GeriKelebek SAÇINDA ALTIN TOZU VAR
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

SAÇINDA ALTIN TOZU VAR

SAÇINDA ALTIN TOZU VAR
refid:24916317-spot ilişkili resim dosyası

Kurban Bayramı için Sibel Can’ı evinde ziyaret ettim. Dar pantolonumu gösterip sordum; “Doğruyu söyle, Engincan’a mı daha çok yakıştı, bana mı?” Kahkahayı patlattı ama sorumu da yanıtsız bırakmadı: “Bu konuda objektif olamam; tabii ki Engincan’a daha çok yakışmış.”

Güzelim gözlerine ne oldu, gerçekten bozuldu mu?
- Güzelim gözlerim bozuldu maalesef... Artık bir şeyler okurken hafiften zorlanıyorum. Yaklaşık 2 numara olmuş gözlerim.
Çizdirme olayına falan neden girmedin?
- Gerek görmedi doktorum. Yakın gözlüğü verdi. Gözlükle idare edeceğiz artık...
Gözlerinin bozulması “Eyvah yaşlanıyorum” telaşı başlattı mı sende?
- Hiiiiç öyle bir endişeye kapılmadım. Aksine, kendimi çok rahat hissetim yakın gözlüğü alınca. İnsanın hoşuna da gidiyor o gözlüğü takmak...

YAŞLANMAKTAN DEĞİL YAŞLANAMAMAKTAN KORKARIM
Yaşlanmaktan korkmaz mısın?
- Yaşlanmaktan değil, yaşlanamamaktan korkarım ben. Keşke yaşlanabilsem, Allah o günleri gösterse bana. Biliyorsun benim anneciğim, babacığım çok genç yaşta hayatını kaybetti. Onları erken kaybettiğim için hep bir korkum vardır benim... Erken ölüm korkusu... Hayatta tek isteğim yaşlanabilmek, saçlarımın bembeyaz olduğunu görebilmek, torunlarımı kucağıma alabilmek. Bunu çok arzu diyorum.
Peki o yaşına kadar sahnede olmayı ister misin? Hani sanat dünyasında “sahnede öleyim” geleneği vardır ya...
- Hayır, onu istemem. Belli bir yaştan sonra bırakmayı düşünürüm. Uzun yıllardır sahnedeyim. Önümüzdeki sene sanat hayatımdaki 30’uncu yılımı kutlayacağım. İşimi çok seviyorum ama sahnede ölecek kadar değil. 50’den sonra çalışma tempomu azaltmayı düşünüyorum. Albüm ağırlıklı devam ederim herhalde. Sesimin yettiği sürece albüm çıkarırım ama yoğun bir sahne çalışması yapmayı düşünmem.
Yani sadece 15 yıl daha mı sahnede izleyeceğiz Sibel Can’ı?
- Ahh çok naziksin canım... 70’liyim ben, 43 yaşındayım. Yani 7 yıl daha var...
Delirdin mi? 50 çok erken! Bence bu kararını mutlaka gözden geçirmelisin...
- Ne bileyim, öyle bir limit koydum kendime. Öyle bir hayalim var.
Ben bunu hiç söylenmemiş kabul ediyorum...
- Bakalım gelecek ne gösterir... Şu andaki fikrim o...

ENGİNCAN FACETIME’DAN ELİMİ ÖPECEK
Bayramda nerede sahne alacaksın?
- Bayramın birinci günü (bu akşam) Antalya’da, ikinci günü de Kıbrıs’tayım. Bayramları böyle kutluyoruz biz. Bayramda çalışıyor olmayı ben de seviyorum artık.
Peki ya çocuklar?
- Onlar da alıştı artık bu duruma. Şöyle bir sistem geliştirdik; bayram heyecanını bir gün önce, arife günü yaşıyoruz. Bizde adettir, arife günü kabir kurbanları kesilir. Mutlaka kabirler ziyaret edilir. Sonra bayramın üçüncü gününde bir araya geliriz.
Bu yıl aile bir araya gelecek mi?
- Engincan burada değil. Miami’de, okulda olacak bayramda. Geçen gün konuşuyorduk, “Facetime’dan elimi öpeceğim” dedi.
Valla online el öpmeyi de ilk sizde gördüm...
- Şaka değil söylediğim. Facetime’dan canlı bağlanacak Miami’den. “Bayram sofrasına Miami’den katılıp elini öpeceğim. Bütün kardeşlerim de hazır olsun ama” diyor. Ben de bilgisayar ekranına el uzatırım herhalde!
Uzaktan da olsa bayramı unutmaması güzel...
- Çocuklarım maşallah kandil bilir, bayram bilir, bütün bu özel günleri takip ederler... Ben de öyle büyüdüğüm için, çocuklar benden ne gördülerse onu yapıyorlar.

BİR ŞEHİR EFSANESİ: MİAMİ’DE KAÇ EVİ VAR?

Engincan, Miami’de ne okuyor?
- Business Management okuyor. Üçüncü yılı. Çok da başarılı. Gerçekten okulda parmakla gösterilen bir öğrenci. Bizim Miami’de evimiz olduğu için küçüklüğünden beri zaten oraya çok alışık.
Eviniz mi, evleriniz mi?
- Bir tane evim var orada.
O kadar çok konuşuldu ki bu konu, sanki bütün Miami senin zannediyoruz biz...
- Evet, öyle bir durum var. Bir arkadaşım denk gelmiş hatta, gittiği turda “Şurası da Sibel Can’ın, burası da Sibel Can’ın” diye anlatılıyormuş. Ama yaklaşık 14 yıl önce aldığımız tek bir evimiz var orada. Engincan da orada yaşıyor şimdi.
Sen de çok sık gidip geliyor musun?
- Evet, en ufak bir boşluk olduğunda hemen çocuğumun yanına gidiyorum. Miami’yi seviyorum zaten.
Melisa da abisinin yanına mı gidecek okumaya?
- Melisa şu an lise son sınıfta. Onun sanat tarafı daha ağırlıklı. Müzik kulağı çok iyi. Piyano, keman çalıyor.
İster misin onun da sahnelerde olmasını, şarkı söylemesini?
- Sahnelerde olmak gibi bir niyeti yok. Daha farklı bir müzik anlayışı var. Çocuklarımın verecekleri her karara saygı duyarım ama... Engincan bile daha ne yapacağına tam karar vermedi.

DAR PANTOLON ENGİNCAN’A MI YAKIŞTI BANA MI?

Medya, Engincan’ı “ikoncan” ilan etti...
- Çocukcağıza maalesef öyle bir şey yaptılar. Halbuki hiç öyle bir niyeti yok, hiç önde olmayı seven biri değil. Her genç gibi onu da bir zevki var işte...
Beğendin mi tartışılan kıyafetini?
- Ben Engincan’ın tarzını çok beğeniyorum. Yakıştırıyor kendine.
O eleştiriler üzdü ama seni...
- Çok üzüldüm tabii bir anne olarak. Herkes giyiyor, bu çok doğal.
Bak ben de Engincan gibi dar bir pantolonla geldim röportaja...
- Farkındayım, çok da yakışmış...
Engican’a mı yakışmış daha çok, bana mı?
- Bu konuda objektif olamam; tabii ki Engincan’a daha çok yakışmış... Dünyada da var, ülkemizde de var bu tarz giyinenler ama tabii benim çocuğum olduğu için, yakışıklı da bir çocuk olduğu için çok dikkat çekti. Engincan’ın hiç arzu etmediği bir şey bu aslında. Ortada olmayı sevmez o. Onun rahatsızlığını da hepimiz yaşadık. Bu yüzden geçenlerde “Lütfen artık çocuğumu rahat bırakın” dedim...
Bir ara da Melisa çok konuşuluyordu, kiloları falan haber yapılıyordu...
- Ah evladım... Bizlerin çocukları maalesef hep böyle mercek altında. Hülya’da da (Avşar) aynı şey oluyor. Zor... Ünlü çocukları için zor...

İYİ Kİ SULHİ VE HAKAN VAR HAYATIMDA

Yarın öbür gün çocuklarının ünlü isimlerle ilişkisi olursa ne yaparsın?
- Hiçbir şey yapmam. Çocuklarımın bütün kararlarına saygı duyarım. Ben onlara son derece güveniyorum. Bugüne kadar bir gece kulübünden saçma sapan halde çıkmadılar. Kaldı ki, o da olabilir. Ama dikkatli çocuklar. İyi yetiştirdim onları. Arkadaş çevreleri de çok iyi. Allah bozmasın. Kiminle ilişki yaşamak istiyorlarsa, yaşarlar. Ünlü de olabilir bu, yabancı da, hiç fark etmez. Ben her zaman destekçileriyim onların.
Anneden çok bir arkadaş gibisin galiba...
- Evet, arkadaş gibiyim. Ben onlarla büyüdüm zaten biliyorsun. Çok küçük yaşta anne oldum. Engincan 21 yaşında, Melisa 18, Emir 13... Biz onlarla arkadaşız...
Dışarıya eğlenmeye çıkar mısınız beraber?
- Engincan hemen arar, “Anne bir kulüp açıldı Miami’de, mutlaka götüreceğim seni, bayılacaksın” diye. Melisa da öyledir...
Babalarla ilişkiler nasıl peki?
- Çok iyi. Hiçbir sorun yok...
Görüşmeme, mesafe koyma gibi bir durum yok yani...
- Asla yok öyle bir şey. Olabilir mi? Hiçbir zaman olmaz.
Sulhi Bey’le ayrılık dönemi çok tartışıldı, çocuklar tepki göstermedi mi?
- Onlar da yaşanacakmış, hepsi geçti bitti... Unutuluyor, hayat devam ediyor. İyi ki çocuklarım var. İyi ki çocuklarımın babaları var. Onlar çok büyük bir güç benim için. Çok büyük destek. Sulhi de öyle, Hakan da. İyi ki varlar hayatımda.
Ünlülerin dünyasında boşanmalardan sonra böyle sözler duymaya alışık değiliz...
- Olması gereken bu. Her şeyden önce üç tane pırıl pırıl evlat var ortada. Onlar için her şey değer.

YENİ ALBÜM KASIM SONUNDA

Albüm ne zaman çıkıyor?
- Bayram ertesi okumalar başlıyor. Benim okumalarım çok uzun sürmüyor, 15-20 günde tamamlarım.
Albümde Halil Sezai’yle de bir düetin var galiba?
- Evet! Harika bir şey oldu. Adı “Galata”.
Nasıl sözleri?
- “Şimdi Galata’da bir meyhanede, aklım o zat-ı şahanede” diyor şarkı. Halil bambaşka bir ruh. İlk albümü çıktığında Engincan getirmişti bana. O zamandan beri çok beğeniyorum. Bir de Fettah Can haraketli bir şarkı yaptı, o da çok güzel. Sinan Akçıl hazırlıyor şu anda.
Başka kimlerden şarkı aldın?
- İki tane Arap kökenli şarkı var, Amr Mostafa’nın... A1 şarkısını Tarkan hazırlıyor. Sezen Aksu ve Serdar Ortaç’tan da birer şarkı var. Onlar olmadan albüm olmaz.
Sen müziğin milli takımını kurmuşsun bu albümde...
- Bu konuda çok şanslıyım Cengiz, çooook...
Kasımı bulacak sanırım albümün çıkışı...
- Kasım sonunda...
Adı ne olacak?
- O belli değil henüz. Bütün şarkılar okunduktan sonra albümün adını koyacağız.
Herkes single çıkarırken sen dört dörtlük bir albümle geliyorsun...
- Ama bizden de bu bekleniyor. 2,5 yıl olmuş diğer albümden bu yana, single falan olmazdı.

SİBEL CAN’IN İLK 11’İ

1- Tarkan
2- Sezen Aksu
3- Halil Sezai
4- Fettah Can
5- Serdar Ortaç
6- Berksan
7- Sinan Akçıl
8- Bülent Özdemir
9- Amr Mostafa
10- Sürpriz
11- Sürpriz
Not: Bu, Sibel Can’ın en beğendiği sanatçılar listesi değil. Yeni albümünde şarkı aldığı sanatçıların listesi...

PRENS ALBERT’TEN TORPİLLİ

Monaco’da Prens Albert’ten torpilliymişsin diye duydum. Fotoğraf çekimi için özel izin vermiş doğru mu?
- Albüm için değildi o çekim. Normal fotoğraf çekimiydi. Yardımcı oldu. Mart ayında Kızıl Haç için yapılan Gül Balosu’na da davetliyim, beklerim.
Prens Albert mi davet etti? Tanışıklık nereden geliyor?
- Yok, tanışmadık henüz. Baloda tanışacağız. Fransız Rivierası’nda Monaco’ya yakın bir ev aldım ben. Orada fotoğraf çektirmek istedim. Bütün izinler Prens tarafından veriliyor. Daha önce Jennifer Lopez çektirmek istemiş, müsait olmadığı için verilmemiş. Profesyonel çekim olduğu için belli bir para ödenmesi de gerekiyor. Ama benden alınmadı...
Monaco’yu da ele geçirdin yani...
- Henüz değil, ağır ağır.
Oradaki evi alalı ne kadar oldu?
- 1,5 yıl oldu. İçi sekiz ayda bitti. Üç oda bir salon, çok şirin bir ev oldu. Orayı çok arzu ediyordum. Babam ve annemle, ben 12-13 yaşlarındayken gitmiştik. Oradayken annem ve babamla anılarım canlanıyormuş gibi hissediyorum. O yüzden çok istedim orada bir ev. Seninle ortak arkadaşlarımızın da evleri var biliyorsun. Onlar da vesile oldu. O yüzden aldım o evi. Kahveye beklerim bir gün.
Başka bir yerde yurtdışı yatırımın var mı?
- Yok hayır. Miami’de ve Fransız Rivierası’nda evim var sadece.

SAÇINDA ALTIN TOZU VAR

Bu yeni albümde ruh halin nasıl olacak? Eğlenceli mi, hüzünlü mü?
- Hepsi var içinde. Her yeni şarkıyı söylerken başka bir ruh haline giriyorum ben. Sözler, melodi ben çok etkiliyor. Şu anda içimde binlerce kadın var. Hüzünlü olan var, kıpır kıpır olan var.
Saçlarının rengini biraz daha mı açtırdın?
- Evet, bu albüm için biraz değiştirdim. Biliyorsun benim saçlarım çok konuşuluyor. Bütün kadınlar çok yakından takip ediyor. Bunun içinde de altın tozları var...
Nasıl yani? Saçında altın tozu mu var şimdi?
- Gerçek altın değil tabii ama öyle tanımlanıyor. Organik bir boya bu. Kuaförüm içine altın tozları da atıyor. O, sarıları çok daha parlak ve ışıltılı gösteriyor. Bütün kadınlar şu anda bu saçı soruyor. Kuaförlerine “Sibel Can’ın saçı gibi” desinler ama altın tozunu da mutlaka eklettirsinler. Altın tozu olmadan olmaz!
Bir de her albümde “Şu kadar kilo verdi” haberleri yapılıyor...
- Aman artık bunlar konuşulmasın. Ben “Şu kadar kilo verdim” diye çıkmıyorum ortaya ama yazıp duruyorlar her seferinde. Ben böyleyim, beni böyle kabul etsinler. Beni seven böyle sevsin...

ELİMDE BÜYÜTEÇ İNCELEDİM EN BÜYÜK PIRLANTA KİMDE?

Şu büyüteci alıp yakından incelemek istiyorum pırlantalarını. Nedir bunlar?
- Hahaha alemsin valla... Bunlar Chopard... Ama dikkatli bak, komple pırlanta değil. Öyle olsa kim bilir kaç karat olurdu...
Evet, gördüm. İçinde dört pırlanta var, hareket ediyorlar... Sanat dünyasında en büyük pırlantanın sende olduğu söyleniyor, doğru mu?
- Ben bilmiyorum, onlar nereden biliyor? Her kadın kadar takıya düşkünüm ben de. Çok severim. Aslan burcuyum, saate, yüzüğe, küpeye, ayakkabıya, çantaya düşkünüm.
En pahalı mücevherine ne kadar verdin?
- Son zamanlarda hiç aldığım bir şey olmadı. Eskiden aldıklarım bunlar.

AJDA-BÜLENT POLEMİĞİ YANLIŞTI

Ev işleriyle aran nasıl?
- Çok iyi.
Çocuklara yemekleri sen mi yaparsın, yardımcılar mı?
- Yardımcılar yapar genelde ama ben de çok iyi yemekler yaparım. Mantı açamam, dolma yapmaya üşenirim ama pek çok yemeği lezzetli yaparım.
Müzik ve sahne dışında günün nasıl geçer?
- Camianın dışında 10-12 kadın arkadaşım var. Bir araya geliriz bazen, çay partileri gibi. Yurtdışı seyahatleri de yaparız.
Sanat camiasındakilerden daha gerçekçi dostluklar mı bunlar?
- Tabii, daha içten. Sanat camiasıyla baş edemem ben. Onlarla uğraşamam.
“Baş edemem” derken? Polemiklerle mi?
- Evet, hiçbir zaman girmedim, girmeyi de düşünmem. Cevap vermem, uzak dururum. Zaten görüştüğüm çok az insan var, Sezen, Tarkan gibi...
Son olarak Ajda Pekkan’la Bülent Ersoy arasında polemik yaşandı...
- Yanlıştı. Olmaması gerekirdi. Her iki tarafı da yıpratan bir polemiktir bu. Keşke yaşanmasaydı.

HALİL SEZAİ’YLE TELEVİZYONA PROGRAM YAPMAYI ÇOK İSTERİM

Ferhat Göçer’le birlikte televizyon programı yapacağını duydum?
- Konuşuluyor öyle şeyler. Pek çok sanatçı arkadaşımla program yapmam için teklif geliyor. Ama henüz somut bir şey yok ortada.
Düşünüyor musun yapmayı?
- Öyle herkes gelsin, konuklarla sohbet edilsin, şarkılar söylensin tarzı zor. Daha özgür müzik yapabileceğim bir program olursa, yapmayı düşünürüm. Zaten

sahne çalışmalarım yeterince yoğun.
Belki Halil Sezai ile program yaparsın bu düetten sonra...
- Neden olmasın? Çok isterim Halil Sezai’yle program yapmayı. Onun dinleyicisiyle benim dinleyici kitlemi buluşturacak bir programı yapmayı çok isterim.

5 FAVORİ DİZİSİ

1- Karadayı
2- Muhteşem Yüzyıl
3- Aramızda Kalsın
4- Seksenler
5- A.Ş.K

En lezzetli yemek tarifleri burada

False