Samba ülkesinden bir künefe tutkunu

Brezilyalı ünlü manken Fernanda Tavares, Lycra firmasının düzenlediği ‘‘Moda Meme Kanserine Karşı’’ kampanyasına katkıda bulunmak için önceki akşam Tophane-i Amire'de düzenlenen defilede görev aldı. İstanbul'u hiç göremeden ülkemizden ayrılan ünlü manken, New York'taki bir Türk restoranında bağımlısı olduğu künefe tatlısını yemeyi ihmal etmedi.

Latin ülkelerin insanları, çok hızlı konuşurlar. Kelimeler birbirini yıldırım hızıyla kovalar. Ancak Brezilyalı manken Fernanda Tavares'in İngilizce konuşmasını dinlerken, onun Latin ülkelerinde hızlı konuşma rekortmeni olduğunu düşünebilirsiniz.

Fernanda Tavares, 22 yaşında. İncecik ve upuzun vücudu muntazam. Yüzüne makyaj malzemesi değmemiş. Koyu kumral saçları belli ki hiç boya görmemiş. ‘‘Saçlarım Brezilya'da kıvırcıklaşıyor. Ama başka ülkelerde havanın neminden olsa gerek düzleşiyor’’ diyor.

Brezilyalı bu güzel manken, ülkemize çok önemli bir amaç için geldi. Lycra firmasının meme kanseri konusunda insanları bilinçlendirmek amacıyla düzenlediği bir dizi defilenin sonuncusu İstanbul'da gerçekleşecekti. 22 yaşında bir genç kızın, kanser gibi ürkütücü ve korkutucu bir konuya ilgi duymasının mutlaka önemli bir nedeni olmalıydı...

Ailenizde, yakınlarınız arasında meme kanserine yakalanmış bir kişi var mı? Bu yüzden mi, kanser mücadelesine katkıda bulunmak istediniz?

‘‘Tanrıya şükürler olsun, ailemde ve yakın çevremde kansere yakalanan olmadı. Sadece bir süre önce annem göğsünde bir şişkinlik fark etmiş. Bunu öğrenince ailede büyük bir panik yaşandı. Annemin göğsünde bir tümör vardı ama kötü huylu değildi. Aman neyse, hepimiz rahat bir soluk aldık.’’

Fernanda Tavares, onu çok ilgilendiren konu açılınca, hiç soluk almadan konuşmasını sürdürüyor:

‘‘Meme kanseri, daha çok genç kızlarda ve kadınlarda görülüyor. Hastalık erken teşhis edilirse, kurtulma şansı çok fazla. Herkes, sık sık doktora gidip gerekli testleri yaptırmalı.’’

Ailenizden söz eder misiniz?

‘‘Annem ev kadınıydı, şimdi menajerliğimi yapıyor. Aynı zamanda bir bebekmişim gibi benimle ilgileniyor. Babam müzisyen. Dokuz yaşındayken annemle babam ayrıldı.’’

Boşanmış bir ailenin çocuğusunuz. Evlilikten korktuğunuzu ya da nefret ettiğinizi söyleyebilir misiniz?

‘‘Hayır. Kesinlikle hayır. Bir gün evleneceğim. İlla çocuk sahibi olacağım. Ama bu konuda belli bir programım yok. Her şeyi olayların akışına bıraktım.’’

Yemeklerle aranız nasıl?

‘‘Değişik ülkelerin yemeklerini mutlaka tadarım. Türk yemeklerine de bayıldım. New York'ta bir Türk lokantasına sık sık gidip künefe yerim. Burada da yemeklerden çok künefe ilgimi çekti. Ben yemek pişirmesini pek bilmem. Evde sadece kendim için yemek yapıyorum. Ve başka hiç kimseye yedirmiyorum.’’
Haberle ilgili daha fazlası: