Sosyal medya yeni nesli nasıl etkiliyor?

Güncelleme Tarihi:

Sosyal medya yeni nesli nasıl etkiliyor
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 22, 2022 07:00

Facebook, Instagram, Twitter, Snapchat, TikTok... 7’den 70’e hepimiz her gün, günün belli bir bölümünü bu sosyal medya uygulamalarında geçiriyoruz. Gündemi, trendleri, yakınlarımızı, ünlü isimleri bu mecralar aracılığıyla takip ediyoruz. Bu uygulamalar sayesinde yeni şeyler öğreniyor, eğleniyoruz. Öte yandan kimi uzmanlar ‘fazla’ sosyal medyanın çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etkileri olduğundan söz ediyor. Twitter’da olan biteni kaçırmak istemediğinden uyumayan ya da TikTok’ta gördüğü cilde zararlı bakım önerilerini uygulayan gençlere sıkça rastlıyoruz. Bunların nedeni ne? Önlemenin yolu var mı? Uzmanlara sorduk, önerilerini aldık.

Haberin Devamı

Facebook, Twitter, Instagram, Snapchat ve son olarak da TikTok... Gençler arasında popüler olan mecralar değişiyor, ama onların sosyal medyada geçirdikleri süre hep yükselişte. Durum öyle bir hal aldı ki gençler sosyal medyadaki gelişmelerden geri kalmamak için uykularından feragat ediyor;
bir anda ‘trend’ olan makyaj, güzellik videolarını çekerken ciltlerine zarar veriyorlar. Uyku düzeninin bozulması gençlerin odaklanma sorunu yaşamalarına sebep oluyor. Art arda izlenen videolarsa dikkat bozukluğuna... Sosyal medyanın gençler üzerindeki etkisi sadece bununla da sınırlı değil. Oluşturduğu ‘mükemmel görünüm’ odaklı güzellik algısı da özellikle gençlerin kendilerini beğenmemelerine ve özgüven sorunu yaşamalarına neden oluyor. Sosyal medyanın gençler ve çocuklar üzerindeki etkilerini mercek altına aldık, gençlerle ve uzmanlarla konuştuk. Beyin gelişiminden güzellik algısına,cilt rahatsızlıklarından özgüven sorunlarına her şeyi sorduk...

Haberin Devamı

Sürekli çevrimiçi olmak beyinlerinin gelişimini nasıl etkiliyor?
‘Kısa videoları çok izlemek dikkat süresini azaltır, öğrenmeyi yavaşlatır, hafıza sorunlarına yol açar’
Dr. Sevda Sarıkaya, nöroloji uzmanı

*Sosyal medyanın aşırı kullanımının çocuk ve ergen beynine etkileri vardır. Frontal ve prefrontal bölge beynin en karmaşık fonksiyonlarını yöneten, diğer primatlardan farkımızı sağlayan ve en son gelişimi tamamlanan alanlardır. Burayı beynin freni gibi düşünebilirsiniz. Ama erken yaşlarda bu bölgeler daha gelişimini tamamlamadığı için çocuklar ve ergenler her şeyin aşırısına meyillidir. Dürtü veya davranış kontrolü tam yapılamaz. Bağımlılıklara eğilim yüksektir. Bu yüzden tehlike çocuklarımız için daha büyük.

* Beyin en fazla değişim gösteren organımız. Nöroplastisite özelliği sayesinde duruma göre kendini değiştiriliyor ve geliştiriyor. Bu değişimi iyi yönde gerçekleştirmek de bizim elimizde. Ama tersi de mümkün… Yapılan bir çalışmada nörolojik bir rahatsızlık olan Tourette sendromunun kız çocukları arasında yayılmasında TikTok etkisinden şüphelenilmiş. Ve sendrom geliştiren altı kız çocuğunun TikTok’ta viral olan Tourette sendromu taklidi yapan
fenomenleri defalarca izlediği tespit edilmiş.

*Çocukluk ve ergenlik öğrenme yeteneğinin zirve yaptığı dönemlerdir. Ama çok hızlı uyaran geçişi olan sosyal medyanın aşırı kullanımı, örneğin TikTok gibi 10-15 saniyelik videoların arka arkaya izlenmesi odaklanma ve dikkat sürelerini kısaltır; öğrenme yavaşlar, hafıza sorunları yaşanır.

* Sosyal medya çocukların zihnindeki tüketim ve haz ilişkisini de perçinler. İlgi alanınıza göre seçilen, keyif veren videoların artarda izlenmesi, bir süre sonra tatminsizliğe neden olur. Madde bağımlılığı gibi düşünün. Maksimum hazza ulaştıran bir şey var, bunu tüketip keyfin zirvesine varıyorsunuz. Ama hep
daha fazlasını istiyorsunuz ve bir yerden sonra bağımlılığa dönüşüyor.

* Bunun sonucunda elindeki telefonu dışında her şeye kayıtsız, uzun dönemli plan yapamayan, sürekli eşya kaybeden, sorumluluk alamayan çocuklarımız var. Dikkatini toplayamıyor, konsantre olamıyor, bir işi sona erdiremiyorlar. Vurdumduymazlık, umursamazlık, hiçbir şeyle mutlu olamama, sürekli haz halini devam ettirmek için her an yeni bir şey almak gerekmesi... Bunlarla sıkça karşılaşıyoruz.

* Elbette teknoloji ve benzeri gelişmeler hayatın gerçeği. Ama bunlar hayatımıza çok hızlı girdiğinden neden olabilecekleri sorunlara karşı savunmamız yok. Bu nedenle bence okul müfredatına sosyal medyanın doğru kullanımı, olası yanlış kullanımlarda doğuracağı sonuçları anlatan dersler konulmalı. Çocuğa doğru ve düzgün anlatıldığında bu sorunun büyük oranda önüne geçilebileceğini düşünüyorum.

