Tanınmak istemiyorum

Tanınmak istemiyorum

Senarist ve yönetmen Burak Aksak, Küsurat Yayınları adında bir yayınevi kurdu. Yayınladığı ilk kitap da kuzeni Selçuk Aydemir’in imzasını taşıyan “Liseden Arkadaşlar” oldu. “Çalgı Çengi”, “Düğün Dernek”, “Kardeş Payı” ve “İşler Güçler”in senaristi ve yönetmeni olan Aydemir’le “Mahalleden Arkadaşlar”ın ardından yazdığı “Liseden Arkadaşlar”ı konuştuk.

Haberin Devamı

◊ “Mahalleden Arkadaşlar”ın devamı “Liseden Arkadaşlar” okurla buluştu. Bin adet imzalı kitap satıldı D&R’da. Gerçekten tek tek imzaladınız mı o kadar kitabı?
- Aslında 500 tane imzalayıp gönderdik. Ama karşı tarafın matematiği çok iyi değilmiş, “500 kitabın 650 tanesini sattık” dediler. 1 saat sonra bir mail daha geldi; “Biz 991 tane sattık” diye. Dedik ki durun! (Gülüyor)
◊ İmza yerine kaşe kullanmayı tercih etseydiniz keşke...
- Onun yerine “İmzaları bana bırakın, temenniyi siz yazın” diyerek arkadaşlarla iş bölümü yaptım. İki günümüzü aldı.
◊ Kitabı ilk alanlar ‘mahalleden arkadaşlar’ mı oldu?
- Galiba... Hikâye nereye gidiyor diye merak ediyorlardı belki de. Herkes kendisini yazacağımı düşünüyordu, şimdi ciddi ciddi kimse konuşmuyor benimle. “Ben yokmuşum” diyorlar. Tabii ben de sana kitap yazdım zaten! Lisenin en hımbıl adamı, “Ben neden kitapta yokum” diyor. Sence?
KİTAP ŞİMDİ
7. BASKIDA
◊ Neden komikti sizin lise?
- Hiçbir baltaya sap olamamış ama “Kafası çalışıyor sanki” denilen adamları bir liseye topladılar. Bunlara hiçbir hazırlık yapmadan hazırlık sınıfı okuttular. 1 sene okudum, hiçbir şey öğrenmedim. Sonra İTÜ’yü kazandığımda İngilizce muafiyet sınavına gireyim dedim, bilmiyormuşum, yine hazırlık okuttular. Bittikten sonra Londra’ya gittiğimde “Konuşamıyorum ben!” dedim.
◊ Zamanında günlük mü tuttunuz? Bu kitapta anlattıklarınız o günlükten mi?
- Tuttum ama bunlar günlükten değil. Kurgu da var kitapta. Ama yüzde 10-20 kadarı kurgu. İlk önce Ot ya da Hürriyet’te yayınlarız diye bölüm bölüm yazmaya başladım. Yayınlar mıyız, nasıl olur derken o süreçte kitap bitti. Kitap da şu an 7’nci baskıda.
◊ Sıradaki kitap “Üniversiteden Arkadaşlar” mı olacak?
- “Sektörden Arkadaşlar”ı yazmak istiyorum ama ona zaman var. Öncesinde bir-iki başka kitap fikrim var.

Tanınmak istemiyorum


ERDAL ABİ KEŞKE
O KADAR SEVENİ
OLDUĞUNU BİLSEYDİ
◊ Kitabınızı geçen kasımda trafik kazasında vefat eden Erdal Tosun’a ithaf ettiniz. Aranızda nasıl bir diyalog vardı?
- Öz abim gibiydi. Diyaloğun ötesindeydi hadise. Bana mühendisliği bıraktırıp bu işi yaptıran adamdır. 5 sene önce piyasada ne ben vardım ne “İşler Güçler”. Adam öyle bir çabaladı ki, ben benden ümidi kestim ama o kesmedi. Vefat ettiğini duyduğumda çok üzüldüm. Bir süre sonra toparladım, işte o zaman anladım öldüğünü. Hayatımda o kadar büyük bir yer tutuyormuş ki. Koca bir boşluk oldu. Ve yeri dolmuyor.
◊ Başınız sağ olsun tekrar...
- Koca yüreği olan bir adamdı. Ama seyircisinden beklediği şeyi bulamadı. Erdal abi, hayatı boyunca beklediğinin verilmediğini düşündü kendisine. Ve gerçekten insanlar nasıl biri olduğunu öldüğü zaman anladılar. Keşke öldüğünde gösterilen sevgiyi hayattayken görebilseydi. O kadar seveni olduğunu bilseydi...
◊ “Çalgı Çengi”yi Cem Yılmaz’a götüren de Erdal Tosun’du, değil mi?
- Evet. Beni zorla yeniden sektöre soktu. “Üsküdar’a Giderken” diye bir dizi yapmıştım, yapımcısı oydu. Varını yoğunu ortaya koydu. Niye? Çünkü Selçuk sektöre girecek! Babam yapmadı bana bunu. Kendisiyle ilgili yazacağım herhangi bir şeyin hep komik olmasını isterdi Erdal abi. Bazı insanlar akıllarda komik kalmak istiyor. Onun da tüm hayatı komediydi. Komedyenlerin abisiydi. Cem Yılmaz’ın, Yılmaz Erdoğan’ın, Burak Aksak’ın yanında da Erdal abi vardı. Haliyle o gülücükle kalıyor aklınızda.
KİTAP YAZMAK BENİM
İÇİN İŞ DEĞİL, MİSYON
◊ 2000 yılında vefat eden kardeşi Gürdal Tosun’a benzetiyorum ben sizi...
- Rahmetli Erdal abi de çok söylerdi bunu.
◊ Kitabın telif haklarını Erdal Tosun anısına Türk Böbrek Vakfı’na bağışladınız. Sizin kitaptan bir kazancınız yok sonuç olarak, öyle mi?
- Ben kendi gelirimi bağışlıyorum. Yayınevinin, kitabevinin, dağıtımcının payını değil. Telifi benim almam, kendimi kandırmam olur. Çünkü bunu iş olarak gördüğüm anlamına gelir bu. Oysa benim için iş değil bu, misyon. İnsanların kitap okumaktan hoşlanmayan birine “Bu adamın kitabını oku, okumayı seveceksin” demesini istiyorum. Birilerine kitap okuma zehrini aşılayacak kitaplar olsun yazdıklarım. Ben bu metinlerle film veya dizi de yapabilirdim ama kitapla o virüsü yaymak istedim.
◊ Size kitap okumayı kim sevdirdi?
- Ferhan Şensoy. Ferhan abinin bana yaptığını, ben de gençlere yapmayı hedefliyorum.

Haberin Devamı

BiZ SÜLALENiN
ORTALAMA KOMiKLERiYiZ

Haberin Devamı

◊ Kitabınız, Burak Aksak’ın kurduğu Küsurat Yayınları’ndan çıktı. Ve hatta yayınevinin ilk kitabı oldu...
- Evet, onlar da tahmin etmiyordu ilk benim kitabımı yayınlayacaklarını. Hatta “Bilseydik daha da abanırdık” dediler.
◊ Burak Aksak’la aynı zamanda kuzensiniz değil mi?
- Evet, Burak üç yaş küçük kuzenim ve patronum. Şanslı bir aileyiz. Ailede ne komikler var! Biz sülalenin ortalama komikleriyiz.
◊ En komik kimdir?
- Rahmetli Burhan eniştem. Burak’ın babası. İsimlerini vermek istemediğim dayılarım da çok komiktirler. “Düğün Dernek”teki Tüpçü Fikret gerçek demiştim. (Gülüyor)

Haberin Devamı

Tanınmak istemiyorum

TAKTiĞi UMUT SARIKAYA’DAN ÇALDIM

◊ Oyuncular her zaman yönetmenden fazla konuşulur. Bu sizin için sıkıntı yaratıyor mu?
- Bu bir tercihse eğer, hiç sıkıntı olmaz. Yaptığım işin etkin halkla ilişkilerinde oyuncular kullanılsın, yönetmen olarak ben az gözükeyim ve bu durum yazar olarak gerekli olan özgürlüğü bana sağlasın. Sektörden insanlar arasında bilinirlik önemli. Yazar olarak konumunuzu çok etkiler bilinirliğiniz. Ama ben hiç tanınmıyorum ve aslında bu büyük bir avantaj. Bu kadar şanslı bir başka mizahçı yok. Bir de Umut Sarıkaya var. Ben taktiği biraz ondan çaldım. Yüzünü görsen tanımazsın ama Türk mizahını değiştirmiş adamdır.
◊ Tanınmak istemediğiniz için mi kitabınızda sünnet töreninizde çekilen bir fotoğrafınızı kullandınız?
- İsteseydim güzel bir şey giyer, fotoğraf çektirir, koyardım. Tanınmak istemiyorum canım ablacım.
◊ Peki biz “maşallah”lı fotoğrafınızı görmek zorunda mıyız?
- Evet. Bence en yakışıklı göründüğüm fotoğraf o! (Gülüyor) Çıta orada çok yukarıdaydı. Aşamam ki artık. Saçlar gitti. O fotoğraf benim top noktam. Ben onu üniversitede mezuniyet töreninde barkovizyonda da yayınlatmıştım.

 

Haberle ilgili daha fazlası: