GeriMagazin Berna Gözbaşı: Maçlar seyircili oynanmalı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Berna Gözbaşı: Maçlar seyircili oynanmalı

Berna Gözbaşı: Maçlar seyircili oynanmalı
Abone Olgoogle-news

İhracat sektörüyle başlayan çalışma hayatında basamakları hızla tırmanan, ilk şirketini 2001 yılında kuran Berna Gözbaşı, Kayseri sevdası yüzünden ağır bir yükün altına girdi. Geçen yıl Hes Kablo Kayserispor takımının başkanlık görevini üstlenen Gözbaşı, böylece iş hayatındaki ödüllerinin yanına bir de “Süper Lig’in ilk kadın başkanı” unvanını ekledi. Tülay Demir'in sorularını yanıtlayan ve ilk aylarda “enkazı kaldırmak” için neredeyse 24 saat çalışan Berna Gözbaşı, tüm zorluklara rağmen bu işi yarıda bırakmayacağını, takımı krizden çıkarmadan pes etmeyeceğini söylüyor. Ama kızlarının aynı yolu takip ederek bu erkek egemen dünyaya girmesine de hiç sıcak bakmıyor: “Bir aileden bir kurban yeter!”

İşletme okumuş, iş hayatına ihracat sektöründe adım atmış ve sonra da kendi şirketlerinizi kurmuşsunuz. Ama kişisel bilgilerinizde sporla, özellikle de futbolla ilgili hiçbir detay yok. Futbol kulübüne başkan olma fikri nereden çıktı?

- Bu soru farklı ortamlarda sık sık soruluyor aslına bakarsanız. Ben de esprili şekilde “Sorunlar yumağı haline gelen şehrimizin takımına erkekler sahip çıkmayınca ben sahip çıktım” diye cevap veriyorum.

Peki işin aslı nedir?

- Tabii realite kısmen böyle olsa da tam anlamıyla böyle değil. Ben zaten kadın kontenjanı gibi şeklen de olsa Kayserispor’un yönetim kurulundaydım. Çok sıkıntılı bir süreçten geçiliyor, kimse bu göreve talip olmuyordu. Derken başkan arayışında gözler bir anda bana çevrildi. Doğrusu çok fazla düşünmeme bile fırsat kalmadan Süper Lig tarihinin ilk ve tek kadın başkanı oldum.

Ama öğrendiğim kadarıyla başlarda bu işe çok sıcak bakmıyormuşsunuz. Sizi kim cesaretlendirdi?

- Kayseri’de uzun yıllar belediye başkanlığı yapan Mehmet Özhaseki, halen Kayserispor’un onursal başkanıdır. O ve çok değer verdiğim TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun takımın başına geçmem yolundaki ısrarlı tutumu karşısında doğrusu direnemedim.

BENİM KİTABIMDA BAŞLADIĞIM İŞİ YARIM BIRAKMAK YOK

Zaten çok yoğun bir iş hayatınız varken neden üstüne böyle bir yükü sırtlama gereği duydunuz? Zoru sevme hali mi yoksa başka sebepleri var mı?

- Büyükşehir bile olsa çoğu Anadolu şehrinde insanlar birbirini tanır. Kayseri’de kadınlara rol model olan, sıfırdan büyük bir fabrika kurmayı başaran kişilerden biriyim. DEİK İcra Kurulu’nda sayman üyeliğimin yanı sıra Afrika koordinatörlüğü görevim var. Çok sayıda sivil toplum kuruluşunda aktif çalışıyorum. Kayserimiz ve ülkem için bir dakikayı bile boş geçirmeme gibi bir takıntıya sahibim.Sürekli üretmeli, katkı sağlamalıyım. Bu benim misyonum. Baktım Kayserispor gibi bu şehrin, hatta Anadolu’nun en büyük markalarından biri sahipsiz kalıyor ve bana bu konuda tam destek sözü veriyorlar, umut besliyorlar, o zaman kendi kendime “Bu görevi almalıyım” dedim.

Göreve ilk geldiğinizde, enkaz devraldığınızı söylemişsiniz. Hiç “Benim burada ne işim var?” demediniz mi?

- Evet, tahmin ettiğimizin 3-4 katı daha kötüydü durum, gerçekten enkaz almışım. Tüm Kayseri biliyor ki ilk günler, haftalar, hatta aylar Kayserispor için neredeyse 24 saatimi verdim. Çok akıcı İngilizce konuşmama karşın, yabancı futbolcuların sürekli tekrarladığı “My head is gone” sözüne anlam veremiyordum. Baktım bütün futbolcular kafa olarak bırakmış bu işi. Elime kalemi kağıdı, telefonu aldım. Bir yanda futbolcular, diğer yanda menajerleri, avukatları, ilk planda acil olarak ele alınması gereken sorunları çözdüm.

Bu arada takımımı sözleşmelerden kaynaklanan astronomik giderlerin önemli kısmından da işkadını olmam ve sürekli yurtdışında iş yapmam gibi avantajlarımla kurtardım. Tabii ki çok yıprandım ama ele aldığım bir işi yarıda bırakmak benim kitabımda yok. Bu konuda çok inatçıyımdır. Elimden gelenin en iyisini yapmam gerekir. Olur ya da olmaz, takdir Allah’ın. Ama ben olması için sonuna kadar gayret gösteririm.

Berna Gözbaşı: Maçlar seyircili oynanmalı

FUTBOLDA MARKA OLMAK İSTEYEN TAKIMI ŞİRKET GİBİ YÖNETİR

Önceden de Kayserispor taraftarı mıydınız, takip eder miydiniz mesela maçlarını?

- Benim memleketim Kayseri... Kız olsun, erkek olsun, Anadolu şehirlerindeki her çocuğun 3 büyüklerden bir takımı vardır, ama kentlerinin takımı için yürekleri bir ayrı atar.Benim de yüreğim çocukluğumdan beri Kayserispor için atardı. Erkekler kadar fanatik değildim ama elimden geldiği kadar takip etmeye çalışırdım.

“Ofsaytı niye bileyim, onu oyuncular ve hakem bilsin. Benim işim takıma moral motivasyon vermek” demişsiniz. Bir başkanın, takımın maçını izlerken neler olup bittiğini anlaması gerekmez mi?

- Bu da bana özellikle ilk zamanlarda çok sık sorulan sorulardan biri... Kayserispor gibi büyük bir kulübün yönetim kurulunda yer alan biri olarak tabii ki futbol kurallarına çok detaylı olmasa da aşinayım. Benim burada söylemek istediğim, aslında yöneticilikle futbol teknik bilgisinin farklı olması...

Ülkemizde futbol kulüpleri yıllarca geleneksel yöntemlerle yönetilmiş. Oysa biz futbolumuzla marka olmak istiyorsak, kulüpleri şirketimizi yönetir gibi yönetmeliyiz. O yüzden burada ince bir ayrıntı var. Ben maç öncesi açıklamalarım, maç sonları yorumlarımla takımımı gündemde tutmayı başarmış bir başkanım. Ama yönetmek bambaşka. Şu anda Kayserispor’u Avrupa’nın önde gelen kulüpleri gibi yönetmeye, gelirlerini artırmaya çalışıyorum.

İLK YARI ENKAZINI KALDIRABİLMİŞ DEĞİLİZ

Çalışmalar işe yarıyor mu? Enkazı kaldırmayı başardınız mı?

- Kısa sürede oldukça yol aldığımızı söyleyebilirim. Çalışmalarımızla ligin ikinci yarısındaki başarı durumumuz bizi ilk 8’de gösteriyor. Son 6 maçta 11 puan topladık. Ama sıralama olarak ilk yarı enkazını halen kaldırabilmiş değiliz.

“Benim işim takıma moral vermek” sözünüze döneceğim yine... Takıma hedeflediğiniz şekilde moral motivasyon kazandırdığınıza inanıyor musunuz?

- Kesinlikle inanıyorum. Kafasında her şeyi bitirenlerin, sadece gün tamamlamak için kulüpte olanların önemli bölümü yeniden yıldızlaştı.Takviyelerimiz ve hoca değişikliğiyle takımımızı daha da güçlendirdik. Şimdiden birçok futbolcumuz büyük kulüplerin listesine girdiyse, takım hızla toparlandıysa, bu motivasyonla oldu.

 KORONA OLAN ARKADAŞIMIZ SAĞLIĞINA KAVUŞTU

 ◊ Korona salgınının ilk günlerinde liglerin tatil edilmesi gerektiğini söylemiştiniz. Sonrasında bir personelinizin testi pozitif çıkmış. Şimdi sağlık durumu nasıl?

- O arkadaşımız sağlığına kavuştu. Bir pandemi durumu yaşıyoruz ve hepimiz çok dikkatli olmalıyız. Futbolcu yere, eldivenine tükürüyor, kafa kafaya topa çıkıyorlar. Futbolculardan top toplayıcı çocuklara kadar küçük bir ordu bu mod içinde kalıyor.

Liglerin tatil edilmesi zaten zorda olan takımı maddi açıdan daha da büyük bir sıkıntıya soktu. Bu açığa nasıl kapatmayı düşünüyorsunuz?

- En önemli sorunlardan biri. Ama önceliğimiz lig nasıl şekillenecek... Ona göre bir program yürütmeye çalışıyoruz.

Sizce ligler tüm maçlar oynanarak mı tamamlanmalı?

- Bu konuda Türkiye Futbol Federasyonu’nun tavrı ne ise ona uyacağız. Ama maçlar oynanacaksa da herkesin kendi sahasında ve seyircili oynanmalı. Tabii pandemi tamamen bittikten sonra.

BİR AİLEDEN BİR KURBAN YETER!

 ◊ İki kız annesi bir işkadınısınız. Aileniz futbol dünyasına gireceğinizi söylediğinizde “O da nereden çıktı” demedi mi?

- İlk sıralar dediler ama sonra durum değişti.

Ne değişti?

-  Şu an anne-babamdan yakın akrabalarıma kadar herkes neredeyse fanatik düzeyde Kayserispor’un başarısı için gayret gösteriyor. Kulüpte başkan yardımcısı olarak görev yapan finans uzmanı kardeşim Doç. Dr. Onur Gözbaşı da adeta sağ kolum. Her türlü zor işin üstesinden azimle, başarıyla geliyor.

Ya kızlarınız ileride futbolla ilgilenmek isterse... Destekler misiniz?

- (Gülüyor) “Bir aileden bir kurban yeter” derim.

Berna Gözbaşı: Maçlar seyircili oynanmalı

 FUTBOLCULAR BANA “ANNE” DİYOR

 ◊ Sosyal medyada istifa etmenizi isteyen taraftar mesajlarına rastladım. Bu tür olumsuz mesajlar sizin motivasyonunuzu düşürmüyor mu?

- Tam tersi, hem Kayserispor hem de başka takım taraftarı olan pek çok kişiden son derece güzel mesajlar alıyorum. Futbolcular gibi genç taraftarlar da “anne” diye hitap etmeye başladı bana... Çünkü takım üzerindeki emeğimi biliyorlar. Ben istifa mesajı görmedim ama her işte olduğu gibi futbolda da en ufak bir başarısızlıkta çatlak sesler çıkması olası tabii...

◊ Teknik ekibinden oyuncusuna dört bir yanınız erkeklerle çevrili. Otorite sıkıntısı yaşadınız mı hiç?

-  Olmadı diyebilirim. Ben 1000 kişiye yakın işçi çalıştıran bir şirketin sahibiyim. Ne iş yaparsam yapayım ciddiyetle yaparım. Otorite boşluğu kitabımda yoktur.

◊ Ama bir röportajınızda erkek egosuna kulaklarınızı tıkadığınızı söylemişsiniz. Ego savaşları yaşanmış anladığım kadarıyla...

- “Her şeyin en iyisini ben bilirim” diyen ama “Buyurun” dendiğinde hiçbir iş yapamayan çok büyük bir kitle var, doğru. Ben bu kitleyi çok iyi bildiğim için yok sayıyorum.

 KADIN TARAFTAR İÇİN ÖZEL PROJELER YOLDA

 ◊ Futbolcularla aranız nasıl? Onlarla iletişim kurmakta sıkıntı çektiğiniz oluyor mu?

- Her biriyle birebir iletişim kuruyorum. Ortak hedef için buradayız. Onlar da ben de başarılı olmak zorundayız. Ortak paydamızda doğru metotlarla buluşunca, sorunlar minimuma iniyor.

Özel hayatlarına karışıyor musunuz?

- Özel hayatlarından yaşadıkları sorunlara, her konuda ablaları gibi dinliyorum onları, öyle söyleyeyim. Kariyerlerini planlamada destek oluyorum. Çoğuyla hemen her gün iletişimimiz olur. Hayatlarında benim gibi bir başkanla hiç çalışmadıklarını söylüyorlar ve güven ilişkimiz çok sağlam.Ödemelerini düzenli olarak yapıyorum. Sorunlarını dinliyorum. Kronikleşen sorunları büyük ölçüde çözüldü. Onlar da bunun farkında. Biraz önce söylediğim gibi “anne” diye hitap eden de var, “Berna Başkan kalırsa ben bu takımdan gitmem” diyen de...

Başkan seçilmenizden sonra tribünlerdeki kadın taraftar sayısı arttı mı?

- Henüz istediğim kadar artmadı. Ama özellikle sosyal medyada beni takibe alan futbola ilgili çok sayıda kadın görüyorum. Takımı tamamen yoluna koyduktan sonra kadınlar için özel projeler hazırlayacağız.

Huawei P40 Pro incelemesi Dünyanın önde gelen teknoloji üreticilerinden biri olan Huawei, uzun zamandır beklenen P40 serisi ile Türkiye'de tüketicilerin karşısına çıktı. P40 Lite, P40 ve P40 Pro ile dikkatleri üzerine çeken şirketin özellikle de fotoğraf konusunda oldukça iddialı olan Huawei P40 Pro modeli, rakiplerini hayli zorlayacak gibi görünüyor. Yakından inceledik! (Sponsorlu İçerik)
False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle