GeriKeyif Kazandığımızı tekrar tiyatroya yatırmak boynumuzun borcu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kazandığımızı tekrar tiyatroya yatırmak boynumuzun borcu

Kazandığımızı tekrar tiyatroya yatırmak boynumuzun borcu
Abone Olgoogle-news

Haldun Taner’in ölümsüz eserini sahneye taşıyan “Keşanlı Ali Destanı”, 20 Şubat’ta Tim Show Center’da yeniden perde açacak. 1964’te ilk kez sahnelenen oyun 56’ncı yılında Yücel Erten rejisiyle seyirci ile buluşacak. Keşanlı Ali’ye hayat veren İlker Ayrık ve Zilha’yı canlandıran Birce Akalay ile hem oyunu hem de Türk tiyatrosunu konuştuk.

“Yedi Kocalı Hürmüz”den sonra bu kez de “Keşanlı Ali Destanı”nda birlikte tiyatroseverlerin karşısına çıkacaksınız...

- Birce Akalay: Evet, İlker’le tanışmamız “Yedi Kocalı Hürmüz”le oldu. “İyi ki Hürmüz olmuş” diyorum, onun sayesinde İlker gibi bir adamı tanıdım.

“Keşanlı Ali Destanı”nı yeniden sahneye taşımak kimin fikriydi?

- Birce Akalay: “Yedi Kocalı Hürmüz” iki sezon sürdükten sonra bitti. Geçen ekim ayında tiyatro festivalinde Piccolo Teatro’yu izlemiştim. İtalyanların geleneksel tiyatro biçimine duyduğu saygıyı görünce çok etkilendim ve İlker’e “neden sen geleneksel Türk tiyatrosunu bu kadar iyi bilirken bu yoldan yürümeye devam etmiyoruz” diye sordum. O da bir gün gelip “Keşanlı Ali Destanı, hadi!” deyince bana küçük bir kal geldi ama.

- İlker Ayrık: Pervasız Tiyatro olarak uzun zamandır ortaya yeni bir iş çıkarmamıştık. 10-12 yıldır oynadığımız “Uçurtmanın Kuyruğu” vardı. Kendimizi daha iyi göstereceğimiz bir oyun arayışındayken oklar “Keşanlı Ali Destanı”nı gösterdi. Çünkü, Türk tiyatro tarihinin gelmiş geçmiş en iyi oyunlarından biri.

BAŞINDAN SONUNA DELİCE BİR MACERA

“Keşanlı Ali Destanı” ile ilk nerede tanıştığınızı hatırlıyor musunuz?

- İlker Ayrık: Balıkesir’deki evimde Eskişehir Radyo Televizyon Sinema’da çekilmiş Gülriz Sururi ve Engin Cezzar’ı seyrettiğimi hatırlıyorum. Bütün karakterlerle orada tanıştım.

- Birce Akalay: Güzel Sanatlar Lisesi’nde okurken “Gözlerimi Kaparım, Vazifemi Yaparım” çalışıyorduk. Haldun Taner’in diğer oyunları derken İlker gibi TRT kaydından izledim bende.

- İlker Ayrık: İzmarit Nuri ve Zilha’nın tiradı bütün konservatuvar öğrencilerinin ezberlediği, bildiği bir parçadır.

Oyunun kadrosunda başka kimler var?

- İlker Ayrık: Oyunun rejisini efsane isim Yücel Erten üstleniyor. Meral Çetinkaya, Köksal Engür ve Nilgün Kasapbaşoğlu gibi usta isimlerin de olduğu 50 kişilik oyuncu kadromuz var.

- Birce Akalay: “Böyle bir tablonun içinde yer alabilmek, o oyunun içinde Zilha olabilmek nasıl bir his” dersen “havai fişekler patlıyor sanki içimde” derim. Başından sonuna delice bir macera. İlk kez oynayacağım için elbette ziyadesiyle endişeliyim.

Kazandığımızı tekrar tiyatroya yatırmak boynumuzun borcu

ONLARIN GİDİŞİNDEN SONRA OYUN DAHA ANLAM KAZANDI

“Keşanlı Ali Destanı” büyük bir prodüksiyon, meşakkatli bir oyun. Gözünüz korkmadı mı hiç?

- İlker Ayrık: Oyun 1964’te ilk kez sahneye konulduğunda dönemin gazeteleri de aynı şeyi söylüyor: “Özel bir teşebbüs için meşakkatli iş.” Günümüzde de değişmedi. O gün ne kadar zorsa bizim için de öyle. Sahne üstündeki 50 kişinin yanı sıra arka planda da bir o kadar kişi çalışıyor. Ama birilerinin bunu yapması lazım.

Böyle bir büyük oyuna imza atmak maddi olarak sizi zorladı mı?

- İlker Ayrık: Televizyon ve birtakım prodüksiyonlardan kazandığımız bir para var. Bu da harcama kısmı. Tiyatrodan ve oyunculuktan kazandığımız parayı, tekrar tiyatroya ve oyunculuğa yatırmak boynumuzun borcu. Bu hocalarımızın bizim kulağımıza üflediği bir sorumluluk. Pervasız Tiyatro olarak her sene iki üç oyunun altından kalkmak istiyoruz.

- Birce Akalay: Prodüksiyonun büyüklüğüne baktığın zaman korkuyorsun elbette, bu kısım daha çok İlker ve Pervasız Tiyatro’nun cesareti meselesidir. Diğer yandan öyle bir aidiyet duygusu var ki içimizde, hocalarımızdan sebep insan kendini tiyatroya borçlu hissediyor. Ben Müşfik Kenter öğrencisiyim mesela, Yıldız Hoca’yı kaybettik, Gülriz Sururi’yi.... Bu oyun sanki onların gidişlerinden sonra bir anlam daha kazanmış oldu.

İster istemez kendimi borçlu hissettiğim bir yerdeyim. Konservatuvarda okuyabildiysek, bugün oyunculuk yapıyorsak borçlu olduğumuz bir Türk tiyatrosu tarihi var. Bunun ifade edilebileceği yegane yer de yine tiyatrodur. Bir öğrencimin gelip, oyunu izledikten sonra hissettikleri ve tiyatroyu daha çok arzulaması çok kıymetli geliyor bana.

Kazandığımızı tekrar tiyatroya yatırmak boynumuzun borcu

Böyle altın dönem mi olur

◊ Keşanlı Ali ve Zilha birçok oyuncu tarafından canlandırıldı. Siz karaktere hayat verirken hatıranızda kim canlandı?
- Birce Akalay: Gülriz Hoca tabii ki. Metin yurtdışında 1500’ün üzerinde de oynanmış bu arada. Zilha olmak başlı başına bir mesele. Sineklidağ’da ayrık otu gibi genç bir kadın, dürüst, gözü kara ve cesur. Dayısını öldürdüğü için Ali’ye öfkesi dinmiyor, bir yandan da ona çok âşık. Kalbi de kırık. Hepimizin içindeki o masum ama deli kız çocuğunun karşılığı. Ali’nin çevirdiği dümeni tek bilen de o.
- İlker Ayrık: Elbette Engin Cezzar. İmza gibi çünkü. Oyunun anlatmak istediği şeyin bir parçası olduğu için Ali’yi seviyorum. Yoksa onu onaylamamızın ve sırtını sıvazlamanın imkânı yok. Yalan söylüyor, herkesi buna inandırıyor. İnanları kendi çıkarları için kullanıyor. Sorsan o da haklı. Yırtmış bir yerden. İşlemediği bir cinayetin tepesine binip bütün Sineklidağ’ı haraca bağlamış bir adamdan bahsediyoruz.


◊ Tiyatronun altın dönemini yaşadığı yorumları için ne diyorsunuz?

- İlker Ayrık: Tiyatro yapmanın bir delilik olduğu dönem nasıl altın dönemi olur bilmiyorum. İnsanlar dişlerinden tırnaklarından artırarak tiyatro yapıyor. Böyle altın dönem mi olur? Keşanlı Ali’nin gider olarak yırtma imkânı yok.
- Birce Akalay: Hatta düşlerinden tırnaklarından! Bu adam televizyon programı yapıyor, ben dizi yapıyorum. Herkes sektörün içinde kazandığı parayı buraya akıtarak tiyatroyu ayakta tutmaya çalışıyor.

Kazandığımızı tekrar tiyatroya yatırmak boynumuzun borcu

 

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Son 24 Saatte Magazin Gündemi (03.02.2020)

 

False