Güncelleme Tarihi:

Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) Türkiye’nin önde gelen sanat kurumlarından biri. 2003’ten bu yana SSM’de liderlik görevini üstlenen Dr. Nazan Ölçer’in vizyonerliğiyle müze ünlü sanatçıların eserlerine ev sahipliği yaptı. Dr. Ölçer kısa bir süre önce görevini Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahu Antmen’e devretti. 2018’den bu yana SSM Yönetim Kurulu üyesi olan Prof. Dr. Antmen’le müzenin yeni dönemine ilişkin merak ettiklerimizi konuştuk.
◊ Sabancı Müzesi’ni ilk kez ziyaret ettiğiniz günü anımsıyor musunuz?
Evet, hatırlıyorum. Henüz müze olmamıştı, genç bir muhabir olarak Sakıp Bey’le (Sabancı) söyleşi yapmış, kendisinden koleksiyonculuk öyküsünü dinlemiştim. O ziyarette en çok dikkatimi çeken yapıt, bugün Atlı Köşk’te merdiven duvarına asılı olan Fausto Zonaro imzalı ‘Kabak Taşıyan Genç Kız’dı.
‘BÜYÜK BİR EMANET’
◊ Bu pozisyon size önerildiğinde ne hissettiniz?
Çok gururlandım ve heyecanlandım. Hem koleksiyonlarıyla büyük bir emanet; hem müzedeki çok değerli ekibe liderlik etmek açısından büyük bir sorumluluk. Öğrencilerime ve araştırmalarıma odaklandığım daha farklı bir hayatım vardı, ki üniversitemle bağım devam ediyor, ancak kariyerimin bu aşamasında sanat tarihçisi olarak bir müzenin koleksiyonlarıyla yakından çalışmak, ilgi alanlarımı yalnızca sayfalara değil, mekânlara yansıtarak topluma dokunma olanağına kavuşabilmek çok anlamlı.
◊ Üniversiteyle de bağınızın olması akademik araştırmalara daha çok alan açacağınız anlamına geliyor mu?
Açıkçası sanat tarihimizin daha çok araştırılmaya ihtiyaç duyulan konularına eğilebilmeyi çok istiyorum. Başlı başına pedagojik bir yaklaşımın tüm sergilerimizde daha çok ön plana çıkması için çalışacağız. Eserlere yönelik bilimsel analiz, provenans (bir sanat eserinin sahiplik geçmişi) araştırmaları gibi konulara ağırlık verme planlarımız var. Günümüzde müzeleri yeni eğitim modellerine kaynaklık edebilecek yapılar olarak düşünebiliriz. Bir öğrenme ve toplumsallaşma deneyimi sunan bu mekânlarda yapılacak yaratıcı çalışmalarla hem eğitim hem müze kavramlarının sınırlarını genişletmek için neler yapılabileceğini araştırmak anlamlı.
◊ Brooklyn Müzesi’nin direktörü Anne Pasternak’ın bir söyleşisini okumuştum. Müzelerin sadece bir tapınak olması gerekmediğini düşündüğünü söyleyip “Tartışmaların yaşandığı, cesur konuşmaların yapıldığı bir forum olabilir” demişti. Buna katılıyor musunuz?
Kesinlikle katılıyorum. Artık ‘tapınak-müze’ modeli geride kaldı; müzelerde elbette belli koleksiyonlar korunmaya devam edecek ve biz bunlardan büyüleneceğiz ama koruduğumuz bu nesnelere hangi perspektiften baktığımızın farkına varmak önemli. İktidar ve mülkiyet odağından mı bakıyoruz, yoksa tarihsel bir belleği toplumsal düzeyde yeniden tartıştığımız, geçmişle günümüz arasında bağlantılar kurarak sorular sorduğumuz kültürel birikim olarak mı bakıyoruz? Bu tür sorular sormak müzecilik pratiklerini günümüzle daha çok buluşturuyor. Çağdaş sanat pratiğinin müzelere girmesi, müzelerde işaret ettiğiniz anlamda değişim yaşanmasında, ‘tapınak-müze’ modelinin ve döneminin geride kalmasında etkili oldu bence.
◊ İstanbul sanat ekosisteminin neye daha çok ve neye daha az ihtiyacı var?
Son dönemde sanat dünyasından söz ederken ekosistem kavramı kullanılıyor; ancak ne yazık ki dengeli bir sisteme göndermede bulunmuyor. Daha az nicelik, daha çok niteliğe ihtiyacımız var. Neyi, neden yapıyoruz sorusunu daha çok sormak gerekli.
◊ Hepimizi meraklandıran bir konu var. Yeni sergiler için hazırlıklar başladı mı?
Bu yıl içinde Atlı Köşk’te hem hat koleksiyonumuz hem bahçemizle ilişkilenen bir serginin yanı sıra resim koleksiyonumuzu daimi olarak açma planımız var. Ayrıca bu yılki bienalin sanatsal perspektifiyle bağlantılı bir sergiyle ilgili çalışmalarımız sürüyor. Sergi seçimlerini yaparken koleksiyonlarımızla ilişkisine, kültürel/tarihsel araştırmalara olanak tanımasına, toplumla anlamlı bağ kurabilecek içeriklere önem vereceğiz.
‘BİRİNİ SEÇMEK ÇOK ZOR’
◊ Müzenin kalıcı koleksiyonunda sizi en çok heyecanlandıran eser hangisi?
Çok sevdiğim resimler var koleksiyonda; bunların arasında tek bir tanesini seçmek çok zor. Osman Hamdi Bey’in ‘Naile Hanım Portresi’, Halil Paşa’nın ‘Ressam Kız ve Atölyesi’, ‘Madam X’, ‘Şakayıklar ve Kadın’ gibi resimleri; İzzet Ziya’nın ‘Deniz Kıyısında Kız’ı; Nazmi Ziya’nın ‘Taksim Meydanı’... Modernleşme sürecimizi kadın figürü üzerinden gösteren resimler çok ilgimi çekiyor.
◊ Yurtiçi ve yurtdışında ziyaret etmeyi en sevdiğiniz müzeler hangileri?
Türkiye’de SSM diyeyim! Pera Müzesi’ni de çok severim. Londra’da National Gallery,
Tate, Freud Museum; Venedik’te Peggy
Guggenheim ve Museo Fortuny; Amsterdam’da Stedelijk, elbette NY MoMa şimdi ilk aklıma gelenler. Büyük müzelerin yanı sıra küçük koleksiyonlarına rağmen yaratıcı sergi programları olan müzeler ilgimi çeker.