* Önemli olan içerik ve bu içerikle geçirdiğiniz süre. Tüm sosyal medya platformlarında genel kültürünüzü ya da ilgi alanlarını besleyeceğiniz hesaplar var. Twitter’da faydalı bulduğunuz bilgilendirici hesaplar ya da güvenilir haber kanalları için bir liste oluşturabilirsiniz. Instagram’da Neuroscience News gibi görsele dayalı bilgilendirici hesaplar var. İşin içine görsel bellek de girince öğrenmeyi destekliyor. Her konuda faydalı hesaplar bulabilirsiniz.

Haberin Devamı

Sosyal medya yeni nesli nasıl etkiliyor

Makyaj trendlerini uygulamaları ciltlerini nasıl etkiler?
‘Deri hastalıklarına neden olabilir’
Doç. Dr. Nazan Yılmaz, dermatoloji uzmanı

* Gençler sosyal medyada, televizyonda veya internette gördükleri makyaj ve güzellik trendlerini uzmanlara sormadan uyguluyor. Sonra da çok fazla hasta kızarıklık, kaşıntı ve yanma hissiyle bize başvuruyor. Buna neden olan ‘kontakt dermatit’ dediğimiz temas egzamasıdır.

* TikTok’ta kırmızı rujla göz altı morluklarını kapatma, vazelini geceden yüzlerine sürme gibi uygulamalar popüler oluyor. Oysa deriye uygunsuz kozmetik kullanımı kontakt dermatit denilen temas alerjilerine, kalıcı yanık ve lekelere, kozmetik aknesi gibi deri hastalıklarına neden olabilir. Deriye temas eden her şey uygulanan bölgenin özelliklerine göre tercih edilmelidir.

Haberin Devamı

Sosyal medya yeni nesli nasıl etkiliyor

Neden telefonu ellerinden bırakamıyorlar? Ebeveynler ne yapmalı?
‘Yeterince paylaşım yapmayan kimi ergenler dışlanmış hissediyor’
Çiğdem Cordan Kudiaki, klinik psikolog

* Sosyal medya ergenler için gerçek yaşamdan daha fazla vakit geçirdikleri; sorunları görmezden gelmek, sorumlulukları ertelemek, akranlarından dışlanmamak için kullandıkları bir mecra haline geldi.

* Yapılan çalışmalar beş ergenden birinin; telefonuna bakamazsa, sosyal medyayı takip etmezse huzursuz olduğunu gösteriyor. Öyle ki sosyal medyada var olmayan ya da yeterince paylaşım yapmayan ergenler kimi zaman kendilerini dışlanmış hissediyor.

* Gündemi kaçırma endişesi olarak bilinen FOMO (fear of missing out) sürekli çevrimiçi olma ve sosyal medyayı kontrol etme isteğinin yanı sıra internet bağımlılığına da işaret ediyor.

* Diğerleriyle bağ kurmak insanların temel ihtiyaçlarından. Kurduğumuz bağların güvende olduğumuzu ve o alanın bir parçası olduğumuzu hissettirmesine ihtiyaç duyarız. Bu ihtiyaç, bağlılık-özerklik çatışmasının ön plana çıktığı ergenlik döneminde iyice artıyor.

* Çalışmalar ergenlerin sosyal medyada paylaşılanları izledikten sonra daha endişeli, sinirli olduklarını ve benlik saygılarının azaldığını
gösteriyor. FOMO sonucu yalnızlık, huzursuzluk ve endişe yaşanıyor. Bu da gece gündüz çevrimiçi olma isteğine ve uykuda geçirilen vaktin azalmasına yol açıyor.

* Uykusuz kalmanın fizyolojik ve psikolojik elbette pek çok olumsuz sonucu var. Ancak sadece buna odaklanmak gençleri anlamanın önüne geçebilir.

* Aileler çocuklarının telefonda nelerle ilgilendiklerini, takip ettikleri durumlarla ilgili his ve düşüncelerini sormuyorlar. Bu da gencin konuşmaya isteksizleşmesini sağlıyor. Kimi zaman aynı suçlamayı (sen de sürekli telefondasın vb.) ebeveynine yöneltip sonu gelmez tartışmalara yol açıyor.

* Bazı ailelerde ‘ne desek kızıyor’, ‘bir türlü laf geçiremiyoruz’ türünde yakınmalar oluyor. Fevri ve öfkeli tepkileri nedeniyle genci kendi haline bıraktıkları gözleniyor. Ailelerin ‘gerginlik çıkmasın’ diye konuyu uzatmamaya çalışması ergeni yalnızlaştırarak yeniden sosyal medya kullanımına itiyor. Böylesi durumlarda gençlerle endişelerimizi paylaşıp onu merak etmemiz kadar doğal bir şey olamadığını anlatmak yararlı olabilir.

* Çocuğumuzun takip ettiği kişileri onaylamayabiliriz veya bunları izleyerek vakit geçirmesini anlamlı bulmayabiliriz. Ancak önemli olan bunları merak etmesini sağlayan iç dünyasını, onu takip ederek anlamak. Ailelerine karşı içtenlikle kendini anlatabilen ve empatiyle karşılanan gençlerin FOMO’dan kaynaklı endişeli ve yalnızlık hallerinin daha az olduğu görülüyor. Araştırmalar aile içi çatışmaların internet bağımlılığı üzerinde en güçlü unsur olduğu ortaya koyuyor.

* Sosyal medya önüne geçilemez bir hızla yaşamımızı şekillendiriyor. Hem sosyal medyayı takip edip hem de yakınlarımızla bağlarımızı arttırarak ruh ve beden sağlığımızı korumak mümkün.

Haberle ilgili daha fazlası: