GeriKeyif Fidel Castro öldü: Merhumu nasıl bilirdiniz?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fidel Castro öldü: Merhumu nasıl bilirdiniz?

Fidel Castro öldü: Merhumu nasıl bilirdiniz?
Abone Olgoogle-news

1958 Küba Devrimi lideri Fidel Castro (90), geçen hafta Havana’da öldü. Hürriyet, haberi “20’nci Yüzyıl Şimdi Bitti” manşetiyle verdi. Bir haftadır dünyadaki, Türkiye’deki yakıcı tartışmalara bakıyorum. Aslında hepimiz Soğuk Savaş’ın çocuklarıyız ve 20’nci yüzyıl biz yaşadıkça bitmeyecek. Fidel benim çocukluk kahramanım. Mesleğimse gazetecilik. Bir insanın kalbi hem demokrasi, ifade özgürlüğü hem de Fidel Castro için sızlayabilir mi? Aşağıdaki, kendi kendime yaptığım sorgunun tutanağı...

Amerikalı yönetmen Oliver Stone, Fidel Castro’ya soruyor: “Hayatınızın son perdesi nasıl kapansın isterdiniz? Ya çocuklarınızın, torunlarınızın yanında, huzur içinde, yatağınızda... Ya da dünyada yeni bir düzen kuruluyor, sizi yargılıyorlar, milyarların önünde tarihin en ilham verici savunmasını yapıyor ve ölüme gönderiliyorsunuz. Hangisi?”

Fidel Castro öldü: Merhumu nasıl bilirdiniz

Fidel cevaplıyor: “Hayatımda rasyonelliği hiç elden bırakmadım. Derdim şan şeref değildi. Bir gün insan dediğimiz canlının nesli tükenebilir. Güneş bile artık ışıldamayabilir. Bunlar o kadar anlamsız ki...”

Birkaç ay önce bir yazı dizisi için Küba’ya gittim. Ülkede Fidel’in izi yoktu. Ne adını taşıyan bir sokak, ne bir heykel... Her yerde, kavga ettiği için Bolivya’ya gittiği söylenen Che Guevara’nın heykelleri, anıtları...

Fidel Castro öldü: Merhumu nasıl bilirdiniz

Ülkesinin üzerine bir şal çekti

Oysa devrimin esas lideri Fidel, Che onun emrindeki bir komutandı.

Fidel, Küba’nın en zengin toprak sahiplerinden birinin oğluydu. Ülkesi ise bir kumarhane, eğlence merkeziydi. “Amerika’nın genelevi” deniyordu.

Alkol Yasağı sonrası orada üs kuran uluslararası mafya, diktatör Batista’yı maaşa bağlamış, adayı, hukukun erişemediği bir suç devleti yapmaya çalışıyordu. 

‘Baba II’ filminde, Küba şeklinde pastayı kestikleri, Batista’ya tabak içinde mücevher verdikleri sahneler gerçeklere dayanıyordu.

Fidel ve arkadaşları Latin Amerika’daki kokuşmuş düzeni yıktı. Bir avuç gençle başardıkları devrim bir mucizeydi.

Fidel Castro öldü: Merhumu nasıl bilirdiniz

Fakat Fidel ilk günden itibaren abluka, işgal ve sayısız suikast girişimiyle karşılaştı. Amerika’ya bir lokmada yem olacağını gördü ve ülkesinin üzerine bir şal çekti. O şalı o gün bugündür kaldırmadı.

Ülke aç, sefil değil ama yoksul. İfade özgürlüğü neredeyse yok. Castro’nun Küba’sında yaşamak can atılacak bir şey değil. Kör topal Türkiye demokrasisinde bile, daha açık, özgür yaşadığımız söylenebilir.

Ama konu biz değiliz...

Konu sıtmadan, açlıktan kırılan Holguin’li maden işçileri, onbinlerce hayat kadını, tütün tarlalarında köle gibi çalışan yüzbinlerce siyahiydi. Devrim, bu insanları üniversite mezunu yaptı; sağlık, gıda için bir daha tek kuruş ödetmedi.

Sağlık hizmetleri, Batı ülkeleri seviyesinde ve bedava... Kansere çare bulma çabasındalar. Ve Küba Latin Amerika’nın siyaseten en saygı duyulan ülkesi.

Devrimler kanlı geçer. Fidel’in yorumuyla “Gül bahçesi değildir”. Küba’da binlerce iyi insanın canı yandı.

Ama Miami’deki Küba diyasporası hakkında bir-iki not düşmek gerekiyor.

Fidel, Amerika göçmenlere kapıyı açtığında tüm hapishaneleri boşalttı. Katiller, hırsızlar, tecavüzcüler, tek kişi bırakmadı.Dönemin Miami Belediye Başkanı, “Fidel sifonu üzerimize çekti” demişti.

