‘Varsın geçsin yıllar, her yaşın ayrı bir güzelliği var’

Güncelleme Tarihi:

‘Varsın geçsin yıllar, her yaşın ayrı bir güzelliği var’
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 31, 2022 07:00

Hepimiz çevremizde pek çok kez bu cümlelerin kullanıldığını duymuşuzdur: ‘Yaşını başını almış’, ‘Onlar eski kafalı’, ‘Yaşlılar aksi ve huysuz oluyor’, ‘Ununu elemiş, eleğini asmış’, ‘Yaş 70, iş bitmiş’, ‘Biraz yaşına başına baksın’… Aslında bu sözler eğlenmek, gönlünce giyinmek, konsere gitmek, gezmek, âşık olmak isteyen yaşlı kişilere yapılan ayrımcılığı gözler önüne seriyor. Nörolog Dr. Sevda Sarıkaya “Halbuki 50-55 yaş civarı beyindeki beyaz cevherin en kaliteli olduğu, beyin içi bağlantı alanlarının en yoğun olduğu dönemlerdir” diyor. Uzman psikolog Çağrı Kuşçu da bu tür ayrımcılıkların bireylerde travma ve depresyona neden olabileceğini hatırlatıyor.

Haberin Devamı

Geçen haftalarda nöroloji uzmanı Dr. Sevda Sarıkaya attığı bir tweet’te “Yaşlı fobisi giderek yayılıyor. Batı’da giderek yaygınlaşan ‘ageism’ yani yaşa bağlı negatif ayrımcılık artık her yerde, özellikle sosyal medya marifetiyle karşımıza çıkmaya başladı. Genç toplum yaşlıların varlığından duyduğu rahatsızlığı artık çekinmeden dile getiriyor” dedi. Sarıkaya’nın sosyal medyayla beraber bu durumun daha da belirginleştiğini vurgulaması önemliydi.

Bugün her türlü yaş ayrımcılığını ifade eden ‘ageism’ tanımı ilk olarak 1969’da psikiyatr ve gerontolog Robert N. Butler tarafından ‘yaşlılara yönelik ayrımcılığı’ anlatmak için kullanıldı. Michigan Üniversitesi, 2020’de ABD’de 50-80 yaş grubundaki 2 bini aşkın kişiyle yaptığı bir çalışmanın sonuçlarını yayımladı. Katılımcıların yüzde 82’si günlük hayatlarında ‘yaş ayrımcılığına’ maruz kaldığını belirtiyor. İşin kötü yanı, Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre ‘ageism’e uğrayan kişiler ortalama 7.5 yıl daha erken ölüyor, fiziksel ve zihinsel sağlıkları daha kolay bozulabiliyor ve bunların yanında herhangi bir rahatsızlıktan sonra iyileşme süreleri de daha yavaş ilerliyor.

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Dr. Sarıkaya “Bu şekilde bir dışlanma kişilerin atıl olmasına neden olur. Beyin atıl olduğunda beyin hücre ölümü başlar. Bu da sizi beyin hücre ölümüyle seyreden demans ve parkinson gibi hastalıklara daha eğilimli hale getirir” diyor.
Dr. Sarıkaya’ya göre üç ana tür ‘ageism’ var: İlki, ‘yaş ayrımcı mesajlara’ maruz kalmak; örneğin reklamlarda... İkincisi, günlük hayatta karşılaşılan yaş ayrımcılığı; “Biz bu akşam futbol oynayacağız ama Ahmet Bey gelmesin, onun kalbi kaldırmaz” gibi ‘sözde’ şakalar... Üçüncüsüyse içselleştirilmiş yaş ayrımcılığı. Yani kişi buna gerçekten inanıyor, kendisi için de öyle düşünüyor ve normal kabul ediyor. Dr. Sarıkaya günlük hayatta sık yaşanan olaylardan örnekler veriyor: “Kredi, kredi kartı başvurunuzun yaşınızdan dolayı reddedilmesi. Sağlık, araç, seyahat sigortanızın çok yüksek fiyattan yapılması ya da başvurunuzun geri çevrilmesi. Öyle hissetmediğiniz halde çevrenizdekilerin size ‘amca’ ve ‘teyze’ demesi.

Haberin Devamı

Yaş ayrımcılığına uğrayan kişiler ortalama 7.5 yıl daha erken ölüyor; sağlıkları kolay bozulabiliyor.

50 yaşındaki bir kişinin üniversite okumayı ya da kariyer değişikliği yapmayı düşündüğünde çevresinin “Bu yaştan sonra mı!” diye tepki vermesi. Yaşınızdan dolayı iş başvurunuzun reddedilmesi. Bunu, başvuran kişi bile doğal karşılıyor. Oysa ABD’de bazı restoranlar ve Starbucks gibi zincir kahve dükkânları belli bir oranda 50 yaş üstü insan çalıştırmak zorunda.”

Türkiye’de TÜİK 2021 verilerine göre 65 yaş üstü 8.2 milyon insan yaşıyor. Yaşama Dair Vakıf’ın Aralık 2019’da yayımladığı ‘Türkiye’de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri Araştırması’ 12 ilde yarısı 35-64 yaş aralığı, yarısı 65 yaş ve üstü olan toplam 2.400 kişiyle yapılan anket çalışmasını kapsıyor. Çalışmaya göre tam zamanlı bir işte çalışmak, üniversite eğitimine başlamak ve siyasete atılmak yaşlı kadınlar için de erkekler için de uygun görülmüyor. Yaşlılar spor yapabilir, şehirde gezebilir ama geceleri eğlence hayatına katılamaz; evlenebilir ama flört edemez diye düşünülüyor. Yaşlılar da cinsel ilişkiyi kendilerine yakıştırmıyor.
65 yaş ve üzeri eskisi kadar üretken olabileceğine inanmıyor.
Biz de 60 yaşın üzerindeki kişilere ne tür ayrımcılıklara maruz kaldıklarını sorduk, Sarıkaya’dan bu görüşleri yorumlamasını istedik. Ve uzman psikolog Çağrı Kuşçu’dan yaş ayrımcılığından kaçınmak için öneriler aldık.

Haberin Devamı

‘Varsın geçsin yıllar, her yaşın ayrı bir güzelliği var’

‘Hepimiz birer yaşlı adayıyız’

Uzman psikolog Çağrı Kuşçu sorularımızı yanıtladı.

*Neden yaşlılara karşı ayrımcılık yapıyoruz?
Psikolojik yaklaşım olarak baktığımızda bireyin kendi yaşlanmasından endişe duyması ve yaşlıların ölümü hatırlatıyor olması diyebiliriz. Yaşlıların az ömrü kaldığı düşünülüyor, yararı az veya hiç olarak görülüyor. Sosyolojik açıdan da tüm toplumlarda gençliğin daha üretken, daha dinamik, enerjik, verimli ve güç simgesi sayılması, kuşak farklarının da etkisiyle yaşlılara yönelik davranışları olumsuz yönde etkiliyor.

*Bunu engellemek için neler yapılabilir?
Ayrımcılıkla baş edebilmek kendi başlarına zor olabiliyor. Ama bazı sosyal hakların hayata geçirilmesi etkili olabilir. Örneğin, adil gelir ve güvenlik, sağlık ve barınma hakkı, sosyal yardım ve hizmetlerden yararlanabilme ile yaşam boyu eğitime ulaşabilme bu tip ayrımcılıkları azaltabilir; toplumu bilinçlendirerek toplumda kendinden emin yaşlı bireyler görme ihtimalimizi arttırabilir.

*Ayrımcılığa maruz kalanlar ne hisseder, nasıl etkilenir?
Ayrımcılığa maruz kalan bireyler bunu yoğun bir şekilde yaşar. Bu tür ayrımcılıklar yaşlı bireyleri sosyal ortamlardan, insanlardan uzaklaştırabilir. Oysa sosyal olmak yemek yeme, su içme gibi gayet doğal bir ihtiyaçtır. Bu tür sorunlar yaşamak bireyde psikolojik travma, depresyon süreci ve daha ilerisi intihar eylemleriyle sonuçlanabilir. Bu yüzden gençler, yaşlı bireylerin deneyimlerinden yararlanmalı, onları anlamalıdır. Yaşlı bireyler de bir zamanlar genç olduklarını hatırlamalı. Böylece karşılıklı empati kurulabilir ve
ayrımcılık azaltılabilir.

*Bireysel olarak ayrımcılık yapmamak için nasıl davranmalıyız?
Yaşlı bireylerimizin sosyal çevreden dışlanmaması ve uzaklaşmaması için öncelikle onlara anlayışla yaklaşmalıyız. Empatiden yoksun kişi ayrıştırıcıdır. O nedenle şöyle düşünülmeli: Yaşlılar, önceki yaşlarında bu topluma yarar, katkı ve katma değer kattılar. Bu yaşlara kendimizin de gelip aynı süreçleri yaşayabileceğimizi düşünmeli ve empati kurmalıyız. Hepimiz birer yaşlı adayıyız.

Haberin Devamı

‘Varsın geçsin yıllar, her yaşın ayrı bir güzelliği var’

Gençler ‘Sen anlamazsın’ diyor, çevreyse ‘Aşk yaşama’...

Nöroloji uzmanı Dr. Sevda Sarıkaya 60 yaş üstü kişilerin
değerlendirmelerinden yola çıkarak yaşadıkları ayrımcılıkları yorumladı:

Küçümsenme

Nesrin K. (75), emekli öğretmen: Çocuklar, torunlar “Sen anlamazsın, sen nereden bileceksin, devir değişti” diyor. Yaşam tecrübesi hiçe sayılıyor. Tabu oynarken anneanneyi de oyuna katmak akla gelmez. Oyunu gençler oynar çünkü 60 yaş üstü beceremez! Oysa Trivial Pursuit’te (bir bilgi oyunu) gençleri zorlayacak çok insan tanıyorum.
Dr. Sevda Sarıkaya: 50-55 yaş civarı, beyindeki beyaz cevherin en kaliteli olduğu, beyin içi bağlantı alanlarının en yoğun olduğu dönemlerdir. Bunu sağlayan da tecrübedir. Bu yaş civarı kişiler strateji oyunlarında gençleri zorlayabilir. Ama yeni bir oyun öğreniliyorsa gençler kadar hızlı bir öğrenme süreci olmasa da biraz sabırla gayet öğrenirler. Gençler büyükanne, büyükbabalarını bu tür oyunlara dahil ederek onların daha uzun süre zihinsel kapasitelerini korumalarına, demans riskini azaltmalarına vesile olurlar.

Haberin Devamı

Dijital ayrımcılık

Doğan D. (72), çevirmen: Biz gençler gibi teknolojiye doğmadık, o nedenle onlar kadar hızlı kavrayamıyoruz ama anlatılınca anlıyoruz. Dijital alanda geri zekâlı muamelesi görüyor pek çok yaşlı. Oysa 90 yaşında internet canavarları var. Tabii yaşlılar dijital medyanın gündeminde dahi olmuyor, dijital şirketler sadece gençlere odaklanıyor.
Dr. Sevda Sarıkaya: Öğrenme bırakın yaşlıları, demans hastalarında bile durmaz, hep devam eder ve öğrenilen her yeni şey de zihni keskinleştirir. Şimdi bana İlber Ortaylı’nın bir gençle kıyaslandığında öğrenme hızının çok düşük olduğunu söyleyebilir misiniz? Her yaşta yeni şeyler öğrenen kişinin zihni hep açıktır. Dijitale alışkın olmayan yaştakiler de biraz çabayla öğrenebilir. Tabii ki hızları ‘dijitale doğmuş’lardan farklı olacaktır. Dijital şirketlerin sadece gençlere odaklanmasıysa ‘ageism’in tipik örneklerindendir.

Haberin Devamı

İş dünyasından dışlanma

Belma D. (71), emekli fizik mühendisi: Artık bi dinlenseniz diyorlar. Gençlere fırsat verseniz... Ben yıllarca hocalık yaptım, onlarla bilgimi paylaştım, önlerini açtım. Şimdi kırlent gibi oturmamı bekliyorlarsa yanılıyorlar.
Zerrin T. (60), emekli hemşire: En verimli zamanımızda bizi emekli ediyorlar. Elbette 30 yaşımızdaki kadar hızlı değiliz ama illa yapacağımız işler, tecrübemiz var. Genç gücün ucuz olması, dijital ayrımcılık bunda etkili sanırım. Sağlık problemleri de... Gerçi becerebileceği bir işte çalışsa daha sağlıklı olur yaşlılar. İnsanları randımanlı kullanmayı bilmiyoruz.
Dr. Sevda Sarıkaya: ABD’de belli yaş üzerinde kişi çalıştırma zorunluluğunu her yere getirmeye çalışıyorlar. Evet, fiziksel sorunlar yaşla artıyor olabilir ama bu da değişken. Örneğin, ben 45 yaşındayım ve her gün 10 kilometre koşuyorum. Sürekli fast food’la beslenen, spor yapmayan,
25 yaşında, genç kabul edilen birinin bana aynı tempoda eşlik edebileceğini hiç sanmıyorum. Ekonomik sorunlarla boğuşan yaşlı insanların bir de yaşa bağlı ayrımcılık yüzünden iş bulamaması kabul edilebilir bir şey değil. Bu konuda Türkiye’de gerekli çalışmaların yapılacağını umut etmek istiyorum.

Aşk-cinsellik konusunda ayıplanma

Ahmet G. (70), emekli bankacı: Belli yaşın üzerindekilerin aşk yaşaması toplum tarafından ‘ayıp’ karşılanıyor. “Dedemin sevgilisi çok tatlı”, “Anneannem çok çapkın bir insan” diyen kaç kişi tanıyorsunuz? Bunu gizli gizli yaşadıkları için de bu konuda çok sömürülüyorlar. İnternet sitelerinden tanıştıkları sahtekârlar paralarını çalıyor, kalplerini kırıyor. Dr. Sevda Sarıkaya: Ben tanıyorum ama hepsi ABD’deki dostlarım. 70 yaşında şıkır şıkır hazırlanıp ‘date’e (randevu) çıkanları gördükçe bayılıyorum. Yaşam enerjisi aşkla beslenir. Aşksız olmaz. Aşkın yaşı da olmaz. Umarım bu anlamda da ülke olarak mesafe kat eder, insanların içi baharken ölümü beklemeye mahkûm bırakmaya devam etmeyiz.

Güzellik algısı

Belma D. (71), emekli fizik mühendisi: Siz gazetede hep genç, güzel insanların fotoğrafını kullanıyorsunuz. Dergilerde, TV’de, gazetelerde, medyada yaşlıların görünürlüğü çok düşük. Çünkü 60 yaş üstü güzel, çekici değildir algısı güçlü. Dr. Sevda Sarıkaya: Görsellik algısı da kişiye ve topluma yapılan dayatmalara göre değişiyor. ‘60 yaş üstü güzel/çekici değil’ algısı dayatılırsa bu katlanarak artan bir yargı haline gelir. Tersi verildiğinde yavaş yavaş önyargılar kırılır. Her yaşın kendine özel bir güzellik ve çekiciliği vardır.

Sosyal hayat

Bahar K. (80), ithalatçı: Yaşlılar edepli giyinmek, usturuplu davranmak zorunda gibi bir algı var. Bazı davranışlar belli yaşın üzerindeki insanlara yakışmıyormuş. Saçlarım mor, takıp takıştırırım; insanlar “Bu yaştan sonra yakışıyor mu” diyor. Duyuyorum arkamdan “Moruk nasıl giyinmiş, gördün mü” laflarını… Bunu sadece gençler değil, yaşıtlarım da söylüyor. Diyeceğim o ki yaşlı ayrımcılığını sadece gençler yaşlılara yapmıyor, yaşlılar da yaşlılara yapıyor.
Özcan G. (67), emekli sanayici: Belli bir yaşın üstü gençlerin takıldığı yerlere, örneğin rock bar’a gittiğinde ister istemez bakışları üzerine çekiyorsun. ‘Bunun burada ne işi var’ gibi... Biz rock dinlemeye başladığımızda siz portakalda vitamin bile değildiniz. Pek çok insan bu nedenle sevdiği aktivitelerden, alışkanlıklarından uzak kalıyor. Ne yapalım, belli bir yaşa gelince sadece torun bakmamızı mı bekliyorlar?
Zerrin T. (60), emekli hemşire: Öyle hissetmeyen/davranmayan kişilere de ‘yaşlı muamelesi’ yapılıyor. Yıldız Kenter setçilerle yemek sırasına girerdi, “Yaşlı muamelesi istemem” derdi. Dünya Sağlık Örgütü 65’in üstünü yaşlı kabul ediyor. 50 yaşındaki adam, 60 yaşındakine ‘anne’ diyor. Hatta pazarda, toplu taşımada yaşıtlarımız ‘teyze’ diyor.
Dr. Sevda Sarıkaya: Bunlar aslında kültürel örnekler. Giyim kuşamla ilgili konular diğer bölgelere kıyasla ülkemizde daha fazla. Bu biraz da kadına bakış açısıyla ilgili... Yaş ilerledikçe yapmak istediklerinizi daha iyi biliyorsunuz. Önünüzde koca bir liste ama kısa bir zaman var, torun mu bakacaksınız? Çok acımasızca. Tabii ki torunlarınızla vakit geçirin, sosyalleşin ama hayatınızdan vazgeçmeyin.