GeriMagazin Şehir sadece yaparak değil yıkarak da güzelleşir
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şehir sadece yaparak değil yıkarak da güzelleşir

Şehir sadece yaparak değil yıkarak da güzelleşir
Abone Olgoogle-news

Yeşil Bursa tarih oldu olacak, gri binalar yeşil doğayı yutacak derken... Belediye bu süreci tersine çevirmek üzere atağa kalktı. Yapılan çalışmalara dair haberler gelmeye başlayınca gidip sormak farz oldu. Geçen hafta Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ı ziyaret ettim. Ben “Yeşil nereye gitti” diye sordum, o anlatmaya başladı... Aktaş toprağın altında kalmış gizli hazinelerin açığa çıkarılması, tarihe gölge düşüren çirkin binaların imhası konusunda kararlı görünüyor. Zira yeni motto şu: “Şehir sadece yaparak değil yıkarak da güzelleşir!”

Bursa’da yeşilinden kültürüne, binalarından hanlarına büyük bir dönüşüm başlamış. Böyle geniş çaplı bir projeler zincirine neden gerek duyuldu?

- Şöyle bir girizgah yapayım. Türkiye’nin 81 ili, 925 ilçesi ve hepsinin de çok ciddi özellikleri var. Ama Bursa gerçekten farklı, gerçekten çok özel bir şehir.

Nedir onu diğer şehirlerden farklı kılan? Sonuçta sizin de dediğiniz gibi Türkiye’nin her köşesi ayrı bir değer...

- Bursa, Osmanlı’yı kuran, Osmanlı’ya dair ciddi izler taşıyan bir şehir. Ama hepsi bu değil tabii... Şehir, Osmanlı’dan önce de farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış. İznik’i gördünüz, tam anlamıyla bir açıkhava müzesi hüviyetinde. Ama şu ana kadar ciddi mesafe alamamış, hak ettiği ilgiyi görmemiş.

Dünya Göçebe Oyunları gibi organizasyonlarla, orada yaptığımız bazı restorasyonlar ve sahil düzenleme çalışmalarıyla kendini toparlamaya başladı gerçi... Restore etmek falan güzel ama yine de bunları dünyaya tanıtmadan olmaz.

Yani diyorsunuz ki şehir genelinde başlatılan dönüşüm yeterli değil. Ne yapacaksınız o halde?

- Onun için de bazı girişimlerimiz var. Güney Kore, Japonya, Malezya ve Endonezya’da fuarlara katıldık, görüşmeler yaptık, büyükelçiler aracılığıyla çeşitli firmalarla bir araya geldik. Güney Kore’de bir ajansla anlaşıp tanıtım faaliyetini başlattık. Oradan turizm acenteleri, hatta YouTuber’lar bile getirdik.

Sonuç...

-  Bunlar ciddi bir hareketlenme sağladı. Bir de şu var; Güney Korelilerin düşkün olduğu tatil biçimi zaten farklı. Öyle denize, kuma, güneşe falan düşkün değiller. Tarih ve kültür turizmini daha cazip buluyorlar ki bizde de bunun karşılığı fazlasıyla var.

BURSA HORMONLU BÜYÜMENİN SANCILARINI YAŞIYOR

Değişim dönüşüm güzel de “Yeşil Bursa” yeşil olmaktan çıktı. Bu saatten sonra kaybı telafi etmek mümkün olacak mı?

-  Çok doğru, Bursa yeşille çok özdeşleşmiş bir şehir. Ama hızlı sanayileşmenin, çok hızlı ve hormonlu büyümenin sancılarını yaşıyor. Bu da “Yeşil Bursa” anlayışını zedeledi tabii. Tabiri caizse Bursa biraz grileşti. Bunun için biz yeni bir motto geliştirdik. Sadece yaparak değil yıkarak da güzelleştiriyoruz artık şehrimizi.

Yıkarak mı?

-  Evet... Gerçekten ciddi yıkımlar yapıyoruz. Bursalılar yeşilin ve tarihi zenginliğin giderek kaybolduğundan yakınıyor. Biz yaptıklarımızla bu sürecin tersine döneceğini göstermeye çalışıyoruz onlara...

Şehir sadece yaparak değil yıkarak da güzelleşir

TARİHİ ESERLERİ KAPATAN YAPILAR YIKIM LİSTESİNDE

Hangi yapıları yıkacaksınız? Bursa’nın çehresini bozanları mı yoksa depreme dayanıksız olanları mı?

- Her iki gruptakileri de... Tarihi eserleri kapatan, yüksekliği veya şekli şemaliyle sorun olan yapılar yıkım listemizde... Onun yanı sıra riskli yapılar da var tabii. Şehir genelinde 70 bin riskli bağımsız birim mevcut ve halihazırda 20 bininin dönüşümü devam ediyor. 2024’e kadar bitirmeyi hedefliyoruz. Özellikle eski Bursa’yı canlandırma çabasındayız.

Şehirde ciddi bir imar sorunu var anlaşılan. Bu yanlışın temelinde yatan ne?

-  Çünkü bizde hep eskiyi yıkıp yeniyi yapmak gibi bir hastalık var. Bursa’da da çok arabesk bir imar gelişimi söz konusu. Her sene 60-70 bin büyüyor nüfus olarak. İstanbul’a yakınlığından dolayı ciddi bir sanayi baskısı var üzerimizde. Herkes burada yatırım yapmak istiyor. Tam bir lojistik üssü durumundayız. İstanbul hemen yanı başımızda, Sabiha Gökçen Havalimanı’na yakınız, Osman Gazi Köprüsü’ne 1-1.5 saat mesafedeyiz.

İSKENDER DİYE BİLDİĞİNİZ ŞEY ASLINDA BURSA KEBABI

Eski Bursa’yı canlandırmak istemenizin diğer sebebi, şehri cazip bir turistik destinasyon haline getirmek olabilir mi?

-  Bursa’nın yeni, modern, hızla gelişen bir yüzü var. Ama biz Bursa’nın tarihi yüzünü restore edelim, onu geliştirelim, şehri turizmle alakalı bir destinasyona dönüştürelim de istiyoruz.

Yabancı turisti çeken yanı ne bu şehrin?

-  Yeşili, tarihi, gastronomi açısından zenginliği...

Siz gastronomiden bahsediyorsunuz ama Bursa denince insanların aklına sadece İskender geliyor.

-  İskender diye biliyorsunuz ama o aslında Bursa Kebabı, Her ne kadar Antep kadar ön plana çıkmasak da mutfağımız hiç fena değildir. Çünkü burada çok farklı kültürler yaşıyor; Balkan, Kafkas... Anadolu’nun değişik yörelerinin lezzetleri de var, Bursa’nın kendine has yemekleri de... Mutfağımızdan bahsetmişken, kestane şekeri ile çeşit çeşit meyvesini, sebzesini de unutmamak lazım.

120 KİLOMETRELİK SAHİLİMİZ OLSA DA BİR MARMARİS DEĞİLİZ

Bursa deniz tutkunlarına neden hitap edemiyor? Sahillere de el atın oldu olacak...

- Bursa’da 120 kilometrelik sahil şeridi var ama bir Marmaris ya da Kuşadası değiliz neticede... Malum, o kadar sıcak iklimimiz de yok. Bizde daha ziyade Uludağ, doğal güzellikler, Hanlar Bölgesi, Ulucami, Osmanlı’ya dair izler falan dikkat çekiyor. Tüm bunlar şehrimizi Uzakdoğulular için özellikli kılıyor.

Arzulanan hareketlenme başlamıştı ki korona dünyayı durdurdu tabii...

- Maalesef... Pandemi öncesi müthiş bir süreç başlamış, Uzakdoğulu turist sayısı çok artmıştı. Ama dediğiniz gibi pandemi son altı-yedi aydır ivmeyi düşürdü.

Er ya da geç krizi atlatacağız. Turizmin yeniden canlanacağı günler için bir hedef belirlediniz mi?

-  Belirledik. Halihazırda yılda 1,8 milyon turist ağırlıyoruz. Hedefimiz, yürüttüğümüz projeler sayesinde 2024’te bu sayıyı 5 milyona çıkarmak...

BURSA’NIN İPEK HALILARI SARAYLARI SÜSLÜYOR

◊ Siz çiniden bahsedince benim de aklıma Bursa’nın dillere destan ipek halıları geldi. Makine halısı çıktı, mertlik bozuldu ya... O canım ipek halılara ilgi şimdi ne durumda?
- Osmanlı döneminde Bursa ipeği, Avrupa saraylarını süslermiş. Ve şimdi Bursa İpeği Hayat Buluyor projesi sayesinde yine eski günlere dönüş yolundayız. Kınık Köyü’ndeki dokuma tezgahında 4000 yıllık geleneksel Türk tekniği ile dokunan “Dans Eden Kız” modeli ipek halı, şimdi Katar Kraliyet Ailesi’nin sarayını süslüyor mesela...

◊ Bu canlanma nasıl sağlandı? İnsanları yeniden dokuma tezgahlarının başına nasıl çekebildiniz?
- Bursa’nın ciddi göç veren ilçelerinde 16 dokuma atölyesi kuruldu. Hünerli eller çalışmaya başladı; 1 metrekaresinde 1 milyon düğüm olan, santimetrekaresinde 38 bin koza lifi bulunan ve ortalama 6.5 ayda dokunan ipek halılar yeniden dünya vitrininde boy göstermeye başladı.
Mesela Hannover Halı Fuarı’ndan sonra Amerika, Avusturya, İtalya, Almanya ve Japonya’ya bile satış yapıldı. Bu ilginin devamı gelecektir.

TARIMI AZ GELİŞMİŞ ÜLKELERİN ÖNCELİĞİ SANMAK HATA

◊ Gelelim sohbetimizin ertelenen başlığı tarıma... Şehir bu alanda da atağa geçmiş diye duydum.
- Tarımla alakalı şöyle bir durum var: Sanayileşen toplumlar genelde tarımdan uzaklaşıyor. Sanki sanayileşen ülkeler tarım yapamaz gibi bir algı söz konusu. Bazıları da tarımı az gelişmiş toplumların önceliği zannediyor, bu büyük hata... Siz yıllarca Hollanda’da yaşamışsınız, iyi bilirsiniz.
Hollanda, Türkiye’nin tarım alanlarının altıda birine, buna rağmen tarım gelirlerinin iki katına sahipmiş, yıllar önce duymuştum bunu...

◊ Orana tam olarak vakıf değilim ama tarım konusunda iyi olduğunu biliyorum. Peki biz niye geniş alanda kıt kanaat üretiyoruz?

- Nitelikli tarım yapmıyoruz çünkü... İşte biz ona yöneldik... Ahududu, yaban mersini, incir, zeytin, aronya, goji berry, çilek ve lavanta gibi katma değeri yüksek ürünleri Bursa tarımına kazandırmak için harekete geçtik. Üreticiye kaliteli fide, fidan, tohumluk dağıtıyor, ekipman desteği sağlıyoruz.

PAYİTAHTIN GİZLİ HAZİNESİ YAKINDA ORTAYA ÇIKACAK

Kültür turizmine hizmet edecek başka projeleriniz var mı?

-  Çok... Osmanlı’nın ilk idare merkezi ve ilk sarayı olan Bey Sarayı’yla çevresindeki tarihi dokunun ortaya çıkarılmasını hedefleyen bir proje başlattık. Orhan Gazi ile Osman Gazi’nin türbelerini bugünlere kadar korumuş olsak da bölgede toprak altında daha nice                              hazinemiz var.

Gün yüzüne çıkmayı bekleyen hazinelerden bahsedelim biraz o halde...

- Bugün göremediğimiz, oysa bizim için çok özel bir yere sahip “Payitaht Mührü; Bursa Bey Sarayı” Osmanlı Devleti’nin devlet olarak yönetildiği ilk saraydı. Divan-ı Hümayun burada toplanır, kritik kararlar burada alınırdı.

Ortada bilinen ancak unutulan koca bir tarih var ve biz buna sahip çıkmak istiyoruz. O yüzden de Bey Sarayı ile çevresindeki tarihi dokunun ortaya çıkarılmasına ve restorasyonuna yönelik bir proje başlattık.

Projenin ilk ayağı “Bey Sarayı; Payitahtın Gizli Hazinesi” belgeseli olacak.

Ben sordukça proje sıralamaya devam ediyorsunuz... Sonu gelmiyor.

- Proje çok çünkü... Mesela Çekirge teras projesi. Yaklaşık 20 yıldır atıl durumda bekleyen bir alan bu... Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın katkılarıyla nihayet şehrimize kazandırılacak. Sonra toplam alanı 200 bin metrekare olan Gökdere Millet Bahçesi’nin açılışı var.

Sıcaksu Kentsel Dönüşüm projesi de önemli çünkü kente yeni bir yaşam merkezi kazandıracak.

Bu proje kapsamında 135 deri fabrikasını yerleşim bölgeleri dışında kurulan deri organize sanayi bölgesine taşıdık.

Sonra 1400’lerden 1700’lere kadar çini üretim merkezi olan İznik’te, çini fırınları kazı çalışmalarımız da sürüyor.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle