GeriMagazin O iki ustayla aynı filmde buluşmak rüya gibiydi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

O iki ustayla aynı filmde buluşmak rüya gibiydi

O iki ustayla aynı filmde buluşmak  rüya gibiydi
Abone Olgoogle-news

Mert Fırat, “Yol Ayrımı” filminde Şener Şen’in oğlu olarak karşımıza çıktı. Filmin senaryosuna benzer bir hadiseyi gerçek hayatta da yaşadığını anlatan Fırat, “Ama ben Barlas’ın yaptığını yapmadım” diyor.

* “Yol Ayrımı”nda yer aldınız. Nasıl bir çalışma süreciydi?
- Yavuz Turgul ve Şener Şen gibi iki ustayla çalışmak eşsiz bir deneyimdi. Provalara da, sete de her seferinde okula yeni başlayan çocuk heyecanıyla gittim. Filmleri ile büyüdüğüm ustalarla aynı projede olmak rüya gibiydi. Sinemaya ve oyunculuğa karşı iştahımı artıran, unuttuklarımı hatırlatan bir kamp gibiydi. Sanatçının her yaşta ilham verebileceğini kanıtlayan bir işti.

* Filmde Şener Şen’in canlandırdığı Mazhar Kozanlı’nın oğlu Barlas rolündesiniz. Nasıl bir baba-oğul ilişkisiydi o?
- Filmdeki baba-oğul ilişkisi patron-çalışan ilişkisi düzeyinde. Ailesini şirket yönetir gibi yönetmiş bir babası var Barlas’ın... Ve belli bir noktadan sonra babasının öğrettiği, kendisine dayattığı her şeyi “konforlu var oluş” adına sahiplenmek zorunda kalıyor.


HER ORTAKLIK BOZULABİLİR AMA SUÇ ORTAKLIĞI ASLA

* Barlas sizin gözünüzde nasıl bir adam?
- Hiçbir zaman kendi olamamış, kendisi olmasına izin verilmemiş, tümüyle babasını memnun etmeye odaklanmış, başkasının mutluluğu ve hayali için yaşayan bir adam... Hayatının en önemli dönüm noktasını, yine başkasının kararıyla yaşamak zorunda kalmış. Barlas, ticari kararları kendi kararı zannederek yaşamış. Aileyi de birbirine bağlayan en büyük ortaklık, bir suç ortaklığı... Her ortaklık bozulabilir ama suç ortaklığı asla!

* Bir kaza sonrası baba, aile mirasıyla ilgili önemli bir karar veriyor. Fragmandan gördüğümüz kadarıyla da ailenin buna itirazı var. Bir aile, sırf kendi çıkarları için aralarından biri aleyhine karar alabilir mi?
- Teknik olarak yapılabilir, kanunlar buna el veriyor. Kozanlılar da yapıyor bunu işte. Tabii ki etik değil ama yapan aileler var....

* Siz aynı durumda olsaydınız ne yapardınız?
- Ben aynı durumda kaldım. Dedemle ilgili bir karardı ve yapmadım! Çok sert koşullardan geçtik ama asla kimse aklına böyle bir şeyi getirmedi.

* Filmin yanı sıra “Ufak Tefek Cinayetler” dizisiyle ekrandasınız. Tiyatro da devam ediyor. Nasıl bir koşturma bu?
- Keyif aldığın sürece yorulmuyorsun aslında. Moda Sahnesi’nde devam eden iki oyunum var; “Bütün Çılgınlar Sever Beni” ve “En Kısa Gecenin Rüyası”... DasDas’ta “Joseph K.” var. Tiyatro benim sahneye çıkıp dert anlattığım yer. Dizi de aynı şekilde, çalışmaktan keyif aldığım bir projenin içindeyim. Yorulmuyorum, aksine keyifle gidiyorum sete. Ben bu tempoya o kadar alıştım ki; ne tiyatro, ne dizi, ne çektiğim sinema filmleri iş gibi geliyor bana.

O iki ustayla aynı filmde buluşmak  rüya gibiydi


HAYATI ÖĞRENMEK İSTİYORSAN YAŞLILARI DİNLE, ÇOCUKLARI İZLE

* Dizide ilk kez baba rolündesiniz. Çıkış noktanız neydi? Arkadaşlardan mı yola çıktınız mesela?
- Daha önce sinema filmlerinde baba rolünde oynadım ama söylediğiniz gibi dizide ilk kez baba karakterini canlandırıyorum. Çocukları ve çocuk oyuncularla çalışmayı çok seviyorum. Çocuklarla iletişimim de oldukça iyidir. Arkadaşlarımın çocuklarıyla ilgilenmeyi, onlarla vakit geçirmeyi çok severim. İnsan eğer hayatı çok iyi öğrenmek istiyorsa, yaşlı zannettiklerini dinlemeli, çocuk zannettiklerini de bolca izlemelidir.

* Dizinin başarısının sırrı sizce nedir?
- Zekice kurgulanmış bir proje olması.. Senaristimiz Meriç Acemi tüm karakterleri; kusurları ve karanlık yanlarıyla anlatıyor. İyilerin de zaaflarını, karanlık yanlarını görüyoruz. Seyirciye iyi kötü sorgulamasını alışılmadık bir halde sunuyor. Seyretmesi son derece keyifli ve hızlı empati kuracağımız bir iş. Tabii ki ekibimizin, yönetmenimiz Ali Bilgin’in de başarısı... Ali Bilgin doğru ve yerinde müdahale eden bir yönetmen, hedefi 12’den vuran dokunuşlar yapıyor. na çok şey borçluyum bu projede.

O iki ustayla aynı filmde buluşmak  rüya gibiydi

 

10 milyon liralık ihtiyaç karşıladık

* İhtiyaç Haritası projeniz nasıl  gidiyor? Sırada ne var?
- Çok iyi. Sisteme kayıtlı 65 bin üyemiz var, 350 sivil toplum kuruluşu ile çalışıyoruz. 2 yıl içinde 10 milyon liralık ihtiyaç karşılandı. İhtiyaç Haritası’nı yurtdışına taşımayı düşünüyoruz. Proje ortaklarımızdan İngiltere’nin başlattığı bir çalışma var. Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde benzer projeler söz konusu. Projede Google’la paslaşıyoruz, teknolojik destek alıyoruz. Grafx’in de çok önemli katkıları, destekleri oldu bize. 15. Altın Örümcek Web Ödülleri Sosyal Sorumluluk kategorisi birincisi seçildik. IBM de destekçilerimiz arasında. Birçok kuruluşla ortak projelerimiz var ve devam edecek. Aralık ayından itibaren daha güçlü bir proje haline gelecek İhtiyaç Haritası.


O iki ustayla aynı filmde buluşmak  rüya gibiydi


SON 24 SAATTE NE OLDU?

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle