NEDEN ANNE OLMADI

Güncelleme Tarihi:

NEDEN ANNE OLMADI
Oluşturulma Tarihi: Mart 05, 2013 09:51

Biricik Suden, Trendsetter İstanbul dergisinin mart sayısına konuştu; ilginç hayat hikâyesinden Mazhar Alanson’la evliliğine hakkında merak edilen her şeyi anlattı.

Haberin Devamı

Enteresan bir hayat hikâyen var. Seninle ilgili yazılarda ailen oldukça karışık görünüyor. Hata yapmadan sormak benim için çok zor. Biyolojik ve aynı zamanda manevi ailen de var sanırım. Kısaca ailenden bahseder misin? Onların sana katkısı ne oldu?
- Sanırım bir yanlış anlaşılma olmuş. Ailemde bir karışıklık da yok, manevi ailem de yok. Rahmetli teyzem ölmek üzereyken mirasını bana bırakmak istediğinde soyadımızın aynı olma zorunluluğu vardı, bu sebeple sadece bürokratik işlemler için kâğıt üzerinde onun soyadını taşır oldum, hepsi bu. Ağır ceza hâkimi babam, bankacı annem ve benden yedi yaş büyük avukat erkek kardeşim var. Ailemin bana en büyük katkısı, mutlu ailenin önemini göstermiş olmaları. Anne ve babamın birbirlerine aşk ve bağımlılıkları, bizim mutlu aile ortamında hayata galip başlamamızı sağladı. Babamın hayata veda etmeden önceki son sözü, “Evlâdım olduğun için teşekkür ederim” oldu. Son nefesinde bile beni bir ömür mutlu etmeye yetecek sevgisini ve zarafetini gösterdi.
 
Ne eğitimi aldın diye soracağım ama sanırım birden fazla eğitim aldın?
- Resim sanatı tarihi, “illüstre grafik”, İbrahim Safi Atölyesi Resim Bölümü’nde eğitimler aldım. 
Birçok iş yaptın. Şu sıralar neler yaptığını anlatır mısın?  

- Sanatçı Devran Mursaloğlu’yla tasarımlarımızı sergileyeceğimiz bir galeri için planlarım var. Para kazanmak için ise sattığım bir ürün var, fakat benim olduğunun bilinmesini istemiyorum. Böylelikle dostum da alıyor düşmanım da.

POPÜLER OLSAM NE OLUR OLMASAM NE!
Seninle röportaj yapacağımı duyanlardan aldığım tepki şu oldu: “Kadın gerçek bir trendsetter!” Bunun bir sırrı var mıdır, nasıl trend yaratılır?
- Teşekkür ederim, ancak hayatım boyunca hiç trendsetter olma gayret ve hedefim olmadı. Bu sebeple nasıl olunur, bunun net cevabını veremem. Ancak stilim, karakterim, imkânlarım, yaşam tarzım, vücut dilim, ruh halimle doğru orantılıdır ve galiba biraz da önsezi.
Trendsetter imajın gereği birçok insan seni takip ediyor ama sen her zaman bir o kadar “cool” duruyorsun. Popüler olmak için çaba sarf etmeden popüler olmayı nasıl başarıyorsun?
- Takip edildiğimin farkında değilim. Popülerlik konusunu da gerçekten bilmiyorum, düşünmek de gereksiz geliyor, olsam ne olur, olmasam ne?
Senin için herkes farklı bir şey söylüyor; modacı, tasarımcı, yönetmen... Hepsi ve hiçbiri yanıtını mı tercih ediyorsun gerçekten? Bu iddiasız olma isteği mi, yoksa kendinden ve yaptığın işlerden emin olmak mı?
- Hiçbiri değilim. Adımın önünde herhangi bir sıfata ihtiyacım yok, ayrıca iddialı olmak da istemiyorum. Canım ne ile meşgul olmak istiyorsa onu yapıyorum naçizane.

ŞİMDİ HAK ETTİĞİM GİBİYİM
Eylül ayında 50’nci yaşını kutlayacaksın ve yaşını söylemekten hiç çekinmiyorsun. Kadın olmak ve yaşlanmak toplumsal bir baskıdır ya, bu seni etkilemiyor mu?
- Neden çekineyim ki? Güzel yaşlanacak kadar yaşıyor olmak şükredilecek bir şey benim için. Üstelik de sağlıkla, enerji ve neşemi kaybetmeden... Ne mutlu bana! Hiç de öyle bir baskı hissetmiyorum.
20’li, 30’lu ve 40’lı yaşlarını birer cümleyle anlat desem, ne dersin? 50’de değişen bir şeyler var mı? Artık yaşlıyım dediğin zamanlar oluyor mu?
- 20’ye kadar doğduğum gibiydim, 30’larda olduğum gibi, 40’lar hazmetme dönemi, şimdi hak ettiğim gibiyim.
Kadın olmaktan memnun musun?
- Dünyaya bir daha gelsem yine kadın olmak isterim.
Kadın olmanın zorluklarını veya avantajlarını yaşıyor musun?
- Zorluklarını da avantajlarını da yaşadım. Güçlü bir kadın olarak yetiştirildiğim için zorlukların üstesinden gelmek benim için hiç zor olmadığı gibi, kadına karşı negatif ayrımcılık yapılan durumların üzerine gitmeyi zevk edindim.

MAZHAR, SAÇLARIMDA BİLE DENİZ KOKUSU OLDUĞUNU SÖYLER
İstanbul’da nerede yaşıyorsun?
- Ben 50, ailem 60 yıllık Yeniköylüyüz.
Şehir kadını mısın? Yaşadığın yerde mutlu musun, yoksa şartlar mı böyle gerektiriyor?
- Şehir demeyelim, Boğaz kadınıyım. Mazhar saçlarımda bile İstanbul Boğazı’nın, denizinin kokusu olduğunu söyler. Yeniköy’den ayrılmak tercihim olmaz.
Günlük hayat akışını anlatır mısın?
- Amacım her günümün aynı geçmemesi, o yüzden sabit olan sadece her sabah 06.00-07.00 civarı uyanıp Yeniköy’den Sarıyer’e doğru yürüyüş yapmak. Sonrası haftanın üç-dört günü özel eğitmenimle bir saat body building yapmak, ardından akşam yemeği hazırlığını kimseye bırakmamak...
Hayatın boyunca farklı dünya şehirlerinde yaşadın. Bize o şehirlerle İstanbul arasındaki farklardan bahseder misin?
- Mukayese etmeyi sevmem, her ülkenin farklı tatları var. Sadece başka ülkelerde insanların arkamdan konuşmadıklarını bilmemin zevki “bonus”.
Gönlün hep İstanbul’da mı? Hayatını burada mı noktalamayı düşünüyorsun?
- Gönlüm hep seyahatte, fakat son günüm İstanbul’da olsa iyi olur. Cenazemin uçak kargosunda gelmesini istemem.

AŞK KADINI OLMAK NE DEMEK BİLMİYORUM
Aşk kadını olduğunu uzaktan görebiliyoruz. Genel inanışa göre aşk hastalıklı bir duygudur, evlilik de aşkı öldürür ve sonunda hep acı vardır. Bu konularda ne düşünüyorsun?
- Aşk kadını olmak ne demek bilmiyorum ama aşk evliliği yaptığım gerçek. Hormon faaliyetleri ile gerçek aşkı birbiriyle karıştırmazsanız hastalıklı olmaz. Monotonluk, özensizlik, saygı kaybı aşkı değil evliliği öldürür ve evet, acı kaçınılmaz sondur, eğer birlikte ölmezseniz.
Adına aşk şarkılar yazılması nasıl bir duygu?
- Güzel ve gurur okşayıcı tabii, ama sürekli “Vay be, ben neymişim?” ya da “Sen neymişsin?” duygusuyla yaşamak benliğinizi bozar. Benim de öyle bir yeteneğim olsa ben de Mazhar için yazardım. Tesadüf bu ki bir zamanlar annemle komşu evlerde oturan Kanuni Hacı Arif Bey’in oğlu Zeki Arif Ataergin de annem için “Sarı Giyme, Bir Daha Gül Takma Allah Aşkına” diye şarkı yazıp bestelemiş. Onlarınki aşk hikâyesi değil, annemin güzelliğine övgüymüş ama ailemizin kadınlarının kaderinde bu var galiba.
12 yıllık mutlu evliliğe sahip biri olarak soruyorum, mutlu evliliğin sırrı var mıdır? “Yuvayı dişi kuş yapar” veya “Kadın erkeği idare ederse ilişki devam eder” söylemleri sence doğru mu?
- Genel formüller olduğunu sanmıyorum, kişilere göre değişir ve ben bu konularda uzman kesilmiş söylemlerden hoşlanmam.
Evliliğin hayatına katkısı oldu mu?
- Çok büyük katkıları oldu, Mazhar bana ayna oldu diyebilirim. Defolarımı da, kalitelerimi de daha net görmemi sağladı. Birleşen güçlerimiz bizi daha güçlü, güvenli yaptı.
Popüler bir erkekle evli olmanın zorlukları var mı?
- O popüler erkeğin kim olduğuna, popülariteyi nasıl taşıdığına bağlı. Bu anlamda ben hiçbir zorluk yaşamadım.

Haberin Devamı

HİÇ ÇOCUK HAYALİ KURMADIM
Çocuğun yok. Senin tercihin mi?
- Evet, benim tercihim. Çocuk hayali kuran biri olmadım hiçbir zaman. Bir dönem etrafın baskısıyla kendimi mecbur hissetmişliğim oldu, fakat kararımdan hiç pişmanlık duymadım.

ÇUVAL GİYMEYİ DE SEVERİM!
Senin için “Çuval giyse yakışır” derler. Sade olup aynı zamanda şık olabiliyorsun. Bu nasıl bir meziyet?
- Sağ olsunlar, çuval da giymeyi sevdiğim içindir! Giydiklerimin beni yansıtmasına özen gösteririm. Moda peşinde koşmam, demode olma korkusu taşımam, çünkü başkalarının ne düşüneceği umurumda değildir. Modayı güncel bir dokunuş olarak kullanırım. Yaşamadığınız bir hayatın kostümü, üzerinizde müsamere giysisi gibi durur. “Bakın bugün ne giydim”cilerden değilim.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!