GeriHürriyet Pazar ‘Sokakta fiziki şartlarla, okulda-işte önyargılarla mücadele ediyoruz’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Sokakta fiziki şartlarla, okulda-işte önyargılarla mücadele ediyoruz’

‘Sokakta fiziki şartlarla, okulda-işte önyargılarla mücadele ediyoruz’

BM’nin ilan ettiği Engelliler Günü’nün bir amacı var: Farkındalık yaratmak. 3 Aralık öncesi engellilerle konuştuk, günlük hayatta en çok yaşadıkları sıkıntıları sorduk: “Bedensel engeli olanlara zekâ sorunu varmış gibi davranmayın, sokakları tekerlekli sandalye ve görmeyenlere uygun hale getirin, engelimizi yüzümüze vurup bizi üzmeyin...”

Engellilik doğuştan veya sonradan, bir hastalık ya da kaza sonucu olabiliyor. 3 Aralık, toplumun geniş bir kısmını ilgilendiren engellilik konusu ve engelliler için uluslararası farkındalık yaratma günü.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), AB ve Türkiye verilerine göre, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’i engelli kişilerden oluşuyor.

En büyük azınlık

Yani dünyada yaklaşık 1 milyar engelli var. Bu nedenle, dünyadaki ‘en büyük azınlık’ olarak nitelendiriliyorlar. Türkiye’deyse Ulusal Engelli Veritabanına göre engelli kişi sayısı 1.5 milyon civarında. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1992’de aldığı kararla her yılın 3 Aralık günü Dünya Engelliler Günü olarak ilan edildi. Bu özel günün amacı, toplumun her alanında engellilerin haklarının ve refahının sağlanması; onların durumuyla ilgili politik, sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamın her alanındaki farkındalığın arttırılması. Biz de 3 Aralık öncesi bu farkındalığın arttırılmasına katkı sağlamak amacıyla engelli bireylerle günlük yaşamda karşılaştıkları sorunları konuştuk.

‘DUYMUYOR MUSUN, SANA SÖYLÜYORUM!’
Şevval Budak (16), öğrenci

‘Sokakta fiziki şartlarla, okulda-işte önyargılarla mücadele ediyoruz’

Kulağımda cihaz olmadığı sürece duyamıyor ve dudak okumaya çalışıyorum. Sürekli “Duymuyor musun, sana söylüyorum” denmesinden rencide oluyorum. İnsanlar engelinizi yüzünüze vuruyor. Yaşıtlarım hep duyma cihazını soruyor. Bu sorular da beni rencide ediyor ve sosyalleşemiyorum. İşaret dili bilen sayısı az. İşitme cihazı nedeniyle sokakta adaptasyon zorluğu çekiyorum. Cihaz nedeniyle aralıksız yüksek sese maruz kalıyor ve baş ağrısı yaşıyorum. Bunun için psikolojik destek alıyorum. Devlet okulunda lise 2’ye gidiyorum. Derslerde duyacağım şekilde konuşulmadığı için adapte olamıyorum. Keşke bizim gibi gençlere etüt saatleri konulsa, derslerden geri kalmasak. Dezavantajlı gruplar hakkında farkındalık yaratmak için ilkokuldan başlayan eğitimler verilmeli.

‘NORMAL’ OLDUĞUMU KANITLAMAM EPEY ZAMANIMI ALDI
Aslı Tümer (23), öğrenci

‘Sokakta fiziki şartlarla, okulda-işte önyargılarla mücadele ediyoruz’

Koç Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar bölümü 2’nci sınıf öğrencisiyim. Türkiye’de engelli olmanın dezavantajlarına dair içerik ürettiğim bir YouTube kanalım var. Serebral palsi çoğunlukla erken doğumlarda gelişen komplikasyonlar sonucunda beynin oksijensiz kalması durumudur. Benim denge merkezim oksijensiz kaldığı için hayatımı tekerlekli sandalyede sürdürüyorum. Sağ kolumda kısmi hareketsizlik var.

Sokaklar tehlikeli

Kaldırımlar tekerlekli sandalye kullanımına uygun değil. Rampa, asansör gibi erişimimizi kolaylaştıracak unsurlar, restoran, apartman, okul gibi yaşam alanlarında yok denecek kadar az. Sokakta öncelik verilmediği için ezilme tehlikesi gibi fiziksel zorlukların yanı sıra insanların dik dik bakışlarına maruz kalmak, tuhaf sorularla karşılaşmak gibi çeşitli psikolojik zorluklar da yaşıyoruz.

Metro, metrobüs, otobüs gibi toplu taşımayı bazen kullanıyorum. Araç şoförleri çoğu zaman rampayı açmak istemiyor, vatandaşlar ben binene kadar bekleyemiyor, metro asansörleri arızalı oluyor…

Dışlandığım oldu

Okul müdürüm dahil mütemadiyen ayrımcılığa uğradığım, dışlandığım, kendimi çok kötü ve değersiz hissettirildiğim bir okul hayatım oldu. Çalıştım çabaladım ve Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birine girdim. Üniversitede bu ayrımcılığı bu kadar bariz hissetmesem de tam anlamıyla umduğumu bulamadım. Hocalarımın ve arkadaşlarımın önyargılarını kırmam ve ‘normal’ olduğumu kanıtlamam epey zamanımı aldı. Engelliliğin de en az göz, saç ve ten rengi farklılığı kadar sıradan ve basit olduğunu kavramanız, toplum içindeki varlığımızı fark edip kabul etmeniz, tekerlekli sandalyemize, değneğimize değil de bize önem vermeniz yeter de artar bile.

KORONA HEPİMİZİ EŞİTLEDİ, ARTIK HERKES ENGELLİ
Bedensel Engellilerle Dayanışma Derneği (BEDD) kurucusu ve başkanı Kemal Demirel (60)

‘Sokakta fiziki şartlarla, okulda-işte önyargılarla mücadele ediyoruz’

Hayatta 30 yıldır mücadele ediyorum. Omurilik ameliyatı sonrası felç kalan ve yürüyemeyen biri olarak, imkânsız görünenleri başarmaya çalıştım. Engellilerin eşitliği için verdiğim mücadelem halen devam ediyor. Bir 30 yıl daha mücadele etsem bundan daha başarılı olamazdım ki dünyada bir anda ortaya çıkan koronavirüs gerçeği herkesi eşitledi. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü gelinen pandemiyle gelinen noktada hepimizin günü.

Biz zaten hep evdeydik

Tüm şartlar değişti; hiçbirimiz sokağa çıkamıyoruz. Zaten mimari, yaşam koşulları ve sokak engelliye göre değildi. Biz engelliler zaten bu sebeplerle sokağa çıkamıyor ve hep evde yaşıyorduk. Engelsiz hayat sürenler, şimdi bizi umarım daha iyi anlayacaklar...

GÖRME ENGELLİLERİ BEBEKLİKTEN EĞİTİMLERİNİN SONUNA KADAR DESTEKLİYORUZ
Microsoft Seeing AI Türkiye proje lideri ve Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği Başkan Yardımcısı Duygu Kayaman (31)

‘Sokakta fiziki şartlarla, okulda-işte önyargılarla mücadele ediyoruz’

Birçok sokak maalesef biz görmeyenler için erişilebilir değil, olsa bile bir arabanın yanlış park etmesi, kafelerin masaları gibi engeller çıkabiliyor karşımıza... Çizgiler hayatımızı kolaylaştırıyor ancak çizgilerin de bir direkle veya ağaçla sona ermesi bize yine engel olabiliyor. Genellikle tek başıma dışarı çıkmıyorum. Çıkarsam da danışmanlığını yaptığım, akıllı baston wewalk’ı kullanıyorum. Engelleri titreşimle bana bildiriyor, navigasyonuyla hangi ulaşım araçları nereye gidiyor gibi bilgileri veriyor. Seeing AI uygulamasıyla da çevremdeki tabelaları okutabiliyorum. Microsoft Türkiye erişilebilirlik ekibi, engellilerin hayatını teknoloji ve yapay zekâ projeleriyle dönüştürmek için birçok çalışma yapıyor. Ayrıca engelli istihdamı konusunda da örnek şirketlerden biri. Ben çalışmaya başladıktan sonra bütün ofise sarı çizgiler kondu, asansörlere sesli sistemler eklendi, toplantı odalarının kapılarına kabartma etiketler yapıştırıldı. Böyle güzel örnekler varken maalesef hâlâ bazı firmalar ‘nasıl yapsam da engelli çalıştırmasam’ düşüncesinde.

Görev herkesin

Farkındalık yaratabilmek için herkese görev düşüyor. Pes etmeden önyargıları kırmamız ve daha çok farkındalık çalışması yapmamız gerek. Türkiye’de tek görme engelli çocuk derneği olan Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği, bu çocukları bebeklikten eğitimlerinin sonuna kadar destekliyor. Şu anda bu çocukların internet üzerinden eğitime uyumu için projeler geliştirmeye çalışıyoruz. 

SÜREKLİ KENDİMİ İSPAT SORUNUYLA MÜCADELE ETTİM
Yüksel Gök (43), bankacı - gezgin

‘Sokakta fiziki şartlarla, okulda-işte önyargılarla mücadele ediyoruz’

Sokakta basamak ve kaldırımlar yüksek; ayrıca toplu taşıma araçlarına inip binmek konusunda da zorlanıyorum. Ama en önemlisi insanların tavırlarıyla ilgili zorluklar. Engellilerin kullanması gereken asansörler, yollar, toplu taşıma araçlarından inip binerken önceliğimiz bizden daha engelliler (!) tarafından elimizden alınıyor! Okul hayatımda binaların fiziki koşulları, iş hayatındaysa sürekli kendini ispat sorunuyla mücadele ettim. “Ben akli dengesi bozuk bir insan değilim, sadece çocuk felci geçirdiğim için fiziksel bir kısıtlamam var. Eğitimime uygun, yapabileceğim işleri verin” demek zorunda kaldım. Ama bunu da özgüvenim ve çabalarımla geride bıraktım.

3 kıta, 24 ülke gezdim

Çocukluğum İstanbul’un en turistik semtinde geçti. Turistlerle erken yaşlarda tanıştım. O zaman kafama takılan tek konu vardı, tekerlekli sandalye ve daha sonra kullanmak zorunda olduğum değneklerle nasıl gezebilecektim! 14 ameliyatla bunlardan kurtulup aksayarak da olsa yürümeye başladım. 3 kıta, 24 ülke, 72 şehir gezdim. Engellilerle ilgili farkındalığı arttırmak için aklıma gelen tek kelime; eğitim.

 

False