O gece Sivas’ta yaralılara bakan doktorlara baskı yapıyorlardı

Güncelleme Tarihi:

O gece Sivas’ta yaralılara bakan doktorlara baskı yapıyorlardı
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 20, 2012 00:00

Zeynep Altıok Akatlı’nın babası, Sivas katliamında öldürülen şair Metin Altıok. Annesiyse yazar, felsefeci ve eleştirmen Füsun Akatlı. Anne ve babasından sadece soyadlarını değil yazarlığı da devralmış. “Sizin babanız yandı mı?” diye sormaktan da hiç vazgeçmiyor. Üniversitedeki işinden atılsa, çağrıldığı Meclis’te AKP’lilerin hışmına uğrasa da yılmıyor. şimdi mücadeleye siyasette devam edecek. O artık CHP ıstanbul ıl Yönetim Kurulu üyesi

Haberin Devamı

O gün babamın Sivas’a gittiğini bilmiyordum çünkü Ankara’daydı. Ben ıstanbul’da annemle yaşıyordum. Annem şehir Tiyatroları’nda başdramaturgdu ve o gece bir gala vardı; geç döndük eve. ılerleyen saatlerde Orhan Alkaya aradı. “Sivas’ta olaylar oldu, Metin’in de ismi geçiyor” diye. Televizyonun başına mıhlandık. ısimler altyazıdan geçiyordu ama babama dair bir bilgi yoktu.
Sabaha karşı bir telefon geldi. “Metin Altıok’un yakını mısınız?” dedi. Genç bir doktordu arayan. ısmini vermek istemedi, tehdit alıyorlardı. Müdahale edene baskı yapıyorlardı. Özellikle köktendinci hastabakıcılar hiç ilgilenmiyormuş. Telefon eden doktor ve iki-üç arkadaşı, bir gün önce babamı dinlemiş panelde. ‘Öldü’ diye atılanların arasında görünce tanımışlar. Bakmışlar yaşam belirtisi var, gizlice kaçırmışlar. “Metin Altıok yaşıyor, Cumhuriyet Hastanesi’nde, haberiniz olsun” dedi, isim vermeden kapadı. Sonra halam gitti, eşi gitti, beni yollamadılar. Bizimle gerçekten ilgilenen tek siyasi isim Fikri Sağlar’dı. Bir helikopterle Ankara’ya nakledildi. İki gün GATA’da kaldı ama kurtarılamadı. 9 Temmuz’da kaybettik.

Haberin Devamı

ŞERİATÇI ZİHNİYETİYOK SAYMAK KOLAYCILIK

Bu olayda bir siyasi ideolojinin, şeriat isteyen köktendincilerin kalkışması olduğunu inkâr edemeyiz. Yerel ıslami gazeteler, kimi ıslami örgütler önceden hazırlanmış. Aziz Nesin’e karşı öfke de Salman Rüşdi’nin kitabıyla, kimliğiyle ilgili. Nesin, babam ve diğerleri orada konuşuyorlar fakat saldıranlar o paneli dinlemiyor ki!
Olayın diğer yönüyse yerel basındaki kampanyaya rağmen hiçbir yetkilinin olayı öngörememesi ve olay esnasında itfaiyeyle polisin müdahale etmemesi. Polis kayıtlarına geçmiş 15 bin kişi var; yargıya taşınansa 157 eylemci, yani tetikçi. Ama hiç azmettirici aranmadı! “Gazanız mübarek olsun” diyen bir belediye başkanı var, sorgulanmıyor bile. şeriatçı zihniyeti yok sayıp “PKK yaptı, onun da ucu Ergenekon” demek kolaycılık, hainlik. Kim olursa olsun, dönemin başbakanı, başbakan yardımcısı, iktidar ortağı sol parti, herkes soruşturulsun.

Haberin Devamı

Ben niye provoke olmuyorum
MECLİS

Meclis Komisyonu beni ve Başbağlar katliamı mağdurlarını çağırmıştı. Fakat Meclis’te o gün Mehmet Metiner, “Siz Temel Karamollaoğlu’nu, suçsuz birini suçluyorsunuz. Siz AKP’ye karşı önyargılısınız” dedi. Ben de söyledim; hayır, tüm partilere eşit mesafedeyim! Ama partilerin hepsi bize el uzattı, bir tek AKP’den el uzatılmadı. “Hiç, Aziz Nesin konuşmasaydı da babam ölmeseydi, dediniz mi?” diye soran Oya Eronat’ın psikolojisini bilemiyorum ama orada provokasyon diyerek bir aklama çabası söz konusuydu. ışte din hassas bir duygudur, insanları provoke ederseniz böyle olur! Hayır efendim, herkesin hassasiyeti olabilir. Benim canımı aldılar, ben niye provoke olup bir yerlere saldırmıyorum?

Haberin Devamı

SS subayları ve yaktıkları yan yana olamaz
MÜZE

Madımak’taki müzeyle ilgili valiliğe dilekçe verdik. Oradan katillerin isimlerin kaldırılmasını istedik. Valilik reddetti, insanlık çerçevesinden bakıyorlarmış. Evet ama bu mantık, Auschwitz’de gaz odasında öldürülenlerin yanlarına SS subaylarının isimlerini yazmakla aynı. Orası insanlık suçlarına karşı bir utanç müzesi olmalı. ıktidar maalesef Deniz Feneri ve Sivas’la ilgili hiçbir şey duymaktan hoşlanmıyor. Başbakanın, “Hayırlı olsun, hapistekilerin de çocukları var” sözlerini hoyrat buluyorum.

Resimler, çiçekler gönderirdi
BABAM

Ben 10 yaşındayken annemle babam ayrıldı. Babamın Ankara’dan Bingöl’e tayini çıktı felsefe öğretmeni olarak. Gitti, yani yaşam kavgası. İki-üç yıl sonra annem YÖK sebebiyle Hacettepe’den istifa edince biz de 1983’te ıstanbul’a geldik. Babam Bingöl’deyken çeşitli sebeplerle çok sık gidip gelemiyordu. ışte o yüzden hep mektuplarla sürdü ilişkimiz. Bingöl dağlarından akşam sefaları, o yörenin otları bitkileri, onları kurutur, jelatinlere sarar, çiçek koleksiyonu gibi böyle onları gönderir. Sincap postu, tilki fotoğrafı gönderir. “Elim eline yakın, dağları aşar gelir” yazar ve dağların üzerine el çizer yollardı, daima kendisini yanımda hissettirmeyi bilirdi.

Haberin Devamı

Süreç provoke edilmesin diye çalıştım
İŞTEN ÇIKARILMA

Annem, Doğuş Üniversitesi’nde İletişim bölümü başkanıydı. Orada annemin anısına sempozyum düzenlenmesi ve bir ödül ihdâs edilmesi çalışmaları sırasında işe başladım. Beş ay çalıştım. ‘Sizin Hiç Babanız Yandı mı?’ yazısından sonra açık ve net bir uyarı aldım. “Mücadelenize saygı duyuyoruz ama siyasi içerikli açıklama yapmayın” dendi. Ben de kurum adına konuşmadığımı, bunun kişisel hukuk arayışım olduğunu söyledim. Yakalanamayan bir numaralı sanık Cafer Erçakmak, Sivas’taki evinde öldü. Nasıl açıklama yapmayacaksınız? ıfade özgürlüğünü sahiplenmesi gereken üniversitelerin ciddi bir baskı gördüğünün bilinmesini istediğim için açıkladım olanları. Kimse üniversiteye karşı ajitasyona girişmesin diye o süreci yönetmek de bana düştü. ‘Füsun Akatlı Ödülü’ üniversitede devam edemez bundan sonra. Annemin bütün eserlerini Kırmızı Kedi Yayınevi’ne verdim. Ödülü de orada devam ettireceğiz inşallah.

Haberin Devamı

Fazıl bu topraklardan kopamaz
DOSTLARIM

Fazıl ile annelerimiz, babalarımız arkadaş. Biz de neredeyse iki yaşından beri arkadaşız. Fazıl hakiki bir dosttur. Özel yetenekli insanlar daha kapalıdır. Fazıl öyle değil. Her şeyi yüreğinde hisseden ve tepkisini açıkça dile getiren bir sanatçı. Twitter, Facebook gibi mecralarda herkes her istediğini söylüyor. Fazıl söyleyince abartılıyor. Fazıl, bence şu an çok kırıldı, haklıdır da. O yüzden gitmesi nefes almak içindir, kalıcı bir gidiş olacağını hiç düşünmüyorum onu tanıyan biri olarak. Bir kere Fazıl bedenen başka bir ülkeye yerleşse bile, eserleri bu topraktan çıkıyor.

Anneminkini de kullanıyorum Yeni kitap babamın mektupları
YAZARLIK

Kendini yazıyla iyi ifade eden bir insanım, bir şeye dertlenince yazarım. Yazıyla küçük yaştan beri içli-dışlıyım, okuyarak yazarak büyüdüm. Özellikle Nezihe Meriç ve Leyla Erbil hep yazmamı ister, beni teşvik ederdi. ılk yazılarım ister istemez 2 Temmuz sebebiyle hep babam ve Sivas için oldu. Babam için ‘Gölgesi Yıldız Dolu’ adıyla bir armağan kitap hazırladım. ılk kitabım o aslında. Onu farklı şekilde kurdum; yaşamına tanıklık etmiş isimlerin yazılarını kronolojik okuduğunuzda bir hayat önünüze çıksın istedim. Babamın ben 10 yaşımdayken işte o Bingöl’den bana yazdığı mektuplar var. Onları kitap haline getirmek istiyorum.

Yeni CHP’ye katkı vermek istedim
SİYASET

19 yıllık adalet mücadelesi, hak arayışı gibi bir süreçte ister istemez siyasette buluyorsunuz kendinizi. ıstanbul il yönetim kadrosu için Oğuz Kaan Salıcı’dan teklif aldığımda CHP’yi görmek istediğim yer için katkı sağlamak istedim. Babam “Aydın, muhalif olmalı” derdi. Ancak muhalif olmak yapıcı katkı sunmadan her şeyi eleştirmek, küçümsemek demek değil. İleri değil gerçek demokrasinin olduğu, adaletin gelişmiş ülkelerdeki gibi güven veren biçimde işlediği bir sistem için çabalamak, tüm mağdurların sesi olmak istiyorum.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!