Yeliz Kuvancı: Bahar küllerinden doğacak

Yeliz Kuvancı: Bahar küllerinden doğacak

Kanal D’nin sevilen dizisi “Sadakatsiz”de ‘Bahar’ karakterini canlandıran Yeliz Kuvancı’yla pandemi koşullarını dikkate alarak mesafeli bir röportaj gerçekleştirdik. Başarılı oyuncuyla diziye dahi olma sürecinden pandemi döneminde yaşadıklarına ve gelecek planlarına kadar hakkında merak ettiğimiz her şeyi konuştuk. Keyifli okumalar...

Haberin Devamı

Sizi şu sıralar “Sadakatsiz”de Bahar rolünde izliyoruz. Bize biraz diziye dahil olma sürecinizden bahseder misiniz?

- Projeden menajerim Abdullah Bulut bahsetti. Med Yapım’ın çekeceğini ve Neslihan Yeşilyurt’un yöneteceğini öğrendiğimde, ortaya nasıl bir şey çıkacağını tahmin etmiştim. Bir işin iyi olması için birçok parametre var ve bu da iyi olacağı aşikar bir işti. Diziden gelen teklifi kabul ettim.

Nasıl biri sizin gözünüzden Bahar?

- Yıllar içinde kurmuş olduğu düzenin bozulmasından çok korkuyor Bahar ve bu durum onu istemediği bazı durumlara sürüklüyor. Kimimize epey yanlış görünen seçimler yapıyor. Bunda sorunlu ve temeli sarsılmış evliliğinin de payı var. Aslında iyi niyetli, sevgi dolu ve güçlü bir kadın. Gücünü de yakın zamanda göreceğiz gibi geliyor bana. Onu boğazlayan iplerden yanarak da olsa sıyrıldığında, küllerinden hayat dolu bir kadın doğacak gibi hissediyorum.

Yeliz Kuvancı: Bahar küllerinden doğacak

Kanal D’nin reyting rekorları kıran dizisi “Sadakatsiz”de Cansu Dere başrolde

Haberin Devamı

EVLAT EDİNMEK MÜTHİŞ AKILCI BİR SEÇİM

Bahar ve Yeliz arasında benzer yönler var mı?

- Bahar da benim gibi muhtaç, güçsüz, masum olana sevgi ve şefkat duyuyor ve yardım etmeye çabalıyor. Mesela hayvanları ve çocukları koşulsuz seviyor. Ailesine ve arkadaşlarına o da düşkün, ben de. Bu yönlerimiz benzer ama ayrıştığımız elbette çok şey var.

Bahar, çocuk sahibi olamayan bir kadın. Siz böyle bir durumla karşı karşıya kalsanız, evlat edinmeyi düşünür müsünüz?

- Evlat edinmenin bu dünya düzeninde müthiş akılcı bir seçim olduğunu, yuva sıcaklığından mahrum kalmış bir çocuğa bunu sağlamanın hakikaten iyi yürekli insanların tercih edebileceği bir şey olduğunu düşünüyorum. Ama şu an herhangi bir biçimde başka bir insan evladının sorumluluğunu almak benim için çok zor. Çünkü çok detaycı, sevdiklerine fazla düşkün biriyim.

HEPİMİZ TEMİZLİK HASTASI OLDUK

Biraz set ortamından bahsedelim. Size setin ‘en’lerini sormak istiyorum. En komik, en titiz, en çalışkan, en tembel, en eğlenceli... ‘En’lerle tanımlayabileceğiniz çalışma arkadaşlarınız kimler?

- Darda kaldığımda elimden tutan en tatlı ve seti pek huzurlu olan yönetmenim Neslihan Yeşilyurt, kısa zamanda güçlü bağ kurduğum düşünceli ve tatlı dostum Özge Özder, çok güldüğüm çatlak Gözde Seda, muhabbetini sevdiğim zarif ve kibar arkadaşım Caner Cindoruk, beraber olmak için bir karavana doluşup durduğumuz Gözde Seda, Melis, Olcay, Mutlunur. Ve bu dünyayı kuran komik, akıllı ve duygusal dostlarımız Kemal Hamamcıoğlu ile Dilara Pamuk. Hepsine kalp... Titizlik deyince Covid-19 koşulları sebebiyle herkesin ismini vermekte beis görmüyorum, hepimiz temizlik hastası olduk.

Haberin Devamı

Oyuncuların genellikle en büyük fobisi, yer aldığı dizinin erken final yapmasıdır. Sizin bu tarz korkularınız var mı?

- İçinde bulunduğumuz işe göre, final bazen korkutucu, bazen de karanlık bir tünelde tünelin sonundaki ışık gibi oluyor. Öyle islerimiz de oldu. (Gülüyor) “Sadakatsiz” içinse finali epey uzakta görüyorum.

Yeliz Kuvancı: Bahar küllerinden doğacak

BİR OYUNCUNUN HİKAYESİNİ YAZIYORUM

Senarist olsaydınız ve kendinize bir karakter yazsaydınız, nasıl biri olurdu?

- En iyi bildiğim yerden hareketle; setlerde çalışan bir oyuncuyu yazardım. Yazıyorum hatta. Onca insanın içinde denge kurmaya çalışmak ve bazen türlü manyaklıklara maruz kalmak, işinin dışında onlarca konuya da hakim olmak zorunda kalmak filan... Yazıyoruz bakalım.

Haberin Devamı

“Şunu da yapmalıyım” dediğiniz başka bir proje var mı?

- Mesut Süre’yle bugüne dek gördüklerimizden başka formatta bir gezi programına başlamıştık. İlk bölümü Fas’ta çektik hatta. Tam o esnada pandemi geldi çattı. Değil ülkeden, mahalleden çıkamaz hale geldik. En kısa zamanda onu gerçekleştirmek istiyoruz.

Şimdiye kadar yer aldığınız projelerde oyunculuğuna hayran kaldığınız ya da sizi hayal kırıklığına uğratan birileri oldu mu? İsim vermeyeceksiniz, biliyorum ama yine de yorumlarınızı merak ediyorum...

Haberin Devamı

- Hayal kırıklığına uğramak için o kişiye sevgi ve saygı beslemek, onunla bir bağ kurmak gerekir. Bahsettiğiniz türde insanlara elbette rastladım. Bağ kurmak yerine, içimden şans dileyip yoluma devam etmeyi seçerim, sınavlarıyla baş başa bırakıp onları. Herkesin bir sınavı var sonuçta bu hayatta.

Peki ya hayran kaldıklarınız?

- Hayran kaldığım isimler arasında Meral Çetinkaya, rahmetli Tomris İncer ve Yıldız Kültür’ü sayabilirim. Kişilikleriyle, saygıdeğer tavırları ve düşünce biçimleriyle, oyunculuklarıyla önlerinde saygıyla eğilirim.

Haberin Devamı

BU PANDEMİ KÜREKLERİMİ ELİMDEN ALDI

Kendinizi en mutlu hissettiğiniz yer neresi?

- Bir ormanda, geniş bir masa... Canım ailem, dostlarım, yayılmışız. Birileri şarkı dinliyor, birileri çimlerde uyukluyor, birileri muhabbette... Ben de dışarıdan onları izleyip mutluluktan dört köşe oluyorum. Hadi bari mangal başında olayım hatta o esnada... (Gülüyor)

Sporla aranız nasıl? Bir ara kürek sporuyla ilgileniyordunuz, devam ediyor musunuz?

- Bu pandemi, küreklerimi ve sabah gün doğmadan Galata’da denizin ortasında olup her şeyden soyutlanma keyfimi elimden aldı ama geri döneceğim. Şimdi özel hocamla pilatese devam...

KIYMETLİLERİM BURNUMDA TÜTÜYOR

Pandemi demişken; koronavirüs sonrası hepimiz uzun süre evlere kapandık. Bu dönem sizin için nasıl geçti?

- Başlangıcında Heybeliada’da ev tutup rüya gibi geçirdim. Ektim biçtim, ormanda yürüdüm, yattım yuvarlandım. Pek bir şey anlamadım yani pandemi tutsaklığından. Aylar sonra şehre dönünce bana da vurmaya başladı. En dayanılmaz tarafı, aylardır ailemi göremiyor oluşum.

Karantinada en çok neyin özlemini çektiniz?

- Ailemin. Burnumda tütüyorlar kıymetlilerim. Hele anneanneme sarılabildiğim anda koynundan ayrılmayacağım günlerce.

İNCİ ÖLDÜKTEN SONRA YOLDA GÖRENLER AĞLAYARAK SARILMIŞTI

◊ Yer aldığınız projelerden unutamadığınız bir replik ya da sahne var mı?
- Hep aklıma “Öyle Bir Geçer Zaman ki”de, şiir gibi yazılmış o senaryoda severek oynadığım sahnelerim gelir. İnci’nin öldüğü sahne gelir mesela; ben bile izlerken etkilenmiştim duygusundan. Aylarca yollarda beni görüp ağlayarak sarılmışlardı. Çok ilginç bir
tecrübeydi.

ZORLAYICI, YORUCU, HASRET DOLU BİR YILDI

◊ Acısıyla tatlısıyla 2020 yılı sizin için nasıl geçti?
- Romantik anlamlar yükleyip pandemi ve 2020 güzellemesi yapanlardan değilim. (Gülüyor) Bazı şeylerin kıymetini bilmeyenler için başlarını ellerinin arasına koyup düşünmelerini sağlamış olabilir ama benim için zorlayıcı, yorucu ve hasret dolu geçti. “Bitsin gitsin”cilerdenim.

HUZURLU BİR DÜNYA DİLİYORUM VE BU ÜTOPİK BİLİYORUM

◊ Son alarak; 2021 yılından beklentileriniz neler?
- Adaletli, güven ortamı sağlanmış, kimsenin açlıkla terbiye edilmediği, huzurlu bir dünya diliyorum. Ve bu ütopik biliyorum. Y
Mesela, hayvan hakları yasası bir düş değil de gerçek olsun istiyorum. 2021’in hediyesi olsun kalbi olan herkese! Bir kediyi, köpeği bir yoğurt kabından kıymetsiz gören binlerce zalim yüzünden bu yasa gerekli.
Ve tabii kimseyi dinine, ırkına veya seçimlerine göre ayırıp eleştirmediğimiz bir dünya düzeni diliyorum. Hayat kısa, iyi insan olmaya çabalamak elimizden tek gelen...

 

 

 

Haberle ilgili daha fazlası: