GeriMagazin Emel Müftüoğlu: Şarkıcılık zamanında bırakılması gereken bir meslek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Emel Müftüoğlu: Şarkıcılık zamanında bırakılması gereken bir meslek

Emel Müftüoğlu: Şarkıcılık zamanında bırakılması gereken bir meslek
Abone Olgoogle-news

“Faka Bastın”, “Hovarda”, “Gel Günaha Girelim”, “Hoşgeldin Hüzün”, “Mucize”... 90’lar pop deyince akla ilk gelen isimlerden Emel Müftüoğlu. Ama müzikten elini ayağını çekti, şimdi onu sadece dizilerde oyuncu olarak görebiliyoruz. Kendine göre sebepleri var. Hadi bu hafta ikilemli sorulara sizi de dahil edelim: Haklı mı, haksız mı?

◊ İzmir doğumlusunuz. İstanbul mu, İzmir mi?
- İzmir her zaman birinci benim için. Çok seviyorum. Cümle içinde kullansam hep “Canım İzmir’im” diye geçiririm.

◊ Ünlü olmadan önce Türkiye Elektrik Kurumu’nda memurdunuz. Şans mı, sebat mı?

- Türkiye Elektrik Kurumu’nda değil, İzmir Belediyesi’nde. O yanlış bilgi. Sadece 6 ay çalışabildim. Sonra İstanbul’da yarışmaya girdim ve hayatımın bütün akışı değişti.

◊ Asker çocuğu olmanın nesi daha zor: Disiplin mi, sürekli şehir değiştirmek mi?

- Asker çocuğu olmak hayatınızı disiplinli hale getiriyor. Benim en güzel özelliklerimden. Ama insanlar sizin kadar özenli ve disiplinli olmayınca büyük sorun. Sürekli şehir ve insan değiştirmek de bir yere, birine bağımlı kalmama duygunuzu kuvvetlendiriyor ki bence büyük konfor. Belki de hayatım bu yüzden çok keyifli geçti. 

 ◊ Çocuk taklitleriniz meşhur. Hangisi sizin seriniz: “Evde Tek Başına” mı, “Problem Çocuk” mu?
- “Evde Tek Başına”ya çok yakın bir çocuktum. Yaramaz ama boş yaramazlardan değil. Kendi harçlığını taştan çıkaran, fena üretken bir çocuktum.

◊ Hayatınızın ilk 30 yılı mı size daha cömert davrandı, ikinci 30 mu?

- İkisi de. Çok şanslıyım ben. Yeryüzündeki sayılı şanslı insanlardanım. Binlerce şükür, bu saate kadar öyle sağlıklı yaşadım ki.

SEZEN NE SERÇE NE DE KRALİÇE

Emel Müftüoğlu: Şarkıcılık zamanında bırakılması gereken bir meslek

◊ 90’larda ne yaşadık biz: Pop rönesansı mı, tüp patlaması mı?
- Rönesans tabii ki. Bir sürü devrim oldu pop müzikte. Yeni sound’lar, yeni klipler, yeni söylemler... Artçıları hâlâ devam ediyor.

◊ Yakın arkadaşınız Sezen Aksu... Serçe mi, kraliçe mi?

- O ne kraliçe ne serçe. Bir ozan. Say say bitmeyen renk ve özelliklerle donatılmış, özel olarak gönderilmiş, eşi benzeri olmayan bir mücevher.

◊ Hangi Sezen hitiniz: “Gel Günaha Girelim” mi, “Hovarda” mı?

- “Hovarda” tabii ki. Kimse pek bilmez, benim iki albümüm sadece Sezen Aksu şarkılarından oluşuyor.
Bu durumda en fazla Sezen Aksu şarkısı seslendirme rekoru bendedir. “Mucize”, “Gel Günaha Girelim”, “Hoşgeldin Hüzün”, “Ay Ay Ay Yaz Geldi”, “Evlenilecek Kızlar, Eğlenilecek Kızlar”dan tutun da “Ceylan”a kadar... Ama tabii ki “Hovarda”.
Neredeyse üçüncü kuşaklara ulaştı.

◊ Hangi klibinizle daha çok övünürsünüz: Türkiye’yi temsil eden “Hovarda” mı, büyük sansasyon yaratan “Korkuyorum” mu?

- Yine tabii ki “Hovarda”. MTV’de ödül aldı, uluslararası namı var.

◊ Yıllardır dizi oyunculuğu yapıyorsunuz. Hangisinden daha çok kazandınız: Diziden mi, müzikten mi?
- Müzikten. Çünkü bizim zamanımızda haftada bir-iki gün değil, pazar dahil her gün sahneye çıkıyorduk.

◊ Hangisiyle turneye çıkmak isterdiniz: Modanna mı, Lady Gaga mı?

- Lady Gaga! Adamım yaaa...

◊ Kızınız Çağrı Müftüoğlu da müziğe başladı. Onu nasıl dinliyorsunuz: Müzisyen olarak mı, anne olarak mı?

- Kızımı çok beğeniyorum. Hem bir anne kuzgun gibi ama bir o kadar da dışarıdan, objektif dinleyici gibi. Şarkılarına, duruşuna, müziğine, kişiliğine bayılıyorum.
Emel Müftüoğlu: Şarkıcılık zamanında bırakılması gereken bir meslek

ÖZEL MESELELER...

Göz kırpsın ama fırlama bir şekilde...

◊ “Artık bir erkeğe ihtiyaç duymuyorum” diyorsunuz. Kendinizi mi aştınız, unu eleyip eleği mi astınız?
- Un-elek...

◊ Hangisi sizin tipiniz: Burak Özçivit mi, Kıvanç Tatlıtuğ mu?
- Uzun bir süre konuşup bakmam lazım. (Gülüyor) Eğer boş konuşuyorlarsa, beni açmıyorsa, kutuma giderim.

◊ Hangisi daha kötü senaryo: Kimselere âşık olamamak mı, her aşkın kötü bitmesi mi?

- Her aşkın kötü bitmesi. Ay çok acıklı senaryo o.

◊ Beyaz yalan ne zaman hoş görülebilir? Sevdiğiniz zaman mı, sevildiğiniz zaman mı?

- Sevdiğim zaman. “Ah canım, yalan söyledi ama niye söyledi” diye hafifletici sebepler girer devreye. Sevildiğin zaman her şeyi hoş görüyoruz galiba. (Gülüyor)

◊ Tek başınıza ağlamak mı, birinin yanında ağlamak mı?

- Tek başıma tabii ki. Kimsenin yanında ağlamamak için fena kasarım. Allah göstermesin.

◊ Hangisi iç gıcıklar? Göz kırpmak mı, göz kaçırmak mı?

- Göz kaçırmak çok sinir. Göz kırpsın ama fırlama bir şekilde. Yıvış yıvış sevmem.

ZEKİ İNSANIN GÜNLÜĞÜ...

O para yok mu o paraaa...  
Bir güzel gösteriyor insanı!

◊ Zaman makinesi icat ettiniz. Nereye giderdiniz: Geçmişe mi, geleceğe mi?
- Geleceğe. Yemişim geçmişi!

◊ Tavla sayesinde yıllardır ayakkabıya, çantaya para vermedim” diyorsunuz. Pul kırmak mı, kapı yapmak mı?

- Tavlada her ikisini de yapmak zorundasınız. Tavlayı satranç gibi oynarım. Olasılık hesabı yapıp yerine göre karar veririm.

◊ Sizce hangisi daha avantajlı: Zengin ve çirkin doğmak mı, fakir ve güzel doğmak mı?

- Zengin ve çirkin doğmak avantajlı. Hele de şimdi... N’olacak, koyarım resmi doktorun önüne, “Bundan istiyorum” derim. O para yok mu o paraaa... Bir güzel gösteriyor insanı, sorma gitsin!

◊ Yeşilçam’dan... Türkan Şoray mı, Filiz Akın mı?

- Ben kimseye hayran olmadım çocukken. Bir tek Filiz Akın resimleri toplardım. Giydiği her şeye bayılırdım. Şimdi baktığımda hâlâ son derece şık ve modern. Zamanının ilerisinde yaşayanlara bayılırım.

◊ İnsan şarkıcılığa neden mesafe koyar? Eski şarkılar olmadığı için mi, eski dinleyici olmadığı için mi?

- İkisi de değil. Bence şarkıcılık zamanında bırakılması gereken bir meslek. Çağın ilerisinde olmanız gerekiyor yapmak için. Yahut Ajda Pekkan gibi bütün hayatınızı yalnızca bu işe adamanız, yaşam biçiminiz olması gerekiyor.
“Vah vah ne güzeldi, ne hale gelmiş” gibi acınası pozisyona gelmeyi hiç istemediğim için 40 yaşında bıraktım. Ama bu tamamen benim görüşüm, benim tercihim tabii. Bizde de dünyada da bunu pekâlâ yapan, devam ettiren bir sürü şarkıcı var. Psikolojik sorunlu olan benim anlayacağınız.

HAYAT BİLGİSİ...
Saç telini alıp burnuna sokarım

◊ Hangisine tahammül daha zordur? Obura mı, gevezeye mi?

- Gevezeye! Boş gevezeye. Oburun önüne bir şeyler atarsın, kurtulursun. Ben de oburum, bozmaz beni. Öteki çekilecek şey değil.

◊ Asla hatırlamadığınız biri size çok samimi davranıyor... Yekten hatırlamadığınızı mı söylersiniz, dolambaçlı sorularla kim olduğunu mu anlamaya çalışırsınız?

- Kim olduğunu anlamaya çalışırım. Her gün yaptığım şey. Fena antrenmanlıyım. İki-üç çapraz soru, işlem tamam!

◊ Misafirlikte yemeği beğenmediniz. Tabakta bırakmak mı, çaktırmadan köpeğe vermek mi?

- Direkt beğenmediğimi söylerim. Bu konuda asla kibar değilim. Yiyecek malzemelerinin katledilmesine çok karşıyım.

◊ Evinize yatılı misafir geldi, horlamasından uyunmuyor. Uyandırır mısınız, uykusuz mu kalırsınız?

- Uyandırırım tabii. Ama direkt değil. Mesela saç telini alıp burnuna sokarım. Uyanınca da hiçbir şey olmamış gibi davranma yöntemlerim var.

◊ Uçakta/otobüste habire omzunuzda uyuyan bir adam/kadın var. İnce ince ittirir misiniz, hostese mi şikayet edersiniz?

- Kimseye şikâyet etmem. Ben de uyuyor gibi yaparak ters tarafa kendimi atıp kafasını düşürdüm müydü...

HİÇ DÜŞÜNMEDEN
HIZLI HIZLI...
Duydunuz zilin sesini

◊ Hangi üçlü sizinki: Rakı-balık-Ayvalık mı, kebap-şalgam-Adana mı?

- Ayvalık.

◊ Çeşme mi, Bodrum mu?

- Bodrum.

◊ Cem Yılmaz mı, Ata Demirer mi?

- Cem.

◊ İstanbul’un... Anadolu Yakası mı, Avrupa Yakası mı?

- Anadolu.

◊ Hangisi daha romantik? İlkbahar/yaz mı, sonbahar/kış mı?

- Yaz.

◊ İyi bir roman mı, iyi bir film mi?

- Film.

◊ Hangisiyle komşu olmak isterdiniz? Marilyn Monroe mu, Brigitte Bardot mu?

- Marilyn.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle