Güncelleme Tarihi:

Bu hafta yüksek doz C vitamininin kanser tedavisindeki yeri yeniden gündeme geldi.
Ancak konuşulan araştırma yeni değil, 2024’te yayımlandı.
Yaklaşık iki yıl sonra bir haber dosyası ve dikkat çekici insan hikayeleri üzerinden yeniden dolaşıma girdi. Bu ayrım önemli.
Çünkü eski bir çalışmanın yeniden haber olması, yeni bir bilimsel kanıt ortaya çıktığı anlamına gelmez.
Tartışmanın geçmişi yarım yüzyıla uzanıyor. İki kez Nobel Ödülü kazanan kimyager Linus Pauling ve İskoç cerrah Ewan Cameron, 1970’lerde yüksek doz C vitamininin ileri evre kanserde yaşam süresini uzattığını ileri sürdü.
Ancak çalışmalar randomize değildi, tedavi ve karşılaştırma grupları birbirine benzemiyordu. Görülen farkın C vitamininden mi, hasta seçiminden mi kaynaklandığı bilinmiyordu.
Mayo Clinic iddiayı kontrollü araştırmalarla sınadı. 1979’da farklı ileri evre kanserleri bulunan 123 hastada, günde 10 gram ağızdan C vitamini yaşam süresini, belirtileri veya genel durumu iyileştirmedi.
1985’te, daha önce kemoterapi almamış 100 ileri kolorektal kanser hastasında yapılan çift kör, plasebo kontrollü çalışma da olumsuz sonuçlandı. Fakat yıllar sonra önemli bir ayrım ortaya çıktı:
Ağızdan alınan C vitamini ile damardan verilen farmakolojik doz aynı değildi.
Bağırsak emilimi kandaki düzeyi sınırlar. Damardan çok yüksek dozda verildiğinde ise yüzlerce kat yüksek düzeylere ulaşılabilir.
C vitamini bu düzeyde antioksidan değil, prooksidan etki göstererek tümör çevresinde hidrojen peroksit oluşturabilir.
Mekanizma ilginçtir. Ama onkolojide biyolojik olarak makul olmak, hastada işe yaradığını kanıtlamak değildir.
Nitekim damardan C vitaminini sınayan modern araştırmalar da tutarlı sonuç vermedi. En önemlisi, 2022’de yayımlanan VITALITY adlı faz 3 çalışmada 442 metastatik kolorektal kanser hastası değerlendirildi.
Standart tedaviye yüksek doz damardan C vitamini eklenmesi, hastalığın ilerlemeden kontrol altında kaldığı süreyi yalnızca 8.3 aydan 8.6 aya çıkardı.
Ortanca yaşam süresi de 19.7 aya karşı 20.7 aydı. Farklar anlamlı değildi.
Şimdi ise ters yönde görünen bir sonuç var.
2024’te Redox Biology dergisinde yayımlanan faz 2 çalışmada metastatik pankreas kanseri olan 36 hasta rastgele iki gruba ayrıldı; 34’ü planlanan tedaviyi alabildi.
Standart gemsitabin ve nab-paklitaksel tedavisine haftada üç kez 75 gram damardan C vitamini eklenmesiyle ortanca yaşam süresi 8.3 aydan 16 aya, hastalığın ilerlemeden kontrol altında kaldığı süre ise 3.9 aydan 6.2 aya çıktı.
Rakamlar çarpıcı. Ama tam da bu nedenle ihtiyatla okunmalı.
Çalışma başlangıçta her gruba 31 hasta alınacak şekilde planlanmışken ara analizde erken durduruldu.
Araştırma açık etiketliydi; hasta ve hekim verilen tedaviyi biliyordu. İki merkez yer alsa da 34 hastanın 32’si Iowa Üniversitesi’nden geliyordu.
Ayrıca büyük doğrulayıcı çalışmalarda alıştığımız yüzde 95 yerine yüzde 90 güven aralıkları ve tek yönlü istatistiksel test kullanıldı.
Hasta sayısı bu kadar küçükken birkaç hastadaki farklılık bile sonucu değiştirebilir. Üstelik C vitamini grubundaki hastalar kemoterapiyi daha uzun süre ve daha yüksek toplam dozda alabildi.
Bunun C vitamininin sağladığı bir dayanıklılık mı, yoksa daha uzun yaşayan hastaların doğal olarak daha fazla tedavi almasının sonucu mu olduğu bilinmiyor.
Yayının yeri de doğru anlatılmalı. Redox Biology, redoks biyolojisi alanında saygın, hakemli bir dergidir, ancak klinik onkolojide uygulama değiştiren araştırmaların yayımlandığı dergilerden değildir.
Bu durum sonucu geçersiz kılmaz, fakat kanıtın ağırlığını doğru tartmayı gerektirir.
Peki bu çalışma uygulamamızı değiştirir mi, hayır. Yüksek doz C vitaminini pankreas kanserinde standart tedavi yapmaz, kılavuzlara sokmaz veya onaylanmış bir kanser tedavisine dönüştürmez.
Pazarlanmasına dayanak oluşturur mu, yine hayır.
Bu araştırma, denetimsiz merkezlerin “C vitamini kanseri tedavi ediyor” demesine izin vermez.
Yalnızca büyük, bağımsız ve çok merkezli bir faz 3 çalışmanın yapılmasını hak eden bir sinyal sunar.
Üstelik “Nasıl olsa vitamin” denilerek zararsız kabul edilemez. G6PD enzimi eksikliğinde alyuvarların parçalanmasına, böbrek hastalığı veya taş eğilimi bulunanlarda ciddi sorunlara yol açabilir.
Söyleyebileceğimiz en doğru cümle şudur:
Yüksek doz damardan C vitamini araştırılmaya değer bir hipotezdir, fakat kanıtlanmış, standart bir kanser tedavisi değildir.
Bu tartışmayı bitirecek olan eski bir çalışmanın yeniden manşete taşınması değil, iyi tasarlanmış, bağımsız bir faz 3 araştırma olacaktır.