GeriHürriyet Pazar Ulaşılabilir şehirler...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ulaşılabilir şehirler...

Ulaşılabilir şehirler...

Günler sokakların hasretiyle geçiyor… Sadece alışveriş ya da bir zorunluluk olunca çıkıyorum ve haftada bir gün işe gidiyorum. Kış şartları, yağmur derken kapandım eve. Fakat bu durum iyiden iyiye zorlamaya başlayınca azıcık güneşi fark edip en sevdiğim caddeye çıktım.

Gündüz öğreten, gece yaşatan, hatta rüyalarıma konu olan bir yerdir İstiklal. Hep penceresi İstiklal Caddesi’ne bakan bir evim olmasını hayal etmişimdir…

Körce bir tabirle, çektim bastonu, çıktım yola! Yaklaşık 45 dakika sonra caddenin çıkışından karıştım büyülü havasına… Mağazaların çoğu yeni açılıyordu, kepenklerin sesini duyuyordum. Kalabalık olmasın diye erken geldim ama kulaklarım tramvayı arıyordu… Kırmızı, nostaljik tramvay. Tabii hâlâ kırmızı mıdır, bilmiyorum ya… Odakule, Galatasaray derken, birden iki baston çarpıştı ve arkasından da biz çarpıştık! “Hop arkadaş! Kör müsün?” deyince, gülerek cevap verdim: “Hem de zil zurna.”

Arkadaşımın konuşması biraz farklıydı. İstanbul’a ilk gelişiymiş ve öylesine yürüyormuş, ben de eşlik ettim ona, beraber yürüdük. Bildiklerimi anlatıp geçtiğimiz yerlerdeki bazı tarihi binalardan bahsettim. İran’dan göçmüş ve burada çok mutlu olmuş. “İran’da sokağa bile çıkamıyordum, hiçbir şeye izin vermiyor, tutup hemen evine geri götürüyorlar körleri. Siz burada ne güzel geziyorsunuz” dedi, şaşırdım. İstanbul onun geldiği ülkeye göre çok ulaşılabilir bir şehir. Afganistan’daki savaş nedeniyle İran’a, oradan da İstanbul’a gelmiş. Büyük zorluklar yaşamış bu göçler sırasında. Gittiği her yerin dilini öğrenmesi çok ilgimi çekti. İngilizcesi de bana göre oldukça iyi. Opera sanatçısıymış aslında…. Fakat yaşadığı yerlerde buna da izin vermemişler. Türkiye’de bu konuda kendini geliştirip İngiliz dili ve edebiyatı okumak istediğinden bahsetti. Yaşaması zorlaştıkça öğrenmesi artmış.

Kendime kızdım onu dinlerken. Çünkü daha zorunu yaşayan da var. Bizden daha iyi yaşayanları düşünerek daha iyi şartları zorlamak bizim elimizde. Cadde kalabalıklaşmaya başlayınca, iletişim bilgilerimizi paylaşıp ayrıldık yeni dostumla.

Biraz ileride yardım teklif eden bir hanımefendinin koluna girdim. “Zor oluyor mu İstanbul’da yaşam?” diye sordu.  “Başka şehirde hiç yaşamadım, o yüzden bilmiyorum. Kıyas yapabileceğim bir tecrübem olmadı” dedim. “Barselona’da yaşasan çok rahat edersin, çok erişilebilir bir şehir” diye başlayıp anlattı biraz…

Bu iki olayı aynı gün yaşamak ilginçti. Avrupa’ya gittikçe körlük de daha kolay oluyor demek ki! Ben gidemediğime göre, yaşadığım yerin Avrupa şehirleri gibi olmasını umut ettim ve metro girişinde günün son arkadaşıyla vedalaştım. Diğer yandan çevremizdeki ülkelerden erişilebilirlik anlamında daha ileride olmamıza da sevindim ve neden daha iyisini yapamayalım ki diye düşünerek bindim metroya…

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

False