GeriSağlık 9 yaşındaki kızınıza aşı yaptırmalı mısınız?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

9 yaşındaki kızınıza aşı yaptırmalı mısınız?

9 yaşındaki kızınıza aşı yaptırmalı mısınız?
refid:22724259 ilişkili resim dosyası
Abone Olgoogle-news

Rahim ağzı kanserinde Amerikalılar hastalığın en büyük sebebi olduğu anlaşılan İnsan Papilloma Virüsü’ne (HPV) karşı kızların zorunlu aşıya tabii tutulup tutulmamasını tartışıyor. Araştırma merkezleri de, daha çok sayıda HPV türüne karşı etkili olacak terapötik aşılar geliştirmek için harıl harıl çalışıyor.

DOKUZ yaşında bir kızınız var. Daha bunun için çok ufak. Ama ileride, dünyadaki tüm rahim ağzı kanseri vakalarında yüzde 70 asıl sebep sayılan ve cinsel ilişki yoluyla bulaşan İnsan Papilloma Virüsü’ne (HPV) karşı korunması için size soruyorlar: Kızınıza aşı yaptırmak ister misiniz?.. Ne diyeceksiniz?.. İşte bugün Amerika’da da rahim ağzı kanseriyle ilgili yaşanan en büyük tartışma bu. 

Ülkenin bu alandaki en geniş çaplı araştırmalarının yürütüldüğü Johns Hopkins Üniversitesi’nden Dr. Teresa Diaz- Montes’e göre aşı işe yarıyor. Kadınlarda 9-26 yaş arasında herhangi bir dönem 3 kere vurulması gereken aşı, son 20 yıl içinde oluşan verilere göre rahim ağzı kanserinin virüsten kaynaklanan vakalarını önlemede umut vaat ediyor. Ancak Teksas Valisi Rick Perry’nin 2007’de yapmaya çalıştığı gibi aşı tüm kızlar için zorunlu olmalı mı, emin değil. “Bunlar çok ticari kararlar. Ben aşının uzun dönem sonuçları bilinmemekle birlikte şimdiye kadar belirlenmiş bir yan etkisi olmadığını söyleyebilirim” dedi.

Rahim ağzı kanseri, bugün tıbbın kanseri önleme ve erken teşhis etme çabalarında en başarılı olduğu alanların başında. Yüzlerce HPV türü arasından, tümörün en yaygın gerekçesi olduğu anlaşılan HPV-16 ve HPV-18’e karşı etkili iki aşı, bunun ilk kısmı. Kadınlara her 3 yılda bir tekrar etmeleri tavsiye edilen Pap Smear testi ise ikincisi.

HEM UCUZ HEM DAHA GÜÇLÜ

Dr. Diaz-Montes, ABD gibi gelişmiş ülkelerde önleme ve teşhisin büyük oranda başarıldığını ama gelişmekte olan ülkelerde bunların halen büyük sıkıntı olduğunu belirterek, rahim ağzı kanserine karşı yürütülen çalışmaların da bu önleme ve kontrolün nasıl daha kolay olabileceğine odaklandığını söyledi.
Her bir dozu 120-150 dolardan toplam 360-450 dolarlık maliyeti olan mevcut aşılara alternatif üretme çalışmaları sürüyor. Johns Hopkins’in laboratuvarları da bu yerlerin başında. Konuşurken eliyle arkayı gösterdi bir ara Dr. Diaz-Montes ve “İçeride 8 farklı HPV türüne karşı etkili olacak bir aşı geliştiriliyor” dedi. Mevcutlardan daha ucuz, daha güçlü. Ancak asıl yenilik test kısmında yaşanıyor ki, gelişmekte olan ülkelerde kadınların rahim ağzı kanseri olduklarını daha önce öğrenmelerini sağlayacak, tıpkı hamilelikte olduğu gibi idrarı kontrol eden, pratik HPV testleri hazırlanıyor: “Amerika olarak bizde kontrollerde bir sorun yok. Ama Peru’da dağda yaşayan bir kadını Pap smear testi için aşağıya indirtmeniz zor. Bu yeni ürünler o kadınlara yardımcı olmayı hedefliyor.”

