GeriKelebek Kapoor'un 200 eseri geliyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kapoor'un 200 eseri geliyor

Kapoor'un 200 eseri geliyor
refid:23716276 ilişkili resim dosyası
Abone Olgoogle-news

Kavramsal sanatın en ünlü ismi Anish Kapoor, 10 Eylül’de Sanancı Müzesi’nde olacak. Renkli yarımküreleri ve içbükey aynalarıyla büyük ilgi gören ünlü sanatçıyı öncesinde Londra’daki atölyesinde ziyaret ettik.

Picasso, Dali, Rodin gibi sanat tarihinin dev isimlerinin eserlerini İstanbul’a getiren Sabancı Müzesi bu kez yaşayan bir efsaneye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor: Kavramsal sanatın en popüler ismi Hint asıllı İngiliz sanatçı Anish Kapoor. 10 Eylül’de İstanbul Bienali’yle eş zamanlı olarak eserlerini Sabancı Müzesi ve Akbank Sanat’ta sergileyecek. Sergide sanatçının heykelle mimariyi, mühendislikleyse teknolojiyi buluşturduğu tonlarca ağırlıktaki eserleri yer alacak.
1990’ da Venedik Bienali’nde İngiltere’yi temsil eden, 1991’de Turner Ödülü’ne layık görülen ve 2012 Olimpiyat Oyunları kapsamında Londra’nın kamuya açık en büyük heykeline imza atan Anish Kapoor’u Londra’daki atölyesinde eserlerini anlattı.

FABRİKA GİBİ ATÖLYE

Londra’nın güneyindeki atölye daha çok bir fabrikayı andırıyor. Altı ayrı bölümden oluşan atölyenin her bir odası birbirinden bağımsız olarak çalışıyor. Bir bölümde ünlü yarımkürelerin kalıpları üzerine çalışılırken diğer tarafta beton heykellerin imalatının hazırlık aşamalarını görüyorsunuz. Poliüretan malzemenin kullanıldığı eserler içerdikleri kimyasal madde nedeniyle maskeli asistanlarca üretiliyor. Atölyenin son bölümüyse sır gibi saklanan projelere ayrılmış. Burada fotoğraf çekmek, görüntü almak yasak. ‘Gökyüzü Aynası’ gibi dev mimari projelerin yeni örneklerinin maketleri yer alıyor. Hangisinin nereye uygulanacağı da şimdilik bir sır. Sanatçının taş heykellerin yontulduğu diğer atölyesi ise ana atölyeye 3-4 kilometre uzaklıkta. İstanbul’a gelecek taş heykeller yola çıkmak için hazır durumda bekliyor burada. Toplamı yaklaşık 100 tonu geçecek heykellerin İstanbul’a taşınması ayrı bir sorun. Mühendisler, Sabancı Müzesi’nin bu yükü taşıyıp taşıyamayacağını hesaplıyor. Eserlerin müze binasına sokulması için de özel vinçler tasarlanıyor. Daha önce de İstanbul Bienali’ne katılan sanatçı Türkiye’de bir değişim ruhunun dolaştığı görüşünde. “Özellikle bu değişim sürecinde İstanbul için bir şey yapmak çok önemli” diyor.

KAPOOR’UN GÖZÜNDEN

BURASI BİR LABORATUVAR
Burası bir üretim merkezi, ama fabrika gibi düşünmeyin. Benim için daha çok deneyler yaptığım bir laboratuvar diyebilirim. 30 kişiden oluşan takımımla çalışıyorum. Her biriyle de tek tek ilgilenirim. Onlar benimle bir misyon yüklenirler. Heykel de zaten bir süreç işidir. İşe alırken bu misyonu paylaşacaklarını bilmelerini söylerim. Farklı işler ürettiğim atölyelerim var ve her atölyede farklı bir ekiple çalışırım.

BİÇİM VE RENKLE OYNUYORUM
Heykellerim figüratif değil ama figürü çağrıştıran formlar var. Ben figür yapayım diye yola çıkmam. En ilginç olanı da yapıtın ne zaman yapıt olduğu. Bunu bilmiyorum. Eserlere bakarken bir şeyler hatırlar gibi oluruz. Bir sanatçı olarak söyleyecek sözümün olmadığını düşünürüm. Dünya şöyledir ya da böyledir diye vaaz vermem. Ama bana çok yakın gelen bir anı ifade ettiğim an önemlidir. Bir eser ne zaman içsel hafızamıza hitap etmeye başlar, işte o zaman sanat eseridir. Sanatın bazı unsurları bu anlamda hafızayı harakete geçirmede çok güçlüdür. Bunların başında renk gelir mesela. Aslında ben atölyemde biçim ve renkle oynuyorum.

SANAT BİR DÖNÜŞÜMDÜR
Sanat bir dönüşümdür ve malzemenin dönüştürülmesidir. Heykelde boyut da çok önemlidir ve temel unsurlarından biridir. İzleyicinin heykelin içinde bulunduğu mekanla kurduğu ilişki benim için çok önemli. Sanat kendi kendimizi kaybettiğimiz bir ana ve alana yer açar. Benim için tekrar da çok önemli. Bazı formları yeniden yeniden yaparım. Tekrara sadece sıkıcı bir süreç olarak bakmamak lazım. Mesela çok sayıda ayna yapıtım var. Ama bunlara bakınca kendi içinde çok çeşitlilik gösterdiklerini farkedersiniz. Tıpkı müzik gibi, doğa gibi.

HEYKELLERE DOKUNUN AMA...
Taşın içindeki gizli objenin açığa çıkması önemli. Heykel sanatı zaten daha çok malzeme odaklıdır. Bir taşa, kütleye yeni bir form kazandırmaktır yaptığım. Genel olarak taştaki o içsel boşluk ilgimi çekiyor. İstanbul’da taş işlerini sergileyecek olmamda kentin binlerce yıllık geçmişi etkili olmuş olabilir. Taşın hafızası vardır çünkü. Ama galiba bu heykelleri, onları sergileme zamanının geldiğini düşündüğüm için götürüyorum. Heykellerime dokunulmasından rahatsızlık duymam ama yüzükle tık tık diye vurulmasını da istemem.

İNGİLİZ SANATINA YÖN VEREN KÜRATÖR

Sabancı Müzesi’nde açılacak Anish Kapoor sergisinin küratörlüğünü İngiliz sanatının son 50 yılına yön veren isim olarak da bilinen Sir Norman Rosenthal üstleniyor. 31 yıl İngiliz Kraliyet Akademisi’nin sergi bölümünü yöneten Rosenthal, “Anish Kapoor’un her yapıtı bir tür yankı odasıdır, bizi bize aksettiren yapıtlar tasarlar” diyor.

False