Güzin ile Baha olarak aileden biriydik

Güncelleme Tarihi:

Güzin ile Baha olarak aileden biriydik
Oluşturulma Tarihi: Ocak 16, 2022 14:11

Güzin ile Baha, 1975 yılında “Gençlik Başımda Duman” ya da bilinen adıyla “Ateşböceği” şarkısını çıkardığında Türk modern müziği en parlak dönemini yaşıyordu. İkili, boşanıp farklı yollara gitse de 2000’lerde Eski Dostlar ekibiyle yeniden bir araya gelip sahneye çıkmaya başladı. Güzin şimdilerde İstanbul’da Baha ise Bodrum’da yaşıyor. İkili ile farklı şehirlerde telefonda bir araya gelip dünden bugüne hayatlarını konuştuk.

Haberin Devamı

Sesinizi keşfetmenizde ailenizin önemi var mıydı? Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Güzin Sokullu: İstanbul Altunizade’de gayet açık fikirli bir ailede büyüdüm. 14-15 yaşlarında Altınyurt Kulübü kurulduğunda orada tiyatro çalışmaları yapıyordum. Yabancı metinlerin çeviri oyunlarını tek perdelik oynuyordum. Tiyatroya karşı bir hevesim oldu. Babam Tunç Sokullu, Üsküdar Şehir Tiyatrosu’nda çocuk oyunlarına bakan Ferih Egemen’le çalışmamı sağladı. Orada iyi oyuncularla yetiştim. Tevfik Gelenbe ile 18 yaşında evlendim. Tevfik Bey, Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Tiyatrosu’nun kuruluşundaydı. Beni de oraya aldırdı ve Adile Naşit gibi değerli oyuncularla çalıştım. Sonra kızım oldu ve Tevfik Gelenbe ile yollarımız ayrıldı. Bu arada Baha Boduroğlu ile müzik çalışmaları yapmaya başlamıştım.

Haberin Devamı

Baha Boduroğlu: Çocuklukta müziğe ilgi duydum. Babam subaydı ve şark hizmetinden dolayı Anadolu’yu dolaşıyorduk. Tüm eğlencemiz radyoydu. Ne tür müzik çalarsa çalsın radyonun başında oluyordum ve içinde, bu müziği çalan insanları arıyordum. Müzik bir tutku haline geldi. Bu bir hevesle de başladı. 1960’lı yıllarda İstanbul’da hemen hemen her mahallede orkestralar vardı. Kapı aralarında şarkılar öğrenilirdi. O mahalle orkestraları okul çaylarında profesyonelleşmeye başladı.

Nasıl tanıştınız?

Güzin Sokullu: Haftanın 6 günü tiyatroda oyun oynar matine suare yapardık. Arada da müzikler yaparken Güzin ile Baha’yı ortaya çıkardık.

Baha Boduroğlu: Konservatuvarda eğitimimi sürdürürken bir arkadaşım beni Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Tiyatrosu’na götürdü, çalışmaya başladım. Boş zamanlarda da gitarımı tiyatroya götürüyor ve müzik yapıyordum. O sırada Güzin bana eşlik etti. Güzin’in müzik hafızası, sesinin duruluğu dikkatimi çekti. Sonra Selmi Andak’ın önerisi üzerine tiyatro ve müziği beraber götürdük. Güzin’i tek solist olarak düşünüyorduk. Sonra çok sesli müziği tercih ettik. Çok seviyordum çünkü... Sonra da evlendik ve albümler yaptık.

Güzin ile Baha olarak aileden biriydik

Haberin Devamı

Bizim dönemimizde müzik sanayileşmemişti

◊ Müziğini yaparken nelerden etkilendiniz?
Baha: Daha çok düetto ve kantolardan etkilendik. İkili olarak söylenen komik müziklerden... İlerideki çalışmalarda aile içi kavgaları andıran şarkılar yaptık, “Olamam ki” gibi... Halk bizi kendilerinden bir şey bulduğu için çok sevdi. Güzin ile Baha olarak ailenin içine girdik. Sonra boşandık ve ara verdik.

◊ Üretkenliğin fazla olduğu o zamanın ruhunu nasıl tarif edersiniz?
Güzin: O üretkenlik insanın içindeki dürtüyle çıkıyordu. Hiçbir zaman “Bir şarkı yapalım da hit olsun” demedik. Verimli bir dönemdi. Gençlik, enerji... Baha, Yunus Emre, Karacaoğlan gibi isimlerden ilham alıyordu.
Baha: Bizim dönemimizde müzik sanayileşmemişti. Büyük holdingler, büyük firmalar işin içinde değildi. Firmalar müzikten kazandığı parayı inşat sektörüne aktarırdı. Müziğe yatırım yapmıyorlardı. Zaten ondan dolayı çıkan krizler müziğin gerilemesinde önemli rol oynadı. Müzik sanayileşti.
Büyük bir firma birçok şirketi satın alarak tek marka halinde üretim yapmaya başladı. Ondan birtakım kurallar devreye girdi.
Çok üretip çabuk tüketmek moda oldu. O dönemden bugüne kalan şarkılar, tamamen kendi beceresi, özgüveni ve içinden kopan bestelerdir. Moda şarkılar ve kliplerle desteklenen şarkılar orijinalliğini 3 ay sonra yitirir. 3 ay sonra unutulmasını şirket de ister. Çünkü yenisini satacaktır.

Haberin Devamı

Tek pişmanlığım alkol bağımlılığım

◊ 90’larda bir sessizlik oluyor. Bu neden kaynaklı?
Güzin: Baha ile boşandık. Tekrar bir araya gelişimiz Hurşid Yenigün’le Eski Dostlar orkestrasıyla oldu. Eskiden hit olan şarkılarımızı söyledik. Bayağı ses getirdi. Sonra POPSAV üzerinden “Hey Gidi Günler” altında sahne almaya başladık. Çok sevildi, yaşıtlarımız bizleri sahnede görünce moral buldu.

◊ Geçmişe dair pişmanlıklarınız var mı?
Güzin: Yaşadığım anı seviyorum. Ondan geçmişte yaşamıyorum.
Baha: Ben alkol bağımlısı oldum. Koşullu bir insandım. Sıkıntılı bir bünyem vardı. Utanırdım sahnede. O yüzden sahneye çıkmadan önce iki duble atıp rahatlayacağımı sanırdım. Ve alkol bağımlısı oldum, 20 yılıma mal oldu. Bu beni geriletip normal hayattan koparttı. Tek keşkem budur. 26 yıldır ağzıma alkol koydum.

Haberin Devamı

◊ İkili olarak yıllar sonra sahneye çıktığınız zaman ne hissettiniz?
Baha: Çok da başarılı bir performans sergiledik. Bisiklete binmek gibi bir şey bu unutulmuyor ki...

Güzin ile Baha olarak aileden biriydik

Güzin ile Baha 1975 yılında “Allah Allah Ne Zaman” plağını çıkardı.

Aysel Gürel uçuşan ateşböceklerini görünce şarkıyı yazdı

“Gençlik Başımda Duman” şarkısının ortaya çıkış hikayesi nedir?

Güzin: Aysel Gürel ile tanışınca “Gençlik Başımda Duman” şarkısı ortaya çıktı. Aysel ile bizim eve çalışmaya gelmiştik. Hava tertemizdi ve uçuşan ateşböceklerini görmüştük. Onun üzerine Aysel hemen dökülüp yazmaya başladı. O yazıyor ve biz de besteliyorduk.

Haberin Devamı

Baha: Şanslı bir şarkıydı. Yeri ve zamanı bakımından tuttu ve uydu.

Ben hayalperest Güzin mantıklıydı

Âşık olduğunuz bir kadınla aynı sahneyi paylaşmak nasıldı?

Baha: Beraber iş yapmak zordu. İnsan eşine karşı daha acımasız oluyor. Tatsızlıklar oluyordu. Güzin ile sevgili kalsaydık belki hâlâ beraber müzik yapıyor olurduk.

Aranızda müzik olmasa hâlâ görüşür müydünüz?

Güzin: Bilmiyorum. Gerekirse “merhaba” der insan. Ama bir işi beraber yapıyorsanız görüşürsünüz. Biz birbirimizin hatırını sorarız. Kavga dövüş yapmıyoruz. Sahnede neysek kuliste de öyleydi.

Güzin Hanım siz bu ilişkinin akıl tarafıymışsınız herhalde...

Güzin: (Gülüyor) Mantık tarafı... O kadar da değil. Gönül tarafı da vardı.

Baha: Doğrudur, çok mantıklıdır. Ben çok hayalperestimdir.

Çevremizde etten duvarlar yoktu

 ◊ Şarkılarınızın 2022 yılında da dinleneceğini hayal eder miydiniz?
Güzin: Spontane bir şekilde çıkıyordu bu şarkılar. Ve o zamanlar şarkıların ruhu oluyordu. Öyle olunca da herkes etkileniyordu. Çok güzel şarkılardı. İnsanlar, eserlerde kendinden bir şey bulamazsa ilgisini çekmez.

Baha: O dönemde biz çok ünlü olduğumuz halde, halkın içindeydik. Halkın ne beğenip ne beğenmediğini biliyorduk. Onlardan kopuk değildik. Çevremizde etten duvarlar yoktu. Zaman bize gerçekten değeri olan iyi işlerin kalıcı olduğunu gösterdi. Ismarlama müzikler dinlenmedi.

Güzin ile Baha olarak aileden biriydik

Güzin ile Baha 70’li yılların ortalarında Sezen Aksu, Esmeray, Cem Karaca, Nur Yoldaş, İskender Doğan ile sahneye çıkıyordu.

‘Esmeray’ın cenaze törenini kolay kolay unutamam’

Baha Boduroğlu, Esmeray’la çalışmalarını da şöyle anlattı:

“Esmeray’la bir müzikalde oynamıştık. O buğulu sesi, yabancı şarkı değil de Türkçe söylemesi insanlara çok ilginç geldi. Esmeray’ın tüm şarkıları kendi yerelimizden yola çıkmıştır. ‘Gel Tezkere’ şarkısıyla Türk ailesinin içine hatırı sayılır ve sözü dinlenen biri olarak girdi. 2002 yılında vefat ettiğinde cenazesini GATA’dan aldık. Askeri personel 20 papatya demeti yaptırmıştı. 20 asker tabutunun yanına bıraktı. Hastaneden yola çıkarken hastanenin hoparlörlerinde ‘Gel Tezkere’ çalıyordu. Tüm askeri personel tören sırası gibi dizilmişti. Bu unutulacak bir şey değildir.”

Eski bestelerimi yeniden yorumladım

Baha Boduroğlu, eski bestelerini klasik müzik türünde yeniden düzenlediğini dile getirdi: “‘Bir Yaşam Senfonisi’nin 3 Şubat’ta ikincisi çıkacak. Bunu yapmamdaki amaç şarkıların önemini öne çıkarmak. Farklı düzenlemelerle eskiden es geçilmiş bestelerin ne kadar güzel olduğunu göstermek.”

‘PROST’ DİYE GRUBUMUZ VAR

Şimdi neler yapıyorsunuz? Bir gününüz nasıl geçiyor?

Güzin: Çoğunlukla evde. Arada konserlere gidiyorduk onlar da pandemiden bitti. İstanbul’da yaşamaya devam ediyorum. İlk eşimden olan kızım Aslıhan da müzik öğretmenliği yapıyor. Piyanoda çok iyidir.

Baha: Ben Bodrum, Turgutreis’te yaşıyorum. Sabah kahvaltıdan sonra ev stüdyoma geçiyorum ve müziğimi yapıyorum. Üretmek yaşam biçimim. Hurşid Yenigün, Selçuk Alagöz, Osman İşgen burada. Burası bir liman bize. Ana temamız hep müzik. “Şu kızı tavladın” değildir konuşmalarımız. Yaşlılığımız ile alay ediyoruz. “Prost” diye grubumuz var. Adı, prostattan geliyor. (gülüyor) Yaşım 75, neler yapacağımı hâlâ planlıyor ve sıraya koyuyorum. Sanki ölmeyecekmişim gibi. Ölümü hiç düşünmüyorum ve ölümden korkmuyorum.

 

 

 

 

 

BAKMADAN GEÇME!