Soframıza gelen gıdanın izini sürüyoruz!

Soframıza gelen gıdanın izini sürüyoruz

İzlenebilirlik; gıdanın üretimden dağıtıma kadar geçirdiği tüm aşamaların, yani kaynağından mutfağımıza gelene kadar yaptığı yolculuğun takip edilebildiği bir sistem. Peki, biz bunu nasıl kullanabilir, hangi özelliklerinden faydalanabiliriz?

Haberin Devamı

Gıdada izlenebilirlik, bitkisel ya da hayvansal bir ürünün hammaddesinden başlayarak; üretim, işleme ve dağıtım sonrası tüketiciye sunulana kadar geçirdiği tüm evreleri kontrol edebilme sistemini ifade ediyor. İnsan sağlığı açısından tehlikeli olabilecek maddelerin tespiti, gıdadan beklenen besin değerlerinin sağlanması ve korunması amacıyla her aşamada gerekli kayıtların tutulmasını içeriyor. Böylelikle bir gıdanın üretiminde kullanılan malzemeler, ambalajı, ambalajlanış şekli, depolanması gibi tüm önemli adımlardan geçişi kayıtlar vasıtasıyla takip edilebiliyor, kontrol altında tutuluyor. Herhangi bir tehlike veya hata tespit edildiğindeyse riskli ürün piyasadan toplatılabiliyor.

Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner “İzlenebilirliği sağlanmış bir gıdayı tüketmek güvenilir bir gıdayı tüketmek anlamına geliyor. Tüketicinin, izlenebilirliği uygulayabilmesi için öncelikle ambalajlı ürünleri kullanması lazım. Eğer satın aldığınız ürünün ne marka olduğunu, nerede ve kimin tarafından hangi tarihte üretildiğini ve ürünün seri numarasını bilmiyorsanız, ürünle ilgili sağlıklı bir geri bildirimde bulunamazsınız. Örneğin, açık bir peynir aldınız ve problem yaşadınız... Kim, hangi tarihte üretmiş; bununla ilgili bir geri bildiriminiz yoksa hiçbir şey yapamazsınız. Tüketici açısından izlenebilirliği koparmadan bir sorun yaşandığında sağlıklı bir şekilde geri bildirebilmenin yolu, resmi etiketli gıda satın almaktan geçiyor” diyor. 

KAYITLAR DÜZGÜN VE SÜREKLİ YAPILMALI

Haberin Devamı

İzlenebilirliğin birtakım temel unsurları var. Gıda Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı İsa Tahta “Üretimi yapılan ya da yapılacak gıdanın, sağlık ve besleme değeri açısından güvenli bir gıda olabilmesi için kendisinden beklenen kriterlerin neler olduğunun iyi belirlenmesi gerekir. Gıdanın hammaddesinden; kullanılıyorsa katkı maddelerinden, üretim zincirinden; depolama ve dağıtımdan; toptan ve perakende satış noktalarından gelebilecek tüm tehlikelerin de iyi belirlenmiş olması gerekiyor. Sonra ne gibi analizler yapılacağı, kayıtların nasıl tutulacağı mutlaka belirlenmeli” diyor. Bu konuda ilgili yasalar gereği gıda mevzuatları (başta TSE ISO 22000) ve belgelendirme yapan çeşitli kuruluşların çalışma prosedürleri yol gösterici... Belirlemeler saptandıktan sonra kayıtların düzgün ve sürekli yapılması gerekiyor.

İzlenebilirlik sayesinde bir tehlike tespit edildiğinde riskli ürün hemen piyasadan toplatılabiliyor.

Haberin Devamı

İsa Tahta “Üretim yapılırken her bir partiye dahil olan hammadde ve diğer yardımcı maddelerle ilgili kayıtlar da dikkate alınarak tüm bileşenlerin bilgileri, analiz sonuçları, üretim şartları, depolarda sıcaklık ve nem kayıtları, makinelerin ve üretim alanının temizlik kontrol prosedürlerinin yerine gelip gelmediği kontrol ediliyor. Tüm bu veriler  bir araya toplanarak kayıt ediliyor” diyor.

Soframıza gelen gıdanın izini sürüyoruz

PANDEMİDE HİJYEN BİLİNCİ OLUŞTU

Meyve-sebze, et ve balık ürün kasalarına takip sistemi için QR kodlar yerleştiriliyor. Bu QR kodu telefonla kolayca okutularak ürünün künyesi görülüyor. Künyede üreticisi, üretim yeri, hasat tarihi bilgileri görülebiliyor. Bazı üreticiler özellikle bal gibi ürünlerin etiketinde yine QR kod sistemi uygulamasına geçtiler ki bu da ürün hakkında detaylı bilgileri içeriyor. Büyük marketlerde et, balık, yine meyve-sebze ürünlerinde QR kod sistemi sayesinde ürünün orijini ve analiz sonuçları doğrudan tüketiciye ulaşabiliyor. Tüketici olarak biz de aldığımız ürünün işletme kayıt numarasını bulabilir, tavsiye edilen son tüketim tarihine, parti seri numarası ve üretici firma bilgilerine bakabiliriz. Riskli gördüğümüz ürünleri yine bu bilgilerle, ALO 174 Gıda Hattı’na şikâyet etme hakkımız var. Etiketteki içerik  bilgisini, evde saklama koşullarını doğru öğrenerek de değerlendirebiliriz. Böylece de satın aldığımız ürünün kullanım süresini daha verimli
kılabiliriz.

Haberin Devamı

Soframıza gelen gıdanın izini sürüyoruz


Etikette görünen QR kod telefonla okutularak ürünün kaynağı, analiz sonuçları tüketiciye kolayca ulaşabiliyor.

Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner içinde bulunduğumuz pandemi dönemiyle ilgili tüketicinin tüketim alışkanlıklarında önemli değişiklikler olduğunu da söylüyor: “Ciddi şekilde bir gıda güvenliği, hijyen farkındalığı ve bilinci oluştu. Artık tüketiciler satın aldıkları ürünlerde gıda güvenliğini daha yüksek seviyede arar hale geldi. Beklentileri farklılaştı. Bunu yaptığımız çeşitli anketlerde net bir şekilde gözlemliyoruz. Tüketici artık eskisinden daha fazla ambalajlı ürün tüketmek istiyor. Pandemiyle beraber ürünün kapalı olması, dış etkenlerden korunuyor olması önem kazandı. Eskisinden daha fazla etiket okuyor, sorguluyoruz. Bu bahsettiklerim gün geçtikçe artan bir trend haline gelmiş durumda. Bu ambalaj talebi ve etiketlerin okunma artışıyla birlikte izlenebilirlik de daha büyük önem kazandı. Tüketiciye sağladığı kolaylıklar, faydalar artmış oldu. Tavsiyem; herkesin iyi bir etiket okuyucusu olması, özellikle izlenebilirliğe ait noktalara biraz daha dikkatle yaklaşmaları. Uygun olmayan ya da şüpheli konularda firmaları uyarmak, firmalardan tatminkâr bir cevap ve çözüm alınmıyorsa veya gıda güvenilirliğinde sorun varsa da mutlaka şikâyette
bulunmak önemli.”

Haberin Devamı

Soframıza gelen gıdanın izini sürüyoruz

TABAĞINDA NE VAR?

Metro Türkiye, bu yıl başlattığı ‘Tabağında ne var?’ hareketi kapsamında yürüttüğü izlenebilirlik çözümleriyle sadece gıda takibi fırsatı vermekle yetinmiyor. Tüketicilerin evlerine ve mutfaklarına giren, tabaklarına gelen malzemenin ne olduğu konusunda bilinçlenmesini, takip etmenin avantajları konusunda farkındalık yaratabilmeyi hedefliyor.

Kültür ve deniz balıklarında uyguladıkları izlenebilirlik çözümleri, balığın yetiştiği yeri ya da tutulduğu denizi, ürün hakkında detaylı ve tam bir bilgilendirmeyle birlikte veriyor.

Haberin Devamı

2014’te ‘Kırmızı Taze Ette İzlenebilirlik’ projesini başlatan Metro Türkiye, proje kapsamında mağaza et üretimi için yüzde 100 izlenebilirlik hedefine de 2018’de ulaşmış.

Kullanılan katkı maddeleri yüzünden en riskli ürün gruplarından biri olan bal için de 2020’de  izlenebilirlik sağlamaya başlamışlar. Bal etiketlerindeki
QR kodu aracılığıyla; bitki veya çiçek kaynağı, üretici bilgileri, ürünlerin dolum tarihi ve tavsiye edilen tüketim tarihi, analiz sonuçlarıyla birlikte paylaşılıyor.

Bu yıl başlattıkları ‘Tabağında ne var?’ hareketiyle tüm meyve ve sebze ürünlerinde de yüzde 100 izlenebilirlik sağlanıyor.

Soframıza gelen gıdanın izini sürüyoruz

Toplam 8 bin 500 adet taze sebze ve meyve ürününün tamamı için kendi geliştirdikleri dijital izlenebilirlik sistemi kullanılıyor.

Bu sistemle tüketiciler tüm taze meyve-sebzelerin tarladan sofraya yolculuğunu, ürünün üzerindeki QR kodla takip edebiliyor. Ürün hakkında birçok farklı detay bilgiye de erişebiliyor.

 

Haberle ilgili daha fazlası: