Defne Yiğit: Sokak stili bir sanat hareketidir

Güncelleme Tarihi:

Defne Yiğit: Sokak stili bir sanat hareketidir
Oluşturulma Tarihi: Ekim 07, 2020 14:20

“Ama önce gençler” diyerek yarattığı markası Ma Primi Giovani’yle moda dünyasını sarsan 19 yaşındaki tasarımcı Defne Yiğit, başarısının ardındaki sırları hürriyet.com.tr’ye anlattı

Haberin Devamı

 RÖPORTAJ: NAZAN ORTAÇ  nortac@hurriyet.com.tr

Takipçileri ona “girl boss” diyor, yani “patron kız”… Henüz 19 yaşında ama şimdiden moda dünyasının en parlak isimlerinden biri! 15 yaşında başladığı tasarım hayatına, markası Ma Primi Giovani’yi kurarak devam etti. “Ama önce gençler” anlamına gelen markasının ismi, dünyada adeta bir sosyal medya hareketi başlattı. Onun tasarımlarını giyen herkes mutlaka “MaPrimiGiovaniLovers” etiketiyle bir paylaşım yapıyor. Off White gibi dünya deviyle yaptığı işbirliğiyle adından söz ettiren Defne Yiğit, Türkiye’de Mavi ile bir koleksiyon çıkardı. Ben yaptığı tasarımlarda çağdaş sanattan izler buluyorum, Defne Yiğit de zaten “sokak stili bir sanat hareketidir” diyerek artık moda ve çağdaş sanatın birbirinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söylüyor. Genç tasarımcı ile hurriyet.com.tr için özel röportaj yaptık ve dünya modasındaki hızlı yükselişini konuştuk.

Haberin Devamı

 Moda dünyasının ortasına bomba gibi düştünüz! Herkes markanız Ma Primi Giovani’yi konuşuyor… Markanıza gelmeden önce sizi tanımak istiyorum…  Kim Defne Yiğit?

Defne hem İtalyan hem Türk, 5 yabancı dil bilen. Hayatı sürekli hareket halinde, seyahat ederek ve çalışarak geçen, yeni şeyler öğrenmeyi ve başarı kazanmayı çok seven 19 yasında bir kız. 

Defne Yiğit: Sokak stili bir sanat hareketidir

Moda nasıl girdi kanınıza?

Ben modanın içerisinde büyüdüm. Çocukluğumdan beri çok seyahat ediyoruz ve dünyanın birçok yerinde yerleşik düzenimiz var. En çok gidip geldiğim yerler arasında, modanın başkenti olan yerler olduğu için olabilir. Çocukluğumdan beri hep severdim. Ve büyüdükçe kendi tarzım oturdukça çok beğenilir ve dikkat çekerdi. Ama hiçbir zaman bir iş olarak düşünmemiştim.  

 Nasıl işe dönüştü peki?          

Aslında bir marka kurma gibi bir hayalim yoktu. Zaten 14-15 yaşındaydım ilk Ma Primi’yi kurduğumda, o yaşlarda çalışmaya başlamak pek alışılageldik bir durum değil biliyorsunuz. Ben istediğim şekilde kıyafetler bulamadığım için Milano’da kendime yaptırarak başladım. Hiçbir şekilde gerisini getirmek, bunu bir işe dönüştürmek aklımın ucundan geçmiyordu. Daha sonra arkadaşlarım, yakın çevrem, onların tanıdıkları görüp beğenip soruyorlardı nereden aldın bende istiyorum diye. Ben de kendime yaptırıyorum deyince, onlara da yaptım derken bir ayın sonunda toplam ürettirdiğim adede baktım ve o yaşıma göre çok tatmin edici bir rakamdı. O an bu fikir düştü aklıma ve acaba bunu bir işe mi dönüştürsem dedim, işte buradayız.  

Haberin Devamı

 İsme nasıl karar verdiniz?                                  

Normalde isim bulmak isin en zor kısımlarından biri. Ama ben çok hızlı bir şekilde kararlaştırdım. Markayı ilk kurmaya karar verdiğimde 2-3 isim arasında kalmıştım. Çok yakınım ve bu işte de her zaman yanımda olan Anna Dello Russo’ya bahsettim marka kurma fikrimden. Duyduğu an kesinlikle yapmalısın dedi ve isme beraber karar verdik. “Ma Primi Giovani”, İtalyanca “Ama Önce Gençler” demek.

İsmin hem anlamı güzel hem de gerçekten savunduğu konu çok güzel. Geleceğimiz gençlerde, bu sebeple önce gençler.

Defne Yiğit: Sokak stili bir sanat hareketidir


“SEYAHAT ETMEK BENİ BESLİYOR”

Haberin Devamı

 Markanız çok hızlı bir ivme ile dünya çapında tanındı. Nasıl oldu bu başarı? 

Açıkçası bu kadar hızlı olacağını beklemiyordum. Markayı kurduğum ilk ayın sonunda Rinascente’den teklif geldi, ikinci ay Lafayette, dördöncü ay El Corte Ingles, daha sonra Barneys New York, Fancy NY, Harvey Nichols Dubai derken, şu anda 10 ülkede dünyanın en iyi department store’larında, Türkiye’de de Beymen ve Vakkoramalar’da satışı var Ma Primi Giovani’nin. Aralık ayında Kore’de de çok büyük bir zincir mağazada satışımız başlayacak. Beni en mutlu eden kısmı da bu saydığım, çalıştığım hiçbir firma ile iletişime geçmek için bir hamlede bulunmadım. Hepsi mail yoluyla ulaştılar. Markanın en büyük özelliği de mağazalara her sevkiyat yapıldığında, oldukça yüksek adetlerin maksimum 1-1,5 hafta gibi çok kısa bir sürede tamamen tükenmesi. 

Haberin Devamı

 Çok gençsiniz ve gençlerin severek giyeceği tasarımlara imza atıyorsunuz; kendiniz ne giymek istiyorsanız onu mu tasarlıyorsunuz, yoksa trendlerin izinden mi gidiyorsunuz?

İkisi de aslında. Benim “ben giymem” dediğim hiçbir şey bulamazsınız Ma Primi’de. Trendleri tabii ki takip ediyorum ve içerisinden tarzıma uyanları biraz daha Ma Primi’ye göre şekillendirip, farklı bir yorum katarak yeni ürünlere ekliyorum. 

 Tasarımlarınızın üzerindeki baskılar birer çağdaş sanat eseri adeta. Sanata hep yatkınlığınız var mıydı? 

Ben sokak stilinin de bir sanat hareketi olduğunu düşünüyorum aslında. Kendimi bildim bileli çok seyahat ediyorum, büyürken sürekli yeni bir dil, yeni kültür öğrenmemin çok katkısı olduğunu düşünüyorum. Yaşadığım her yer zaten sanatla dolup taşıyor. Bu kadar seyahat ederken sanata uzak olmak pek başarılabilinecek bir şey değil açıkçası (gülüyor). Bir yerden sonra her şeye farklı bir bakış açısından bakmaya başlıyor insan. Ancak sanat öyle bir şey ki sadece görmek yetmiyor, bunun üzerine bir eğitim almak istiyorum yakın zamanda. 

Defne Yiğit: Sokak stili bir sanat hareketidir


Haberin Devamı

 “TASARIMLARDA KULLANDIĞIM ÜNLÜLERİN ÇOĞUNU TANIYORUM”

 Sadece İtalya’da değil, dünyanın farklı yerlerinde de atölyeleriniz var. Yerleşik olacağınız şehirleri neye göre seçiyorsunuz?

Atölyelerimin olması benim işimde en özgür hissetmeme sebep olan etkenler arasında. Kumaşlarımızı da Milano’da kendimiz dokutuyoruz. Yani her şey yüzde 100 Ma Primi Giovani üretimi. İstanbul’da 3, Milano’da ve Paris’te birer adet olmak üzere şu anda 3 ülkede, toplam 5 tane atölyem var. Dört tanesi de Londra, New York, Dubai ve Suudi Arabistan'da yapım aşamasında. Atölye bazında konuşacak olursak, hem benim sürekli seyahat halinde olmam ve işlerin başında olmak istememden kaynaklı, hem de o ülkelerdeki yoğunluğumuza bağlı olarak seçiyorum. Türkiye ve İtalya’da ayrı iki ekibim var. İtalya’daki ekibim tüm Avrupa’daki işleri yönetmem için, Türkiye ve diğer kalan ülkeler de İstanbul’daki ekibimde. Çok ciddi yoğunlukta ve adetlerle çalıştığımız için ancak yetişiyoruz (gülüyor). Aynı zamanda markayı global anlamda bir konuma getirdikten sonra bu büyük bir avantaj oluyor. 

 İtalya’da nasıl bir hayatınız var? Okulunuz başladı mı?

Evet, çok seyahat ediyorum, birçok yerde yerleşik düzenimiz var ama benim kendi içimde ev olarak gördüğüm İstanbul ve Milano. Normal şartlarda Central Saint Martins’ten teklif almıştım, bu sene Londra’ya geçecektim ancak Covid’den dolayı bu dönem Marangoni’de online devam edeceğim üniversiteye. Eğer her şey daha iyiye giderse, ikinci dönem Londra’da devam edeceğim. 

 Birçok ünlü ismi sizin tasarımlarınızla gördük. Bunun için bir pazarlama politikanız var mı, yoksa kendiliğinden mi sizi keşfediyorlar?

Dediğim gibi hiç pazarlama çalışması yapmıyorum, mağazalar gelip bizi buldu. Aynı şekilde Türkiye’de de yurtdışında da kimin üzerinde görürseniz anlayın ki kendisi tercih ediyor markayı. Zaten üzerinde gördüğünüz dünyaca ünlü tüm isimler ya çok yakın aile dostumuz veya tanıdığımız. Çevremiz çok geniş, tasarımlarda yer verdiğim isimlerin neredeyse hepsini tanıyorum ve çoğunun kendi Ma Primi’si var. 

 “BÜYÜK BİR DÜNYA MARKASIYLA ANLAŞTIM”

 Global markalarla da işbirliği yaptınız, bunları da anlatır mısınız?

Evet iki sene önce Virgil Abloh ile Off White x Ma Primi Giovani collab’i yaptık. Çok güzel bir koleksiyon oldu, sadece yurtdışındaki seçili Off White mağazalarında satışa sunduk koleksiyonu ve çok güzel bir başarı yakaladı. İkincisini de bu yaz çıkaracaktık ancak Covid’den dolayı erteledik, seneye yaz çıkaracağız. Off White dışında da şu anda neredeyse hazır olan ancak henüz paylaşamadığım çok büyük bir isimle kapsül koleksiyon hazırladık. Geçen yazdan beri üzerinde çalışıyorduk. Ancak araya Covid girince, onu da bu kışa ertelemeye karar verdik. Ve geçen haftalarda Milano’daydım büyük bir dünya markasıyla yeni anlaşma imzaladım, çok güzel ilerliyor süreç. Çok heyecanlıyız her zamankinden çok daha farklı çok daha büyük bir proje oluyor. Duyurmak için sabırsızlanıyorum. 

Defne Yiğit: Sokak stili bir sanat hareketidir

 Türkiye’de Mavi ile bir koleksiyon yaptınız; neler vardı koleksiyonda ve nasıl bir ilgi gördü?

Evet, ilk defa bir Türk markası ile işbirliği yaptım. Yurtdışındaki ürün grubumuz fazlasıyla geniş ancak Türkiye’de sadece hoodie ve tişörtlerle bulunuyoruz. Mavi’deki fark, yurtdışındaki ürün grubuna bir benzer bir şekilde yurtdışında yarattığım rüzgarı Türkiye’ye, Mavi’ye getirmekti. İlk defa Türkiye’de yabancı dil, hatta İngilizce’de değil, İtalyanca teaserlar girmemiz çok dikkat çekti ve heyecanla beklendi. Geldiği anda da zaten beklediğimizin de üstünde başarı yakaladık. Herkes bayıldı. 

 Yurtdışındaki ürün grubunuzun daha geniş olduğunu söylediniz, Türkiye’ye de yakın zamanda getirmeyi düşünüyor musunuz? 

Evet, yurtdışında ürün grubum çok daha geniş ve mağazalara her stok girdiğimizde çok ciddi başarı yakalıyor. Benim Ma Primi Giovani’yi kurmaktaki amacım bulunamayanları yapmaktı. Şu anda tam olarak bunu yapıyorum zaten bence o yüzden bu kadar beğeniliyor. Şu anda kim yeni bir şey görse ama bunu kaliteli ve “high fashion” olarak nereden bulacağım ki diye düşünse, akla Ma Primi geliyor. Türkiye’ye evet getirmeyi düşünüyorum, hatta şu anda bu planımı öne çekmeye karar verdim. Çok fazla talep var. Normalde müşterilerimde çok seyahat eden ve Türkiye’de olmayan ürünlerimi gidip yurtdışından alan ve burada giyen bir kitle. Ancak Covid’den dolayı bu sene herkes olduğu yerde, çok fazla yurtdışı anlamında hareket halinde olamayacağız gibi gözüküyor. Ben de gidilemiyorsa, ben getireyim dedim ve yakın zamanda Türkiye’de olmayan ürün gruplarını getirmeye karar verdim. 

 “GENÇLERE ÖRNEK OLMAK BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ”

 “Ma Primi Giovani Lovers” olarak adlandırdığınız bir fan kitleniz var, biraz da bundan bahsedebilir misiniz? 

Evet, bu da benim ilk markayı kurduğumda şaşırdığım, aynı zamanda çok mutlu olduğum ve beni motive eden bir olay. Bu ismi biz yaratmadık. Marka dünya çapında yayılmaya başlanınca sosyal medyada #maprimigiovanilovers adı altında bizim ürünlerimizle olan resimlerini paylaşmaya, bu isimle hesaplar açıp birbirleriyle iletişim halinde oldukları bir dünya yarattılar aslında. İlk görünce çok şaşırmıştım ve çok mutlu olmuştum. Tam anlamıyla 7’den 70’e çok geniş bir kitleye sahibiz, ancak bizim en deli dolu, bu hashtag’i yaratan yaş grubu 10-18 yaş arası. Ciddi fandom olma durumları var (gülüyor)… Mağazalarda yeni koleksiyonu çok heyecanlı bir şekilde bekleyip daha sonra o gün- o hafta koşarak mağazalara gidiyorlar. Benim bizzat şahit olduğum bir anı; bir gün İstanbul’da Vakkorarama’ya yeni koleksiyon girişi olmuş, mağazayı ziyaret etmeye gittiğimde ellerinde balonla koşarak mağazaya girip, ürünler tükendiği için son kalanları çekiştiren arkadaşlar gördüm ben (gülüyor). Beni ve markayı çok sıkı takip içerisine almış durumdalar. Ve kendilerine, önlerinde örnek alabilecekleri küçük yaşta başlayıp başarı elde etmiş biri olarak koymaları beni çok mutlu ediyor. Benim önümde örnek alabileceğim biri yoktu ama benim onlara örnek olmam çok değerli benim için. En güzel dönüşleri de ailelerden alıyorum. Çocuklarının gözlerinin parladığını söylüyorlar bahsederken, bu gerçekten çok değerli. 

 Biz heyecanla yeni tasarımlarınızı bekliyoruz… Sizin gelecekle ilgili planlarınız neler?

Henüz 19 yaşındayım ama hayat çok hızlı ve hareketli geçiyor benim için ve bu durumdan çok memnunum. Çok fazla plan yapan biri değilim, spontan yaşamayı seviyorum, tabii ki hedeflerim var ve gerçekleştirmek için üzerinde çalışıyorum. Başarıyorum ve bir sonrakine geçiyorum ama şu anda gelecek dendiğinde boş beyaz bir sayfa gibi geliyor bana, her yeni gün, yeni bir fırsat, yeni insanlar, yeni olaylar demek benim için. Ve o beyaz sayfayı gün geçtikçe doldurmak için sabırsızlanıyorum. Her gün çok fazla teklif alıyorum hem Türkiye’deki firmalardan hem de global anlamda. İş birliği konusunda çok seçiciyim ve bunun çok avantajını görüyorum. Şu anda üzerinde çalıştığım yaklaşık 5 yeni büyük proje var, 2 tane devam eden ve şu anda yeni teklifler için görüşme halinde olduğum bir dönemdeyim. Bu sene pek seyahat halinde olamayacağız gibi gözüküyor, ben de bu yılı üretim yılı kabul ettim, yeni iş birlikleri şaşırtacak birkaç sürprizimiz de var onlar üzerinde çalışıyorum. 

Defne Yiğit: Sokak stili bir sanat hareketidir


 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!