Neden başörtüsü yapmıyorum

Güncelleme Tarihi:

Neden başörtüsü yapmıyorum
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 05, 2007 00:00

Vücudu sımsıkı saran baştan çıkarıcı kıyafetler tasarladığı için ona "stretch’in kralı" diyorlar. Siyah deri, eldiven, mini elbise ve fermuar Azzedine Alaia’nın olmazsa olmazları.

Diana Ross, Tina Turner, Raquel Welch, Madonna, Brigitte Nielsen, Naomi Campbell ve Stephanie Seymour gibi ünlü isimler Alaia’dan asla vazgeçmiyor. Victoria Beckham’ın geçtiğimiz sene 14 milyon dolara aldığı elbise hálá konuşuluyor. "Tasarladığım kıyafetler vücuda saygı duymalı" diyen tasarımcı, geçtiğimiz hafta gezmek, dinlenmek, esinlenmek için İstanbul’daydı. Biz de tatilinden bir iki saati çaldık, Hürriyet’e özel konuştu.

Ê1940 yılına, Tunus’a geri dönersek, nasıl bir evde dünyaya geldiniz?

- Ailem çiftçiydi. Buğday yetiştirirlerdi. Annem ve babam sürekli tarlada olduğu için beni anneannem ve dedem büyüttü. Liberal bir aileydi bizimki. Din ve eğitim özgürlüğü vardı. Yaşlı anneannem dışında hiçbir kadın başını örtmezdi.

Bir çiftçi çocuğu nasıl olur da dünyaca ünlü bir modacı olur?

- Önce Madam Pino sayesinde.
/images/100/0x0/55eb1e26f018fbb8f8ac4aca

O kim?

- Ebem. Beni o doğurtmuş. Sonra da ilgilenmeye devam etmiş. Tatillerimi Madam Pino’nun yanında geçirirdim. Bana resim kitapları alırdı. Moda dergilerine bakmama izin verirdi. Beni sinemaya, Amerikan filmlerine götürürdü. Kısacası ben çok farklı kültürlerin aynı potada eridiği bir ortamda büyüdüm. Hiçbir kültüre ait olma duygusu taşımıyorum. Müslümanların, Katoliklerin ve Musevilerin olduğu bir ortamda büyüdüm. Camiye de giderdim, Madam Pino’yla pazar ayinlerine de. Dolayısıyla kültür, ırk ve din açısından hiçbir ayırım gözetmem.

Tasarım ile nasıl tanıştınız?

- Kız kardeşim sayesinde. Onun gittiği okulda tasarım dersi vardı. Kendisi bu dersten nefret ettiği için bütün ödevlerini ben yapardım. Nasıl zevk alırdım, size anlatamam.

Paris’te Ecole des Beaux-Arts’da heykel eğitimi almışsınız. Bu bilinçli bir tercih miydi? Yoksa bir kaza kurbanı mısınız?

- Tamamen kaza. Ben tabii ki modacı olmak istiyordum. Ancak Madam Pino heykel okumam için baskı yaptı. "Seni dünyaya ben getirdim, üzerinde hak sahibiyim" dedi ve 15 yaşındayken beni alıp, Güzel Sanatlar Fakültesi’ne soktu. Madam Pino sayesinde heykeltıraş oldum, başka iki kadın sayesinde de moda tasarımı alanında geliştim.

Başka iki kadın mı? Onlar kim?

- Güzel Sanatlar Fakültesi’nin yakınlarında Tunuslu bir aileye ait görkemli bir malikane vardı. Saraya benziyordu. Okula gelip giderken sürekli önünden geçerdim. Bir gün iki genç kadın beni içeri davet etti. Ne yaptığımı sordular. Heykel eğitimi aldığımı söyledim. O dönemde Hıristiyan olmayanların Güzel Sanatlar Fakültesi’ne gitmesi pek mümkün değildi. Bu durum onlara enteresan geldi. Benimle ilgilenmeye devam ettiler. Tatillerimi onların yanında geçirmeye başladım. Modaya olan ilgimi fark ettiklerinde beni bir terzinin yanına soktular. Bu terzi Dior’un modellerini kopyalayıp Tunus’taki burjuvazi için dikiyordu.

Siz nasıl bir çocuktunuz ki bütün kadınlar size şefkat besleyip, yol gösteriyordu?

-
Şeytan tüyüm vardı. Dikkat edin, hálá vardır!

ÊKariyerinizde üç önemli modaevinin izleri var. Dior, Guy Laroche ve Thierry Mugler. Ama Dior’la sadece beş gün çalışabilmişsiniz. Neden?

- O dönem Fransa için biraz hassastı. Cezayir Savaşı’nın sonlarına yaklaşılıyordu, Kuzey Afrikalılara pek de sıcak bakılmıyordu. Dior da benimle çalışmak istemedi. Bunu hiç sorun etmedim. Hemen ardından Paris’te başka dostluklar kurdum.

Sizin başarınızın altında bu dostluk kurabilme beceriniz yatıyor diyebilir miyiz?

-
Kesinlikle. Ben tabiatım itibariyle çok meraklı bir kişiliğe sahibim. İnsanlara ve hayvanlara karşı çok sevgi doluyum. Hiç ayrım yapmıyorum. Her sabah uyandığımda acaba bugün kiminle karşılaşacağım, neler öğreneceğim diyorum. Kendimi bu anlamda hep çırak olarak görüyorum.

Ne oldu da siz tanındınız?

- Paris’ten sonra Amerika pazarına girdim. New York ve Los Angeles’ta kıyafetlerim çok beğenildi. Moda dergilerinde de çıkmaya başlayınca patladı.

"Bir kadın tıpkı bir aktris gibi her zaman sahnededir." Bu sizin cümleniz. Siz daima hayalinizdeki aynı kadın için mi tasarım yapıyorsunuz?

-
Hayır tek bir kadın yok. Devamlı değişen kadınlar var. Ben tasarım yaparken anı, zamanı ve kuşakları takip ediyorum. Çünkü sürekli değişim halindeler.

Sizin için strech’in kralı diyorlar. Bu kumaşı kullanmanızın, kadın vücuduna vurgu yapmanızın nedeni nedir?

-
Çünkü ben aslında heykeltıraşım. Bir manken üzerinde çalışırken bile heykel yapar gibi çalışırım. İnsan vücudunun kaslarını çok iyi biliyorum. Kollar, bacaklar, popo, omurilik... Vurgulamamak elimde değil. Güzel bir vücuda sahip olan kadınlar benim elbiselerimle daha kışkırtıcı oluyorlar. Birçoğu sayemde eş buluyor.

Seksi görünmek için seksi kıyafet giymek şart mıdır?

- Hayır. Bence kıyafetle seksiliğin bir ilgisi yok. Eğer bir kadın seksiyse çuval giyerek de öyle gözükür. Seksilik duruştur, bakıştır, haldir, tavırdır. Kıyafet olsa olsa yardımcıdır.

Sizin kıyafetleriniz için önce seksi diyebilir miyiz?

- Hayır. Ben kadınların değerini öne çıkaran tasarımlar yapıyorum. Önce rahatlık geliyor.

Azzedine Alaia şimdilerde Barneys New York’ta Proenza, Balenciaga ve Dolce&Gabbana ile yan yana yer alıyor. Türkiye’de ise bir tek Harvey Nichols’ta satılıyor.

SINIRLAR KALKTI 19 NEYSE 55 DE O

Modada yaş diye bir şey kalmadı. 19 neyse 55 de o. Moda gençleşti. Sınırlar kalktı. Bir tek örtünme farklılığı var. Kadınlar yaşlandıkça daha çok örtünüyorlar. Bu sebeple gençlerle karşılaştığımda ilk söylediğim şey "açın" oluyor. Eteğinizin boyunu kısaltın, kollarınızı kestirin, dekoltenizi açığa çıkartın. Çünkü bir daha bu fırsat elinize geçmeyebilir. 80 yaşına geldiğinizde incecik bile olsanız deriniz buruşacaktır.

KADINLAR DİZ ÇÖKMEMELİ

Azzedine Alaia ünlü gençlik filmi Clueless sayesinde ününe ün kattı. Alicia Silverstone’un başrolünü oynadığı film, 1990’lı yılların sonunda çekilmişti. Silverstone’un canlandırdığı karakter, üzerine silah doğrultulmuşken, Alaia’nın vücudu saran kıyafetlerinden birini giydiği için diz çökmeyi protesto ediyordu. Tasarımcı bu konu hakkında şunu söylüyor: "O film benim için çok önemlidir. Bence kadınlar hiçbir şartta diz çökmemeliler. O erkeklerin görevi."

ONUN TERCİHİ GELENEKSEL ÇİN ELBİSESİ

Azzedine Alaia tasarımcıların birçoğu gibi giyinmekten sıkılmış. Üzerindeki siyah, geleneksel Çin kıyafetinden dolabında tam 400 tane varmış. "15 yaşından beri bunları giyiniyorum. Köpeklerim üzerime saldırıp istedikleri gibi kirletebiliyorlar. Başka kıyafet giyecek olsam ayakkabı, gömlek, kemer, kravat düşünmek zorunda kalırım. Devlet başkanını da görecek olsam, alışverişe de gidecek olsam aynıyım. Takım elbise giysem palyaçoya benzerim."
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!