GeriSağlık Cildinizi en iyi kendiniz tanırsınız
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cildinizi en iyi kendiniz tanırsınız

Cildinizi en iyi kendiniz tanırsınız
refid:8178489 ilişkili resim dosyası

Hepimiz aynı temel cilt yapısına sahibiz; ancak, farklı genetik şifreler taşırız.

Cildimizin rengi, yağ içeriği, kalınlığı, esnekliği, sivilcelerimiz, kırışıklıklarımız, güneşe hassasiyetimiz, lekelerimiz genetik şifremizde belirlenmiştir.

Cilt tipimiz, rengimiz ne olursa olsun…önemli olan cildimizi tanıyıp, doğru ve özenli bakımı uygulamaktır.

Cilt tipimizi tanımamız önemlidir. Çünkü cildimize kullanacağımız bakım ürünleri tek tip değildir. Yağlı ciltler için geliştirilmiş temizleyici ve tonikler, hassas ya da kuru ciltleri tahriş eder, kurutur. Kuru ciltlere uygun olan yağ bazlı  temizleyici ve nemlendiriciler ise sivilcelenme ve yağ butonlarına neden olur.  Yaz ayları için uygun olan kozmetik ürünler kış ayları için uygun olmayabilir ya da  genç yaşlarda memnun kaldığımız bir nemlendirici, ileri yaşlarda yeterli olmayabilir.

Hepimiz cildimizi tanımlarken, "yağlı, kuru, hassas" gibi özelliklerden söz ederiz. Genellikle kozmetik marketleri gezerken hemen ürün danışmanları size "cildiniz karma, kuru, yağlı" gibi iddialarda bulunurlar; o an için haklı olabilirler. Ancak cilt tipimiz yaşam boyu sabit kalmaz, ihtiyaçları değişir. Ayrıca bu ürün danışmanları cilt tipleri hakkında çok yüzeysel eğitim almışlardır, size destek olamazlar.

Cilt tipleri arasında kesin sınır yoktur. Cildimiz yaş, olumsuz çevresel koşullar, mevsim ve iklim farklılıkları, hormonal değişiklikler, stres,  uygun olmayan/tahriş edici cilt bakım ürünlerinin kullanımından etkilenerek yapısını değiştirebilir. Sonbahar ve kış aylarında düşük nem oranına bağlı olarak  normal olan cildimiz kuruyabilir; gençlik yaşlarımızda yağlı olan  cildimiz yaşla birlikte kurur; kuru cildimiz yağlanabilir. Ayrıca cilt tipimiz ne olursa olsun, her cilt tipi hassasiyet gösterebilir ve farklı şartlara farklı tepkiler verebilir.

Cilt tipinize uygun davranın…

/images/100/0x0/55eae0c2f018fbb8f89c7438

Normal cilt; şeffaf ve parlak görünümde, nem ve yağ salgılanması dengelidir. Gözenekler kapalı ve pürüzsüzdür, özel sorunları yoktur. Böyle güzel  bir cilde sahip olmak büyük şanstır; ancak genç yaşlarda sahip olunabilir. Bu güzelliğin korunabilmesi için genç yaşlardan itibaren  uygun temizleyici, tonik, nemlendirici ve güneşten koruyucu kullanımı yeterlidir. Dikkatsiz  güneşlenme, dengesiz beslenme, uygun olmayan kozmetik ürünlerin kullanımı, kuru hava, sigara içimi ve benzeri çevresel kirlilikler cildimize zarar vererek sağlığını bozar.

Kuru cilt; mat ve ince görünümde, gözenekler küçük ve kapalıdır.  Nem oranı çok düşük ve yağ salgılanması normalin altında olduğu için  kepeklenme, pullanma, hassasiyet, kızarıklık ve  kaşıntı olabilir. Kuru cilde sahip olmak, doğuştan olabileceği gibi yaşlanma, menopoz, guatr gibi hormonal dengesizlikler, yeteri kadar su içilmemesi, aşırı soğuk ve kuru hava, hatalı kozmetik ürünlerin kullanımına bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Kuru cildin en büyük dezavantajı  erken gelişen kırışıklıklardır. Özellikle göz ve ağız çevresi sorun yaratır. Bu nedenle bol su içilmeli, sert temizleyicilerden kaçınılmalı, uygun  yağ ve su içeren yoğun nemlendiriciler kullanılmalıdır. Derinin yağ bezleri 30 yaşından sonra üretimlerini belirgin olarak düşürür ve bu kayıp, yıllarla birlikte devam eder.

Karma cilt, en yaygın cilt tipidir. "T" bölgesi denilen alın, çene ve burun yağlı; yanaklar ve göz çevresi daha normal ve kurudur. Yağlı bölgelerde gözenekler açık olabilir; sivilceler ve siyah noktalar görülebilir. Kuru bölgelerde ise gözenekler kapalıdır, akne ve siyah noktalar izlenmez. Hepimizin "T" bölgesindeki yağ bezleri,   yüzün diğer bölgelerine göre daha fazladır. Bu nedenle normal cilt ile karma cilt birbirine karıştırılabilir. Ancak karma ciltlerde yüzün orta bölgesiyle, yanaklar arasında belirgin farklılık vardır.

Bu tür ciltler için uygun bakım ürünlerini bulmak, cildin dengesini sağlamak, zor olabilir. Kuru bölgelere uygun, yoğun nemlendiriciler kullanıldığında sivilcelenme, yağlı bölgelere uygun, su içerikli ürünler kullanıldığında kuruluk, kaşıntı ve kızarıklık oluşur.

Olgun ciltlerde hücrelerin yaşam ritmi yavaşlamıştır. Yaşla birlikte (35 yaş üstü)  hücrelerin içindeki temel yapı taşı olan proteinler bozulmakta, görevini iyi  yapamayan ölü hücre sayısı artmaktadır. Ölen cilt hücreleri deri üzerinde birikerek kaba ve mat bir görünüm verir. Ciltte lekelenmeler başlar. Yaşın ilerlemesiyle cilde esneklik ve dirilik veren kolajen ve elastin yapısı bozulur. Sarkmalar ve derin çizgiler oluşur. Yağ bezlerinden sebum salgısı azalmıştır. 60'lı yaşlardan itibaren  yağ oranı %50 düşer. Deri kuru ve üzerindeki koruyucu bariyer yapısı bozulmuştur. Menopozdan itibaren azalan östrojen ile deride elastikiyet kaybı ve sarkmalar ilerler.

Genç yaşlardan itibaren doğru bir bakım uygulanarak, ciltte yaşlanma süreci yavaşlatılabilir. Bu tür cilde sahip olanların kullanacağı ürünler ürünler, hücre yenileyici ve kolajen/elastin  destekleyici  olmalıdır. Özellikle menopozdan sonra kaybedilen östrojenin yerine konulmasıyla bu değişiklikler önlenebilir.

Yağlı cilde sahip olmak bir ayrıcalıktır. Genellikle ergenlik döneminde görülen cilt tipidir. Genç yaşlarda şikayet ettiğimiz yağlanma, yaş ilerledikçe bize yarar sağlıyacak doğal bir besleyicidir. Ancak, şimdi yüzümüzün her bölgesi parlak ve yağlı görünümde, gözenekler açık ve içleri doludur.  Aşırı sebum ölü cilt hücreleriyle birleşerek siyah noktaları ve akneleri oluşturur.
Cildin yağlı olması genetik şifremizle belirlenir. Ancak, hijyenik şartların bozuk olması, hormonal dengesizlikler, aşırı stres ve sağlıksız beslenme gibi olumsuz faktörler de sebum salgısını artırır.

Bakımında en önemli koşul, yağ salgısını kontrol etmek; cildi tahriş etmeyen uygun temizlik ve su içerikli yağsız nemlendiricilerle nem dengesinin sağlanmasıdır. Aşırı akne oluşumlarında mutlaka tıbbi tedavi desteği alınmalıdır. Siyah noktalar ve akneler kesinlikle sıkılmamalıdır. Güneş ışınlarından korunmalıdırlar; güneş ciltte kurutucu etkiye sahip gibi görünse de lekelenmelere ve aknelerde artışa neden olabilir.

Bazen yağlı cilt hassas da olabilir. Nemsizdir, gergindir, yer yer kırmızı lekelenmeler ve pullanma görülür. İşte bakımı sorunlu ve zor olan bir başka cilt tipi!. Aynı zamanda hem fazla yağ salgısı hem de hassasiyet giderilmelidir. Her iki durumun ürünleri diğer duruma zarar verebilir. Dikkatli bir bakım uygulanarak dengelemek gereklidir.

Hassas veya duyarlı cilt; ince, damarlar yüzeye yakın ve belirgin, kızarık ve nemsizdir; güneşte çabuk kızarır.  Kaşıntı, hassasiyet, gerginlik  hissi vardır.  Toleransı düşüktür ve kolayca tahriş olur; soğuktan, sıcaktan, rüzgar, toz gibi olumsuz çevresel faktörler ve uygun olmayan cilt bakım ürünlerinden etkilenir. Dokunmak bile tahrişe neden olur. Derinin koruyucu bariyer tabakası bozulmuştur. Bu nedenle özel bakım gerektirir. Özel katkı maddesiz (renksiz, kokusuz) temizleyiciler ve cildin koruyucu bariyer tabakasına destek veren nemlendiriciler (bariyer kremler)  kullanılmalıdır. Ancak hiçbir kozmetik ürünün tamamen masum olmadığı unutulmamalıdır.

Cinsiyet farkı
Kadın ve erkek arasında ki biyolojik farklılıklar, cildimizde de kendini gösterir. Kadınlar erkeklere göre daha ince cilde sahiptirler, yağ bezleri daha az yağ salgılar. Erkeklerde, erkeklik hormonu/testosteron  aktivitesi cildin  daha kalın olmasına neden olur. Bu farklılık deri altı yağ dokusunun da daha kalın olmasına bağlıdır. Ancak orta yaşlardan itibaren erkekler  testosteron, kadınlar da östrojen kaybeder, her iki ciltte kurur, incelir ve hassalaşır; yağ bezlerinden yağ salgılanması da azaldığı için cildin doğal koruyucu özelliği bozulur.

Cildin rengi
Farklı cilt renkleri mevcuttur. Renk farklılıklarının nedeni iklim değişiklikleri ve genetik şifremizdir. Cilde rengini veren madde "melanin"dir. Cilt ne kadar fazla melanin içerirse, güneşin zararlı etkilerinden o kadar fazla korunur. Araştırmacılar cildi, renklerine göre, 6 gruba ayırmışlardır. Birinci grupta olanlar tamamen beyaz renkli olanlardır; aynı şekilde saç ve göz renkleri de çok açık renklidir. Bu grup cilde sahip olanlar, hiçbir zaman güneşte bronzlaşamazlar. Altıncı grupta olanlar ise zencilerdir. Ortadoğulular 4-5. grupta yer alır. Genellikle bizim ülkemiz insanları 3-4. gruptadır. Yani açık buğday, kahverengi cilt rengine sahiptir.

Açık renk ciltte, yağ bezleri daha azdır; cilt, ince ve kurudur; yaşlanma belirtileri erken gelişir. Aynı zamanda güneş ışınlarının verdiği hasarlara daha duyarlı, kızarık ve kılcal damar çatlakları belirgindir. Yara izlerinin iyileşmesi ve lekelerin giderilmesi, diğer cilt tiplerine göre daha kolaydır.

Kahverengi ciltte, yağ bezleri daha yoğundur; cilt, kalın ve yağlıdır; dayanıklı, elastik ve gergindir; yaşlanma belirtileri daha geç gelişir. Güneş ışınlarına karşı daha dayanıklıdırlar. Yara izlerinin iyileşmesi ve lekelerin giderilmesi daha güçtür.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle