GeriSağlık Kanser ve beslenmede doğru bilinen yanlışlar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kanser ve beslenmede doğru bilinen yanlışlar

Kanser ve beslenmede doğru bilinen yanlışlar
refid:6393847 ilişkili resim dosyası
Abone Olgoogle-news

Anadolu sağlık Merkezi Onkolojik Bilimler Bölümü’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir, kanser ve beslenme ilişkisinde doğru olarak bilinen yanlışları anlattı.

Kanser hücreleri şekerle beslendiği için kanserli hastaların şeker tüketmemesi gerekir. Gerçekten de şeker kanser hücrelerini besler mi?

HAYIR. Şekerin kanser oluşumuna direkt etki ettiği ya da var olan kanser hücrelerini beslediğine yönelik bir bilgi yoktur. Ancak şeker, besleyici değeri olmayan ve yüksek kalori içerdiği için kilo alımına neden olan bir besin olduğu için, yalnız kanser hastalarına değil herkes için tüketimi sınırlandırılmaksı gereken bir besindir. Ayrıca şeker veya şeker içeren yiyecekleri tüketerek doyum sağlayan kişiler, asıl besleyici değeri olan besinleri tüketemeyerek yetersiz ve dengesiz beslenmiş olurlar.

Biz kanser tedavisi öncesinde, sırasında ve sonrasında hastaların ideal kilolarını korumalarını hedeflemekteyiz. Bu nedenle kişilerin kilo durumları değerlendirilerek günlük beslenmelerinden şekeri çıkartılabilir veya ekleyebiliriz. Unutmayın kanserli hastalarda beslenmenin temel amacı, kişinin enerji ve besin öğesi gereksinimlerini karşılayarak yeterli ve dengeli beslenmesini sağlamaktır.

Süt, kanser hücrelerini besler mi?

Kanserli hastalarda beslenmenin temel amacı kanser hücrelerini aç bırakmak değil, kişinin kendi beslenmesini optimum hale getirmektir. Ayrıca kanser hücrelerini hiçbir şekilde aç bırakmak gibi bir durum söz konusu değildir. Kanserin tedavisi, aç bırakmayla değil: başlıca kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi müdehale gibi tedavilerle mümkündür.

Kanser hastaları et tüketmekten kaçınmalı mı?

Ameliyatlar, kemoterapi ve radyoterapi gibi kanser tedavileri gören hastaların, bu tedaviler neticesinde zarar gören hücrelerini yenilemeleri ve enfeksiyondan korunabilmeleri için daha çok proteine ve demire gereksinimleri vardır. İyi kalite protein ve demir kaynaklarıda başlıca yumurta, kırmızı et, hindi, tavuk ve balıktır. Bu nedenle özellikle kanserli hastaların günlük beslenmelerinde kırmızı ete haftada 2 gün yer verip, diğer etleri de geri kalan günlerde tüketmeleri önerilir. Ancak başta kırmızı et olmak üzere bütün etler, yağ bakımından zengindir, bu nedenle etleri görünür yağlarından arındırmak sağlık açısından dikkat edilmesi gereken bir konudur.

Kanserden korunmak için antioksidan haplar içilmeli mi?

Bu gün için yüksek doz antioksidanların, kanserden koruyucu etkisi kanıtlanmamıştır. Örnek olarak bir antioksidan olan beta karotenin yüksek dozda kullanılmasına yönelik yapılan 3 çalışmadan ikisi özellikle sigara içen hastalarda akciğer kanseri riskini arttırdığını, diğeri ise kanserden korunmada etkili olmadığını ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle vücudumuz için faydalı olan antioksidanları almanın en güvenilir ve sağlıklı yolu, günde en az 5 porsiyon farklı renkte meyve ve sebze tüketmeyle mümkündür.

Kanser hücreleri asitli ortamda gelişir. Bu nedenle asiditesi yüksek besinler tüketilmemeli.

Vücudun asit ya da alkali değerinin değişmesi (pH) yaşamı doğrudan etkileyecek hayati bir olay olup, vücut tarafından geliştirilen bir tamponlama sistemiyle çok sıkı bir şekilde kontrol edilir. Ayrıca yediğimiz yiyeceklerle vücudun pH değerinin değişeceği düşüncesi tamamen tutarsızdır.

Bu konuyu bir başka yönden ele alırsak, eğer kanser hücreleri asitli ortamda gelişselerdi, dünyada en çok görülen kanser hücresinin, asiditesi yüksek olan mide bölümünde gelişmesi beklenirdi. Ancak kanser türleri arasında görülme sıklığı en yüksek olan erkeklerde prostat, kadınlarda ise meme kanseridir. Mide kanseri ise yıllar geçtikçe arka sıralara gerilemektedir.

Tatlandırıcılar kansere neden olur. Bu nedenle her türlü “light” üründen kaçınılmalı.

YANLIŞ. En sık kullanılan tatlandırıcı türleri sakarin ve aspartamdır. Sakarinin sıçanlara yüksek dozda verilmesi mesane taşına bağlı mesane kanserine neden olmuştur. Ancak sakarin insanlarda mesane taşına neden olmadığı gibi çok yüksek dozlarda kullanılmadığı taktirde kansere de neden olmaz. Yapılan geniş kapsamlı epidemiyolojik çalışmalar sakarinin insanlarda mesane kanseri riskini arttrımadığını rapor etmiştir.

Bu nedenle sakarin Birleşmiş Milletler Ulusal Toksikoloji Programı’nda, kanıtlanmış insan karsinojenleri listesinden kaldırılmıştır. Aspartam için ise şu andaki veriler kanser riskini arttırdığını göstermemektedir. Aksine tatlandırıcılar özellikle diyabetik ve/veya kilo problemi olan hastalar için büyük konfor sağlamaktadırlar.  Bu nedenle çok aşırıya kaçmamak koşuluyla tüketilmesinde herhangi bir sakınca yoktur.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle