GeriKelebek Sahnede bizden biri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sahnede bizden biri

Belki dikkatinizi çekmiştir, bu sayfalarda daha önce hiçbir sanatçının özel hayatından, aşk meşk durumlarından, kadınlarla ilişkilerinden, duygusal iniş çıkışlarından filan söz etmedik. Ama söz konusu sanatçı Teoman olunca bu durum kaçınılmaz bir hal alıyor. Çünkü yapış yapış olmayan aşk şarkıları söyleyen bu adama 12-60 yaş arası tanıdığımız hemen hemen bütün kadınlar aşık. Teoman bu akşam saat 21.00'de Rumeli Hisarı'nde bir konser veriyor.

Teoman, ilk albümü ‘‘Ne Ekmek Ne de Su’’ ile sadece belli bir kesimin ilgisine mazhar olmuştu. İkinci albümü ‘‘O’’ ise beklenmedik bir başarı kazandı. Hem kendi tarzındaki albümlerin yanından bile geçemeyeceği bir satışa ulaştı, hem de Teoman'ı parlak kadın dergilerinin en sevdikleri malzemelerden biri haline getirdi.

Teoman Yakupoğlu önceleri fotoğraf çektirmekten, röportaj yapmaktan pek hoşlanmıyordu ama sonraları pek sevdi. Biz de zamanla ‘‘O’’nun hakkında bir sürü şey öğrendik. 32 yaşında ebedi bir çocuktu, babasız büyümüştü. Olgun insanların dünyasına hiç girmemişti. Hayatta en sevdiği insan annesiydi ama ne yazık ki ergenliği annesinin menopozuna denk gelmişti. Manik-depresifti ve gündelik hayatın içinden sıradan sözcüklerle güzel ve dokunaklı şarkılar yazıyordu. Şarkılarında ‘‘Bir şey sevmeye değerse ölmeye de değer mi?’’ diye sorarak kalbimizi köpürtüyordu.

Teoman'ı rock şarkıcısına benzeten tek iddialı işaret kaşındaki piercing'di. İkinci el giyiniyor ama şehirli orta-sınıf düzgün bir adama da benziyordu. Metropol hüznü denen şey neyse ona bulaşmıştı. Kahramanları Mazhar Alanson ve Leonard Cohen'di. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirmişti. İstanbul Üniversitesi Kadın Araştırmaları Bölümü'nde yüksek lisans yapıyordu. Bitirdi mi bilmiyoruz ama tezinin konusu ‘‘Türk çizgi romanında kadın’’dı. Edebiyatı seviyor; Raymond Carver, Milan Kundera, Paul Auster ve fetiş yazarı Kurt Vonnegut Jr. kadar Gülten Akın ve Orhan Pamuk'u da okuyordu.

‘İyi bir sevgili değilim’±

Cihangir'de bir çatı katında oturuyordu, herkesin gittiği rock barlarda bira içiyor, İstiklal addesindeki kafelere takılıyordu. İnsana kasılmadan konuşabilecek kafa biri gibi geliyordu. Sarışın manken-havuzlu villa-kırmızı spor araba takıntısı yoktu, tek takıntısı kısa saçlı zayıf kızlardı ama kendinden yaşlı kadınlara aşık oluyordu. ‘‘Beter olan benmişim. İyi bir sevgili değilim, hayret bir şekilde seviyorlar beni,’’ sözleriyle bir zamanlar belli ki kalplerini kırdığı sevgililerinden hafif bir suçluluk duygusuyla söz ediyordu.

Her şeyden çok müziği seviyordu. Şarkı söylemek çocukluk hayaliydi. Popçular için ‘‘Bilinçsizler, salaklar, gerizekalılar ama iyi ki varlar, beni çok eğlendiriyorlar’’ diyordu. Kendine sanatçı diyenlerle dalga geçiyor, şarkıcı olduğunu söylüyordu. Bin tane bestesi vardı ve sürekli yeni besteler yapıyordu. Müzikte 60'ların 70'lerin duyarlılığını ve sound'unu seviyor ama 90'ların çabuk sıkılan bağlanmaktan korkan, kendisiyle fena halde derdi olan erkek modeline de cuk oturuyordu. Sahnede enerjik, seyirciyle ilişkisi çok iyi. Uzun süre barlarda çalmış, şimdi de durmadan konserler veriyor.

Kafası karışık bir şarkıcı

Teoman kendi kuşağından Türkçe pop-rock yapanlar arasında Türkçe'yi en iyi bilen şarkıcı ve doğrusu ağzı iyi laf yapıyor. Bir ara köşe yazarlığı bile yaptı, en sevdiği köşe yazarları Murat Belge, Haşmet Babaoğlu, Hakkı Devrim ve Ahmet Altan. Kafası biraz karışık gibi, kadın dergilerinde uyurken neler giydiğini ve yatak odası hallerini ifşa ederken Roll dergisinde Anadolu Rock’a olan sevgisini anlatabiliyor. Teoman’ın garip bir kimyası var ve her şeyiyle tuhaf bir bileşim oluşturuyor. Olsun biz yine de onu seviyoruz. Onu ve hemen dilimize takılan basit, yalın, samimi ve güzel aşk şarkılarını...

Bilet fiyatları: 5 milyon ve 7,5 milyon TL.

Biletler Vakkorama Mağazaları ve Rumeli Hisarı gişesinden temin edilebilir.

En lezzetli yemek tarifleri burada

False