‘Sevmeden sevişmeye karşıyım’

Güncelleme Tarihi:

‘Sevmeden sevişmeye karşıyım’
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 13, 2025 07:00

O, müzikte zamansızlığı yakaladı. Hep gündemde, hep popüler kaldı. Tarzıyla, tavrıyla hep kendi gibi oldu. “Başkalarının bana biçmek istediği elbiseleri asla giymedim” diyor. Nükhet Duru şimdi yeni şarkısı ‘Aklım Seferde’yle karşımızda. Onunla müziği, kalıcı olmanın sırlarını ve hayatı konuştuk: “Ağlamak yerine hep gülmeyi tercih ettim.”

Haberin Devamı

Nükhet Duru, Türk pop müziğinin en önemli isimlerinden ama bunun egosuyla yaşamıyor, etrafına neşe ve enerji saçıyor. Üzerinde bronz tenini daha da ön plana çıkaran sarı, pırıl pırıl bir pantolon ve gömlek var. Son görüşmemizin üzerinden yaklaşık 5 ay geçti, bir hayli kilo da vermiş. Ona hayran hayran bakarken soru sormak bazen zor olsa da başlıyoruz muhabbete...

Muhteşem bir Mabel Matiz şarkısı ‘Aklım Seferde’ ile geldiniz. Mabel’le yollarınız nasıl kesişti?

Mabel’le yollarımız o daha Mabel olmadan kesişmişti. Sonra da çok emek verdi, çalıştı, kendini inşa etti. ‘Hikayesi Var’ albümümde de bir şarkıda düet yaptık, daha da yakınlaştık. Çok nazik, stüdyoya sevgilisine geliyor gibi bembeyaz çiçeklerle gelirdi. Çok mutlu olurdum. Sonra ara ara konuşup görüştük. Bir gün “Herkese şarkı yaptın, bir bana yapmadın” dedim, “Cesaret edemedim” dedi. “Et et, sen bana da bir şarkı yap” dedim. Önce bir şarkı yolladı, güzeldi ama beş gün sonra aradı ve “Sen ona dokunma, ben seni hayal ederek bambaşka bir şey çıkardım, onu gönderiyorum” dedi. Acaba ne geliyor diye panikledim, biraz erotik bir şarkı çıktı, bazı cümleleri nasıl söylerim diye düşünürken Mabel “Söylersin şekerim” dedi. Dinledikçe de alıştım.

Haberin Devamı

Nasıl erotik sözler?

Şarkıda mesela “Soyunup yatmadan ateşim geçer mi” diyor.

Sizin şöyle soyunup yattığınız oldu mu?

İnşallah, Allah söyletti (gülüyor).

Şarkınız hem sizin tarzınıza yakın hem de yeni bir sound var. Kilo da vermişsiniz. Menajer değiştirmişsiniz. Yeni bir Nükhet mi geliyor?

İnsanlar bana uzun süredir, ‘yıllara meydan okuyan’ falan diyor. Buna çok gülüyorum. Dünyadaki hiçbir canlı yıllara meydan okuyamaz. Ama kendini geliştirir, zamana ayak uydurmayı başarır. Sürekli yeninin peşinden koşarsan yaş alsan bile taze kalır ve varlık gösterirsin. Ben de sürekli değişimden, denemekten korkmadım.

‘Sevmeden sevişmeye karşıyım’

Siz hep popülersiniz. Zamansız kalmanın sırrı da bu anlattıklarınız olsa gerek...

Haberin Devamı

Kısa sürede yok olanlar ya da yeterli etkiyi yaratamayanlar kendilerine yatırım yapmayanlar oluyor. Vuslatı, başarıyı, parayı acele istiyorlar ama o tür bir başarı sadece bir sene sürer. Ben yıllarca eve ancak cebimde harçlık kalacak kadar parayla dönmüştüm.

Neden?

Mesela bana gösterdikleri ses tesisatını, oradan çıkan sesi beğenmiyordum, taksitle de
olsa kendi tesisatımı alıp kurdum. O zamanlar gazinolarda daimi orkestralar olurdu, şarkıcı kim olursa orkestra onun şarkılarının notalarını alır, provasını yapar çalarlardı. Ama eşlik etmek, o şarkıcıyı bilmek başka bir şey. Ben kendime bir orkestra kurdum.

E gelen paralar hep gitti...

Tabii ama sahnede sürekli pırıltı görünüyordu... Ben yine de çok mutluydum. Çünkü meslek olarak bundan başka hiçbir şey beni bu kadar mutlu edemezdi.

Haberin Devamı

Kendi tavrınızı, tarzınızı korumak kolay mıydı?

Hakancığım ben otonomiye inanıyorum.

Ne demek?

Başkalarının tanımlamalarından etkilenilmeyen bir sistem. Ben başkalarının bana biçmek istediği elbiseleri asla giymedim. Bazen giymek zorunda kaldım ama çok hızlı geri döndüm. İnsan kendine inanırsa, benim gibi inatçı olursa, vazgeçmezse ve çok çalışırsa bunu sağlıyor. Tabii bunu oluştururken nelere mal oldu dersen, bol bol kalp kırıklığı... Aslında hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değil. İnsanlar bilmeden çok rahat eleştirir. “Niye öyle yaptın”, “Bunu niye böyle ettin”... Bir Allah’ın kulu da önce bir hatırını sorarak başlamaz, empati denen şeyi unuttuk. Sonra da neden öyle bir karar verdiğini düşünmeden direkt “Olmamış” derler. Ben hep “Size göre öyle olabilir ama ben çok beğendim” diye müthiş şımarık bir biçimde bunu savundum.

Haberin Devamı

‘Küçücük bir kızsın, mafyanın tam göbeğinde sahneye çıkıyorsun’

Şen kahkahanız hafızalara kazındı. Peki o kahkahalar bir şeyleri kapatmak
için miydi? Altında bir hüzün var mıydı?

İnsan çok gülünce gözünden yaş gelir ya, demek ki haddini aşan bazı yüksek duygular eşdeğer sayılabiliyor, ben ağlamak yerine hep gülmeyi tercih ettim. Gülmenin de ağlamanın da sağlığa faydası var. Deşarj olamadığınız, içinizde biriktirdiğiniz zaman çok sık rastladığımız hastalıklar geliyor. Bütün mesele insanın içindekileri, biriktirmeden gülerek, ağlayarak ya da konuşarak dışarı yansıtabilmesi. Ben kahkahayı seçtim.

Hayatın en büyük travması neydi sizin için?

Herkesin travmalarından çok farklı değil. Çok erken yaşta sahneye çıktım. Öyle dönemler geçirdim ki her biri ayrı travmaydı. Küçücük bir kızsın, mafyanın tam göbeğinde sahneye çıkıyorsun. Bunun girişi nereden, çıkışı nereden... Başına ne gelir? Seni kim koruyacak? Bu ürkmeler vardı. Ama bir güç hep koruyordu.

Haberin Devamı

Peki, çok erken yaşta çıktığınız sahnelerde fiziksel ya da psikolojik taciz yaşadınız mı?

Her şeyin ucundan döndüm, dediğim gibi bir şey koruyordu beni. Pratik zekâ geliştirmiştim, işime gelmediği zaman o ortamdan buharlaşıyordum. Annem ve anneannem doğal filozof gibiydiler. “Evladım çok dolaşma, ayağınla eve süprüntü gelir” derlerdi. Bizim meslekte yaşam biçimi de çok önemli. İşin bittiği an gezmek diye bir konu yoktur, anında evimde olurdum. Hep sade yaşadım. Hiç sigara, içki içmedim. Bir de o zamanlar dünya da başkaydı. ‘Eskiler şöyleydi böyleydi’ demeyi sevmem ama insanlar birbirini daha çok severdi. Şimdi sevmiyoruz, sevmeyi öğrenmek de istemiyoruz. Herkes bir an önce işini halletmek istiyor. Her şey gelip geçiyor, tek perde. Şarkı, aşk, müzik, film... Mesela ben durmadan Kore dizisi izliyorum. Çünkü bir tek orada var o eski sevdiğimiz aşklar.

‘Evde ev işlerine düşkün bir Nükhet var. Turşu da kurarım yoğurt da yaparım’

Evdeki ve sahnedeki Nükhet Duru’yu birbirinden nasıl ayırdınız, yoksa ikisi de aslında birbirine mi benziyor?

Sahnedeki ve evdeki Nükhet keskin hatlarla birbirinden ayrı. Evde tamamen sade, ev işine çok düşkün bir kadın var.

Aa ben sizin evin kapısını çalsam, saten gecelik ve tüylü terliklerle sizi yakalarım diye düşünüyordum...

Yok, biliyorum beni Firdevs Yöreoğlu
gibi hayal ediyorsun ama öyle değil. Her sabah bambaşka projelerle kalkıyorum.
Mesela bir gün yemek yapmak için kalkıyorum, turşu da kurarım yoğurt da yaparım. Ertesi gün ev işleriyle ilgili bir şey planlıyorum, bir ertesi gün artık resim yapayım diyorum, beni takip etmek biraz zor. Ama tabii bunları yaparken saçlarım bakımlıdır, hafif makyajım vardır, özensiz, süfli, bakımsız halim yok. Ama sahneye çıkarken parıltılı olma vakti geliyor, o ortaya çıkıyor.

Süper kahraman filmleri gibi...

Tabii, ben ayakkabı giydiğimde değişiyorum. Nükhet’ken topuklu ayakkabılarımı giydiğimde Nükhet Duru geliyor.

‘Ben dünyaya canlı-cansız her şeyi sevmeye gelmişim”

◊ Son görüşmemiz üzerinden 5 ay geçti, çok kilo vermişsiniz, spor mu diyet mi yaptınız?

Sevgili Dilara Koçak’la oturduk bir karar verdik. Ben diyet yapmayı, yasaklanmayı sevmiyorum. Olgun yaşta insanların şok diyetler yapması da sağlık için çok kötü. Haftada 300-400 gram vererek bunu 7-8 aya yaydık. Beslenme sistemimi değiştirdik. Filizlendirilmiş tahıllar, protein aldım. Sebzeleri hiç kavurmadan kendi suyunda pişirip zeytinyağlı çiğ olarak yedim. Bunlar benim hem cildime iyi geldi hem gereksiz fazlalıkların atılmasına yaradı. Tabii bu arada pilates ve yürüyüş yapıyorum, aşırı hareketli olmanın da faydasını gördüm.

◊ Kalbiniz boş mu?

Benim kalbim boş olamaz, çeşitli sebeplerle dolar.

◊ Lütfen siz de doğaya âşığım falan demeyin...

Yok canım, öyle bir şey demiyorum, hayali olabilir diyelim, ben belki âşığımdır da onun haberi yoktur.

◊ Koskoca Nükhet Duru da platonik âşık olur mu?

Hem de nasıl!

◊ Siz istediğinizi alırmışsınız gibi duruyor oysa...

Evet de, Nükhet’in bir tarafı çok utangaç biliyor musun, dile getirip anlatsam alacağım belki de ama konuyu dile getiremiyorum.

◊ Size hiç kimse hayır diyemez gibi. Bugüne kadar kalp kırıklığı yaşadığınız oldu mu?

Yok öyle demeyelim de ben sevmeden sevişmeye karşıyım. Sevmeden sevişmeler yaşanıyor, kimse birbirini tanımadan hoppa yatıyorlar, o güzel değil. Görüyorum, duyuyorum, devamı gelir mi diye takip ediyorum, “Aa bitti” diyorlar. Ben öylesini sevmem, bir bütünü seviyorum, nasıl ki şarkı söylerken onun hikâyesini oynuyorum; aşk, ilişki dendiğinde de dört başı mamur isterim. Öylesi olmazsa da kendi kendime mutlu mesut yaşarım.

◊ Konuşurken bile, omuzlarınızın, ellerinizin hareketleri, o kadar cilvelisiniz ki, hep böyle miydi?

Şekerim ben dünyaya canlı-cansız her şeyi sevmeye gelmişim. Gerçekten tutamıyorum kendimi, siz buna cilve diyorsunuz. Ben seni seviyorum ya, aslında biraz da o yüzden böyle konuşuyorum.

◊ Ben de size bayılıyorum...

Sevmediğim biri olsan biraz rollerine girebilirim. Kendimi rahat hissettiğim zaman o sevecenliğim de dışarı çıkıyor. Bunun yanlış anlaşıldığı zamanlar da oldu. “Ben öyle demek istememiştim” desem de “Nasıl canım her yerin ayrı oynuyordu” diyorlardı.

‘Bu yaşta bile çamaşır bu kadar konuşuluyorsa daha ne isterim’

Nilgün Belgün ve Saba Tümer’le ‘Kaynat Bakalım’ şovunuz devam ediyor...

İnsan bir şeyi doğru yaptığını görünce zaman içinde çok seviniyor. Bu projeyi bize BKM’den Necati Akpınar teklif etti ama olur mu, olmaz mı diye üstüne bayağı düşündük. Öyle mi oynasak, bunu mu yazsak derken tam olarak hayatımız olmasa da, o hikâyelere tatlı elbiseler giydirip onları küçük anekdotlarla paylaştık, insanlara biraz dertlerini unutturduk. Bu yüzden çok mutluyum. İkisini de çok seviyorum, çok matrak kadınlar.

‘Kaynat Bakalım’ da dans ederken iç çamaşırınız göründü. Sosyal medyada olay oldu...

Çok sevindim, bu yaşta bile bir çamaşır bu kadar konuşuluyorsa daha ne isterim! Üstelik çamaşır da değildi çorabı ters giymişim. Çorabın pamuklu yeri olur ya, o dışarıda kalıvermiş. 

O zaman danslarınıza gelelim...

Benim danslarım şu anda yapılan danslardan hep ayrıydı, hâlâ öyle.

Bunun adı ‘Nükhet dansı’ mı?

Konuşmadığım zaman bedenimle anlatmak istediklerimi söylüyorum. Hayatın ritmine nasıl ayak uydurduğumu gösteriyorum. O günkü ruh halimin yansıması oluyor, bazı gün çok daha öfkeli ve sert de dans edebiliyorum.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!