GeriKelebek Mazeret ve popo herkeste bulunur
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mazeret ve popo herkeste bulunur

Arkadaşlar, Romalılar, yoldaşlar! Yanisi, kadınlar, bacılar, ablalar; ben buraya Muzır Neşriyat Kurulu’nu övmeye değil, gömmeye geldim!Oh be, Türkiye’de iyi şeyler de olabiliyormuş. Henüz duymamış olanlara, müjdeyi buradan verelim: Gazeteci ve araştırmacı Filiz Bingölçe’nin Kadın Argosu Sözlüğü, 2001 yılından beri TCK’nın 426. maddesinden yargılandığı mahkemeden alnının akıyla, aslanlar gibi çıkmış bulunuyor.Yayınlandığı tarihten beri kitaplığımın güzide parçalarından biri ve gayetten başarılı bir eser olan Kadın Argosu Sözlüğü’nün yargılandığı madde, porno yayınlara uygulanan madde ve Bingölçe’yi, ‘toplumu yayın yoluyla tahrik etmek, cinsel arzularını uyarmak’la suçluyordu: ‘Argodan sözlük olmaz. Bu sözlük Türk kadınının uluslararası camiada almayı hak ettiği yeri almasını engelliyor.’Valla bazı Türk kadınları da -mesela bendeniz- neyi hak edip etmediklerinin, nasıl davranmaları gerektiğini birtakım aşırı muhafazakár adamlar tarafından belirleniyor olmasından o kadar rahatsız ki mevzubahis sözlüğün muhtelif maddelerini sıradan saydırmamak için kendini zor tutuyor.Haftalık dergisinde, Bingölçe’nin konuyla ilgili bir röportajı bulunuyor. Emel Lakşe imzalı haberde Bingölçe, son derece haklı itirazlarını dile getiriyor:F.B.- Bu bilimsel bir çalışma, bir sözlük... Cinsel organ adlandırmalarının ilk yazılışı Türkçe’nin ilk sözlüğü Divan-ı Lügat-it Türk’tedir. Bir imha söz konusu olacaksa oradan başlayacaksınız o zaman. Bunun yanı sıra ansiklopedilerde, Hulki Aktunç’un, Ferit Develioğlu’nun argo sözlüklerinde var bunlar. Hepsinde adım adım gelmiş yani.E.L.- Peki o zaman kabak niye sizin kitabınızın başında patladı?F.B.- Bilmiyorum, aslında belki kadın ayrımcılığı filan.E.L.- Argonun erkeğe özgü bir alan olduğu fikri geçerli mi sizce, kadınların argo kullanması yadırganıyor belki de...F.B.: Temenniler, öyle görmek istemeler beni ilgilendirmiyor. Ben gerçekçi bir yaklaşımla bir olguyu tespit ediyorum. Öyle görmek isteyenlerin dar kafalarıyla bakmıyorum dünyaya. Ve böyle de bakmamak gerektiğini düşünüyorum. ‘Kadın şudur, tayyör giyer, böyledir; türban takar, şöyledir...’ Bu tanımlamaların dışında gerçek bir kadın var aslına bakarsanız. Böyle baktığınızda da gözlerini kapatıp ‘Görmek istemiyorum’ yapabilirler. Bu onların problemi, zavallılar!Hay ağzınıza sağlık, ne denir? Bununla gurur duymadığım gibi, bundan hiiiç mi hiç de utanmıyorum: Şahsen, eni konu ağzı bozuk bir tipimdir. Tanıdığım birçok kadın da öyledir.Kız kolejindeyken döndürdüğümüz muhabbetler, kulak kabartan nice errrkek vatan evladına pesss dedirtmiştir.Katılmayanlar olabilir, saygı da duyarım ancak naçizane fikrimce argo, bir lisanın fevkaláde esprili, rahatlatıcı ve yaratıcı dinamiklerindendir.Sevmeyen kullanmasın, beğenmeyen küfürbaz kadınlarla münasebete girmesin... Ama yani, Allah aşkına, şu ‘kadının ağzına yakışmıyor’ geyiğine artık bir son verilsin.Bize yakışmıyor da size niye yakışıyor abicim? Erkeksiniz diye mazeretiniz mi var?Vallahi, ben de derim ki: Bir arkadaşımın, nüktedan meşrepli, haza İstanbul hanımefendisi, muhterem anneannesinin hep tekrarladığı şahane bir söz var: ‘Mazeret ve popo herkeste bulunur.’Küfürbazlığın şimdiki zıpçıktı feministlere has bir şey olduğunu zannedenlere de ayrıca duyrulur: O yaşlı hanımefendi, popo yerine, Can Yücel’in málûm mahkemesinde, şiirinde kullandığı için yargılandığı kelimeyi kullanarak sarf ediyor bu cümleyi.Bak sen şu işe... Argodan sözlük, küfürbazdan kadın olmazdı? Buna ne buyrulur?Sadece Allah’larından değil mahkemelerinden de bulsunlarYine arkadaşların ağır aşağılamalarına maruz kaldım. Hep kalırım... Müstehaktır benim gibi yufka böreği-içli köfte tabiatlı bir serseme... Buyrun, siz de geçin dalganızı: İki gündür, Saddam Hüseyin’in o feleğin sillesini yemiş, melül sokak köpeği bakışları gözümün önünden gitmiyor. Tarihin en zalim diktatörlerinden biri olduğunu mıh gibi bildiğim hálde, adamın bakışları içime dokunuyor.Şili’nin zalimi Augusto Pinochet tutuklandığında da; ‘Yazık ya, yaşlı başlı da adam’ filan diyecek olmuştum, az daha dayak yiyordum.Tamam, elbette ki beter olsunlar. Sadece Allah’larından değil, mahkemelerinden de bulsunlar. Ne dünyada, ne ahrette bir gün yüzü daha görmesinler, bir tek huzurlu uyku uyuyamasınlar. Ayrı...Onu demiyorum. Sadece dünyada bu düşmüş diktatörlerin, düşmüş ifadeleri kadar hazin pek az şey olduğunu düşünüyorum.Bir ömür boyu Tanrı olduğun sanrısıyla yaşayıp öyle davranıyorsun. Kurduğun korku imparatorluğunda yaşamak zorunda kalan zavallıları, sana Tanrı muamelesi çekmek zorunda bırakıyorsun.Fakat Tanrı katı, epey yukarılarda bir yerdedir ve O düşmez. Sense kendini Tanrı sanan, halkın kırılırken yan gelip yatan bir Ortadoğu öküzüsün, gün gelip devran dönünce, háliyle düşüyorsun.Ve ne kadar efelenirsen efelen, mahkemelerde... O güya vakur duruşun arkasında, başına gelenlere inanamayan, yorgun, bezgin, mağlup biri var. Korkuyla müşerref olmuşsun, deli gibi korkuyorsun. Gözlerinden okunuyor işte...Baba’nın ölümüLee Marvin O’nun için; ‘O’na bayılıyorum’ demişti; ‘Kötü performansını hiç görmedim, nispeten daha az iyi oldukları vardır belki.’Sinema tarihinin gelmiş geçmiş en iyi aktörlerinden biri, belki de en iyisi olan, güzellikten yana Yunan tanrılarının heykellerine taş çıkartan Marlon Brando, 80 yaşında hayatını yitirdi. Oscar reddetmişliği vardı ama aktörlüğü ve Hollywood’u reddedemedi. Her zamanki nüktedan üslubuyla kendisi açıklamıştı bunun sebebini: ‘Hollywood’da bulunmamın tek nedeni, parayı geri çevirebilecek ahláki değerlerden ve cesaretten yoksun olmam. Aktörlük nörotik bir dürtüdür. Serserilere mahsus bir hayat... Aktörlüğün bana kazandırdığı en önemli şey de psikoanaliz faturalarını ödeyecek para olmuştur.’Allah’ın cezası, zor bir adam olarak nam salmıştı. Bu konuda; ‘Bazen rol yapıyorum ve insanlar beni duyarsız sanıyorlar. Bu benim gardım, bir tür kalkan, çünkü aslında aşırı duyarlıyım. Bir odanın içinde 200 kişi varsa ve bunların içinden biri bile benden hoşlanmasa, kalkıp o odayı terk etmem gerekir’ demişti.Marlon Brando, veciz bir şahsiyetti. Vaktiyle Frank Sinatra’yı; ‘öldüğü zaman cennete gittiğinde, kendisini kel yaptığı için Tanrı’nın canına okuyacak tipte bir herif’ olarak nitelendirmişti.Eh, Marlon Brando da cennete gittiğinde, kendisini son yıllarında şişman kıldığı için Tanrı’nın canına okur belki. Öyle sıkı ve belalı biriydi.Fakat cennetin bütün hurileri Marlon Brando için şimdiden sıraya girmişlerdir , orası kesin...Ben müsaadenizle, bu dünyada kalmış kadınlar adına, dizlerimi döve döve bir ağıt yakmak isterim: GİTTTTİİİİ!
False