Müzikte son nokta CAZ

Müzikte son nokta CAZ

Müzik dünyasının önemli kilometre taşlarından İstanbul Gelişim Orkestrası’nın bünyesinde, Uğur Başar’ın girişimiyle bir caz grubu kuruldu: İstanbul Gelişim Jazz Combo... Caz müziğinin usta isimlerinin yer aldığı ekip, ilk konserini 13 Mayıs’ta Zorlu Center’da verecek. Yoğun bir tempoyla konsere hazırlanan Uğur Başar ve ekibiyle Kadıköy Stüdyo Hangar’da buluştuk, caz üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Haberin Devamı

Uğur Bey, Jazz Combo nasıl kuruldu, nasıl doğdu bu proje, anlatır mısınız biraz?
Uğur Başar: Bizim, İstanbul Gelişim Orkestrası olarak çalmadığımız müzik türü kalmadı.
Ama kendi kendimize kaldığımızda çaldığımız müzik her zaman caz müziğiydi.
Baktım o kadar zaman geçmiş, gençlerle de çalıyoruz ve hep aklımızda caz müziği var; “Neden böyle bir proje yapmıyoruz?” dedim.
Yapalım ve biraz da keyfimiz için çalalım... Bu projeyi hayata geçirdiğimiz için çok mutluyuz. Umarım müzikseverler tarafından da beğeniyle karşılanır.
 Sizce caz, Türkiye’de karşılığını bulan bir müzik türü mü?
- Son dönemde talep var. Ama küçük gruplara talep daha çok. 9-10 kişilik grupla caz yaptığınız zaman çalacak mekan bulamıyorsunuz.
Zaten grubun adını o yüzden ‘Combo’ koydum. Combo üç kişi de olur, 10 kişi de. Dolayısıyla istediğimiz zaman grubu küçültebiliriz.

Müzikte son nokta CAZ

13 MAYIS PAZAR GÜNÜ
ZORLU SAHNESİNDEYİZ
 İlk konseriniz ne zaman?
- İlk konseri 13 Mayıs Pazar günü Zorlu PSM Caz Festivali kapsamında vereceğiz. Sonrasında uluslararası festivaller ve Türkiye içindeki etkinliklere bakıp ona göre bir yol çizeceğiz.
 Nasıl bir repertuvar hazırladınız peki? Klasik şarkılar mı, yeni eserler mi seçtiniz?
- Çok sevilen, hafızalarda yer etmiş caz parçaları var. Onları çalmayı tercih ediyorum. İnsanlar dinlediği zaman kulaklarına aşina gelsin.
 Jazz Combo’nun bir albümü olacak mı?
- Belki ileride... Öyle bir talep olursa, kendimize ait versiyonları, kendi müziğimizi yaptığımız zaman stüdyoya gireriz.
Ayrıca bizim arkadaşların da besteleri var. Senelerini vermişler bu işe. Onları değerlendireceğiz tabii ki...
TİCARİ İŞLER
TAT VERMİYOR
 Yarım asırlık İstanbul Gelişim Orkestrası, bu tür projelerle gelişmeye devam ediyor. Bundan sonra neler çıkar bu ekipten?
- Gelişim gelişe gelişe bu yere kadar geldi, bundan sonra ne olur bilmiyorum. Aradan çok uzun seneler geçti, grubun kurucularından bir tek ben kaldım. Vefat edenlere Allah rahmet eylesin...
Bu süreçte Türkiye’de müzik çok değişti. Eskiden kaliteyi en üstte tutmaya çalışıyorduk ama son dönemde ekstra işlere gittiğimizde çok ticari şeyler çalmaya başladık.
Ama hiç tat vermiyor bunlar. Tat vermediği için bu projeye döneyim dedim zaten.
Bu caz projesi devam etsin, benim için yeterli.
Bunu devam ettirebilirsek ne mutlu bana ve müzisyen arkadaşlarıma...
 “Müzik çok değişti” dediniz, ticari şarkıların keyif vermediğini söylediniz. Geçmişe dair özlem duyduğunuz başka neler var?
- Birçok müzisyen arkadaşımızı, abimizi kaybettik. Onları da düşünüyor, özlüyoruz tabii...
BİR MÜZİSYENİN GELEBİLECEĞİ
SON NOKTA CAZDIR
 Eskiden imkanlarınız da daha kısıtlıydı, değil mi?
- Bizim zamanımızda teknolojiye erişme şansımız hiç yoktu.
Bir enstrüman teli dahi bulamazdık, aylarca beklerdik.
Çok iyi hatırlarım, bir keresinde bas gitarımın teli kopmuştu, ben 6 ay boyunca üç telle çalıştım.
Çünkü tel bulunmuyordu. Biz o devirden geldik.
Bir plak bulduğumuz zaman 20 kişi toplanıp dinlerdik. Şimdi imkanlar o kadar fazla ki, genç müzisyenlerin yapabileceği çok şey var...
Sizin ekibinizde de genç isimler var...
- Evet, hepsi de çok önemli, çok değerli müzisyenler. Aslında Türkiye bu isimleri ziyan ediyor. Hepsini el üstünde tutmamız, pamuk kozasının arasında korumamız lazım. Öyle birikimleri var ki, çok değerliler.

1 saat evvel çaldığınızı bir daha çalamazsınız

Haberin Devamı

Uğur Başar: Caz, bir müzisyenin gelebileceği son noktadır diye düşünüyorum. Müzik eğitimi klasik müzikle başlar. Müziğin temeli klasiktir, bunu bir kenara koyalım. Fakat son nokta cazdır. Caz, kendini ifade edebilme müziğidir. 1 saat evvel çaldığınızı bir daha çalamazsınız. Çünkü o anki ruh haliniz farklıdır, önemlidir. Cazdan sonrası yoktur...

Haberin Devamı

YEPYENİ VE HEYECANLI BİR PROJE

Neşet Bey, Jazz Combo projesini bir de sizden dinleyelim...
Neşet Ruacan: Bu, Uğur’un tasarladığı yepyeni ve heyecanlı bir proje. Müzisyenlerin hepsi çok iyi. Dönem dönem Gelişim Orkestrası’yla birlikte çalışmıştım. Son olarak 2000 yılında çalıştım. Şimdi yeniden bir aradayız.
 Yeni nesil müzisyenlere bir tavsiyeniz var mı?
- Benim tavsiyem; sevdikleri müziği yapmaları... Sevdikleri şeyi hiçbir zaman ihmal etmesinler.

JAZZ COMBO’DA KİMLER VAR?

Müzikte son nokta CAZ

Uğur Başar: 1947 yılında Ankara’da doğdu. 18 yaşındayken Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestrası’nda profesyonel müzik hayatına başladı. 1969 yılında kardeşi Selçuk Başar ve Attila Özdemiroğlu ile İstanbul Gelişim Orkestrası’nı kurdu. İlerleyen yıllarda Selçuk Başar’la İstanbul Gelişim Stüdyosu’nu açarak birçok sanatçının albümlerinde besteci, aranjör ve icracı olarak katkıda bulundu. Halen İstanbul Gelişim Pop ve Jazz Combo orkestralarının yöneticiliği yapıyor.

Neşet Ruacan: 1948, İstanbul doğumlu. Müziğe 10 yaşında klasik gitarla başladı, daha sonra elektro gitara geçti. Caz müziğine ilgi duydu. Burslu olarak Berklee, Juilliard, Leeds Üniversitesi ve Brooklyn Konservatuvarı gibi önde gelen müzik okullarında eğitim gördü. 26 yıl TRT İstanbul Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nda görev yaptı. 2011 yılında orkestranın şefi olarak emekli oldu. Halen değerli müzisyenlerle çalmaya devam ediyor.

Aycan Teztel: 1979 yılında İstanbul Belediye Konservatuvarı Trombon Bölümü’nden mezun oldu. Hollanda’da Rotterdam Konservatuvarı’nda master yaptı. Hollanda’da kaldığı yıllarında senfoni orkestraları, oda müziği grupları, caz grupları ve big band’lerde yer aldı. 1985 yılında Mimar Sinan ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarları’nda öğretmenliğe başladı.
1989’da Boston Senfoni Orkestrası’nda çalışmaya başladı. 1993’te Türkiye’ye dönerek Mimar Sinan Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimini tamamladı. İstanbul Superband’i kurdu. Şefliğini yaptığı bu ekiple Dianne Reeves, John Scofield, Natalie Cole gibi dünya devlerine eşlik etti. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda Caz Anasanat Dalı’nın kurulmasına öncülük etti. Halen konservatuvarda trombon, oda müziği, orkestra repertuvarı ve caz kulak eğitimi dersleri veriyor.

Kaan Bıyıkoğlu: Prof. Semra Kartal’dan piyano dersleri aldı. Başkent Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda Mehmet Okonşar’ın öğrencisi olarak klasik piyano alanında yüksek lisans yaptı. 2006 yılında Rotterdam Konservatuvarı’nda caz piyano, armoni kompozisyon eğitimi aldı. Barry Harris, Charlie Haden, Peter Erskine ile beraber çalıştı. 2013 yılında Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Hacettepe Üniversitesi Caz Anasanat Dalı’nda piyano ve armoni dersleri verdi. Halen İTÜ Müzik İleri Araştırmalar Merkezi’nde doktora çalışmaları yapıyor.

Anıl Şallıel: 8 yaşında saksafon dersleri almaya başladı. Profesyonel müzik hayatına 14 yaşında başladı, genç yaşta Dave Weckl ile aynı sahneyi paylaştı. 2011’de kendi projesi What Da Funk’ı kurdu. Önder Focan ve kardeşi Batuhan Şallıel ile ortak projeleri FunkBook ile 2016’da albüm çıkardı.

Batuhan Şallıel: 9 yaşında saksafon dersi almaya başladı. 2010’da London College of Music sertifika programına Türkiye’de katılıp, dereceyle mezun oldu. 2014’te Riga Jazz Stage Jazz Saxophone yarışmasına katıldı, 10 saksafonist arasında birinci oldu ve ayrıca “en iyi caz solo” ödülünü kazandı. Stockholm Fashing Jazz Club ve International Riga Saxophonia Festival’e davet edildi.

Şenova Ülker: 1969 yılında, Ankara Devlet Konservatuvarı'nda başladığı müzik öğrenimini, 1979 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde bitirerek sınavla İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’na katıldı. Bir çok Caz ustasıyla aynı sahneyi paylaştı. Ayrıca birçok kayıtta çaldı. Aycan Teztel’le kurucu üyesi olduğu İstanbul Superband ile birçok konsere katıldı. Cazın yanı sıra klasik müzik ve eğitmenlik yapan sanatçı İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve Bahçeşehir Üniversitesi Caz bölümlerinin trompet öğretmenidir.
Nedim Ruacan: New York’ta doğdu. Erken yaşta keman eğitimi almak üzere İstanbul’a döndü ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na başladı.
Perküsyon departmanına geçerek yüzde 100 yetenek bursuyla Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü’nü bitirdi. Berklee College of Music’ten aldığı yetenek bursuyla Boston’a taşındı. Vatani görevi için Türkiye’ye dönen Ruacan, çeşitli sanatçılarla sahne ve stüdyo çalışmaları yapıyor.

Duygu Soylu: 9 Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda müzik eğitimine başladı. Bilkent Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi’nde Piyano bölümünü kazandı. Bilkent Üniversitesi’nde piyano eğitimini sürdürürken şan bölümü sınavlarına girerek Ankara Başkent Üniversitesi Devlet Konservatuvarı şan bölümünde 5 yıl öğrenim gördü.
İstanbul Devlet Senfoni ve Antalya Devlet Senfoni Orkestraları’nda çeşitli eserler seslendirdi. Şimdilerde Kenan Doğulu’nun orkestrasında yer alıyor ve albüm çalışmaları yapıyor.

Haberin Devamı

Müzikte son nokta CAZ

Dünden bugüne İstanbul Gelişim

Uğur Başar: 23 kişilik büyük orkestramızla 1969-70 kış sezonunda Şan Tiyatrosu’nda sahne alıyorduk. 70’li yılların ortasında gruba solist olarak Zerrin Özer dahil oldu. 1980 başlarında İstanbul Gelişim Kayıt Stüdyosu’nu kurarak sahne performanslarına ara verdik. Zaman içinde Selçuk Başar ve benim haricimdeki isimler bireysel çalışmaları tercih ederek aramızdan ayrıldı. 1997’de grup ilk kurulduğundaki çekirdek kadroyu bir araya getirerek tekrar sahne çalışmalarına başladık. 2001’de Selçuk Başar vefat etti. 2004 yılında oluşturduğumuz 50 kişilik senfonik orkestrayla Parkorman’da görkemli bir 35’inci yıl konseri verdik. 2012’de grupta eskilerden ben ve Attila Özdemiroğlu kalmıştık. İki sene önce Attila’nın da vefat etmesiyle kuruculardan bir tek ben kaldım.

Haberin Devamı

Müzikte son nokta CAZ