GeriKeyif Her şarkısı manifesto gibi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Her şarkısı manifesto gibi

Her şarkısı manifesto gibi
refid:28377408 ilişkili resim dosyası

Mabel Matiz sadece çığlık atmak istiyordu ve bunu yaparken de ne kural tanıyordu ne de disiplin. Üçüncü albümünde artık sınıfsız bir kitleyi temsil ettiğinden emin.

İlginç bir sanatçı Mabel Matiz; adıyla, imajıyla, şarkılarıyla, duruş ve davranış biçimiyle ilginç ve ayrıksı. İsmini Buket Uzuner’in kahramanlarından birinden ödünç almış. Bu isimle ortaya çıkmadan önce (o ve firması) kime sorsa, “Yok, yapmayın, bu olmaz, bu isimle olmaz” cevabını alırlardı. Üstüne (kendi adını taşıyan) ilk albümün şarkılarını koyun, cevap daha da sertleşebilirdi: “Bu dükkânın kapısına kilidi asın.”
Ama masal bu ya, öyle olmadı. Hatta tam tersi oldu.

Her şarkısı manifesto gibi


Ne şarkıları ne de şarkılarını söyleme/dile getirme biçimi makuldü. Hatta aksine; enstrümanların kullanılma biçiminden tutun da vokalin bizzat kendisine kadar, her şey bir parça deforme, bir parça da ağır/aksaktı.
Ne konservatuvarlarda öğretilen doğrularla alakası vardı ne de şan hocalarının sesleri eğip/bükme numaralarıyla. O sadece ÇIĞLIK atmak istiyordu ve bunu yaparken de ne kural tanıyordu ne de disiplin. Bıçağın kemiğe dayandığı anların/hallerin şarkılarını söylüyordu o; tek isteği acılarını haykırmak ve çılgın kalabalığın yakınlarına kadar gelerek, “Bir bakın bana, beni ne hale getirdiğinize bir bakın!” demekti. Kendi şahsında ama artık isimsiz/sıfatsız/sınıfsız bir kitleyi temsil ettiğinden emin olarak.

Her şarkısı manifesto gibi

Beş üzerinden üç yıldız


İlk albümde yer alan ‘Öteki’, tek başına Mabel’in muhalif/karşı duruşunu özetlemeye yetebilir. Hatta bu şarkıdan, bir tek şu dize bile: “Döl tutmayan zihni kaygan yatak odalarınızdan çok sıkıldım.” İkinci albümü de (‘Yaşım Çocuk’) böyleydi. Şimdi üçüncü albümü de.

YER NEREDE

Her şarkısı manifesto gibi


Her bir şarkısı birer manifesto gibi, özellikle de sözleri. Ve zaten asıl gücünü buradan alıyor. Nazan Öncel’i 90’lara bağlayan ‘Bir Hadise Var’ şarkısının albümde yer alışı da tesadüfi değil elbette. İtirazlar, sayıp/dökmeler, bu şarkı ile belirsizliklerinden sıyrılıyor, adlı adınca mana kazanıyor.

Son söz ise âdet olduğu üzere sonda değil, ortalarda bir yerde söyleniyor: “Kendime kaçtım, duvarın öte yanında; önüm-arkam-sağım-solum, odalar kapkara; birinin dudağındayım, birinin bir ucunda...”
Acıtmayacak bir iğne: Mabel Matiz’in vokal tarzı, ortada dile getirilecek yeterince acı varken bir anlam ifade ediyor. Ama çizginin dışına (hafif de olsa) çıktığı şarkılarda (mesela ‘Fena Halde Bela’), ne yazık ki batar oluyor. Bu da demektir ki albümü tekdüzelikten kurtarmanın yolu, genel gidişatın dışında şarkı arayışı olmamalı.

Ve bazı ses ya da melodiler: Çok fazla tanıdık. Şarkılar bir yerlere uğramış da selam almış/vermiş gibi.

ÇELİK İÇİN DENİZ BİTTİ!

Her şarkısı manifesto gibi


Pop piyasamızda Çelik kadar kılıktan kılığa girmiş kimse var mıdır? Bir şarkısında “Devir değişti, e tabii Çelik de değişti” diyecek kadar kendine dönük (hatta kilitli) bu zat-ı şahaneleri, girilecek başka kılık kalmadığından olsa gerek, soyunuverdi. Efendiliğini bozmamış ama. Çıplak bile olsa, “Yiğidiz, malımız da meydanda ama durduk yerde kimselerin gözüne sokmanın ne âlemi var” diyerek, bir çellonun arkasına sığınmış.
Ona göre tabii, neymiş/nedenmiş? Yaz aylarında çıkaracağı bir albümü tanıtmak içinmiş. Yaz nerede/biz nerede? Ne yapsın, bekleyememiş. Tam da kendine kilitli olanların yapacağı türden bir şey: “Göstermem lazım...”
“Ya Çelik, bitti kardeşim, biraz makul olun, siz ve bir kısım benzeriniz için deniz bitti” denebilir kendisine pekâlâ. Ama işe yaramaz. Kendilerine kilitliler nasihat değil, görülmek isterler. Görmesine gördük. Ama o pozların etrafında fazla oyalanmaya gelmez. Toz olalım, Çelik’in elinden bir kaza çıkmasın; nemize lazım, şeytan doldurur/kaldırır, filan.

Oyuncak/ Kutad Alptürkan/ esenmüzik

Jehan Barbur’un desteğine ve Şenova Ülker’le, Abdurrahman Tarıkçı gibi müzisyenlerin katkılarına rağmen, sakin ve umutlu/buruk ve hüzünlü (şehirli) bir insanın şarkılarını yazan/söyleyen Kutad Alptürkan, ne yazık ki işi tamamına erdirememiş.
(Beş üzerinden bir yıldız)

İnşallah/ Mithat Can Özer/ Poll Production
Fabrikasyon bir şarkı
(Beş üzerinden bir yıldız)

“Ya sana ya bana, hayat bize de güler inşallah...” diyerek, şarkı boyu alıp başını gitmiş Mithat Can Özer. İlk solo işi bu; orijinal versiyonun yanında bir de Ozan Bayraşa’nın bir remix’i yer alıyor. ‘İnşallah’, sözüyle/müziğiyle/düzenlemesiyle/remix’iyle, kayda değer bir lokma ses barındırmayan, tamamıyla fabrikasyon bir şarkı.

NOT DEFTERİMDEN YAPRAKLAR

Her şarkısı manifesto gibi

Timur Selçuk

**
Emsalsiz Timur Selçuk, 10 Mart’ta Trump Kültür ve Gösteri Merkezi’nde. Kaçırılmaması gerekir.
** Konser öncesi Timur Selçuk’un ‘Seçkiler’ albümünü yeniden döndürelim.
** Tango Orkestrası Los Reyes Del Tango, 8 Mart’ta Türker İnanoğlu Show Center’da.
** Plağın yeniden yükselişi pikap çeşitlerini de arttırdı. D&R’larda dijital çağa uygun birçok pikap mevcut.
** Yarın 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Güldünya Şarkıları albümünü tekrar dinleyelim.

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

False