Medyadan : MAGAZİN

Kadın ayrılınca depresyona giriyormuş, erkek... – Ailesi destekliyormuş sevişmesini – Eskimeyen kadınlar – İbrahim Tatlıses parmağını NEDEN kesti –Zirveve çıkmadan zirveden inmeyen film – Semra Hanım’lı muhteşem tezahürat ama Allah siz televizyoncuları kahretsin o başka – Benim dudağım bile senden güzel – Güngör Bayrak Leydi neydi – Televizyonlarda ‘kadın unsuru’ – ‘Ünlülerin’ bayram mesajları falan filan...

 

Kadın ayrılık acısını çok yoğun yaşıyormuş, depresyona giriyormuş. Beyin izlenerek tıbben bu gerçek ispat edilmiş.

Beraberliğin ise erkeği depresyona soktuğunu teşhis için öyle araştırmaşa, tomografiye filan ihtiyaç yok, evli çiftlere bakmak yeterli! J

Milliyet, 17 Ocak


*

NE AİLELER VAR!

Tarkan’ın baldızı diye maruf Berna Öztürk “Oyunculukta sevişme sahnelerinin sorgulanması bile bana aşağılayıcı geliyor. Ben gerçek hayatta da sevişen, öpüşen bir kadınım” demiş ve ilave etmiş, “Ailemden de bu konuda destek gördüm!”

Takvim-Papatya, 17 Ocak


*

ZAMAN NAKİTTİR

Bülent Cankurt “Zamanı durduran kadınlar” diye başlık atmış.

Gülşen Işık, Ferhunde Verdi, Çiğdem ve Belma Simavi, Yüksel Behlil gibi “belli bir yaşa gelmiş” ama hâlâ alımlı ve güzel sosyete hanımlarıyla ilgili bir derleme bu. Cankurt da zaten “işte tıbbın nimetleri” diyor “mucize” demeye dili varmamış.

Adam, bir koktelyde rastladığı eski arkadaşının karısını övmüş:

- Karın hâlâ eskisi kadar güzel.
- Evet, demiş adam, ama bu güzellik bana her gün daha pahalıya mal oluyor...

Sabah’la Günaydın, 18 Ocak


*

SERİN DURUŞ’tan...

Ferhat Güzel: Ben insanları tanımadan infazsız yargı yapmak istemiyorum...

Tanju Çolak (telefondaki Ümit Karan’a nasihat verirken) : Biliyorsun, futbolcu bir hafta antrenman yapmadığı zaman normal insan haline dönüyor

Haziran Gecesi dizisinden bir replik: Yılanı öldür, hakkını ver demişler

Flash TV haberde bir alt yazı: Su uyur Flash TV uyumaz

Milliyet, 18-19 Ocak


*

NİYE PARMAĞINI KESTİ?

Elifnağme programının kutlama gecesinde, “gözler, İbrahim Tatlıses’in parmağındaki sargıya takıldı” mış. Cenker Tezel diyor ki “Parmağını kestiğini söyleyen ünlü türkücü, neden ve nasıl kestiğiyle ilgili açıklama yapmadı.”

İbo’nun parmağını kesmesinin bir nedeni (?) varsa eğer, merak etmeyin, bu önemli konuda bir basın toplantısı düzenleyecektir.

Hürriyet-Kelebek, 19 Ocak


*

ZİRVE’NİN 4.ALTI

Hababam zirvede, diyor daha birinci sayfadan Milliyet. İkinci sayfadaysa başlık “Hababam Sınıfı zirveden inmiyor!”

Aşağıda, yerli filmlerin “3 günlük gişe hasılatı” sıralanmış.

Birinci sırada G.O.R.A. üç günde 722 bin bilet satışıyla.
İkinci Asmalı Konak (663 bin)
Üçüncü Vizontele Tuuba (504 bin)
Hababam Sınıfı Askerde 406 bin girişle, ancak 4.sırada.

Zirvenin altının, altının, altının altı yani...

Milliyet, 19 Ocak


*

BENİM DUDAĞIM SENİNKİNİ YER

Seren Serengil “Benim dudaklarım Angelina Jolie’den daha güzel” demiş, hani bir dııt çıkar da beni haber yapar, diye.

Vatan-34 diyor ki, “Seren, Angelina Jolie’ye meydan okudu

Angelina Jolie’nin de çok şeyindeydi...

Vatan-34, 19 Ocak


*

VE BEKLENEN AÇIKLAMA GELDİ

Demedim mi bak... İso “kesik parmağının sırrını” açıklamış işte, Star, Hürriyet’i fena atlatmış.

Tabii ki Box filan ilavesi bu önemli gazetecilik başarısını birinci sayfadan duyurmuş, nefesini tutmuş, bu muammaya bir açıklama bekleyen Türk kamuoyuna:

Biliyorsunuz mutfak işlerine, kebaba, salataya meraklıyımdır. Salatanın malzemesini hazırlarken nasıl olduğunu bile anlayamadan parmağımı kestim

Sayın Türk Milletine saygıyla duyrulur!

Ama hâlâ - Kelebek’in dediği gibi - NEDEN KESMİŞ, bilmiyoruz. Yani 4 N 1 K tamam, kaldı 1 N?

Star-Box-Magazin, 19 Ocak


*

MUHTEŞEM TEZAHÜRAT

Beşiktaş seyircisi futboldan çok şov yapan Pascal Nouma’yı unutamamış. Nijerya’dan gelen ve ilk kez, o da 67.dakikada maça giden 17 yaşındaki Mohammed Suleymanou’yu tribünler, (futbolunu bile görmeden) anında bağrına basmış.

Suleymanou için anında yazdıkları tezahürat muhteşem:

“Pascal Sülo”, “Kurtar bizi Sülo”, “I Love you Sülo”, “Tayfur, Sülo’yu buraya getir”, “Sülo bayramın kutlu olsun”, “Haydi bastır Sülo”, “Bütün paslar Sülo’ya” ve ... en güzeli de sonuncusu : “Semra hanım sen kimsin, Sinem Sülo’yu sevsin!”

Fanatik, 21 Ocak


*

GÜNGÖR BAYRAK LEYDİ NEYDİ?

Hakkı Devrim, Kanal D’nin yeni dizisi Gümüş’ü ve oyuncularını övüyor. Bu arada, ilk oyun denemesini yapan Güngör Bayrak’ı da. (Leydi neydi?) :

“Gümüş, Kanal D'nin yeni dizisi. Kıvanç Tatlıtuğ'u (Mehmet) gören Hıristiyanlar, «Hz. İsa rolüne pek yakışır» diyebilir. Songül Öden (Gümüş) farklı güzellikte ve ilk görüşte çok şey vaat eden bir oyuncu. Ak saçlı patron-dedeyi (Mehmet Fikri) Ekrem Bora oynuyor. Şeref Hanımefendi rolünde Güngör Bayrak'ın çok başarılı olacağı besbelliydi: görgüsüz zengin eşi rolünde o kadar doğaldı ki...”

Allah adamı bu gazeteci milletinin diline düşürmesin!

Radikal, 22 Ocak


*

CİDDİ SORUYORUM

Şarkıcı Ebru Gündeş “Şarkıcılıkta para yok” diyormuş, çünkü “Bir sahne elbisesine 15-20 bin dolar veriyorum, aldıklarım ancak karşılıyor...”

Gündeş’in hesabını bilmem ama, sahne sanatçılarının ortak derdidir bu (kadınların genelde) “kostümlere verilen para” !

Bizi aydınlatabilecek var mı içinizde, 15-20 bin dolar demek 20-25 milyar (eski) TL demek.

Kadının üstünde tek parça siyah bir elbise... Niye otomobil fiyatına, ne özelliği var bu sahne kostümlerinin?

Star-Box-Magazin-üfff, 22 Ocak


*

KİMİN ELİ (!) KİMİN CEBİNDE

Size bir “seviyeli ilişki” haberi vereyim mi?

Aynen aktarıyorum, çözmeye çalışın:

Şarkıcı (?) Demet Akalın, yakın arkadaşı Gizem Özdilli’den ayrılmasına neden olduğu sevgilisi Varol Kaynar’ı, manken Tuğba Özay’a kaptırdı.”

Bu ‘manken’ güruhu bir adamı paylaşamadığına göre, piyasada ‘kaynak sıkıntısı’ (!) çekiliyor demek ki...

Şok, 22 Ocak


*

ENTELEKT ŞART

2004 Türkiye (Artık Hangi Dandik Danışıklı Dövüş Yarışmasıysa) Güzeli Fatoş Seğmen “eğitim şart” demiş. Mankenliği beğenmeyen ‘güzel’ iddialı konuşmuş: “Güzellik tek başına yeterli değil, herkes üniversite okumalı” demiş.

Zaten kendisi de üniversitede son sınıf öğrencisiymiş.

Spor Akademisi’nde...

Takvim, 22 Ocak

(Herhalde beni ilk kez okuyan bir okur, spor akademilerini küçümsediğimi sanmış, tabii ki değil, ama bu çok sevimli bir açıklamaydı. Hani 'insan mutlaka kendini yetiştirmeli, bir üniversite okumalı' deyince, insanın aklına spor akademisi gelmiyor...)


*

TÜH ALLAH KAHRETSİN SİZİ!

Yazmamama, bulaşmamaya çalışıyorum mümkün olduğu kadar ama...

Semra Hanım sunucu oluyor” diyordu BİRİNCİ SAYFA haberi.

“Ünlü kaynana Semra Türk... ekranların en çok izlenen magazin programı Pazar Keyfi’nin bayramın son günü yayınlanacak bölümünü sunma teklifini kabul etti.”

Semra Hanım dedikleri fenomen kadıncağıza bir diyeceğim yok... ama böyle boy boy haber yapanlar, şimdi de sunuculuk TEKLİF EDENLER, boynunuz devrilsin, ne diyeyim!

DB Tercüman, 22 Ocak


*

KURBAN SAYISI

Türkücü İbrahim Tatlıses bu bayramda YEDİ KURBAN kesmiş.

Ben bu işlerden almamam, bilenler bilgilendirsin, kaç kurban kesileceği neye göre belirlenir: (1) Kesenin görgüsü (2) Serveti (3) Bağışlanmasını istediği günah?

Hangisi?

Vatan, 22 Ocak


*

SİZE LAYIK DEĞİL AMA...

Biliyorsunuz, ben Seren Serengil’e bayılırım, özellikle “kolej mezunu, yabancı dile vakıf, kültürlü ve iyi bir aileden gelmiş olması” beni çok (!) etkiler.

Müge Anlı ile yaptığı sohbette diyor ki yine (Tekrar evlenebilirmiş, ama şartı var) : “Ailemin ve çevremin kabullenebileceği, benimle aynı tarzda yetişmiş, kendini yetiştirebilmiş bir adam...”

Vatan, 22 Ocak


*

KADIN UNSURU VE SARIŞIN SALAKLAR

Yüksel Aykuğ, Yakından Kumanda köşesinde televizyonda (Akşam’ın spor yazarı) Gülengül Altınsay’ı dinlemiş, futbolu ne kadar iyi bildiğini, ne kadar doğru eleştiriler yaptığını filan anlatıyor, övüyor.

Gülengül Altınsay, adından da anlaşılacağı üzere bir hanım, yani bir kadın futbol yorumcusu.

Niye olmasın? Aksine, kadınlar belki de, erkeklerden daha tarafsız olabilirler, daha soğukkanlı yorumlar yapabilirler... Niye olmasın?

Ama... televizyonlardaki SARIŞIN KADIN SPOR SUNUCUSU furyası benim ağırıma gidiyor. Sırf ‘KADIN UNSURU’ olsun diye, sırf kadın ve eli yüzü düzgün diye, çoğu spor cahili, genelde cahil daha doğrusu, bir takım kadınlar ekrana çıkarılıyor...

Erkek seyirciye hakaret “Siz angutlar karı gördünüz mü dayanamaz, bizim programı seyredersiniz” demeye geliyor; Kadınlara ve kadınlığa hakaret, gerçek değerinden dolayı değil de, Allah vergisi fiziği ve konu mankeni olarak...

Vatan, 22 Ocak


*

AFİYETLE DOLMA YENİR

“Kürt İdris’in oğluyla yaptığı evliliğiyle uzun süre gündemde kalan” Filiz Kansu’nun meslek hanesinde ANTİKACI yazıyormuş. Ama antikayla yetinmediği ortada.

Geçmişte Yediğim Dolmalar adını verdiği hatıra kitabında kendi anlatmış. Doğum gününü kutladığı bir gün “sempatik bir genç adam” yanına gelerek, “Filizciğim, doğum günün kutlu olsun, bilseydik bir güzellik yapardık” demiş. Gerisini Filiz Hanım’ın ağzından dinleyelim:

“Ne yapacaktın? Bana da mı bir Jaguar hediye edecektin?’ diye sordum. ‘Neden olmasın?’ dedi. ‘Peki, o halde seni kendime doğum günü hediyesi olarak kabul ediyorum, haydi kalkalım’ dedim. O sabah, doğum günü hadiyemle birlikte olduk.”

Yani sadece antikayla değil, çıkır pleyboylarla da ilgileniyormuş bu hanım.

(Not : Bu arada, kitabının adını anlayamadım. “Dün yediğin hurmalar bugün dötünü tırmalar’ lafını duydum da, dolmalısını hiç bilmiyordum. “Dolma yemek” de halt etmek anlamına mı geliyor, fark ebattan ibaret midir yoksa benim anlamadığım erotik merotik bir espri mi yatıyor altında?)

Hürriyet, 23 Ocak


*

BİZE ÇIKIŞ MI VERSİNLER YANİ ?

Bayılırım bu falcı, astrolog palavralarına... Burcuna Göre Aşk Rehberi diye bir yazı okudum Posta’da, tam bir sayfa. Balık burcundan kadınlara Koç burcu erkeklerle ilişkileri konusunda şöyle bir uyarı yapıyor astrolog Basit Tektaş:

(Balık burcu kadınlara) “Koç burcu erkeği ile 2005 yılında uyum içinde olamayacaksınız. Bu yüzden onunla ilişki yaşamamanızda fayda var. Aksi halde kendinizden ödün vermek zorunda kalacak ve böyle bir ilişkiye başladığınızdan ötürü kendinizi suçlayacaksınız. 2005 yılında aşk hayatınızın zorluklarla iç içe olmasını istemiyorsanız, Koç burcu erkeğiyle bir birlikteliğe girmemelisiniz.”

Bu mavralara inansam, Posta gazetesini basar (!) ortalığı dağıtırdım.

Yahu benim güzel kadınım Balık burcu, ben de Koç’um. Bugün, yazının çıktığı gün, 26 sene olmuş Allah bozmasın, 26 senedir gül gibi geçinip gidiyoruz. Tam da bugün aramıza nifak sokmanın ne âlemi var? Çeyrek asırdan sonra kadın ne yapsın yani, “Hadi Serdarcığım, Astrolog Basit 2005 yılını bir Koç’la geçirme dedi, 1 Ocak 2006’da buluşuruz” deyip beni geçici bir süre için kapıya mı koysun? J

Posta, 23 Ocak


*

FEYŞIN TV’NİN ABAZANLARA BİR NEVİ HİZMETİ

Fashion TV’nin sahibi Michel Adam itiraf etmiş: (Mankenlerin göğüsleri daima dışarı fırlamış durumda) “Evet, Fashion TV’nin amacı bu. Önce göğüsler sonra giysiler. Yoksa bu kadar seyircimiz olmaz...”

Ben de sorup duruyordum, günde 24 saat elbise gösteren, moda defilesi veren bir kanalı insanlar niye seyreder diye. Meğer seyirciye böyle bir “hizmeti” varmış Fashion TV’nin...

Vatan, 23 Ocak


*

DÖK DÖK YEEEE

Vatan’ın İstanbul ilavesinde ne işi varsa magazin haberlerinin... biri oturmuş, hangi “ünlü” (eskiden ‘unlu mamuller’ diye bir laf vardı, çıktı ‘ünlü mamuller’ çıktı) dost ve akrabalarına cep telefonundan nasıl bir bayram mesajı geçmiş, derlemiş.

Okumaya değer, bu kadar abuk sabuk olabilir ancak...

- Yüzün gülmekten solsun. Miden 5 kiloluk şekerle dolsun. Cüzdanını mahalle bücürleri soysun. Bayramınız huzurlu ve mutlu olsun. (S.Üren)

- Beyaz bir güvercin yolluyorum sana. Kanatlarında aşk, yüreğinde sevgi, kar beyaz tüylerinde sağlık ve huzur, gagasında da iyi bayramlar temennisi var. (L.Mutlu)

- Yılların yaprak misali döküldüğü, sevgilerin buz misali eridiği, öz değerlerin yitirildiği şu dünyada, güzelliğini kaybetmeyen (demek ki estetikli, bunu Serdar ekledi) dostlara iyi bayramlar... (S.Serengil)

- Bir bayram gülüşü savur göklere eski zamanlara gülücükler getirsin. Öyle içten olsun ki gözyaşlarını bile tebessüme çevirsin. Herkese iyi bayramlar. (Büyümüş Emrah)

- Sabır ve sevginin birleştiği, dostlukların büyüdüğü, belki durgun, belki yorgun yine de mutlu ve umutlu güzelliklerle dolu nice hayırlı bayramlara. (D.Güloğlu)

- Bahçelerde börülce madem yüzme bilmezdin neden çıktın ağaca. Cik cik diye ötüyor kuşlar, mee-mee diyor kınalı kuzular, bayram gelse de iki koç boğazlasak diye bıçağını bileyip bekliyor insanlar. Bayramlar barışı, sevgiyi, kucaklaşmayı temsil eder... Onun için bu Kurban Bayramı’nda da kanınız bol olsun, kaldırımlardan aksın ki Allah sizi daha çok sevsin! (S.Devrim)

Vatan-34, 23 Ocak

 

Haberle ilgili daha fazlası: