Randevu maratonu

Güncelleme Tarihi:

Randevu maratonu
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 04, 2025 07:00

Hastane yolunda kaldırım yok denecek kadar az. Gören bir insanla birlikte yürüyor olmama rağmen zorlandım. Hastaneyi bulduktan sonra randevu almaksa ondan da zorlu oldu.

Haberin Devamı

At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır. Bugünün çıktısı bu oldu. “Her şey bitti, atasözleri mi kaldı” diyebilirsiniz ama gerçekten böyle bir durum yaşandı. Kendimce hep olanı biteni yazıyorum. Acaba bir hikâye kurgulasam, kendim kahramanlar yaratsam mı diye de düşünüyorum.  Paylaşmasam da deniyorum. Çoğu zaman kafamda yaratıyor, yazıyorum. Tam bunları düşünürken “Baba” dedi bir ses. “Efendim kızım” dedim kafamdaki karakterden kurtulup.

Cerrahpaşa’ya gidiyoruz kızımla. Ama Cerrahpaşa’daki Cerrahpaşa’ya. Tramvaydan inince bir sahil kokusu geldi. “Şu işi bitirelim, biraz da sahil havası alırız” dedim kızıma. Fakat nerede bizde o şans! Cerrahpaşa’da bir randevu almamız gerekiyor kızım için. Öncesinde annem dedi ki: “Oğlum, orası inşaat. Tek gitme, zor olur.” Büyük kızımı da aldım, hem baba-kız biraz vakit geçiririz hem de şu işi hallederiz dedim. “Evet, iyi olur baba” dedi kızım ama ne mümkün...

Haberin Devamı

Tramvay istasyonundan hastaneye ulaşmak için kaldırım yok denecek kadar az. Yanımda gören insanla birlikte bile zorlanıyoruz. Yine yürüdük ine çıka... Kâh yoldan kâh kaldırımdan bir şekilde ulaştık. “İyi ki birlikte geldik” dedi kızım. Açtık binanın kapısını, elimizdeki yazıyı gösterdik, sonu lojiyle biten bir kelime söylediler: “Orada İsmail Bey var. O verecek randevuyu.” Yani bir muayene söz konusu değil. Sadece randevu almamız gerekiyor. “Neden internetten alınmadı” diyebilirsiniz ama bazı randevular gidip muhatabından alınıyor. Denilen yere gittik ama “Falan lojiye taşındılar, İsmail Bey orada” dediler. “Tamam” diyerek hastanenin öbür ucuna koşturduk. Orayı bulduk, “İsmail Bey’i arıyoruz” dedik. Öyle bir İsmail ki hastanede çalışan herkes biliyor, fakat bir türlü bulamıyoruz. Oradan da
“Başka bir lojinin altına taşındı” dediler. Hastane yeniden yapıldığı için normal bu karışıklık diye düşünüp iyi niyetle üçüncü defa sonu lojiyle biten bölümü bulduk. Yine olmadı. En son dedim ki: “Bu İsmail’in bir telefonu yok mu? Bir arasanız...” Sorduğumuz kişi aradı ama cevap vermedi. Bizi başka bir lojiye yönlendirdi. Tekrar hastanenin öbür ucuna koşturduk. Biraz da sinirlendik.

Haberin Devamı

Sonuç olarak tam iki saat dolaştık ve bulamadık İsmail Bey’i. Öğle paydosu oldu, arama işini bitiremedik. Öğleden sonra tekrar aramaya devam... Bu arada evden arıyorlar, “Bulamadık” deyince kimse inanmıyor. Evden akıl veriliyor ama buradaki durum çok farklı. Tam bir kaos.

Öğleden sonraki çalışmamız sonucunda bulduk hastane santralının yanına taşınan kısmı! Kapı kapalı, bir dakika var öğle tatilinin bitmesine. Kapıyı ittik, kilitli. “Kızım, içerisi görünüyor mu bak” dedim. “Baba birileri görünüyor” dedi ve birinin ona bir dakika işareti yaptığını söyledi.   “Peki” dedik, bir dakika daha bekleyelim. Kapı açıldı, gerekli evrakı gösterip meramımızı anlattık. İlginç bir sakinlikle dinledi bizi. Üç saatlik bir kovalamacanın sonunda inanılmaz bir sakinlik içerisindeydik ve randevuyu aldık. Şaşkınlıktan bir dakikaya yakın sessizlik oldu. Üç saat kovaladık ve bir dakikadan az sürede işimiz bitti. Küçük çaplı şoktayım resmen. Bir kuyruk, bir sıra, hiçbir şey yok. Hatta bizden başka kimse yok. “Aldık mı randevuyu” diye sordum sekretere. “Evet” dedi. “Harika” dedim.

Haberin Devamı

“İsmail Bey nerede peki? Herkes adını veriyor hastanede ama bir türlü göremedik. Merak ettim doğrusu” dedim. Adam derin nefes aldı ve “İsmail Bey sizlere ömür” dedi. Sinirim bozuldu. Kekeleyerek şaşkınlıktan mı, şoktan mı bilmiyorum teşekkür ettim ve çıktık.

“Baba biz üç saattir ölü bir insanı aramışız” dedi kızım. “At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır derler” dedim. Gören bir insanla basit bir randevuyu üç saatte zor aldık. Tek gitseydim de çok bir şey değişmezdi gibi. Görüyorken bu kadar zorlanıyorsanız ‘Neden bu kadar zorlanıyoruz’ diye niçin sormuyor kimse kendine? İşini bir şekilde bitirince ‘neyse hallettik’ deyip geride bıraktığı eziyeti bir sonraki sefere kadar unutuyor mu? Unutmaya mı eziyete mi alıştık acaba? Kendi aramızda şikâyet edip, ilgilisine hiç duyurmadan sineye çekip eve mi kapanıyoruz? Bence böyle oluyor.

Haberin Devamı

Geleyim hikâye oluşturma çabama... Kurgu yapmama hiç gerek yok galiba. Zaten hikâye var. Ben içindeyim, yeni karakter oluşmasına lüzum kalmıyor.

İyi pazarlar diliyorum. Umarım Cerrahpaşa’nın inşaatı biter ve şifa bulmak bu kadar zor olmaz. Ne ihtiyacımız olsun ne de Cerrahpaşa hayatımızdan eksik olsun.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!