GeriMagazin Kozmos’a ‘belgesel’ demek haksızlık olur
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kozmos’a ‘belgesel’ demek haksızlık olur

Kozmos’a ‘belgesel’ demek haksızlık olur
Abone Olgoogle-news

ABD’li gökbilimci Carl Sagan’ın başlattığı Kozmos serisinin günümüz uyarlaması olan “Kozmos: Bir Uzay-Zaman Serüveni” belgeselinin ikinci sezonu “Kozmos: Muhtemel Dünyalar” 5 Nisan’da ekrana dönüyor. Emmy ödüllü belgesel yeni sezonunda anlatıcı olarak yine dünyaca ünlü astrofizikçi Neil DeGrasse Tyson var. Şubat ayının ilk haftası Paris’te serinin hem prodüktörü hem yazarlarından Carl Sagan’ın eşi Ann Druyan ve Tyson’la bir araya geldik...

Neil DeGrasse Tyson: Bilim inanılmaz güçlü bir alet

 ◊ Bilgi verirken sizi en çok zorlayan anekdotlar ne oldu?

- Dünya hakkında bilgi verirken inançlarınıza karşı düşmeden, yeni perspektifler açmaya çalışıyorum. Aksini yapmak savaş demektir. Çünkü modern psikoloji der ki, “Eğer bir inanç sisteminiz varsa ve biri size yanlış olduğunuzu söylüyorsa daha güçlü ve hatta bağırarak inancınızı söylersiniz. Ve gittikçe inancınıza daha da sarılırsınız.” Çocuklar dünyaya merakla gelir ve her şey yeni bir keşiftir. Keşifler bazı şeylere yanıt olur. Bu yüzden kesin doğrular yoktur. Bilim sizin için bir bilgi dağarcığıdır. Kimya, biyoloji derken bilim ihtiyacınız olan aletlere sahiptir. Bu aletler doğayı ve canlıları anlamanızı sağlar.

Kozmos’un yeni sezonunu izledim. En önemli özelliğiniz bilgiyi eğlenceli ve tarafsız bir şekilde sunmanız...

- Bir mesajınız varsa ve bunu vermek istiyorsanız, öğrenme sürecinize de insanlara dahil etmeniz gerek. Tabii ki Kozmos’un bu yeni sezonunda eğlendirmek de istedik. Çünkü televizyon izliyorsan eğlenmek de istersin. Didaktik olmak istemezsin. Hikayeyi anlatma konusunda Ann ile çok zaman geçirdim. Hem bilimsel hem de duygusal olarak iyi bir anlatıcıydı. Birçok belgesel böyle yapmaz. Hatta Kozmos’dan bahsederken belgesel demek haksızlık olur. Çünkü tam karşılığı bu değil. Öyle hissettirmiyor, sen de izledin. Tabii ki her bir bölüm bir mesaj taşıyor ama bittiğinde bazı bilgilerle ayrılıyorsun. Bu da bizim için önemliydi.

Arıların iletişimi sizi çok etkileyecek

Kozmos’un bize vermek istediği ana mesaj nedir?

- Bilim bize faydası olan inanılmaz güçlü bir alet. Ama bu aleti bizi besleyen ekosistemi zedelemek için kullanamazsın. İnsan tabii ki kendine yarar sağlayacak şeyi yapmak ister ancak bir şeyi alıp şuraya koyarken ne olacağını da düşünelisiniz. Eğer düşünmezsen gün olur sana geri döner. Geleceğe sadece hayatta kalmak için bakmamalı, ona heyecan da duymalıyız.

Bu sezon sizi ne şaşırttı?

- Benim uzmanlık alanım astrofizik ancak Kozmos’un merkezi DNA. Bu da hayat ağacında çok karmaşık bir noktaya gelmenizi sağlıyor. Önceleri bunu kimya sayfalarında, biyoloji, jeoloji kitaplarında gördük. Kayadan bir yaşam formu çıkıyor düşünsene.

Kozmos’un en önemli özelliği birden fazla konu üzerinde aynı doğrultuda gidiyor olması. Kuantum fizik bölümünde atomun merkezine ilerliyoruz. Bu görsel bir yerde yok. Bunlar için de görsel efektler kullanıldı. Ve bölümlerde görüyorsunuz ki evren, nesne ve uzay arasında ilerlemiyor. Mycelium denen bir şey var ve bitkilerin birbirleriyle toprak altından iletişim kurabilmesini sağlıyor. Arılar da öyle... Onların iletişimini görünce bu dünyaya ait olmadıklarını düşüneceksiniz (gülüyor). Bir bölümde beyin dalgalarının ölçülmesini ve nörolojinin çıkışını görüyoruz. Bu yüzden bu sezon egomuz yerle bir oluyor. “Tek iletişim kuran insandır” sanmamızın sonuna geliyoruz.

Kozmos’a ‘belgesel’ demek haksızlık olur

Bilim diğer jenerasyona teslim edilen bir meşale

Carl Sagan’ın ardından bu belgesel serisinde ikinci sezonununuz. Sunucu olarak “onun yerini doldurdum” diyor musunuz?

- Carl Sagan’ın yerini doldurmak büyük bir sorumluluk. Yerini doldurmaya çalışsaydım batırırdım. Kendim olmayı tercih ettim. Ben de onun gibi kendi alanımda bilinen biriydim. Ama kimse “milyarlarca” kelimesini onun gibi söyleyemez... O yüzden “binlerce” diyorum, izleyince fark edeceksiniz. Benden sonra başkası da gelse problem olmaz çünkü bilim bir jenerasyondan diğerine teslim edilen bir meşale...

İnternette de çok popülersiniz. Fotoğrafınızın olduğu paylaşımlara denk geliyor musunuz?

- Gençlerin yaptıklarını görüyorum. Gayet keyifli.

Ann Druyan: Carl’ın 11 yaşında çizdiği resim ilham oldu

 ◊ Kozmos’un sizdeki yeri nedir?

- Kozmos’u yapmak benim için neşe demek. Neil DeGrasse Tyson ve 935 çalışan bu seri için emek verdi. Toplumu bu bilgilerle güçlendirmek için canla başla çalıştık. Bilim yalan söylemez ve bilim yanılmaya imkan vermez. Bu nedenle bilimle bilgi vermeyi değerli görüyorum.

Bu sezonda hayallerden mi yoksa gerçeklerden mi bahsediyorsunuz?

- Bana kalırsa rüyalar bir yol haritası. Bu sezon için Carl Sagan’ın küçük bir çocukken yaptığı şu anda sergilenen bir çiziminden yola çıktık. Çizimde üzerinde aya gidildiğine dair gazete başlıkları ve üç astronot çizimi vardı. 11 yaşında Brooklyn’de işçi sınıfına dahil bir ailede, hayatında hiçbir bilim adamıyla tanışmamış çocuğun bu kadar ayrıntılı bir şekilde uzay keşfini çizmesi muhteşemdi. Resmi incelediğinizde yer alan her bir başlıkta uzay ile ilgili bir keşif yapıldığı görülüyor. Bir çocuğun gelecek için bu kadar kesin görüşte olması bizim için Kozmos’un başlangıcı oldu. Bu resmi çizdiğinde 1945’ti ve hiçbir araç daha dünyadan dışarı adımını atmamıştı. Kozmos hayali sadece galaksimiz dışındaki gezegenleri ve galaksi yolculuğunu kapsamıyor. Çünkü gerçeklik fikrini öne çıkarıyoruz. Çünkü yarattığımız karmaşadan çıkmamızın tek yolu bu.

Uzay teleskobunu göreceksiniz

Kozmos’un da eğlendirici bir yanı da var...

- Tabii ki bilimsel gerçekliklere dayalı bilgiler sunuyoruz ama aynı zamanda izlerken kalbinizin daha hızlı çarpmasını istiyoruz. Bizler hikayeden beslenen bir türüz. Kozmos’ta bazı tarihi bilim adamlarına da değiniyoruz. Hayatın güzelliğini öne çıkarıp başka türlere zarar vermeden de bilgiye ulaşmanın güzelliğini sunuyoruz.

Kozmos’a ‘belgesel’ demek haksızlık olur

Bu seri için fikirleri geliştirirken kimlerden destek aldınız?

- Ortak yapımcımız Brannon Braga ile çalışırken National Geographic’in bize sunduğu hatta bizim de ekibimizde olan danışmanlarımızla bolca konuştuk. Ve utanmadan en basit soruları kendilerine yönelttik (gülüyor). Onlar da hiç çekinmeden yanıtladı. Böylece bölümleri kaleme aldık. Senaryo böyle ortaya çıktı.

Seriyi hazırlarken yanlış bilgilendirme yapmamak için nasıl bir yöntem izlediniz?

- Bazı bilgiler uzak geleceğe dair. Mesela ikinci bölümde bir uzay teleskobu göreceksiniz. Bunu yapmamak için bizi durduran hiçbir şey yok. Teknik bilgi ve kaynaklarımız var. Bazı sahnelerde Neil “İzlemek üzere olduğunuz şey kesinlikle spekülasyon” diyor. Bunu seri boyunca devam ettirdik. 1980 yılında Carl Sagan serinin ilk sezonunda çok spekülatif konuştuğu için linç edildi. Ama bakıyoruz da o zaman söylediği bazı şeyler bilimsel olarak doğrulandı. 12 bilimadamına da danıştık. Kuantum Fiziği hakkında bir şey bilmiyorduk sıfırdan başladık.

Yeni sezonda neyi öne çıkarmak istediniz?

- Gelecekte gidebileceğimiz muhtemel yaşam alanlarını irdelerken geçmişe dönüp hatta etrafımızda olan bitene bakıp yeniden bir anlam kurmaya çalıştık. Biz umut vermek istedik.

Bu sezonda amaç dünyayı kurtarmak mı?

- Dünyayı kurtarmak... Çünkü güzel bir yaşam alanımız vardı.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle