Kitap:Haftanın yenileri

Güncelleme Tarihi:

Kitap:Haftanın yenileri
Oluşturulma Tarihi: Kasım 26, 2011 01:32

Haberin Devamı

Roman

Turnede Bir Artist Öldürüldü
Nahid Sırrı Örik

Oğlak Yayınları

Türk edebiyatında kıymeti bilinmeyen, ismi ne yazık ki sıklıkla unutulan yazarlar arasında gelir Nahid Sırrı Örik. Daha yaşadığı dönemde, eserlerini anlayamayanlar tarafından eleştirilirken eserlerini okuyan sayısı da bir o kadar azdır! Oysa, örneğin Kıskanmak’ta yarattığı ‘anti kahraman’ ile Türk edebiyatında önemli bir şeyi gerçekleştirmiş, Sultan Hamid Düşerken gibi bir klasiğe de imza atmıştır. Turnede Bir Artist Öldürüldü, Örik’in dünyasını daha önce tanımayanlar için mükemmel bir giriş yapacak belki de. Zeki Müren’in sahnelerde yeni yeni parladığı, Safiye Aylaların ‘sallasana sallasana mendilini’ ile halkı coşturup, emekliliğini beklediği yıllar. Gazinoların, her gün yeni bir ses sanatçısını ‘anons ettiği’ assolistlerin ışıklı, renkli dünyasının karanlık arka odaları... Kaderi yüzüne gülmemiş, güzel ve etkileyici Nezihe Yanıkses’in yaşadıklarını anlatıyor Örik romanında. Sezonluk ‘yıldız’ Yanıkses, tez zamanda yükselmek ister. Oysa kumpanya dünyasında bir yerlere gelebilmek, Kaf Dağı’nın ardındaki ejderhayı öldürmek gibidir. Güzel Nezihe Yanıkses’in bireysel ve kumpanyacılık mesleğinin çöküşünü Örik’in ustalıkla dolu kaleminden okumalısınız! Sahnelerin kıskançlıklar, çekişmeler, kuyu kazmalar, entrikalarla dolu, iyinin kötünün iç içe geçtiği bir Nahid Sırrı romanı.

Çizgi roman

Haberin Devamı

Şemsiye Akademisi: Kıyamet Senfonisi
Gerard Way, Gabriel Ba
Çev.: Sina Şehim
JBC Yayıncılık

My Chemical Romance müzik grubundan tanıdığımız Gerard Way, ‘Şemsiye Akademisi: Kıyamet Senfonisi’ isimli ikinci çizgi romanıyla, deyim yerindeyse döktürüyor! Gelecekte bir gün. ‘İtiş Kakış Tom’ Gurney adlı bir güreşçi, Rigel x-9’dan gelen bir uzay kalamarını ringde fena benzetir. Bu büyük dövüş sırasında, saatler am 21.38’i gösterirken, İtiş Kakış Tom’un uçarak attığı ‘atomik’ dirsek, sadece dövüşü kazanmasını sağlamaz. Dünyanın birbirinden farklı 43 noktasında, aynı anda çocuklar doğar. İşin tuhaf tarafı ise, bu çocukların anneleri hiç hamilelik belirtisi göstermedikleri gibi, hepsi bekârdır. Bu çocuklar ya terk edilir ya da evlatlık verilir. Ünlü bilim insanı ve varlıklı bir zat olan Sir Reginald Hargreeves, bu doğumlardan haberdar olur olmaz, ulaşabildiği 7 çocuğu evlat edinir ve onların hem babası, hem de öğretmeni olur! Neden bu çocuğu evlat edindiğini sordukları zaman ise cevap olarak “Tabii ki dünyayı kurtarmak için,” der. Sir Reginal Hargreeves, Şemsiye Akademisi adını verdiği yerde, 7 çocukla özel olarak ilgilenerek onları büyütür. Tahmin edeceğiniz gibi Şemsiye Akademisi’nin üyeleri aslında süper kahramandır. Ama ne pelerinli, ne de iyilik timsalidirler. Birisi fazla kendini beğenmiş, diğeri kendini lider sanan, daha birbirleriyle bile anlaşamayan bir ekiptir bu. Tabii hepsinin sıradışı bir özelliği vardır. Adları sırasıyla; 00.01 Uzay Çocuğu (Luther Hargreeves), 00.02 Kraken (Diego Hargreeves), 00.03 Rumor (Allison Hargreeves), 00.04 Séance (Klaus Hargreeves), 00.05 Çocuk, 00.06 Horror (Ben Hargreeves), 00.07 Beyaz Violin (Vanya Hargreeves) olan bu kahramanlar, yaşadıklarının etkisiyle kendi yollarına giderler. Ancak babalarının ölümü üzerine yeniden bir araya geleceklerdir. Çünkü 10 yaşındayken çocukken evden kaçıp geleceğe giden ve zamanda sıkışan Çocuk (5 numara), babalarının ölümünden 3 gün sonra dünyanın sonunun geldiğini görmüştür. Yapılması gereken dünyayı kurtarmaktır. Tabii arada eski defterler de açılacaktır. Soluk soluğa okuyacağınız bir macera ve çizimlerine de ayrıca hayran kalacaksınız!

Haberin Devamı

Eleştiri-Deneme

Şiir İkizini Arar
Atilla Birkiye

Özgür Yayınları

“Şiirsiz bir dünyayı düşünemiyorum, istemiyorum zaten; şiir imgelemimi zenginleştiriyor, beni eğitiyor, bana öğretiyor: bir yazın sevinci, özcesi. Belki bu yüzden ‘haddimi’ aşıp da -her ne kadar ‘son’ verdimse de- bunca şiiri yazışım! Böylesine güçlü bir şiirimiz varken insan nasıl özenmez, nasıl her türlü eleştiriyi göze alarak kalemini oynatmaz” diye açık sözlülükle bildiriyor Atilla Birkiye, hem neden şiir yazdığını, hem de neden bıraktığını... Oysa konumuz onun şiiri değil şu an. Onun şairleri. Daha doğrusu onun şairler/i üzerine yazdıkları. Atilla Birkiye, 20 yıla yayılmış şiir ve şair yazılarını ‘Şiir İkizini Arar’ isimli kitabında bir araya getiriyor. Türk şairleri resmi geçidi adeta. Melih Cevdet Anday, Can Yücel, Orhan Veli, İlhan Berk, Attila İlhan, Nâzım Hikmet, Edib Cansever, Cahit Sıtkı, Hâşim ve tabii adına binlerce şiir yazılmış İstanbul var bu kitapta. Hepsi şiirle kol kola, iç içe geçmiş yazılar. Şairden, şiirinden bahsederken birden bir başka şiir bile okuyabiliyorsunuz. Atilla Birkiye’nin kılavuzluğunda Türk şiirinin önemli köşe taşlarına uğrayarak, kişisel bir şiir yolculuğuna çıkıyorsunuz. Şiire ikiz eleştirel denemelerde... Bu arada Birkiye’nin bu kitapta yazmadığı/yazamadığı şairler için de yazacağını şimdiden söylemek gerek.

Öykü

Haberin Devamı

Wansa
Tecelli

İletişim Yayınları

Irak! Son yıllarda ya sınır ötesi operasyonlarda, ya benzeri politik meselelerle ülkemizin gündemine geliyor. Daha önce de Amerika’nın işgali ile sürekli gündemimizdeydi. Hemen burnumuzun dibindeki ülkede, işgalden önce ama özellikle de sonra neler yaşandığına dair net bir fikrimiz yok hâlâ. Yazar Tecelli (Sercan Sırma) bizi Irak’ta yaşananları kendi gözümüzle görmeye çağırıyor öykülerinde. Kiminde Yezidi kızın imkânsız aşkını, kiminde eşleri savaşta ölmüş Bağdatlı kadınların hayatta kalabilmek için başvurmak kaldıkları yöntemleri, kiminde Halepçe katliamını okuyacaksınız. Ama hepsinde Irak’ta yaşananları öykünün etkileyici diliyle aktarıyor bizlere. Artık ne Darülselam, ne Medinet-üs-Selam, ne de Tanrı’nın bahçesi olarak anılan bir şehrin, Binbir Gece Masalları’nın kana bulanmış kenti Bağdat’ın, katliamla anılan Halepçe’nin, hep gözü yaşlı Musul’un öyküsü. Bir rivayete göre, Irak’ta mezara girenler, hayatta olanlardan daha çokmuş. İşte onların öyküsü Wansa. En çok ‘ilk önce kurtarılması gereken’ ancak en büyük yarayı alan kadınların, çocukların, kız çocuklarının hikâyeleri... Tecelli, öyküleri anlatırken öyle yaldızlı kelime oyunları, dolambaçlı edebiyat denemeleri yapmıyor. Çünkü ölüm ve gözyaşını anlatmak için yalın olmak gerekir... Tecelli, her öyküsünde bunu eski ustaları hatırlatarak başarıyor.

Deneme

Haberin Devamı

Hayata Söylenmiş Şarkılar
Celal Başlangıç

Everest Yayınları

Yakın tarih, kavramı insanın en kolay aldanabileceği kavramlardan birisidir. Zira, bir kitaba ‘yakın tarihe ışık tutuyor,’ dediğimiz zaman, işin kolayına kaçmak olacağı kadar, neyi nasıl anlattığı da önemlidir. Kimileri var ki, suya sabuna dokunmadan, sadece birkaç yıl önce yaşanan olayları yüzeysel ‘anıp’ geçerek, yakın tarihe ışık tuttuğunu sanar. Oysa hiç de öyle değildir. Gazeteci, yazar Celal Başlangıç, ‘Hayata Söylenmiş Şarkılar’ isimli kitabında, tek tek portre yazılarıyla yakın tarihi, insanlar, kimlikler üzerinden anlatıyor. Bunu yaparken de, yakın tarih anlatmak meselesinin, sonuna kadar hakkını veriyor. Ayşe Nur Zarakolu, Eflatun Nuri, Emil Galip Sandalcı, Mihri Belli, Rıfat Ilgaz, Ruhi Su, Sabahattin Ali, Sait Faik, Süleyman Üstün... hakkında yazdığı isimlerden birkaçı. Ama birinde TKP’yi, diğerinde 78’lileri, bir başkasında 12 Eylül Darbesi’ni, Beyoğlu’nu, sendikaları, öğrenci hareketlerini, İzmir’i, İstanbul’u, Ankara’yı kısaca Türkiye’yi okuyacaksınız. Portre yazısı, yayın dünyasında az karşımıza çıkar. Ama bazıları vardır ki, her zaman elimizin altında bulunması gereken kitaplar arasındadır. İşte ‘Hayata Söylenmiş Şarkılar’ o kitaplardan. Bırakın yakın tarih meselesini, hakkında yazdığı isimleri daha yakından tanımak için bile mutlaka okunması gerek.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!