GeriHürriyet Pazar ‘Tedirginlik yaşamaktan daha vahimi toplum olarak buna alışkın olmamız’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Tedirginlik yaşamaktan daha vahimi toplum olarak buna alışkın olmamız’

‘Tedirginlik yaşamaktan daha vahimi toplum olarak buna alışkın olmamız’
Abone Olgoogle-news

Ermenistan-Azerbaycan geriliminin başlamasıyla sosyal medyada nefret söylemi içeren çokça paylaşım yapıldı. Haberlerde Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı semtlerde Azeri bayraklı araçların konvoy yaptığını izledik. Peki bunlar bu ülkede doğup büyüyen, çalışıp üreten, vergisini veren ve bu topraklarda yaşlanmayı hayal eden yurttaşlarımıza ne hissettiriyor?

Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki çatışmalar son günlerin önemli gündem maddelerinden biri. İki ülke arasında yükselen tansiyondan Türkiye de payını alıyor. Önce bir kilisenin haçı kırıldı, daha sonra başka bir kilise kundaklanmaya çalışıldı. Son günlerdeyse Azerbaycan bayrağı taşıyan arabalar konvoy halinde Türkiyeli Ermenilerin yaşadığı semtlerde adeta ‘gövde gösterisi’ yapıyor. Gelişmeleri Türkiyeli Ermenilerle konuştuk. Tedirgin ve yorgun olduklarını anlattılar, “Atalarımız, dedelerimiz Türkiye’de doğmuş. Biz kendimizi Türk gibi görürken oluşan bu ırkçı söylemleri normalleştirmek istemiyoruz” diyorlar.

DURUMDAN KAÇMAYA, FAZLA OKUMAMAYA ÖZEN GÖSTERİYORUM
(N.D., 33, kadın, reklamcı) 

Maruz kaldığımız nefret söylemleri tabii ki kötü hissettiriyor. Durumdan kaçmaya, fazla okumamaya, dinlememeye özen gösteriyorum. Yaşanan tedirginlik ilk değil, son da değil. Herhangi bir ufak olayla tehditler artıyor. Ama Ermenilerin bulunduğu birçok semt ve ibadet yeri için bu tehditler hep var. Tedirginlik yaşamaktan daha vahimi buna toplum olarak alışkın olmamız. Hepimizin temennisi bir an önce barış ortamı sağlanması.

HER AN BU TEDİRGİNLİKLE YAŞAMAK İSTEMİYORUZ
(S.K. 34, kadın, halkla ilişkiler uzmanı)

Savaş haberlerini duyduğumda tedirgin oldum tabii. Ama bu durumların tamamen siyasi çıkarlar için yapıldığını bildiğimden çok da korkmuyorum. Geçmişte de yaşanan benzeri olaylardan bu durumlara alıştık. Tek üzüldüğüm nokta ölen masum siviller. Bugüne kadar yakın sosyal çevremde bana karşı bir hakaret veya davranış olmadı. Ama bu olmayacağı anlamına gelmiyor. Türkiye de benim küçük sosyal çevremden ibaret değil. Bunu Konya’da tezim için yaptığım bir araştırma sırasında Ermeni olduğumu saklamak zorunda kaldığımda anladım. Hrant Dink’in öldüğü gün taksideydim, şoförün “Pis Ermeniler toplanmış” demesiyle kendimi taksiden nasıl attığımı bilememiştim. Sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın en büyük sorunlarından biri ırkçılık. Ermenilere nefret söylemleriyle gündeme gelen kişilerden birinin gelip beni başımdan vurması sizce de olası değil mi? Bu durumu normalleştirmek, sıradan bir şeymiş gibi her an bu tedirginlikle yaşamak istemiyoruz.

KİLİSEYE GİTMEYE KORKUYORUM
(K.F., 42, erkek, bilgisayar mühendisi)

Sosyal medya ve medyanın dışında fiilen de nefret söylemi söz konusu. Azerbaycan bayrağı taşıyan arabalar konvoy halinde Ermenilerin çoğunlukla yer aldığı Kumkapı ve Osmanbey semtlerinde gezerek gözdağı vermeye çalışıyor. Kiliseleri kundaklama girişimleri, haçın sökülmesi ve başka olaylar... İbadet için kiliseye gitmeye korkuyorum. Sokağa her çıkışımda, televizyonu her açışımda, sosyal medyaya her girişimde mutlaka ırkçı söylemlerle karşılaşıyorum. Yoruldum. Bazen nefesim sıkışıyor. Bunu yapanlardan empati beklemiyorum ama temennim tüm halklar için bir an önce barışın sağlanması.

OLAN HER ZAMAN İKİ TARAFTAKİ SUÇSUZ SİVİLLERE OLUYOR
(E.K., 72, erkek, emekli)

Çocukluğumuzda gördüğümüz bazı olaylar ve büyüklerimizden duyduğumuz şeyler bu olaylarla birlikte tekrar aklımıza geliyor. Şu sıralar ülkemizdeki milliyetçiliğin yüksek seviyede olması, Ermenilere karşı nefret söylemleri bizleri rahatsız ediyor. Geçenlerde haberlerde gördüğümüz kilisenin haçını kıran kişinin serbest kalması tabii ki “Acaba bizim de can güvenliğimiz tehlikede mi” sorusunu sorduruyor. Her zaman olan, iki taraftaki suçsuz sivillere oluyor. Çocukluğumda ve gençliğimde bu tür olaylara karşı daha tedbirli ve korumacıydık. Öyle ki askerden sonra iş hayatına başlarken hem ismimin telaffuzunun zorluğu hem de ticari kaygılar nedeniyle ismimi değiştirdim ve halen o sonradan aldığım ismi kullanıyorum. Çevremde birçok Ermeni arkadaşım da bunu yapmıştır. 6-7 Eylül zamanlarında, ben daha yedi yaşındayken yaşadığımız korkuların yanında bunlar hiçbir şey. Artık bu durumlara alışır olduk, belki de hissizleştik. Ama o zaman da yaşadığımız mahallede dost olduğumuz Müslüman arkadaşlarımızın bizi sahiplenip korumaları sayesinde bir yara almadan atlatmıştık o dönemi. Şimdi de belki şansımız yaşadığımız bölgede yoğun Ermeni vatandaşlarının olması ve çevremizdeki Müslüman dostlarımızın bize destek olması. Artık kendimizi Ermeni değil de Türkiyeli hatta Türk olarak görüyoruz. Atalarımız, dedelerimiz burada doğdu, burada büyüdüler. Yedi göbek Türkiyeliyiz.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle