Güncelleme Tarihi:

Sokak sanatının en güzel tarafı sanatın galeri duvarlarının ötesine geçip doğrudan insanlara ulaşması. Zor koşullara rağmen gri kentleri renklendiren birçok sokak sanatçısı var. Onlardan biri de 35 yaşındaki, Devak mahlasıyla bilinen Aybars Yücel. Ankara’da hem sanatını sürdürüp hem de barınamadığını fark eden Yücel “Belki köyde ikisini bir arada yapabilirim” diyerek Çanakkale’nin Gelibolu ilçesine bağlı Kavak Köyü’ne yerleşti. Şimdi köyün duvarlarını renklendiriyor, çocuklarla resim yapıyor...
◊ Köye yerleşmek fikri nereden çıktı?
Uzun zamandır köylerde duvar resmi yapmak istiyordum. Şehirlerde çalışırken insanlarla sohbetlerin giderek daha politikleştiğini fark ettim. Bu yüzden kendime ‘Aynı işi köyde yapsam insanların yaklaşımı değişir mi’ sorusunu sordum. Hem sosyolojik bir merak hem de sanata erişimin daha sınırlı olduğu yerlerde nasıl bir karşılık bulacağını görmek istedim. Ayrıca sanatın şehirlerde zaten daha ulaşılabilir olduğunu, asıl ihtiyacın köylerde olduğunu düşündüm. Pandemiden yaklaşık bir yıl sonra Türkiye’nin çeşitli köylerini gezip duvarlar boyamaya başladım.
◊ Kavak Köyü’nden önce kaç köye gittin?
30 kadar köy okulu boyadım. Toplam 50-60 köyde resmim var.
◊ Bu köy neden ilgini çekti?
Köydeki lavanta fabrikasına duvar resmi yapmak için davet edildim. Fabrikanın sahibi Serkan (Köse) Bey’le tanışınca köyde yaşama isteğimi dile getirdim. Bir sanat köyü oluşturma hayalimden bahsettim. Ardından köyde küçük, sıcak bir ev kiraladım ve yerleştim. O günden bu yana köydeki binaları boyuyorum.
◊ “Sosyolojik olarak merak ediyordum” dedin. İnsanlardan ne gibi tepkiler geldi?
Şehirde duvar boyarken insanların ilk sorduğu soru genellikle “İznin var mı” olur. Köydeyse yaklaşım tamamen farklı. Gitmeden önce muhtarı arayıp niyetimi anlatıyorum, izin alınca da kimse bunun peşine düşmüyor. Köylüler daha çok “Ne çiziyorsun, neden yapıyorsun, boyayı kim alıyor” gibi sorular soruyor. Ama daha çok ilgilendikleri konu, bu resmin ne anlam ifade ettiği oluyor. Ben de soruları onlara geri yöneltip ne gördüklerini, çizimi nasıl yorumladıklarını anlamaya çalışıyorum. Çoğu zaman resimleri kendi hayatlarıyla bağdaştırıyorlar. Bazen de oldukça eğlenceli yorumlar çıkıyor. Örneğin bir aslan çiziyorsam bile “Bu köpek mi” diye soran oluyor. Herkes kendi zihnindeki imgeler üzerinden okuma yapıyor.
◊ Duvarları nasıl seçiyorsun?
Açıkçası kim izin verirse oraya yapıyorum (gülüyor). Köydeki evlerin dış cephelerini boyamayı tercih ediyorum. Çünkü sanatın herkes tarafından görülebilir ve ulaşılabilir olması gerektiğine inanıyorum. İç cephe isteyenler de oluyor ama dışarıda yaptığımda hem ev sahibine hem de oradan geçen herkese hitap ediyor.
‘Çocuklar daha özgür düşünüyor’
◊ Çizeceğin resimler konusunda istekler gelmiyor mu?
Köylülerden zaman zaman özel istekler geliyor. Genellikle kaybettikleri bir aile üyesinin ya da sevdikleri birinin fotoğrafını gösterip “Bunu çizer misin” diyorlar. Özellikle çocukları resme dahil etmeyi seviyorum. Yetişkinlere kıyasla daha özgür düşünüyorlar ve hayal güçleri resme doğrudan yansıyor. Örneğin İzmir’de bir köyde baykuş çizmeye başlamıştım, birkaç çocuk etrafıma toplandı. “Bu baykuş nereye gidiyor? Sırtında bir çocuk olsa” diye sorular sordular. Sonunda baykuşun sırtına bir çocuk figürü ekledik.
◊ Köyde başka etkinlikler de yapıyor musun?
Yaz boyunca her hafta sonu çocuklara iki-üç saat resim dersleri verdim. Çocuklar okul telaşına döndüğü için ara verdik ama tatillerde yeniden ders yapıyorum. Asıl hayalimse köyde küçük bir atölye kurmak. Oraya sadece çocukların değil, köydeki teyzelerin, amcaların da gelip birlikte üretmesi… Bir de köyde bir sergi açmak istiyorum, özellikle köy kahvesinde. Çünkü herkesin en rahat gidebildiği yer orası. Bir köy kahvesi neden bir köyün galerisi olmasın? En büyük hedefim, önümüzdeki nisan-mayıs aylarında Kavak Köyü’nde küçük bir festival düzenleyip farklı sanatçıları köye davet etmek. Uzun vadede hayalim, köyü bir sanat merkezine dönüştürmek.