SİGORTA ŞİRKETLERİ ARIYOR

Dr. Diaz-Montes, işin cerrahi kısmında ise artık açık ameliyatın tercih edilmediğini ve vücutta birkaç ufak delik açılarak yapılan laparakoskopik ya da robotik cerrahinin genel uygulama halini aldığını anlattı. Bunların avantajı, daha az kan kaybına neden olmaları ve özellikle robotik cerrahinin sinirleri ayırıp koruyarak hastanın daha sonra seksüel açıdan sorun yaşamasını önlemesi . Ayrıca hastanın daha hızlı iyileşmesini sağlaması. Dr. Diaz-Montes, “Zaten sigorta şirketleri de arayıp hastanın çabuk taburcu olmasını istiyorlar” dedi gülerek.

Ya radyoterapi ve kemoterapi?.. Dr. Diaz-Montes, istisna durumlar dışında Evre 1 ve Evre 2A’da oluşturdukları tedavilerde aynı anda hem cerrahi hem de radyoterapi uygulamadıklarını söyledi. Ameliyatın tek başına çoğu durumda yettiğini söyledi. Kemoterapi ise ilerleyen evrelerde.

“Peki rahim ağzı kanseri tedavisinde gelecekte en ağırlıklı yer tutacak olan hangisi” dedim. Hiç düşünmeden, “Terapötik aşılar” dedi.

AŞI HAREKÂTI

ABD’de rahim ağzı kanserinin en büyük  nedenlerinden HPV’ye karşı 17 yaşından  ufak kızlarda tek doz aşılanma oranı yüzde 44.3’ten yüzde 49’a çıktı. Aşının üç dozunu da tamamlayanların oranı ise yüzde 26.7’den yüzde 32’ye yükseldi.

• Rahim ağzı kanseri eskiden Amerikalı kadınlar arasında en yaygın kanser ölümü nedenlerinden biriyken , erken teşhis ve etkili cerrahi sayesinde 1955-1992 arasında vaka kayıpları yüzde 70 azaldı.
Kaynak: Amerikan Kanser Cemiyeti

• ABD’de 2013 boyunca 12 bin 340 hastaya rahim ağzı kanseri teşhisi konulacağı ve 4 bin 30 kadının bu sebepten öleceği tahmin ediliyor.
Kaynak: Amerikan Kanser Cemiyeti

Kolon ve rektum

Rektumda cerrahi kalkacak mı?

Amerika’da üst düzey kanser hastaneleri bir yandan aralarında oluşturdukları mükemmellik merkeziyle kolon ve rektum cerrahisine standart getirmeye çalışıyor, bir yandan da rektum vakalarında ameliyatı kaldırmaya uğraşıyor.

“BREZİLYA’da rektum kanseri vakalarında, ameliyat yerine sadece radyasyon ve kemoterapiye dayalı bir deneme yapılıyor. Bu tekniğin yararı olabilecek hasta sayısı, tüm vakaların yüzde 20-30’udur. Ancak biz bunları tespit edemiyoruz. Çünkü bunları ararken bazı hastaları kaybedebiliriz. Brezilya’da ise bu iş biraz da kontrolsüz bir şekilde sürüyor. Verileri alacağız. Ve ABD’deki kurallar çerçevesinde biz de bir program başlatacağız. Hastaya soracağız. Yarar-zararlarını anlatacağız. Ve özellikle ameliyat sonrası kalıcı torba taşımak zorunda kalacak hastalara böyle bir alternatif önereceğiz. Şu anda kolon ve rektum kanserlerinde en heyecan verici gelişme bu.”

Bunları anlatan bir medikal onkolog değil. Bir radyoterapist de değil. 24 yıldır Cleveland Clinic’te çalışan Kolon ve Rektum Cerrahisi Direktörü Dr. Feza Remzi. Yılda 450 vakanın görüldüğü hastanenin en zor operasyonlarını gerçekleştiren, Amerika’nın bu alandaki en donanımlı doktorlarından biri. “Peki kendi çalıştığınız alanın tedavi sürecinden çıkartılmasına nasıl objektif bakabiliyorsunuz” dedim bunu dinlediğimde. “Bugün kanser tedavisinde en büyük olay, çokdisiplinli yaklaşımdır. Farklı doktorlar bir araya gelip beraber karar veririz. Ve önce gelen hastadır. Oraya gelen her doktor bu yüzden egosunu bir kenara koymak zorundadır” dedi.

Kolon ve rektum kanserleri, tıpkı rahim ağzı gibi erken teşhiste epey ilerleme sağlanan kanser türlerinden. Ancak farkı, bunda erkekler daha çok risk altında. Ve eskiden vakalar yoğun olarak 70’li yaşlardan sonra  görülürken bugün hastalığın teşhis edildiği yaş ortalaması 40-50’lere inmiş durumda.
Kolonoskopinin önemi bu konuda Türkiye’de de artık herkes tarafından biliniyor. Dr. Remzi  de, ailede risk varsa 40 yaşından itibaren düzenli olarak kontrollere başlanmasını öneriyor.

Bu alanda temel tedavi halen cerrahi. Sadece Evre-4’te cerrahinin işe yaramadığı oluyor. Bugün ABD’de kolon ve rektum cerrahisinde yaşanan en büyük değişimi ise Cleveland Clinic, MD Anderson, Memorial Sloan Kettering ile Mayo Clinic’in bir araya gelerek oluşturdukları mükemmellik merkezi oluşturuyor.
Tasarlanan düşünce, bu üst düzey hastaneler bu alanda belirleyecekleri cerrahi standartları Amerikan Cerrahlar Birliği’ne onaylatacaklar. Ardından ameliyat yapmak isteyen hastanalere birliğin sertifika vermesini sağlayacaklar. Dr. Feza Remzi, OSTRICH adı verilen ülke çapındaki bu büyük projenin aynı zamanda başındaki kişi. “Hastaneleri bu sertifikayı almaya nasıl ikna edeceksiniz” dedim Dr. Remzi’ye. “Birliği kızdırırsanız fonlarınız kurur. Kimse de onun sorumluluğunu almak istemez” dedi.

1 milyon kişi kurtuldu

• ABD’de 2013 yılında 50 bin 830 kişinin kolon ve rektum kanserinden öleceği tahmin ediliyor ancak erken teşhis ve etkili tedaviyle her yıl azalan ölüm oranları sayesinde şu anda ülkede bu hastalığa yakalanıp atlatan 1 milyon kişinin olduğu hesaplanıyor.
Kaynak: Amerikan Kanser Cemiyeti

BİTİRİRKEN

Kanserden kurtulanlar arttıkça erken teşhis bilinci de artıyor

Tıpkı ilk gün konuşan MD Anderson Kanser Merkezi’nin Başkanı Dr. Ronald DePinho gibi…. Yazı dizisinin bu son gününde okuyacağınız Johns Hopkins Hastanesi’nin kanser bölümü başkanı  Dr. Bill Nelson’a göre de, bugün insanlık kansere karşı olan mücadelesinde tarihi bir dönüşüm yaşıyor. Yedi gün boyunca anlatmaya çalıştığım hedefli terapi, kemoterapiye alternatif yeni nesil ilaçlar, yeni radyoterapi teknikleri, genetik testler, bu dönüşümün kanıtları.
Ancak iş herkesin beklediği o çözüm faslına gelince… Bu hastalığın nasıl yenileneceğine… Bu işe kendini vakfetmiş her araştırmacının başka bir formulü olduğunu fark ediyorsunuz. Kanserin önlenmesi için sağlıklı yaşam tavsiyelerinden kanserin erken teşhis yöntemlerine… Yeni ilaçlardan cerrahiye uzanan koskocaman bir skala. “Çözüm ne” sorusunun cevabı ise… Hepsi… Çünkü yüzyıllar boyu insanlığa kök söktüren veba bugün nasıl bir tehlike olmaktan çıktıysa... Ama aslında halen nasıl sadece erken teşhis edildiğinde iyileştirilebiliyorsa… İnsanoğlu muhtemelen 21. Yüzyıl’da kansere de aynısını yapacak. Önce önlemeyi deneyecek. Sonra da erkenden yakalayıp bulduğu yeni ilaçlar ve tedavi yöntemleriyle dişlerini sökmeyi… Şimdiden birçok kanser türünde yapmayı başardığı gibi…
Bitirirken, “Bize büyük resmi anlatır mısınız? Kanserle mücadelede neredeyiz” dedim Dr. Nelson’a. “Toparlamayı deneyeyim” dedi:

ÖLÜM ORANLARI AZALIYOR

ABD’de kanser vakalarında beş yıllık hayatta kalma süreleri artıyor. Ve ölüm oranları azalıyor. Yapılan araştırmalara göre bugün Amerika’da kanseri atlatmış gözüken 14-16 milyon kişi var. Bu kişilerin kansere karşı yarattıkları farkındalığı düşünün. Bunun en büyük avantajı, toplumda kanserde erken teşhis bilincinin oluşması. Kontrollerin yaygınlaşması.

ANTİKOR İLAÇLAR

Antikor ve küçük moleküllü ilaçların her ikisi de çok hızlı gelişiyor. Eskiden vücuda yan etkileri çok fazla olan kemoterapi vardı. Kanseri öldürürken sağlam organları da öldürüyordu. İlaç  geliştirme çabaları şimdi tamamen değişti. Yeni nesil ilaçlarla hedefli terapide çok güçlü bir momentum sağlandı.

KRONİK HASTALIK OLACAK

Bu ilaçlarla tedavi hem daha etkili hem de hastalar için daha katlanılabilir bir hal aldı. Kanser birçok vakada kontrol edilebilir kronik bir hastalığa dönüştürüldü. Temel fark şu: Herkesin meme kanseri aynı değil. Herkesinki farklı bir gene bağlı olarak gelişiyor. Ve siz de herkesinkinden farklı bir tedavi alıyorsunuz. Bunda ilerleyen gen araştırmalarının etkisi var elbette.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ YENİDEN YÜKLÜYORUZ

Lösemi hastalarında yan etkileri fazla olan, çok yüksek dozda kemoterapinin ardından başka birinden kemik iliği nakli gerçekleştirilir. Ve bu da doku uyuşmazlığına bağlı GVHD (graft versus host hastalığı) riski içerir. Son 2-3 yıldır, hastanemizde kemik iliği transferinden sonra provokatif bir şekilde kullandığımız bir ajanla, tıpkı bir bilgisayarı yeniden yüklemek gibi bütün bağışıklık sistemini yeniden yüklüyoruz. Bu işlemden sonra da GVHD riski yaşanmıyor. Böylece sizin kemik iliği naklinizi dokularınızın uyum sağlayacağı size çok yakın birinden yapmanız gerekmiyor. Şimdi biz ölüm oranlarının çok yüksek olduğu başka hastalıklara da bu yöntemi yaymayı düşünüyoruz.

FONLAR VERİMLİ KULLANILIYOR

Eğer bir önceki yüzyıldan beri bu savaşın devam ettiğini düşünürsek bence bugün bilim, araştırmalar için sağlanan fonları hiç olmadığı kadar verimli kullanıyor. Özellikle genetik gibi alanlarda elde edilen ilerlemeyle, çok güçlü bilimsel sonuçlara ulaşıyoruz. Bunların hepsi çok umut verici şeyler.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle