GeriMagazin Âşık olmadan da sevebilirsin! Olmaz mı ya, olur bence...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Âşık olmadan da sevebilirsin! Olmaz mı ya, olur bence...

Âşık olmadan da sevebilirsin! Olmaz mı ya, olur bence...

Sadece sosyal medyada değil, cemiyet hayatında da fenomen. İsmi sürekli memleketin en gözde bekâr erkekleriyle anılıyor. Daha yakından tanımak isteyenler için ikilemli soruların bu haftaki konuğu Dila Tarkan...

◊ Hangisi daha kötü senaryo: Kimselere âşık olamamak mı her aşkınızın kötü bitmesi mi?

- İkisi de birbirinden beter... Vazgeçtim yok yok, her aşkın kötü bitmesi daha beter. Çünkü insanın yıpranmaktan artık ne kimseye güveni ne de inancı kalır. Kimseye âşık olamamak da çok kötü tabii ama en azından âşık olmadan da sevebilirsin. Olmaz mı ya, olur bence.

Âşık olmadan da sevebilirsin Olmaz mı ya, olur bence...

◊ Affetmek mi unutmak mı?

- Unutmak bir koruma kalkanı. Vücudumuzun kendini korumak için geliştirdiği bir refleks gibi. Affetmekse olgunluk gerektirir. İnsanı kökünden rahatlatıp o konudan arındırır. O yüzden mümkünse affetmek, affedip yoluna devam etmek...

◊ Bir insan için hangisi daha ağırdır? İhaneti bilip de susmak mı, habersiz yaşamak mı?

- Bilip de susmak. Habersiz yaşamak da çok üzücü ama en azından habersizsin, mutlusun, hâlâ bir inancın ve güvenin var. Bilip de belli sebepler yüzünden susmak çok ağır. İnsanın inancını, güvenini, neşesini, her şeyi alıp götürür.

◊ Aşkın karşıtı: Nefret mi kayıtsızlık mı?

- Nefret. Çünkü ikisi de çok yüklü hisler. Duygu kategorisinin iki farklı ucu. Kayıtsızlık bence tamamen farklı bir şey, duygu eksikliğinden yani.

◊ Beyaz yalan ne zaman hoş görülebilir: Sevdiğiniz zaman mı sevildiğiniz zaman mı?

- Sevdiğim zaman. Çünkü insan sevdiği zaman bazı şeyleri affetmesi veya mazur görmesi daha kolay oluyor.

◊ Hatır için çiğ tavuk... Yenir mi, yenmez mi?

- Yemek konusunda seçiciyim, mümkünse kimse benden çiğ tavuk yememi istemesin. Daha mantıklı isteklerle gelinirse sevinirim (Gülüyor)...

Âşık olmadan da sevebilirsin Olmaz mı ya, olur bence...

Dila Tarkan, şu anda iş insanı Dağhan Doğruer ile birlikte.

Yüzde 70 içgüdü yüzde 30 mantık

◊ Mantık mı içgüdü mü?
- İçgüdü... 3-4 sene öncesine kadar sadece içgüdülerime ve duygularıma göre davranır, hayatımı öyle yaşardım. Neyse ki sonradan biraz da mantık girdi işin içine. Ama şu an bile hâlâ yüzde 70 içgüdü, yüzde 30 mantık.

◊ Aldığınız kararlarda anneniz mi babanız mı etkilidir?

- Babam. Karakter olarak da ona daha çok benziyorum.

◊ Bir şeyi gece planlamak mı sabah planlamak mı?

- Gece planlanan şeyler sanki bir yarım kalıyor. “Aa tamam, yarın bakarız, konuşuruz” oluyor hep. O yüzden gündüz sakin kafayla, biraz daha iş bitirici bir modla sabah.

◊ Zaman makinesi icat ettiniz, nereye giderdiniz: Geçmişe mi, geleceğe mi?

- Geleceğe gitmek beni korkutur. Çünkü gördüklerimden sonra kesin farklı yapmak isteyeceğim şeyler olurdu. Bu sefer de geri dönüp onları değiştirmeye çalışır, her şeyi rayından çıkarırdım. Geçmişe gitmek hepimiz için daha hayırlı. Bir de birçok farklı döneme gitmek isterdim. Dinozorların çağıyla başlayıp günümüze kadar çok durak var!

◊ Sizce hangisi daha avantajlı: Zengin ve çirkin doğmak mı, fakir ve güzel doğmak mı?

- Duruma avantaj olarak bakacaksak zengin ve çirkin. Günümüzde estetiğin geldiği noktaya bakarsak o kadar parayla kimsenin çirkin kalma şansı yok. Estetikle insanlar o kadar değişiyor ki yakında herkes komple Instagram filtrelerine dönüşecek. Bence önemli olan zengin, fakir, güzel, çirkin değil; bu hayatta şanslı ve iyi kalpli olmak. Bu ikisi olunca insanın önüne doğru kapılar açılıyor.

◊ Abla olmak mı kardeş olmak mı?

- Ben ablayım. Ama kardeş olmak daha güzel. Kardeş olunca daha az sorumluluğunuz oluyor. Aileniz ilk çocukta bütün sınavlarını atlatmış oluyor. Daha rahat büyüyorsunuz. İkinci çocuklar her zaman daha şanslı.

◊ İstanbul’un: Anadolu Yakası mı Avrupa Yakası mı?

- Geçen seneye kadar hep Anadolu tarafında oturdum. Ailemin büyük kısmı, çocukluk arkadaşlarımın çoğu da o tarafta. Ama hayatımın yüzde 90’ı Avrupa tarafında geçiyor ve bu tarafa taşındıktan sonra lokasyonun ne kadar önemli olduğunu anladım. Sakinlik ve güzellik bakımından Anadolu Yakası. Fakat Avrupa Yakası’nda çok çok daha mutluyum.

◊ İmkân olsa hangisini seçerdiniz? Tüm müzik aletlerini çalabilmek mi, bütün sporları yapabilmek mi?

- Valla ikisi de çok iyi olurdu. Bu arada bir sürü sporda aslında başarılıyım, çocukluğumdan beri denemediğim sayılı spor kalmıştır. Ama bu soruya bütün müzik aletlerini çalabilmek diyeceğim çünkü müzik, hayatımda inanılmaz yer kaplıyor. Günümün gidişatını bile değiştirebilecek bir etkiye sahip. Ah bir de sesim güzel olaydı... Beni kimse tutamazdı (Gülüyor)...

GÜNDELİK HALLER...

Gelsin uykusuz bir gece!

◊ Sofrada hangisine tahammül daha zordur? Obura mı gevezeye mi?

- Ben de çok konuşan biriyim. O yüzden herhalde obura tahammül daha zor olurdu. Sofradakilerden çok yemekle ilgilenmesi insanı bir tık sinir edebilir. Evet evet, eder.

◊ Asla hatırlamadığınız biri size çok samimi davranıyor... Yekten hatırlamadığınızı mı söylersiniz, dolambaçlı sorularla kim olduğunu mu anlamaya çalışırsınız?

- Ayyy bu bazen oluyor, eğer siması tanıdıksa genelde hatırlamadığımı çaktırmıyorum, sohbetin bir yerinde zaten hatırlıyorum. Ama eğer yüzünü bile hatırlamıyorsam o zaman direkt hatırlamadığımı söylüyorum.

◊ Eve yatılı misafir geldi, horlamasından uyunmuyor. Uyandırır mısınız uykusuz mu kalırsınız?

- Eğer çok yakınımsa uyandırırım, hiç çekinmem. Yok eğer çok samimi bir arkadaşım değilse geçmiş olsun, gelsin uykusuz bir gece!

◊ Uçakta habire omuzunuzda uyuyan bir amca var... İnce ince ittirir misiniz, hostese mi şikayet edersiniz?

- Koronadan önce olsa kesin ince ince ittirirdim. (Gülüyor) Ama şu an amcam bir zahmet sosyal mesafeye dikkat etsin. Karşımdakiyle çözmeye çalışırım, kimseyi şikâyete gerek yok.

POPÜLER ŞEYLER...

Her ne kadar erkek arkadaşım esmer olsa da Kıvanç!

◊ İlkinde 611, ikincisinde 243 bin takipçiniz var. Twitter mı Instagram mı?

- Twitter’da hiç aktif değilim, hatta pek bakmam bile. Eskiden açmıştım, öyle duruyor. O yüzden kesin Instagram!

Âşık olmadan da sevebilirsin Olmaz mı ya, olur bence...

◊ Yeşilçam’dan: Türkan Şoray mı Filiz Akın mı?

- E Türkan tabii. Acayip hoş ve alımlı. Hâlâ da öyle. Çok klas...

◊ Beren Saat mi Serenay Sarıkaya mı?

- İkisi de çok güzel, ikisini de çok beğenirim. Beni hoşgör, bunu seçemeyeceğim galiba.

◊ Kıvanç Tatlıtuğ mu Burak Özçivit mi?

- Kesin Kıvanç! Her ne kadar erkek arkadaşım esmer biri olsa da, burada oyum Kıvanç’tan yana.

Âşık olmadan da sevebilirsin Olmaz mı ya, olur bence...

◊ Hangisiyle komşu olmak isterdiniz? Madonna mı Cardi B mi?

- Yani Madonna bir efsane onunla komşu olmak, arkadaş olabilmek inanılmaz olurdu. Ama bir yandan da Cardi’yle yaşlarımız daha yakın, komşu olsak belki “Muhteşem Yüzyıl”ı birlikte izlerdik (Gülüyor).

◊ Hangisi daha çok çekti: Külkedisi mi Pamuk Prenses mi?

- Külkedisi yazık, yavrum çok çekti. Üvey annesi bir taraftan, üvey kardeşleri bir taraftan... Bir de zaten gerçek ailesini kaybetmiş, Allah kolaylık versin...

◊ Eski bir hatıranın yadına hangisi daha güzel eşlik eder? Sezen mi, Ajda mı?

- Ajda! Çünkü melodileri, sözleri hep daha yüksek enerjili, daha eğlenceli, daha benlik. Çok efkârlı biri olmadığım için eski hatıraları düşündüğümde de yine güzel anlar aklıma gelir, onları yaşadığım için ne kadar şanslı olduğumu düşünürüm. ‘Güzel bir geçmiş’ olarak kalmaya devam eder.

◊ En çok hangisine gülersiniz: Cem Yılmaz mı, Ata Demirer mi?

- Her ikisine de katıla katıla gülerim. Bir dönem Ata Demirer’in gösterisini o kadar çok izlemiştim ki bütün şovu ezbere arkadaşlarıma yapıyordum. Bence Ata, taklit ve espri anlayışı bakımından her yaşa hitap ediyor, Cem Yılmaz’ın esprileri biraz daha yetişkinlere yönelik.

HİÇ DÜŞÜNMEDEN HIZLI HIZLI...

◊ Hangi üçlü sizinki: Rakı-balık-Ayvalık mı kebap-şalgam-Adana mı?
- Ayvalık!

◊ Ayaklarınıza kara sular inmiş... Hangisi: İyi bir roman mı, iyi bir film mi?
- Film!

◊ Tekne mi karavan mı?
- Tekne!

◊ Hangisi iç gıcıklar? Göz kırpmak mı göz kaçırmak mı?
- Kırpmak!

◊ Hangisi dekoltenize daha çok güvenirsiniz: Sırt mı bacak mı?
- Bacak!

◊ Tavla mı satranç mı?
- Tavla!

◊ Yılın hangi dönemi daha romantik? İlkbahar-yaz mı sonbahar-kış mı?
- İlkbahar!

KÜÇÜK KEYİFLER...

Pesketaryen olacağım

◊ Evdeki halinizi hangi üçlü daha iyi tanımlar: Telefon-YouTube-sosyal mi pijama-terlik-televizyon mu?
- Pijama-telefon-televizyon. Evde hep en rahat kıyafetlerimi giyip, çoğunlukla televizyon karşısındayım.

◊ Deniz-kum-güneş mi orman-ağaç-temiz hava mı?

- Sonuna kadar deniz-kum-güneş!

◊ Bodrum mu Çeşme mi?

- Bodrum’da yazlığımız var. İkinci evim gibi. Çocukken her yaz Bodrum’da geçerdi, artık o kadar uzun kalamasam da hâlâ çok sıcak gelen ve ev hissi veren bir yer. Çeşme’yi de seviyorum tabii ama o tatiller daha koşturmalı oluyor.

◊ Gündoğumu mu günbatımı mı?

- Bence gündoğumu. O yeni başlangıç duygusu... Ha “Kaç gündoğumu gördün ki?” dersen o tartışılır tabii. Erken uyanan biri değilim. Ama dur, yok vazgeçtim. Günbatımında da bazı günler hava pamuk şeker rengine dönüyor ya bayılıyorum. Her gün öyle olacaksa oyum günbatımına.

◊ Birinden vazgeçmek zorunda kalsaydınız... Kırmızı et mi, deniz mahsulleri mi?

- Kırmızı et. Annem senelerdir pesketaryen (sadece deniz mahsulü tüketenler). Bu durumdan gayet memnun. Ben de belki bir gün böyle bir diyete dönmeyi umuyorum.

◊ Biraz yoldan çıkmak istediniz... Mantı mı iskender mi?

- Bak bu çok zor soru... İkisi de çok güzel ama sanırım hamur işini seçeceğim. Hamura hayır demem.

 

En lezzetli yemek tarifleri burada

False