?

S. Ö.:
Hiç şunu yapmamalıyım, bu alana girmemeliyim diye bir düşüncem olmadı. Ben oyuncuyum ve metne inandığım sürece yaparım. Ama her soyunmayı da elbette oynayamazsın, her kötü kadını, her iyi kadını oynayamazsın. Benim kraterlerim öpüşüp soyunmak değil.

K. T.:Şunu veya bunu oynarım diye bir şey yok. Bundan sonraki yapacak olduğum projelerde rol seçme gibi düşüncem olacağını da zannetmiyorum.

- Gümüş’ü izlediğiniz zaman eleştiri yapıyor musunuz?

S:
Bir araba dolusu hem de. Gözüme çarpan her konuda eleştiri yapıyorum.

K. T.:
İzleyici olarak seyretmiyorsun. Senin yapmış olduğun bir iş ve o işi nasıl yaptığına bakman lazım. İnsan kendi kendini eleştirmeye başlıyor.

- Özel hayatınız oyunculuğu etkiliyor mu?

S. Ö.:
Tabii ki etkiliyor. Özel yaşamınızdan soyutlayamıyorsunuz yaptığınız işi. En çok biz, birbirimizi görüyoruz. Olumsuz bir etkileme olmuyor.

K. T.:Benim özel hayatımı etkilemiyor. Özel yaşantımın ayrı bir yeri vardır, iş hayatımın ayrı bir yeri vardır.

- Gümüş zor bir hayat yaşıyor dizide. Sen de onun gibi bir durumunda olsan savaşır mıydın?

S. Ö.:
Kızın durumu çok zor. Hem aşkı için savaşıyor, hem de başka sosyal bir sınıfa geliyor. Çok zengin insanların arasında zorlanıyor, eleştiriliyor. Bunalım geçirmiş onu istemeyen bir çocukla birlikte. Ben de aşkım için bunları göze alırdım.

Gümüş’te nasıl bir son istersiniz?

S. Ö.:Aşkları daha yeni alevleniyor. Birbirlerinden hoşlanıyorlar ama hiç konuşmuyorlar. Hayat sürprizlerle güzel. Ama mutlu bir sonla bitmesini isterim.

K. T.: Ben, kesinlikle dizinin sonunun iyi olmasını isterim, kötü bitmesi beni üzer. Yakışan neyse o olsun...
Haberle ilgili daha fazlası: