GeriKelebek Plajların Fatih'i
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Plajların Fatih'i

Plajların Fatih'i
refid:7131260 ilişkili resim dosyası

Türkiye'nin en önemli vokallerinden Fatih Erkoç, geçtiğimiz aylarda çıkardığı 'Best of' albümü "Kör Randevu" ile listelere hızlı bir giriş yaptı.

Özellikle "Ellerim Bomboş" şarkısı gece kulüplerinde sıkça çalınan Erkoç, "Geçen sene Beyaz'ın şovunda ben bu şarkıyı söyledim, çok tutulunca hadi ben bir 'best of' albümü yapayım dedim, koleksiyon albümü. Düzenlemeleri de yaptım. Ercan Saatçi ile çalıştık. Şarkılarımı her yerde duymak beni mutlu ediyor" dedi.

Romantik tarafım ağır basar

Türkiye'nin en önemli vokallerinden Fatih Erkoç, geçtiğimiz aylarda çıkardığı 'Best of' albümü "Kör Randevu" ile listelere hızlı bir giriş yaptı. Özellikle "Ellerim Bomboş" şarkısı gece kulüplerinde sıkça çalınan Erkoç, Vizyon dergisine verdiği röportajda, müzik geçmişini, çaldığı sayısız enstrümanla ilişkisini ve tabii "Emmioğlu"nu anlattı.

- Yeni albümünüz "Kör Randevu" büyük ilgi gördü. Size gelen tepkiler nasıl? Satışlar nasıl gidiyor?

Çok şükür iyi gidiyor. 90'lı yıllardaki ortam olsaydı gene 500, 600, 700 bini bulmuştuk bence ama ne yapalım... Yine de iyi gidiyor.

- İlk klibi "Anı" parçasına çektiniz. "Anı" slow bir parça. Bir de sizin "Ellerim Bomboş", "Oynatmaya Az Kaldı" gibi hareketli parçalarınız var. Hangi tarz daha ağır basıyor?

Plajların Fatihi
Benim romantik tarafım daha ağır basar. Romantikliğim müziğime daha çok yansıyabiliyor. Yani hani romantik bir insan başka ne yapar? Hanımlara kur mu yapar? Ya da şiirsel mi konuşur? Tabii hanımlara iltifatlar etmeyi seviyorum ama özellikle şarkı söylerken bu romantikliğimi çok daha fazla hissediyorum. Diğer yandan güçlü bir yorumcu olduğuma inanıyorum.

- Siz aynı zamanda multi-enstrümantalist ve yorumcusunuz. Farklı müzik dallarında da çalışmalar yaptınız. Bu çeşitliliğin kökenine biraz gidebilir miyiz?

Benim çaldığım enstrümanların ve icra ettiğim müziklerin çeşitliliği, karşıma çıkan fırsatlarla ilgili. 3-4 yaşlarında babamın hediye ettiği bir kemanla müziğe başladım. Babam udiydi. Ud çalmayı da öğrendik kardeşimle. Türk Müziği dinleyerek büyüdük. Aşağı yukarı 9-10 yıl öyle geçti. Sonra Batı müziği eğitimi veren Belediye Konservatuvarı'na başladım. Orada da iri yarı olduğum için bana trombonu uygun gördüler.

- Caza daha önce bir ilginiz var mıydı?

Beni caz dinlemeye yönelten Özdemir Erdoğan Orkestrası'ndayken çalıştığım davulcu, sevgili Cankut abi idi. Bana cazı aşıladı. Beni Tarabya'daki evine çağırır Miles Davis plaklarını dinletir ve teknik bilgi verirdi. Hatta zaman zaman Özdemir abi sahneye çıkmadan orkestra ile doğaçlama trombon çalardım. Ankara'ya Erol Pekcan'ın yanına geldiğimde tabiri caizse tam "has" caz yapmaya başladım. Sonra askerlik bitince yurtdışına gittim. Rahmetli Nükhet Ruacan, Neşet Ruacan, Emin Fındıkoğlu, Cankut abi ile beraber Norveç'te çalıştık. Orkestra kontrat alamayınca Emin Fındıkoğlu döndü. Biz kaldık. Norveçli bir orkestra şafi ile tanıştık. Ben org çalıp şarkı söylemeye başladım.

- Sonra 1986'da Türkiye'ye döndünüz.

Evet. O kadar uzun kalmamın nedeni de orada Norveçli bir hanımla yaptığım evlilikti. İlk baştan itibaren evliliğin gitmeyeceğini bildiğim halde işte gurur yapıp ayrılamadım taa ki buraya gelene kadar. 1986'da Norveç'te bestelediğim iki şarkıyla "Altın Güvercin Yarışması"na katıldım. Biri "Yol Verin A Dostlar"dı. Diğeri de "Memleketim" diye bir şarkıydı. "Yol Verin A Dostlar" birinci oldu. 1989'da bir birinciliğim daha oldu. "Sen ve Ben." Birinci olan her iki şarkı da şimdiki eşime yazılan şarkılardı ama o zaman eşimin haberi yoktu.

- O zaman birlikte değil miydiniz?

Hayır ama uzaktan akrabam olduğu için ben onu tanıyordum. 1985 yılında kardeşimin düğününde karşılaştığımızda dans ettik ve fotoğraf çekildi. Bana da o fotoğraftan bir tane yollandı. Ben o resme bakarak aşık oldum, onun haberi yok. "Yol Verin A Dostlar"ı öyle besteledim. Birinci olduk. Onun için yazdığım şarkıların çoğu tutmuştur zaten.

- Sonra asıl büyük çıkışınız 1992'de oldu.

"Ellerim Bomboş" albümünü yaptık. 500 binin üstünden bana ödeme yapmışlardı. Dolayısıyla Türkiye'ye beni tanıtan "Ellerim Bomboş" albümü oldu. 93'te "Penceremden Gökyüzüne", 1994 "Sana Deliyim", 1996 "Kardelen" albümlerini çıkardım. Sonra bir ara girdi. 1999'da Aura'dan çıkan "Fatih Erkoç" albümü müzikalitemin pop çizgisindeki en üst noktası oldu.

/images/100/0x0/55eaa457f018fbb8f88d5488
- Tekrar "Kör Randevu"ya dönersek, burada "Emmioğlu"nun yeni versiyonu bayağı ilgi çekti, bu fikir nasıl aklınıza gelmişti?

Bu benim fikrim değildi tabii. 1992 veya 93 yıllarında "Ellerim Bomboş"la tanındıktan sonra Bostancı Gösteri Merkezi'nin işletmecisi Dikran Masis, kardeşim Sinan Erkoç ile bana teklifte bulundu. Erkoç Birader's şovu yapalım dedi. Biz de kabul ettik. Güzel bir şovdu. "Ellerim Bomboş"u kardeşim tersten okuyordu mesela. O şovu hazırlarken "Emmioğlu"nu da farklı tarzlarda seslendirmemi önerdi bana Dikran Masis. Oturduk, İngilizce ve Arapça tercümelerini yazdık. Ama basit, matrak şekilde. Önce Türkçe giriyor parça, ondan sonra İngilizce caz oluyor, arada trombon solosu atıyorum sonra Arapça devam ediyor, oryantal oluyor, sonra rock'a dönüşüyor. Aslında bu albümün yapılmasının nedeni bu şarkı. Çünkü geçen sene Beyaz'ın şovunda ben bu şarkıyı söyledim, çok tutulunca hadi ben bir "best of" albümü yapayım dedim, koleksiyon albümü. Düzenlemeleri de yaptım. Ercan Saatçi ile çalıştık. Ama Türkçe sözler için söz yazarıyla anlaşamadık. Onun yerine İspanyolca söz koyduk. İngilizce bölümünü de yeni sözlerle değiştirdik. Bayağı ses getirdi.

Hem tatil hem iş

Fatih Erkoç, Bodrum'da hem sahneye alıyor hem de yazın keyfini çıkarıyor. Bodrum Marina Yat Kulübü'de sahneye alan ünlü şarkıcı, "Bodrum benim en sevdiğim yerlerden biri. Burada huzuru buluyorum..." diyor.

En lezzetli yemek tarifleri burada

False