Miami’de şampanya patlatan Kübalılar...

Bir kesim, CIA yardımıyla Küba’yı işgal etmeye, sonra mafyayla işbirliği içinde Castro’yu öldürmeye çalıştı. Başaramadılar. Sonra da yalanlar üzerine kurulu büyük bir lobi kurdular.  Onlarca yıl ayakta tuttukları ambargo, geride bıraktıkları akrabalarının yoksul, ilaçsız, elektriksiz kalmasına sebep oldu. Bundan gocunmadılar.

Bugün Miami sokaklarında bayram yapan lobi Trump’la eski bir aşkı tazeliyor.

Türkiye de hararetli Fidel tartışmalarının dışında değil.

Bazı makul tarafları da olan eleştirilerden birinde “Ülkede kadının durumuna, statüsüne bakın, insanlığınızdan utanırsınız” diyor Levent Gültekin (diken.com.tr). Sanırım hayat kadınlarından bahsediyor.

Evet, ne yazık ki hâlâ varlar ama devrimden önce sayıları kat kat fazlaydı.

Küba’da hamile, bekâr bir kadına devlet sorgusuz sualsiz bakar. “Babası kim?” diye sormadan...

Gerekirse kürtaj masrafını karşılar. Herhangi bir erkeğe sormadan...

Yardım ve maaş politikaları kadına, erkeğe eşit. Gültekin, Küba’nın tipik bir diktatörlük olduğunu Fidel’in yönetimi kardeşine bırakmasıyla ilişkilendiriyor. Oysa Raul Castro, Meksika’da Che’yi Fidel’le tanıştıran, ilk günden beri dağlarda savaşan, Küba’nın beş devrim kahramanından biri. Bir detayı daha atlıyor: Raul Castro gelecek yıl görevi bırakıyor. Sağlığı yerinde ama bir daha aday olmayacak.

En büyük darbe eşcinsellere

Bir diğer eleştiri sosyal medyada Barbaros Altuğ’dandı: “Eşcinseller için bir caniydi. Bu zulüm bir ayrıntı değildir.” 

Haklı. Eşcinseller dövüldü, tutuklandı, toplama kamplarında çalıştırıldı. Bunlar insanlık suçuydu.

Fidel “Cahil, ataerkil bir toplumduk. O dönem maalesef bu hatayı yaptık” dedi. Küba lideri Raul Castro’nun kızı Mariela Espin Castro ülkenin bir numaralı eşcinsel hakları savunucusu. Devlet bugün cinsiyet değiştirme ameliyatlarını ücretsiz yapıyor.

Geçmişin günahlarını affettirmez. Ama aynı insanların o günahlardan döndüğünü bilelim. 

Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü raporları şunda birleşiyor: İfade özgürlüğü karanlık durumda!

“Özgürlükçüyüm deyip de Fidel’in arkasından methiye düzenler riyakârdır” eleştirisine tamamen temelsiz demek zor.

Bazıları yaşar ve kirlenir. Che öldü, Fidel kaldı. Ülkesini yönetti.  

Uruguaylı yazar Eduardo Galeano’ya kulak verelim:

Düşmanları onun, birlikle oybirliğini karıştıran taçsız kral olduğunu söylüyorlar. Ve bu konuda haklılar (...)

Düşmanları ülkeyi çok konuşup hiç dinlemeden yönettiğini, çünkü seslerden ziyade ekolara alıştığını söylüyorlar. Ve bu konuda haklılar.

Ancak düşmanları, istila olduğunda göğsünü kurşunlara tarihe poz vermek amacıyla siper etmediğinden, kasırgaların karşısına tek başına, kasırgaya karşı kasırga şeklinde çıktığından, 637 suikast girişimine rağmen hayatta kaldığından, bir sömürgeyi bir ülkeye dönüştürme yolunda bulaşıcı enerjisinin kilit rol oynadığından, onu öğlen yemeğinde yemek için peçeteyi serip çatal bıçak elde beklemiş 10 Amerikan başkanına rağmen bu yeni vatanın varlığını sürdürmeyi başarmasının nedeninin Şeytan’ın büyüsü ya da Tanrı’nın mucizesi olmadığından hiç söz etmezler.(....) Ve düşmanları hiç bahsetmezler ki, cezayla büyüyen devrimin şu hali onun olmasını istediği şey değil, her şeye rağmen olabildiği şeydir.

(Aynalar / Çev: Süleyman Doğru)

Bugün Fidel’in cenaze töreni yapılacak.Ben bu cenazede Latin Amerika’nın vicdanı Galeano’yla, Fidel’in en yakın arkadaşı Gabriel Garcia Marquez’le, daha iyi bir dünya hayalleri kalplerinden sökülemeyen milyonlarca ‘tutarsızla’ saf tutacağım.

Biz Fidel’i iyi bilirdik... 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle