GeriKeyif İstanbul’da açılacak olan Nobu’nun mimarı “Enerjimizi Türk kültüründen alıyoruz”
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İstanbul’da açılacak olan Nobu’nun mimarı “Enerjimizi Türk kültüründen alıyoruz”

İstanbul’da açılacak olan Nobu’nun mimarı “Enerjimizi Türk kültüründen alıyoruz”
Abone Olgoogle-news

 Ünlü şef Nobu Matsuhisa ve Hollywood yıldızı Robert De Niro ortaklığında kurulan Nobu Restaurants, The Ritz-Carlton, Istanbul otel içerisinde özel bir alanda ve panoromik İstanbul Boğazı manzarasıyla Türkiye’de ilk kez mayıs ayında hizmet vermeye hazırlanıyor. Büyük ses getirecek olan restoranın inşaat çalışmaları hala devam ediyor. Çalışmaları yerinde izlemek ve son denetimlerini yapmak için projenin dünyaca ünlü mimarı Severine Tatangelo geçtiğimiz günlerde İstanbul’daydı.

Severine Tatangelo, Los Angeles merkezli tanınmış mimarlık ofisi Studio PCH kurucusu ve yöneticisi. Malibu ve Beverly Hills’de yüksek kaliteli konut ve ticari projelerde adını duyuran ünlü mimar, 2005 yılından beri de tüm dünyadaki Nobu restoranlarının tasarımını üstleniyor. Severine Tatangelo ile Nobu İstanbul’da bir araya geldik ve hem inşaatı gezdik hem de proje hakkında detaylı bilgiler aldık…

Nobu projelerini nasıl yapmaya başladığınızı ve kısaca özgeçmişinizi anlatabilir misiniz?
Fransa’da mimarlık okudum ve yüksek lisans programımdan mezun olduktan sonra Los Angeles’a taşındım. Aslında yurt dışında 4 aylık bir deneyim olması gereken yer, benim evim oldu ve şimdi 17 yıl sonra Los Angeles’ı evim olarak tanımlayabiliyorum. Nobu ile ilk deneyimim 2005 yılında Malibu’da tasarladığımız Nobu ile başladı. Tasarım, izin ve inşaat prosedürleri yaklaşık 7 yıl sürdü. Ekibimiz ile daha fazla gurur duyamazdım. Nobu ile ilişkimi sağlamlaştıran zorlu, ödüllendirici ve benzersiz bir deneyimdi.

İstanbul’da açılacak olan Nobu’nun mimarı “Enerjimizi Türk kültüründen alıyoruz”

“BOĞAZ, İLK DİKKATİMİZİ ÇEKEN ŞEY OLDU”
Nobu İstanbul projesini Los Angeles’tan tasarlıyorsunuz. Nobu İstanbul projesinin özeti neydi? Tasarımınızla ne elde etmek için yola çıktınız?
Nobu İstanbul projesi aslında mevcut olan The Ritz-Carlton, Istanbul otelinin bir parçası. Boğaz’ın görünümü ve yakınlığı, üst kattaki büyük üçgen cam tavan ve son olarak İstanbul'un sunduğu zengin kültür, alanı ilk ziyaret ettiğimizde dikkatimizi çeken unsurlardı.

Nobu restoranlarının tarzını nasıl tanımlarsınız?
Nobu’nun tasarım stili, mutfağına benzer şekilde, bir füzyon olarak tanımlanabilir. Tasarımlarımız, minimal Japon tasarım ilkelerini ve ayrıntılarını, restoranın veya otelin bulunduğu konum ve kültürden alınan çağdaş bir bakışla harmanlıyor.

Nobu İstanbul’u rakiplerinden ayıran nedir?
Tasarladığımız her yerde, yerel yaşam, dışarı çıkma, yeme-içme ve kaynaşma tarzına büyük önem veriyoruz. Nobu İstanbul enerjisini Türk kültüründen alıyor. Renkler, desenler şehrin zengin renklerini yansıtıyor. Müşterimiz Baran Süzer ve Nobu ekibinin motivasyonlarını, İstanbul’daki misafirperverlik kavramının onlar için neler ifade ettiğine de önem veriyoruz.

İstanbul’da açılacak olan Nobu’nun mimarı “Enerjimizi Türk kültüründen alıyoruz”

“COVID, SEKTÖRDE KALICI DEĞİŞİMLER YAPACAK”

Restoran ve bar tasarlamanın en büyük zorlukları neler?
En büyük zorluk her zaman trendlere ayak uydurmaya çalışırken aynı zamanda vizyon sahibi olmaktır. Orijinal bir dokunuş getirirken gelenekleri nasıl takip edebiliriz diye bakıyoruz. Restoran ve bar tasarlamanın bir diğer zorluğu ise tasarım vizyonumuzun standartlarımıza ve markalara göre uygulanmasını sağlamaya çalışıyoruz. Tabii çoğunlukla tasarımın bulunduğu yerden dünyanın öbür ucunda olmak, farklı zaman dilimleri ve dillerdeki ekiplerle çalışarak bunu gerçekleştiriyoruz.

COVID-19’un bir sonucu olarak restoran tasarımı nasıl değişiyor? Bu değişiklikler mimari için kalıcı olacak mı?
Salgından en çok mobilyaların konumları etkilendi. Sosyal mesafeyi korumak çok önemli, bu nedenle mobilyaların esnek/kolay hareket edebilen, işlevsel ve normalden daha uzak olması gerekiyor. Kaplamalarda zaten önemli bir faktör olmasına rağmen malzemelerin kolay temizlenebilir olmasının giderek daha fazla önem kazandığını görüyoruz. Bu yönlerin sektörde kalıcı bir değişim olacağını düşünüyoruz. Restorandaki ana mekanlardan birinin tamamen açık olması sevindirici bir detay olacak. Diğer iki iç mekânın cam cephesini ise açılabilir pencerelere dönüştürdük.

Mimarlık dışında, şu anda neyle ilgileniyorsunuz ve tasarımlarınızı nasıl besliyor?
Seyahat etmek, yeni insanlarla ve yeni kültürlerle tanışmak işimin bir parçasıydı ama şimdi kim olduğumun bir uzantısı haline geldi. Bu sadece tasarımlarımda bana yardımcı olmakla kalmadı aynı zamanda bana hayattaki daha büyük resmi görmemi ve kendi küçük dünyama baktığımda işleri nasıl perspektife oturtacağımı da öğretti.

İstanbul’da açılacak olan Nobu’nun mimarı “Enerjimizi Türk kültüründen alıyoruz”

 

False