Güncelleme Tarihi:

Turizm sektörü pandemi öncesi parlak günlerine dönmek için elinden geleni yapıyor. Sanat yatırımları, sergiler, deneyim odaklı etkinlikler, gurme restoranlar... Michelin ve Gault&Millau’nun kapsama alanlarına turizm bölgelerimizi de katması, kıyılarımızda ayrıca güçlü bir lezzet rüzgârı estiriyordu zaten. Dolayısıyla Bodrum başta olmak üzere tüm kıyılarımızda ‘fine’ restoranların sayısı artıyor, oteller ya gastronomi haftaları düzenliyor ya da yurtiçinden ve dışından ünlü şefleri davet edip mutfaklarını onlara teslim ediyor.
Geçen hafta Bodrum’daydım. Arts Otel, Bodrum Yalıkavak’ın aralarında Michelin’li şeflerin de bulunduğu başarılı isimlerle gerçekleştirdikleri ‘Culinary Arts Dinner’ deneyimlerinden birine konuk oldum.
Otelin devasa kapılarından girdiğimizde adının hakkını veren eserler karşılıyor beni... Yüksek tavanlı lobiden bahçeye çıkıyoruz, daha doğrusu plaja. Henüz gün batmadan gitmenizi öneririm çünkü Dieci Ristorante tam denizin kıyısında. Masalar birbirine mesafeli ve oturma düzeni rahat. Etkileyici manzarayı izlerken servis başlıyor.
Dayanamayıp banıyoruz
Şef Can Aras’a teslim edilen mutfaktan elbette bir deniz ürünleri senfonisi çıkacaktı biliyordum ama daha ilk tabakta kreşendo! Menünün kalanına dair heyecanlı bir beklenti yaratan tarama, sadece yumurta, zeytinyağı ve limonla yapılmış. Yanında getirilen kıtır simit parçalarına sürüp ‘denizin’ tadını çıkarırken minik bir yarış yaşanıyor masada. Taramaya pek çok yerde bol ekmek, mayonez katılıyor artık maalesef...
Bu iştah açıcının ardından üç başlangıç geliyor. İlki kürlenmiş akya saşimi. Şef Can Aras’ın alameti farikası deniz ürünlerini kürleme ya da dry aged denen kuru dinlendirme gibi yöntemlerle işlemek. Akyanın yumuşak lezzetini keskin bir kişniş vinegretle yükseltmiş. İkinci sırada orkinos crudo... Siyah trüf sosun zenginliği, çiğ orkinos dilimlerini kaplayan semizotunun sadeliği ve tazeliğiyle dengelenmiş. Karides tartarın yanında disk şeklinde kıtırlaştırılmış kruvasan var. Tereyağlı kruvasan parçasını tartar kasesine daldırmak istiyorum, öyle bir lezzet!
Ara sıcak olarak ‘denizci aşı midye’ ve domates salatası servis ediliyor. Bu noktada artık dayanamıyor ve bakır sahandaki midye, vongole, karides ve kuşkonmazın soubise sosuna ekmekleri banıyoruz. Yan masalara göz atıyorum, bir salatanın sosuna, bir midyenin sosuna ‘şamandıra’ yapılıyor.
“Ana yemeğe yer kalmadı” diyorum şef Can Aras’a, servis sırasında sohbet için uğradığında. Güleç biri, hafif muzip. 30 yaşına kadar beyaz yaka; yöneticilik yapmış. Bir anda mutfak sevdasına kulak verip yemek okuluna giderek sıfırdan yeni bir hikâye yazma cesareti, o muzip bakışın altında saklı gibi... Sonradan girdiği yarışta, hızla Michelin ve Gault&Millau listelerine girmeyi başarmanın kibri de yok üzerinde; samimi olması iddiasını azaltmıyor. Yakında yeni bir yer açacağını duyuyorum konuşmalar sırasında, heyecanla bekliyorum doğrusu. Denizi tabağa taşırken bu kadar yaratıcı olan yer pek az.
Ana yemek branzino... Yani levrek; yanında sotelenmiş mantar, bamya gibi sebzeler ve hafif bir sos var. Çok sade ama çok lezzetli bir tabak. Yerim kalmadı desem de bitiriyorum. Levrek taş fırında pişirilip derisi alınmış, sulu sulu. Metro Türkiye’nin Premium levreği olduğunu da orada öğreniyorum. Bu özel şef gecelerinin ortaklarından biri Metro Türkiye. Culinary Arts Dinner etkinliklerine yüksek kalite, lezzet ve sürdürülebilirlik odağında geliştirdikleri ürünleriyle destek veriyorlar. Yaz boyunca sürecek şef menülerinde Metro’nun Wise Wine şarap seçkisi de servis edilecek.
Culinary Arts Dinner kapsamında bu akşam Arts Otel’in Kaen Sushi mutfağında şef Selen Mağzalcıoğlu var. Anadolu mutfağını yorumlayan 7 Mila’da kısa sürede önemli ödüller alan şefin hazırladığı sushi menüsünü çok merak ediyorum. Bodrum’daysanız kaçırmayın.


