GeriKelebek Mickey Fare orjinal haliyle geri döndü
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mickey Fare orjinal haliyle geri döndü

Mickey Fare orjinal haliyle geri döndü
refid:25906093 ilişkili resim dosyası

Mickey fare geri döndü. Ancak bu kez 1900’lerin başındaki orijinal haliyle. Serinin yaratıcısı Paul Rudish ile bu maceraya nasıl girdiğini konuştuk.

1930’lardaki Mickey Mouse Adventures’ın yeniden hazırlanması hangi düşünceye dayanıyor?

Disney bizden yeni Mickey Fare çizgi filmleri denememizi istedi ve Television Animation’da geliştirme ekibindeyken hepimize yeni Mickey Fare çizgi filmlerinin nasıl olabileceğini araştırma fırsatı verildi. İlk yanıtım çizgilerin Disney’in ilk zamanlarındaki animasyonlardaki gibi olabilecekleri şeklindeydi, çünkü onları gerçekten çok beğeniyorum! Dolayısıyla 1920’lerdeki ve 1930’lardaki orijinal çizgi filmlerin şahsen benim için ne kadar eğlenceli ve komik olduğunu düşündüm. Mickey biraz daha yüksek enerjili biraz daha muzipti ve çizgi filmler de oldukça gerçeküstü ve sadece animasyon teknikleriyle yapabileceğiniz çok eğlenceli şeyler içeriyordu. Mickey Fare kısa filmler serisi bundan esinlendi ve ben de bu anlayışlarla Walt’ın o zamanlar yerleştirdiği kuralları alıp modern anlayışlarımızla birleştirerek nereye varacağımızı görmek istedim.

İş benim için biraz Disney’in en iyilerini seçmeye dönüştü. 1930’ların karakter tasarımını ve animasyon tarzını gerçekten beğeniyordum. 1950’lerde ve 1960’larda sanat yönetmenliğinde ve arka plan tasarımında gerçekten çok güzel bazı şeyler oldu. Çok sayıda harika Disney çizerinin hazırladığı güzel ve esinlendirici parçalar renk ve arka plan tasarımımıza yol gösterdi ve Mickey Fare kısa filmler serisi 1930’larla 1960’lar tarzının bir bileşimi olarak ortaya çıktı.

CGI animasyon ile 3D’de sağlanan ilerleme ve bu animasyon tarzlarının günümüz çocukları tarafından çok sevilmesi karşısında, Mickey’i klâsik animasyonla geri getirmenin tehlikesi var mıydı?

Bana göre hayır, çünkü 4 yaşındaki çocukların 1930’larda ve 1940’larda yapılan çizgi filmlere güldüklerini gördüm. Çocuklar için fark etmiyor. Onlar hikâyelerle esprileri seviyorlar ve kanallarda hâlâ etkisini sürdüren pek çok başarılı 2D çizgi filmler ve klâsik filmler gösteriliyor. İnsanlar tüm Disney klâsiklerinin DVD’lerini hâlâ alıyor ve seviyorlar. Mickey Fare yalnızca farklı bir animasyon tarzı. Çocuklar çizimlerin kalitesine ilgi gösteriyorlar, sırt çantalarında animasyon karakterleriyle büyüdüklerinden, onların çarpıcı çizimleri ve tasarımlarını beğeniyorlar.

Mickey Fare orjinal haliyle geri döndü

Mickey Fare Kısa Film Serisi’nin konusundan biraz bahsedebilir misiniz?

Mickey Fare Kısa Filmler Serisi 7’den 70’e herkesin hayranı olduğu Mickey Fare ve arkadaşlarının Santa Monica, New York, Paris, Pekin, Tokyo, Venedik ve Alpler gibi dünyanın dört bir yanındaki modern şehirlerde başlarından geçen komik ve eğlenceli maceralarını konu alıyor. İki boyutlu animasyon tekniğiyle hayata geçirilen ve ikonik çizimlerle Disney’in efsane karakterlerini izleyicilerle buluşturan yepyeni seride Mickey Fare, eğlenceli arkadaşları Minnie, Donald Duck, Daisy Duck, Goofy ve Pluto ile birlikte modern hayatı keşfediyor ve birbirinden komik ve cesur maceralara atılıyor.

Mickey Fare Kısa Film Serisi’nde en sevdiğiniz bölüm hangisiydi?

Hepsi eğlenceliydi ve devam eden süreç de gerçekten eğlenceli. Bazılarını daha çok seviyorum, çünkü onlarla daha az işim oldu ve yönetmenlerimin gerçekten komik şeyler bulduklarını gördüm. Yönetmenlerden biri olan Aaron Springer’le çalışmak ve onun bir sonraki storyboard’ını görmek her zaman eğlenceli, çünkü sizi alıp götürüyor ve harika şakalar gösteriyor.

The Croissant de Triumph bölümü benim geliştirilmesinde çalıştığım ilk bölüm olması ve bu çizgi filmlerle neler yapabileceğimizi gerçekten irdelemem nedeniyle favorilerimden biri. O bölümü ben yazdım, storyboard’ını hazırladım ve serideki çalışmalarımızın şablonunu oluşturdu. Tüm bu fikirlerin uygulanması ve bu çizgi filmlerin nasıl olabileceği konusunda benim ilk laboratuvar deneyimimdi.

Mickey Fare orjinal haliyle geri döndü

Yeni seri 1930’lardaki Mickey Mouse Adventure’dan çok daha enerjik. Mickey Fare Serisi’ni daha modern yapmak için hangi yaratıcı numaraları kullandınız?

Üç buçuk dakikalık format çok tempolu olduğundan, hikâyelerimizi çok çabuk ve ekonomik bir şekilde anlatmamızı gerektiriyor. Ağır, uzun duraklamalar yapma lüksümüz yok. Kısa olması için tempoyu yüksek tutmalıyız. Diğer numaralarımız da, yıllar içinde biriktirdiğimiz modern film yapımcılığı yöntemlerini kullanmayı içeriyor. Çocukken 1970’lerde ve 1980’lerde bolca Japon animasyonları izledim. Anima’dan [Manga/Japon çizgi roman tarzı animasyon] aldığımız bazı filmcilik teknikleri ve yıllar içinde animasyon izlerken topladığımız farklı teknikler var. Örneğin, 1930’lar ve 1940’larda sektörde daha abartılı hareketlere dayanan çizgi filmler öne çıkarken, 1950’lerde ise daha ağırlıklı olarak grafik tasarımlı bir çizgi film tarzı hakimdi. Bizler, önümüzde bu denemelerle dolu bir geçmişin bulunduğu şanslı bir sanatçılar nesliyiz. Bu süreç içindeki farklı unsurları alıp kendi hikâye anlatım tekniklerimizde kullanabiliyoruz. Aynı zamanda daha iddialı kamera çalışmaları uygulamamıza, renkleri dijital dönem öncesine göre daha kolay bir şekilde birleştirip kullanmamıza olanak sağlayan yeni teknolojilere sahibiz. Artık her şeyi dijital olarak yaptığımız için, gerekirse 3D modeller hazırlayıp çeşitli özel efektleri on, yirmi yıl öncesine göre çok daha kolayca ve hızlıca yapabiliyoruz.

Çizgi film sevgisinin yaşa bağlı değildir denebilir mi sizce?

Kesinlikle. Bence insanlar gülmeyi seviyor ve çizgi filmciler olarak bizim de bazen bastıramadığımız müthiş bir mizah anlayışımız var. Bazen en uygunsuz zamanlarda ortaya çıkıveriyor, çünkü insanlar gülmeyi seviyor. Çizgi filmciler olarak, bizim bunu dizginlememiz ve şaka yapmak için uygun zamanı bulmamız gerekiyor. Her yaştan insan Mickey Fare kısa filmler serisine ilgi gösteriyor: Dört yaşındaki çocukların keyifle izlediğini görüyorum, on bir yaşındaki çocukların keyifle izlediğini görüyorum, büyük anne-babalar da “Bunlar bana eskiden sinemada filmden önce izlediğim çizgi filmleri hatırlatıyor”, diyorlar ki, bunu duymak gerçekten çok güzel.

En sevdiğiniz Disney karakteri kim?

Tek birini seçmek her zaman zordur. Mickey Fare’yi seviyorum tabii, ikonik ve arkadaş canlısı bir ufaklık. Tüm çizgi filmlerin atası ve çizgi filmlerin atasıyla bütün dostlarını çıkarıp onlarla oynayabilmek gerçekten büyük bir zevk. Bütün Mickey Fare kadrosu çok eğlenceli.

Mickey Fare orjinal haliyle geri döndü

Popüler Dexter’s Laboratory ile Puffy-Puff Girls dizilerinde emeği geçen başarılı bir çizgi film yapımcısı olarak, animasyon işine girmeye nasıl karar verdiniz?

Sanatı her zaman her yönüyle sevdim ve çocukken de çizgi filmleri hep sevmişimdir. İllüstrasyon yoluna girmeyi veya çizgi roman çizeri olmayı, ya da belki de animasyona girmeyi düşündüm ve sanat okullarını araştırırken Cal Arts’taki animasyon programı gerçekten ilgi çekici göründü. Hoş bir iş olacağını düşündüm ve animasyonun çok yönlü olması hoşuma gitti. Yalnızca tek bir çizim değil, hareket halinde çizimler, ses ve müziği de içeriyor, dolayısıyla pek çok unsur bir arada bir kolaj oluşturuyor. Ben de bunun çok eğlenceli bir iş olacağını düşündüm. Okula gidince de yapılası bir iş olduğunu gördüm. Hollywood da oradaydı ve portfolyomu kolumun altına sıkıştırıp farklı stüdyolara gittim. Karakter tasarımı ile başlayıp süreç içinde yükseldim. Pek çok ilginç ve son derece yaratıcı insanla karşılaştım ve işbirliği yaptık. Gerçekten işe yaradı ve oradan hareketle devam etti.

İlerde göreceğimiz başka hangi projelerde çalışıyorsunuz?

Mickey Fare, Mickey Fare, Mickey Fare! Şu an Mickey Fare’ye dalmış durumdayız, o yüzden bizi izlemeye devam edin!

Sektörün nasıl değişeceğini ve geleceğe nasıl uyum sağlayacağını öngörüyorsunuz?

Bu tür malzemede ana kaynağın televizyon yayınları olması durumunu artık değiştiriyor ve YouTube ile Netflix gibi yeni ortamlara geçiyoruz. Eğlence daha portatif hale geliyor. Bu günlerde 20.yy sonlarındaki yalnızca filmlerle televizyonun olduğu eski günlere oranla, malzemeleri izleyicilere iletmenin çok daha esnek ve hızlı yeni yöntemleri var. Malzemenin kendisi aynı kalsa da, izleyicilerin aradıklarını çok daha kolay bulabildiklerini görüyorum. Hâlâ çizgi filmler yapıyoruz ve hikâyeler anlatıyoruz ve o malzemeyi üretmek hâlâ aynı yetenekleri gerektiriyor. Dolayısıyla, değişmekte olan durum malzemeleri insanlara aktarma şekli ve ben de bunun iyi bir şey olduğunu düşünüyorum, zira izleyici kitlelerini büyütüyor ve insanlara daha hızlı ulaşıyor.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle