“Sat... Sat... Saattımm” derken hüküm giydirir müzayedeci

“Sat... Sat... Saattımm” derken hüküm giydirir müzayedeci

Köklü bir aile? At bir çentik... İyi bir eğitim? Çentik. Sofistike bir iş? Çentik. Medyada çok görünmeme? Çentik. Zarafet, hoşluk ve güzellik? Çentik, çentik, çentik... Aslında “sosyetik isim” kavramının tam karşılığı Maya Portakal. Yedi yıldır ikinci bir soyadı (Bitargil) ve bu evlilikten de bir kızı var. Ama dört kuşaktır müzayedecilikle uğraşan bir sülaleden geldiği için ikilemli sorularıma oradan başladım.

Haberin Devamı

Ailede başka meslek yapmak isteyen hiç mi çıkmıyor, yoksa çok sıkı bir disiplin mi var?

- Soyun devamı var, işi ileriye taşımak var... Ah elbette biraz disiplin de var! (Gülüyor)

Paris’te sanat tarihi eğitimi aldınız. Müzayedecilikte olmazsa olmaz mı, sizin ekstra hevesiniz mi?

- Müzayede adrenalin. İşin sahne almış hali... Müzayedeci orkestra şefi. Sanatı iyi bilmek olmazsa olmazı. Eseri, onunla vedalaşanı ve ona yeni sahip olanı en hakkaniyetli şekilde buluşturmak... Tam da bu sebeple Fransa’da müzayedecilerin hukuk okumalarını şart koşarlar. Çünkü “Sat... Sat... Saattımm” derken hüküm giydirir müzayedeci. Ve bunu hakkaniyetle yapmakla yükümlüdür. Satılan eser üzerindeki hakimiyet, salonla ilişki, kimi zaman gözlerin konuştuğu anlar, büyük satışlardan önce büyük sessizlikler, küçük jestler, beden dili... Hepsi müzayedenin temel taşları.

Mükemmelliyetçiliğinizi, birlikte çalıştığınız babanız Raffi Portakal’dan aldığınız söyleniyor. Aranızdaki ilişki tam olarak... Baba-kız mı, usta-çırak mı?

Haberin Devamı

- Bana işin en zor ve en detaylı alanlarını öğretmek için ilk günden itibaren büyük emek verdi. Sonsuza dek usta-çırak, baba-kızız.

“Sat... Sat... Saattımm” derken hüküm giydirir müzayedeci

Peki bugün aldığınız kararlarda anneniz mi babanız mı etkilidir?

- Annem.

En heyecanlı müzayedeniz, ilki miydi en büyüğü müydü?

- İlk müzayedem, Koç Müzesi’nde Cartier’nindi. Yaş 22 olmalı. Betül Mardin’in organizasyonu. Çok heyecanlanmıştım. O gün bugün o heyecan hep var.

Türkiye’ye işlerini getirdiğiniz isimlerden sizi en çok heyecanlandıran... Picasso mu, Damien Hirst mü?

- Pablo Picasso.

Müzayedede satılacak ürünler için siz mi sahiplerine ulaşıyorsunuz, onlar mı sizi buluyor?

- Sahipleri bize ulaşıyor. Telefon, randevu hatta sosyal medya üzerinden. Eğer değerlendirilmesinde bizim yardımcı olabileceğimiz parçalarsa yerli ve yabancı eksperlerimizle hummalı bir çalışmaya giriyoruz. Ekspertizden sonra fiyatlandırmayı biz yapıyoruz.

İyi müzayedeci, en güzel parçayı kendine mi tutar, müşteriye mi sunar?

- Müzayedecilikte en büyük başarı en iyi eseri, en doğru koleksiyonerle buluşturmak tabii.

Müzayedede karşılıklı olarak fiyatı sürekli artırmak: Sanat aşkı mı, güç gösterisi mi?

Haberin Devamı

- Temeli de sanat sevgisi tabii. Ama tutku, adrenalin, sahip olma isteği de var.

Hakkınızda yapılan yorumlarda her ikisi de etkileyici bulunmuş. Siz hangisine daha çok güvenirsiniz: Yüz güzelliğinize mi, ses tonunuza mı?

- Öyle mi? Ben de en çok iş ve insan sevgimden kuvvet alıyorum sanıyordum. (Gülüyor)

KÜÇÜK KEYİFLER

İstanbul’un... Kokuları mı, sesleri mi?

- Buna şöyle diyebilir miyim: İstanbul’un nefesi.

Peki Anadolu Yakası mı, Avrupa Yakası mı?

- Anadolu’dan Avrupa’yı izlemek bir şölen. Klasik Türk resminde de bunu sıkça mukayese eder, ışığı bambaşka yakalar sanatçılar. Ama yaşamak için Avrupa.

Haberin Devamı

Gündoğumu mu, günbatımı mı?

- İkisi de. Ama illa seçmem gerekirse gündoğumu. Umut dolu. Yenilikleri de beraberinde getiriyor.

Deniz-kum-güneş mi, orman-ağaç-temiz hava mı?

- İkisi de, ikisi de! Hatta yağmurlu hava ve kar da...

En iyi tekne kiminkidir? Kendinizinki mi, arkadaşınızınki mi?

- Bir arkadaşımınki. Onlar kendilerini biliyorlar. (Gülüyor)

Twitter mı, Instagram mı?

- Her şeye rağmen Instagram. Gerçi Twitter da hayatımda.

Hangisini seçerdiniz: Tüm müzik aletlerini çalabilmek mi, bütün sporları yapabilmek mi?

Haberin Devamı

- Tüm sporları yapabilmek o kadar uzak ki daha yakın bir hayal seçmeliyim. Düşün ki tüm müzik aletlerini çalabilmek daha yakın...

ŞANSLI DOĞMAK EN ÖNEMLİSİ

◊ Hayatınız bir film olsa macera mı olurdu, romantik-komedi mi?

- Tutkulu... Yaşam enerjisiyle beslenen, komedisi de bol bir macera...

◊ 20 yaşınıza dönmek mi, Dolmabahçe Sarayı mı?

- Yaşımı çok seviyorum. İyi ki 37 buçuğum. (Gülüyor) Ama hem 20 yaş hem de Dolmabahçe Sarayı’nda yaşamak da fena fikir değilmiş.

◊ Para saadet getirir mi, getirmez mi?

- Paranın kendisi elbette getiremez. Ama para aracılığıyla yarattıklarınız getirir.

Haberin Devamı

◊ Hatır için çiğ tavuk... Yenir mi, yenmez mi?

- Nasıl bir hatır? Kimin ricası? Seni seven dost çiğ tavuk yemeni istemez.

◊ Bir şeyi gece planlamak mı, sabah planlamak mı?

- Ben sabah insanıyım.

◊ Mantık mı, içgüdü mü?

- İkisi o kadar uyumlu çalışmalı ki... Bu mekanizmayı becermeyi bir şekilde öğrenmek lazım.

◊ Zaman makinesi icat ettiniz, nereye giderdiniz: Geçmişe mi, geleceğe mi?

- Zaman makinesi icat etsem ne geçmiş ne de geleceğe gitmek isterim. Düşünüyorum da bizim en çok “anda kalabilme” makinesine ihtiyacımız var.

◊ Sizce hangisi daha avantajlı: Zengin ve çirkin doğmak mı, fakir ve güzel doğmak mı?

- İkisi de değil bence. Şanslı doğmak en önemlisi.

ÖZEL MESELELER

Dinleyen gözlere ağlamayı tercih ederim

Yılın hangi dönemi daha romantik? İlkbahar-yaz mı, sonbahar-kış mı?

- Baharlar yenilik ayları benim için. Heyecanlı aylar, anlar... Romantik... Ay hepsi her mevsim olabilir!

Gece hayatında hangisi çok iç gıcıklar: Göz kırpmak mı, göz kaçırmak mı?

- (Gülüyor) Göz devirmek...

Eski bir hatıranın yadına hangisi daha güzel eşlik eder: Sezen mi, Ajda mı?

- Sezen’le Ajda yan yana gelirse yeni hatıralar bile yaratılır!

“Sat... Sat... Saattımm” derken hüküm giydirir müzayedeci

Aşkta alıcı kuş musunuz, çantada keklik mi?

- (Gülüyor) Ay bilmiyorum. Onu İbo’ya (eşi İbrahim Bitargil) sormalı.

Hangisini tercih edersiniz: Tek başınıza ağlamak mı, birinin yanında ağlamak mı?

- Tek başıma olmaktansa dinleyen gözlere ağlamayı tercih ederim.

Aşkın karşıtı: Nefret mi kayıtsızlık mı?

- Kayıtsızlık.

Hep, her an, Türkan Şoray

◊ Lorel mi, Hardy mi?
- Bari onları ayırmasaydın. Beraber olamazlar mı?

◊ Nâzım Hikmet mi, Orhan Veli mi?
- Aaaa lütfen ikisi!

◊ Yeşilçam’dan: Türkan Şoray mı, Filiz Akın mı?
- Bak o kolay: Hep, her an, Türkan Şoray.

◊ Gurmelerden: Vedat Milor mu, Mehmet Yaşin mi?
- Milor.

◊ Hangisi daha çok çekti? Külkedisi mi, Pamuk Prenses mi?
- Pamuk Prenses sanki.

“Sat... Sat... Saattımm” derken hüküm giydirir müzayedeci

GÜNDELİK HALLER

Yemeyi, konuşmayı seven hayatı da sever

Evdeki halinizi hangi üçlü daha iyi tanımlar: Telefon-YouTube-sosyal medya mı, pijama-terlik-televizyon mu?

- İlk üçlü. O üçlüye bir de kızımla oyun yerleştir, tam olur.

Ayaklarınıza kara sular inmiş: İyi bir roman mı, iyi bir film mi?

- Film, hatta dizi.

Sofrada hangisine tahammül daha zordur: Obura mı, gevezeye mi?

- İki özellik de tahammül sınırlarımın içinde. Yemek yemeyi, konuşmayı seven hayatı da sever.

Evinize yatılı misafir geldi, horlamasından uyunmuyor. Uyandırır mısınız, uykusuz mu kalırsınız?

- Kulaklık takıp falan hallederim bir şekilde.

Uçakta/otobüste habire omuzunuzda uyuyan bir teyze var... İnce ince ittirir misiniz, hostese mi şikâyet edersiniz?

- Uyandırırım. Pandemi zamanı omuzumda bir yabancı! Hayır, hiç, hayır...

Asla hatırlamadığınız biri size çok samimi davranıyor… Yekten hatırlamadığınızı mı söylersiniz, dolambaçlı sorularla kim olduğunu mu anlamaya çalışırsınız? Neden?

- Yanımızda biri daha varsa işi çözerim! (Gülüyor) Onu tanıştırarak... Yine olmazsa “Affedin, çıkaramadım” derim, n’apayım?

HİÇ DÜŞÜNMEDEN HIZLI HIZLI...

◊ Zorla güzellik olur mu, olmaz mı?
- Olmamalı.

◊ Kedi mi, köpek mi?
- Hepsi.

◊ Birinden vazgeçmek zorunda kalsaydınız... Kırmızı et mi, deniz mahsülleri mi?
- Kırmızı.

◊ Bodrum mu, Çeşme mi?
- Tabii ki Bodrum.

◊ Hangi üçlü sizinki: Rakı-balık-Ayvalık mı, kebap-şalgam-Adana mı?
- Antakya!