GeriMagazin Sibil Çetinkaya: Sevgimi başka bir yere yansıttığım zaman kirlenmesinden korkuyorum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sibil Çetinkaya: Sevgimi başka bir yere yansıttığım zaman kirlenmesinden korkuyorum

Sibil Çetinkaya: Sevgimi başka bir yere yansıttığım zaman kirlenmesinden korkuyorum

Fenomen Sibil Çetinkaya hurriyet.com.tr'de Ferit Ömeroğlu'nun konuğu oldu. Sosyal medya paylaşımları ile uzun yıllardır geniş kitlelere adını duyuran Çetinkaya hayatta disiplin ve kuralları olduğunu ve bunları bozacak durumlarda canının sıkıldığını söyledi. İşte o anlar...

Nasıl gidiyor, neler yapıyorsun?

Çok iyi gidiyor. Covid dönemi herkesi olduğu kadar beni de etkiledi. Ama genelde iyiyim. Ben enerjisi yüksek olan ve hayata pozitif bakan biriyim. O yüzden keyfim yerinde.

Ne iyi yapıyor seni? Nasıl güzel geçiyor?

Çalışmaktan keyif aldığım bir dönemdeyim. Çünkü evdeyim ve en azından bir düzenim var. Normalde böyle bir dönemin sana ait olduğunu düşün. Hep çekimdesin ama herkes sosyalleşiyor ve bir şey kaçırıyorum hissi var. Fomo derler ya buna, tam şu an o fomo’nun olmadığı bir dönem. Zaten herkes evde üretebildiğim kadar içerik üreteyim durumundan dolayı iyiyim.

 

Pandemi öncesinde ne yapıyordun?

Ben hep çok düzenliyim. Sosyal medyaya çok fazla zaman ayıran biri olduğum için benim önceliğim işim. Sosyalleşmek mi işin mi desen, önce videomu çekerim sonra sosyalleşirim derim.

Macerayı seven biri misin?

Aslında karakterime göre yanlış bir iş yapıyorum. Çünkü anı yaşamayı ve anda kalmayı seven biriyim. İki türlü insan tipi vardır. Biri saatlerce gün batımını izlemeyi sever, diğeri ise önünde fotoğraf çekinmeyi seven. Ben aslında ilki iken ikincisi olmak zorunda kaldım.

Sen de bir sıkışmışlık hissi var mı?

Ben çok disiplinliyim. Mesela cuma günü saat 14.00 için bir çekim koymuşum. Ben onu cumartesi gününe alırsam anksiyete yaratır. Ben ona cuma demiştim şimdi bütün programım dağıldı hissi oluyor.

Bunun için terapiye gidiyor musun?

Gidiyorum ama o kadar etkili olmuyor ben de. Hayatta kendi kurallarım ve disiplinim var. O bozulunca geliyorlar bana.

Influencer’lardan kimleri takip ediyorsun?

Sude Alkış var mesela onu çok severim. Yaptığı şeyi çok da doğru bulurum; karakterini çok doğal yansıtıyor. Ece Tuncer var. Onun da linkleri çok güzeldir. Severek takip ettiğim isimler ve story’lerine uzun uzun bakıp harika iş çıkarmış dediğim kişiler var.

Nereye gidecek bu iş?

Ben, bu işi ömür boyu yapacağım yani ben öyle hissediyorum. 

Özgür müsün?

Tabii ki, kafama göreyimdir. Bu, bana uygun olmaz deyip yapmayan biri değilim. Özgürüm bence. 

Birisi senin için endişelendi ve onu yapmasan daha iyi olur dedi. Nasıl onu, sana yaptırmaz?

Ablam öyle durumları oluyor bazen. Benim bütün iş birliklerim ile ablam ilgileniyor. Bazen senin için uygun değil dediği şeyler çıkıyor. Genelde onu dinliyorum. Çünkü ben bazen mantığımla değil de çok yakın hissettim diyerek karar veriyorum. Aslında yakın hissedilecek bir şey yok. O yüzden bazen benim adıma kararlar veriyor ve ona tamam diyorum. Ama şunu yapamazsın, şuraya gidemezsin gibi durumlarda çok büyük olay çıkıyor. Annem ve babam artık bana karışmıyor, 27 yaşında oldum neredeyse. 

En son en çok istediğin şey neydi?

Bir yakınımızın hastalığı var. Onun iyileşmesini çok istemiştim, hala istiyorum. 

En son en çok hüzünlendiğin anı paylaşır mısın?

Ben bir ara ayrı eve çıkmayı düşünüyordum. Babam da beni hiç göndermek istemiyor. Geçen gün bana bir şey dedi ve çok duygulandım. Bir de ben aileme düşkünümdür. Babama artık bir ev bakalım dedim. O da beni ertelemek için ev tutmayalım, sana şunu alalım daha uzun vadede dekore edersin diyordu. Annem, “Baban hiç istemiyor gitmeni.” dedi. Ben de bunu babama söyledim ve gerçekten gözleri dolu gibi büyüdüler deyip üzüldü. En son buna hüzünlendim. 

En son en çok neye şaşırdın?

Çok istediğim bir iş birliği vardı. Oldu ama buna şaşırdım. Çünkü geleceğini düşünmüyordum.

En son en çok neye hayır dedin? Kolay hayır diyebilir misin?

Kolaylıkla hayır diyemem, aşırı zor benim için. Ama hayır demek için çok çalışıyorum, hep dolambaçlı benim kelimelerim. Bakışıyla da hayır diyen kişilere bayılıyorum. Keşke o konuda daha net olabilsem diyorum. Küçüklüğümden beri dolambaçlı konuşuyorum, kırmayayım diye düşünüyorum. Sonra da şey oluyor; Sibil niye hep böyle yapıyor. İnsanın bana darılma ihtimalini yükseltiyorum.

Birinin sana darılması önemli midir?

Evet, benim için önemli. İnsanların ne düşündüğünü önemseyen biriydim. Büyüdüm bu konuda. Öyleyim karakter olarak aslında ama kendimi değiştirdim diyebilirim.

Ona aslında öyle olmadığını anlatabilir misin?

Sosyalben Vakfı ile birlikte çalışıyorum. Orada sosyal medya kullanmak isteyen gençlere sosyal medyanın nasıl kullanılacağını anlatıyorum. Ama orada özel hayata da giriyoruz. Mesela bir çocuk var ve gerçekten inanılmaz yetenekli. Dansçı ve çok da açık birisi. Ama hayatta o kadar çok umutsuzlukları ve bir şeylere ulaşamayacağı fikri var ki. Ben, ona aslında öyle olmadığını anlatmakla bu derse başladım. Bir şeyleri yapabilecek potansiyeli olsa dahi yapamayacağım diyerek başladığı için yapamaz zaten. Önce negatifliği atıp ne istediğine karar verip aslında yapabileceğine ulaşıp kendine güvenirse yapamayacağı şey yok. 

Kendini affettireceğin bir andasın ve seni dinliyor. Anlatır mısın?

Benim işim bu olduğu için sürekli fotoğraf ya da video çekmek zorundayız. Bazen birilerinin bize anlattığı şeylere yeterince dikkatimizi veremiyoruz. Bir de dikkat dağınıklığı olan biriyim. Küçükken bu konuyla ilgili tedavi oldum. İşim de dikkat dağıtan bir iş olduğu için karşımdaki insanı dinleyemeyebiliyorum. Dolayısı ile dinleyemeyince kırıyorum. Diyelim bana bir şey anlatılıyor, yeni bir iş teklifi almış ve ben bir anda ne yapacaktım ben diye telefonuma bakıyorum. Aslında onu ignore ediyorum. Bence bu da af dilemeyi gerektiren bir şey. Şimdi kendime sınırlar koydum. Birini dinlerken kesinlikle telefonum yanımda olmuyor. Kendimi bu konuda çok eğitiyorum. 

Onu nasıl sevdiğini tarif eder misin?

O kadar çok seviyorum ki bir şeylere yansıtmamayı tercih ediyorum. O kadar kıymetli o kadar çok seviyorum ki başka bir yere yansıttığım zaman kirlenmesinden korkuyorum. Bizim işimiz sosyal medya ama hayatımızdaki her şeyi yoruma açık yaparsak bazı şeylerin yorum alma ihtimali bizi kırabilir. Benim hayatımda bazı insanlar var ki harcanmaması için göstermek istemiyorum. Böyle paylaşmadığım ve çok sevdiğim biri var. 

Genellikle her şeyini bu kadar paylaşan insanın derinlerinde sakladığı bir şey vardır.

Ne olduğun değil nasıl göründüğün diye bir cümle vardır. Mesela çok durumu olmayan biri kendini zengin gibi gösterebilir. Bizim sosyal medya dünyasında da bu ikilem var. Ben o kadar çok göründüğüm gibiyim ki bazen kendimi gizemli hale getirmeye çalışıyorum. Bunu da paylaşmayayım dediğim şeyler oluyor. 

Hayatındaki insanlar rahatsız olmuyor mu?

Ben, insanları rahatsız etmemek ve korkutmamak için çok değer verdiğim şeyleri saklamaya çalışıyorum. 

Başarabiliyor musun?

Başardım ama çok zor geldi. Mesela günlük hayatta çok fazla beraberiz. O yüzden vlog’larımda zor oluyor benim için. Aman şimdi koymayayım şey olmasın diye düşünüyorum. 

Gelecekte çok yüksek yaşayacağın bir mutluluk anı olsa ama bunu paylaşmaman gereken bir durum olursa ve bunu uygulaman gerekse ne olur?

Uygularım ve bunu karşı tarafa çok güzel izah ederim. 

Peki, karşı taraf bundan dolayı o mutluluk anını sana yaşatmak istemezse ne olur?

O zaman yaşamayı tercih ederim. 

Duruma uyabilir misin?

Tabii ki uyarım. Onunla olmayı ve hiçbir şey paylaşmamayı tercih ederim. Bu arada ben çok romantik ve sadık biriyim. 

Aşk diye bir şey var mı sence?

Kesinlikle. 

Aşık mısın?

Bence evet. Aşkın ne olduğu çok değişiyor. Neye göre aşk? Bana göre aşk çok anlık bir şey değil. Bir an çok aşık olup sonra nefret ediyorum gibi değil. Benim için tutku, aşk değil. Konfor alanımı iyi hissettirecek, ona baktığım zaman kirpiği, gözü, kaşı çok güzel gelecek. Her erkek arkadaşıma aşık olmadım tabii. Hiç aşık olmadığım da çok oldu. Ama bu sefer ki ilişkimde gerçekten mutluyum. 

Dilediğin kişiye dilediğin bir soruyu 83 milyonun izlediği bir programda sorma imkanı verildi sana. Bu kim olurdu ve ne sorardın?

Gerçekten iyi olmak varken kötüyü seçen insanlar oluyor. Hiçbir şeyim iyi gitmiyor diye negatif düşünenler var. Bence insanlar mutluluğu kendi seçiyor. Benim de mutsuzluğu, kahrolmayı, delirmeyi seçebileceğim çok nokta vardı. Ben hayatta bir şeyler kötü de gitse toparlanmayı ve iyi olmayı tercih ettim. Neden insanlar bu kadar zayıf? Herkes daha güçlü olsa daha güzel bir dünya olmaz mıydı? Söylemek basit ama bazen hatırlatmak lazım.

 

En lezzetli yemek tarifleri burada

False