GeriKelebek Keşke ‘Ben uyarmıştım’ demeyebilseydim...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Keşke ‘Ben uyarmıştım’ demeyebilseydim...

TV kanallarındaki kadın programlarının giderek büyük aile facialarına yol açabileceği, açık açık sinyal veriyordu. Ne yazık ki, ben daha önceki yazılarımda da uyarmaya çalışmıştım. Ancak haklı olmak, üzülmek yetmiyor. Ben bu cinayetleri inanın, bekliyordum. Çünkü Türk insanını çok iyi tanıyorum...Nelere tepki vereceğini çok iyi biliyorum. İzmir’de kaç kişinin canına mal olan seri cinayet olayının ardından, yıllardır göremediği oğlu diye bambaşka bir genç tanıtılıp, kandırılması sonucu kadıncağızın bayılması (iyi ki kalp krizi geçirip ölmemiş, ölebilirdi de, o zaman canlı yayında zavallı bir annenin ölümünü izlerdik!) şimdi de bir kadının küçük oğlu tarafından kurşunlanması birbirini izliyor. Kendisine ‘Kaymakam seni bekliyor, kocanı yatıştıracak, korkmana gerek yok’ diye garanti veriliyor ve sonuç ortada! Kadın daha otobüsten iner inmez 14 yaşındaki öz oğlu tarafından, ki elbette baba tarafından doldurulmuş ve eline silah tutuşturulmuş, kurşunlanıveriyor. TV kanallarında insanların sorunlarını böyle milyonlar karşısına çıkıp, tüm çıplaklığıyla anlatmasına hep şaşırıyordum. Sonuç, önce İzmirdeki seri cinayetler (ki öldürülenler arasında masum bir polis memuru da vardı) ardından açık açık ‘Kocam beni öldürecek, ailem beni yok edecek’ diye bağıran bir kadının beklenen sonu. Belki de bu kadın programları nedeniyle herkes rahatlıkla milyonlar karşısında, her şeyi anlatabileceğini düşünüyor! Aileler, eşler, kumalar canlı yayında birbirine giriyor. Kadınlar kendilerini afişe edip, tüm yaşadıklarını en mahrem ayrıntılarına kadar anlatabiliyor. Daha doğrusu anlatmaya teşvik ediliyorlar. Bir kadın eşinin kendisini başka erkeklere sattığını açık açık söyleyebiliyor, bir başkası ters ilişkiden söz edebiliyor. Bu insanlar gözler önünde! Çocukları ertesi sabah okula gittiklerinde, ne gibi bir tepkiyle karşılaşacaklar, hiç düşünmüyorlar mı? O koca, o kardeş, o baba ve o çevre kadını izliyor da ne oluyor? Kadın dayaktan mı kurtuluyor, koca artık karısına kötü davranmıyor mu? Eşine ve ailesine bakmayan eş evine para mı akıtıyor? Aldatan koca evine mi dönüyor? Hayır! Sadece işte ‘Sen bizi televizyonda rezil ettin’ diye düşünüyor. Ya daha beter dövüyor, ya da öldürmeye kadar götürüyor işi. Bir de üstelik, ‘Programın ardından bu kadınların ne olduğunu takip edemem, hangi birini edeyim’ diye de bir düşünce! Doğru, tabii ki edemez insan, ama maksat canlı yayında heyecan olsun, çarpıcı olaylar olsun, bağırış çağırış gözyaşı ve ACI olsun ki reyting olsun! Ve bu uğurda canlar gitmiş, kime ne?Kendi kendime, iyi ki yıllar önce, TRT’nin teklifini kabul edip, böyle bir program yapmamışım, Allah beni korumuş, diye düşünüyorum... Çünkü vicdan azabından ölürdüm herhalde. Ve bu sorunların adresinin televizyonlar değil, daha çok Kadın Sığınma Evi’nin açılması, daha çok Aile Eğitim Merkezleri kurulması olduğunu düşünüyorum. Türk gençleri yurtdışına gitmek için kızları kandırmıyorSevgili Güzin abla, bir süre önce köşenize Almanya’dan yazan bir genç hanımın, ‘Türkiye’deki erkeklerin çoğu buradaki kızları, sırf Almanya’ya yerleşebilmek amacıyla kandırıyor, aşık numarası yapıyorlar’ sözleri bir Türk genci olarak beni çok üzdü ve kırdı.Ben Türkiye’deki gençlerin bu tür düşüncelere sahip olmadığını, bu sözü edilenlerin ise sadece birkaç kişiden ibaret olduğunu iddia ediyorum! Yurtdışında yaşayan genç hanımlar lütfen herkesi bir tutmasınlar. Annem de, 22 yıl önce, babamla evlenerek Almanya’dan kesin dönüş yapmıştır. Bu aslında bir milli meseledir. Bu nedenle yurtdışındaki genç hanımlarla mektuplaşmak, bu düşüncemi paylaşmak, onları bu konuda ikna etmek istiyorum. Bana mektup yazabilirler. RUMUZ: TÜRK GENCİAdres: Murat Kapucu, K.Karabekir mah. Adem Yavuz cad. Çetin sok. No 28 Ümraniye, İstanbul Sevgili oğlum, herkesi aynı kefeye koymak elbette ki haksızlık ancak kabul etmelisin ki, bazı gençler de özellikle Almanya’ya gidip iş bulabilmek için bu tür evlilikler yapıyorlar. Elbette sana yazanlarla bu konuyu tartışabilirsin. Eşim dokuz yıldır benimle sevişmek istemiyorBen 45 yaşında, 20 yıllık evli ve üç çocuk annesiyim. Eşim de 46 yaşındadır. Benim sorunum dokuz yıldır eşimin benimle cinsel ilişkide bulunmak istemesi. Başka bir kadının söz konusu olduğuna pek inanmıyorum. Onun benimle yakınlaşması için elimden geleni yapıyorum ama nafile. Durum değişmedi. Sanki bir ot gibi yaşıyorum. Bir ara boşanmak istedim ama çocuklarımı düşünerek vazgeçtim. Eşime doktora görünelim dediğimde mevzuyu başka yerlere çekmeye çalışıyor. Siz ne dersiniz, bizi ancak bir uzman mı kurtarır? Eğer eşim yine de uzmana gitmeyi reddederse ne yapmalıyım? Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum. RUMUZ: ESMER GÜZELİSevgili esmer güzeli, erkekler bir süre sonra, eşlerine karşı heyecanlarını ne yazık ki kaybedebiliyorlar. Bu zaman zaman kadınlarda da görülen bir sorun elbette. Ancak erkekler, eşlerinin bakımsızlık nedeniyle giderek çekiciliklerini kaybettiklerinden yakınarak, bu cinsel soğukluğa bir kulp takmaya çalışıyorlar. Bana sorarsan, bunun nedeni evlilikte ortaya çıkan monotonluk! Özellikle de yataktaki monotonluk. Eşler acımasızca akan giden yıllara karşılık, evliliklerine yeni heyecanlar katmayı, değişiklik aramayı, zaman zaman flört edermişçesine, baş başa bir yolculuk ya da mum ışığında bir yemek yemek gibi özel anlar yaratmayı ihmal ediyorlar. Birbirini özlemek için küçük ayrılıklar da evlilikteki heyecanı canlı tutacaktır. Yine de dokuz yıldır senden uzak durması hiç normal değil. Başka bir kadının varlığını düşünmüyorsun da, o zaman neden bir doktora gitmeyi reddediyor? Bu durumdan ne kadar rahatsız olduğunu ona kesin bir dille anlatmalı ve doktora gitmekte ısrarlı görünmelisin.

En lezzetli yemek tarifleri burada

False